Sevgili arkadaşlar, Buhari ve Müslim'de rivayet edilen hadislerde, (bu insanlar hadis alma konusunda ne kadar hassas davrandığını bilmek isteyen varsa özelden mesaj atsın) Peygamber Efendimiz (a.s.m.) dövme yapmayı ve yaptırmayı yasaklamış, bunları yaptıranın İlahi rahmete liyakatini kaybettiklerini bildirmiştir.
Bilmeden dövmeyi yaptıran insan nasıl hareket edecektir? Bundaki hüküm, dövmeyi yaparken kullanılan maddeye göre değişir. Şayet bu maddeler dinen necis sayılanların arasında bulunuyorsa, dövme de o hükme girer. Şayet temizse, o da temizdir. Bunda yapılacak şey, şayet ufak bir müdahale veya ameliyatla hallediliyorsa gidermeye çalışmaktır. Şayet giderilemiyor, buna da imkan bulunamıyorsa, o şekilde bırakılır. Çünkü Cenab-ı Hak kuluna kaldıramayacağı yükü yüklemez, onun üstesinden gelemeyeceği, yapamayacağı şeyleri istemez.
Abdeste ve gusle mani olup olmadığına gelince; bir defa dövme derinin altındadır. Yani dış derinin altında yer alıyor. Abdest ve gusulde ise derinin altını değil, üstünü yıkamak farzdır. dövme de derinin altında kaldığına göre, onun bedenin herhangi bir yerinde bulunması abdeste ve gusle mani olmaz. Üzerinin yıkanmasıyla abdest ve gusül sahih olur.
Bilmeden böyle bir günahı işlemiş olan kimse de Allah'tan mağfiret diler, tövbe istiğfar eder. Ve inşallah da kabul edilir.
İşin gerçeği budur.
Ayrıca önceki yazıda verilen ifade de yanlış anlaşılmasın. Mesela denmiş ki:
Siz gönlünüze bakınız, Allah ile kul arasında aracı yokyur. Peygamber'imiz " Önce kendi vicdanınıza danışınız" buyurmuştur.
1) Allah ve kul arasında herzaman aracı vardır. Dua allah'a yönemek için bir araçtır. Namaz araçtır. Peygamber efendimizin hayatını kendi hayatımıza tatbik etmek Allah'a yaklaşmak için bir araçtır. Peygamber efendimiz Allah'a en yakın kul olmasına rağmen o bile vahyi Cebrail a.s. aracılığı ile almıştır.
Böyle bir hadise rastlamadım fakat varsa da "Bana para vs. verin sizin yerinize dua edeyim diyen bir anlayış kastedilmiştir.
Allah'a yaklaşabilme adına Peygamberler'e uymanın önemine ait yüzlerce ayet örnek verebilirim.
2) Burda önemle vurgulamak gerekir ki " 'sadece' kendi vicdanınıza danışın" denilmiyor. İnsan önce kendi vicdanına danışacak, vicdanen rahatsızlık duyacağı bir şeyden sakınacaktır. Böylece adam öldürmenin, yetim malı yemenin, hırsızlık yapmanın günah olduğunu, soru sormaya ihtiyaç duymadan kabul edecektir.
Fakat bazı şeyler vardır ki, bunların yasak ve günah olduğunu anlayabilmek için insanın vicdanı ve bilgisi yetmeyebilir. dövme yaptırmak, erkekler için ipek giymek ve altın takmak, domuz eti yemek, eşek eti yemek vs. gibi.
Bunun dışında insanın vicdanına yanlış geldiği halde yetkili bir ağızdan bir uyarı almadan vazgeçmediği haramlar da vardır.
Mesela sigara içmek de böyledir.
a) İnsanın sağlık nimetine, emanet vücuduna karşı bir nankörlüğü,
b) İsraf dinimizde haramdır. Dinimizde deniz kenarında abdest alırken bile suyu fazla kullanmak haramdır.
c) Verilen para 3 kuruş dahi olsa çoluk çocuğun rızkını veya fakirlerin hakkı olan sadaka ve zekatı azaltmaktadır.
d) İntihar etmek haramdır. Sigara içmek de yavaş yavaş intihar etmektir. tiryakilerin büyük bir kısmının ölümü sigaraya bağlı hastalıklardan olmaktadır.
e) İçmeyen insanların temiz hava alma hakkı ihlal edilmektedir. Çoluk çocuğumuzun, fukaranın yanında bu insanların hakkı da üzerimize geçmektedir.
f) Bu insanların bir kısmı hasta olduklarında devlet tarafından tedavi edilmekte, bunların tedavi masraflarının bir kısmı da sigara içmeyen günahsız vatandaşların vergileriyle yapılmaktadır ki masrafı en fazla olan tedavi kanserdir.
g) Sigara yüzünden kanser olan bir hasta hastanede yer işgal ederken belki sigara içmeyen bir kanser hastası yer bulamadığından tedavi edilememekte ve ölüme terkedilmektedir.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ve çok kolaydır. Eğer insana vicdanı yetseydi dünyada sigara içen insan kalmazdı. Çünkü insan bahanelerle vicdanını rahatlatabilir.
Eski alimlerin sigaraya haram yerine mekruh hükmü vermelerinin nedeni zararlarının bu kadar bilinmeyişindendir. günümüzde ilerleyen tıp sayesinde tüm ailimler sigaraya haram hükmünü vermektedirler. Kaldı ki mekruh olması bile içmemek için yeterlidir çünkü mekruh demek "Allah'ın hoşuna gitmeyen şey" demektir. Kişi mekruh olan bir şeyi terketme gayretinde olmalıdır. Allah'ın hoşlanmadığı birşeye bile bile devam etmek, "haram değil, mekruh o yüzden yapıyorum, yaparım" demek vicdanınızı ne kadar rahatlatıyorsa rahmetten uzak olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.
Lütfen internetteki bilgi kirliliğinin farkında olalım.
Hani bir olay vardır. Papa Amerika'yı ziyarete gitmiş. Uçaktan iner inmaz gazeteciler 1Amerikada'ki genelevler hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sormuşlar. Papa da Amerika'da genel ev var mı diye soruvermiş.
Ertesi sabah gazenin manşeti : "Papa Amerika'ya iner inmez genelevi sordu"
Buna benzer taraflı, müşteri çekmek amacıyla oradan buradan alınmış yazıları delil ispat diye koymadan araştıralım. Güvenilir bir kaynak gösterelim. :rendeer: