- Katılım
- 10 Mar 2025
- Mesajlar
- 22
- Motosikleti
- Clx700 heritage
bu konu öncesinde farklı bir başlık altında tartışmışsınız konu sahibiyle öyle anladım fakat detaylı incelemedim
o yüzden sadece bu konuya yazdıklarınıza ithafen yazacağım
konuyu direkt olarak, iğneleyici yorumlarınızla dini hükümlere ve önyargılarınıza, dini olarak bütünü müslümanlardan daha iyi bildiğinize falan bağlamışsınız.
Genel eğilim olarak, dindar biri fikir beyan ettiğinde çok kolay etiketleniyor. Herkes değil elbette ama bu çokça yaşanıyor.
ağzımızdan ne çıksa "Atatürk Düşmanı" "Gerici" "Cahil" gibi saygısızlığa ve değerlere hakaretlere giden laflar karşımıza çıkıyor.
öyle olmadığımı belirtmek istiyorum. sadece bu sebeple bile emin olun "dini iyi bilen"-bu ne demekse artık- kişilerle karşılaşmayabiliyorsunuz.
yazmıyor kimse gerek duymuyor önyargıyla uğraşmaya.
-1925 yılında çıkan kanun ve 1934 yılında çıkan kanun aynı kanun değildir. kapsamı genişletilmiş falan da değildir. iki ayrı kanundur.
sadece aynı modernleşme batılılaşma hareketlerinin çok benzer parçalarıdır. 1934 sonrası 1925 kanunu kadük olmuştur.
1925 yılında çıkan kanun SADECE devlet memurlarını,kamu görevlilerini milletvekillerini kapsıyordu.
ayrıca çıkan bazı isyanlar kanuna aykırı bir şekilde halka yapılan baskılardan(kanunda yeri olmamasına rağmen) dolayı çıktı.(rize ayaklanması mesela-Nutuk'ta da geçiyor)
ayrıca takke falan serbest. camide evde sokakta giyen binlerce kişi var.
buna muhalefet ederseniz
devlet memurlarının tümünün şapka takma zorunluluğuna dair olan kanun hala yürürlükte.
buna muhalefet edilmeli. çünkü hiçbir devlet memuru kanuna uymuyor
1934 yılında çıkan kanun da esasında halkın sarık cübbe giymesini yasaklamadı.
hukuksal açıdan dedi ki "din adamıysan kıyafetini sadece işini yaparken giyersin"
ama problem şu zaten : halk da din adamı gibi giyiniyor.
dolayısıyla esas amaç "ey imam ! dini otoriteye benzeyen kıyafetle sokakta dolaşma"
evet ama halk da böyle giyiniyordu. ne olacak o zaman? gri alanda kalıyordu. siz o zamanlar bu şekilde giyinenlerin
tamamının ceza aldığını falan mı sanıyorsunuz?
yani özetle olay sadece giysi değil bu giysiyle ortaya konan kimliktir derler.
sarıklı cübbeli gezen ve kendini şeyh hoca gibi sunan kişiye yapılan yorum "dini otorite bu adam halkı galeyana getirebilir-yasa kapsamında yasak"
kendi halinde kimseye din satmaya kalkmayan kişiye çoğu zaman göz yumuldu.
yani kimse köyde domates almaya giden sarıklı amcayı kolay kolay gözaltına almadı."avam sınıf" yani.
tarikat mensuplarına vs. uygulandı bu kanun genelde. istisnalar elbette vardır.
o yüzden ben şimdi şalvar giysem sarık taksam kanuna muhalefetten beni içeri mi attıracaksınız?
ya da Atatürk düşmanı mı olacağım? özellikle yazmışsınız ya Atatürk'ün 1934 yılındaki kanunu diye. o da kadükleşti artık. 1925 kanunu da.
ve tekrar söylüyorum, 1925 yılındaki kanuna göre şu an devlet görevlileri şapka takmalıdır. o kanun hala yürürlükte. resmi gazeteye girip bakabilirsiniz. ha iç tüzükler ve üstüne başka yönetmelikler kanunlar bir sürü şey geldi. o yüzden artık bize
saçma gibi geliyor. evet saçma zaten.
iki kanun da etkisini yitirdi artık.
yani 1934den dolayı birine şalvar giyemezsin demek abes. sadece polemik ve boş
dini anlamda baş örtmek saygı-ibadet gibi şeyleri temsil eder. bu da çok eskilerden beri vardır.
hristiyan keşişlerin başlıkları hindu baş örtüleri budist rahip başlıkları takke kipa vb tabii ki benzerdir.
"benzerdir-devşirme" aynı şey mi?
bana devşirme olduğuna dair tek bir kaynak ya da kanıt getirebileceğinize de şüpheliyim. yoksa en temelde olanı bulmanız lazım.
ayrıca benzerliğin olduğu zaten belli, müşriklerden ayrı gözükmenin gerekliliği ile ilgili bir hadis de vardı.
bu yüzden sarık da takılmasının önerildiği.
Zaten bu tarz başlıkların Sümer, Akad falan hatta Çin Tibet toplumlarında da benzerleri var. Yahudilikle özdeşleştirilmesi? Biraz daha geniş araştırma yapın.
Yani Yahudi'nin takkesi devşirildi diye bir şey yok. boş bir cümle.
ayrıca mehteran kıyafetiyle takke şalvar örneğini nasıl eşdeğer gördünüz anlamadım.
mehter zaten sadece özel günlerde giyilen temsili bir kıyafet.
takke ve şalvar Anadolu'da hâlâ günlük hayatta giyiliyor.
kaldı ki osmanlıcılık eleştirisi yapmak başka bir şey,
her geleneksel ya da dini ögeye gericilik demek(veya ima etmek) başka bir şey.
o zaman folklor oynamak da gericiliktir.
"Hadi okumuyor tarihi yalan yanlış hocalarınızdan öğreniyorsunuz, gözünüzde kör mü?"
Çoğul konuşmanınızdaki kapsayıcılık komple Müslüman olanlar mı? Biraz daha açabilir misiniz?
Sizin Kur’an'dan cımbızladığınız o ayet, yüzyıllardır klasik tefsirlerde baş örtüsüne delil olarak geçiyor.
Kelam ilmini de geçtim, düz felsefe bile yapıyor olsak zaten ateist olduğunuz için bir Kur'an ayeti paylaşmanız temelde enteresan-ironik.
çünkü ayete muhalefet olmuyor-ayeti açıklıyorsunuz aynı zamanda örtünme ile ilgili tek ayetin o ayet olduğunu zannediyorsunuz.
Enteresanlık var evet. Bu konuya özel gördüğüm kadarıyla kimse bir şey dememişken kendi kendinize konuyu alıp Nur suresine kadar getirmişsiniz.
ve özellikle ateist olduğunuzu belirtmişsiniz bir sonraki cümlede
polemik aracı olarak kullanıyorsunuz gibime geliyor.
elbette ateist biri Kur’an okuyabilir, eleştirebilir.
Ama burada mesele bu değil. ;
Nur suresi 31.ayetten başka Ahzab 59 da var. Nisa suresinde ise mirasla ilgili hükümler vardı oradan karıştırmış olabilirsiniz.
Ahzab 59 :Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler.
Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.
dış giysi : cilbab
Evet başörtüsü konusunda haklısınız. Arap kadınları başlarına ince tül benzeri örtü takarlardı.
"başını örten örtüyle göğsünü de kapat” anlamı doğru. alimler müttefik bu konuda daha türkçesi.
ama kapanmak demek eksik kalıyor
ve sadece Nur suresinde geçmiyor
takke sarık vb dine dair sembolik değer taşıyan şeylerin giyilmemesi gerektiği?
laiklik kıyafeti yasaklamak değildir. tarafsızlıktır.
dinselse yasak değil dayatılıyorsa yasak olur.
dini semboller toplumsal hayatta yer alabilir. laiklik bunu değil ayrımcılığı yasaklar.
örnekleri vardı İtalyada da bir dava hatırlıyorum.
bi çocuğun annesi ateistti sınıfta haç var diye dava açtı.
yerel mahkemeler "haç duracak" dedi
avrupa insan hakları mahkemesine gitti ve karar "haç kaldırılmalı" şeklinde oldu.
2 yıl sonra aihm'nin de bi üst dairesi kararı bozdu.
dini çağrışım var ama ihlal sayılmaz dedi özetle
"Duvardaki bir haç, esasen pasif bir semboldür ve ... öğrenciler üzerinde didaktik konuşma veya dini faaliyetlere katılım ile karşılaştırılabilir bir etkiye sahip olduğu kabul edilemez"
yani AİHM "11-15 yaş aralığındaki çocukları etkilemez bu haç yahu" diyor
siz kaç yaşına gelmişsiniz etkileneceğinizi söylüyorsunuz
ya da sizi haç falan değil direkt İslami çağrışımlar etkiliyor. bir alerji de söz konusu olabilir. avil dekort işe yarayabilir
yani eğer biri başörtüsüyle takkesiyle sarığıyla size bir şey dayatmıyorsa
onun kıyafetini bir tehdit olarak görmeniz tamamen sizin paranoyanızdır. onun niyeti değil.
bu, bir kişinin sadece alkol içtiği için birine "kafir bu haaayt tekfir edelim onu hemen" demesiyle tamamen aynı bakış açısıdır.
fıkıh konusunda ise; verdiğiniz hükme bakarak şunu söyleyebilirim :
hiçbir bilginiz yok
dolayısıyla 2012'de umreye gitmiş bir sürü kitap karıştırmış sonra ateist olmuş biri olarak
bomboş bir yorum yapmışsınız.
Hanefi ve Şafii mezheplerinde kasten yapılan öldürme ile kusur sonucu gelen ölüm açıkça ayrılır.
Fıkıh kitaplarında bu tür davranışlar büyük günah sayılır ama hükmen intihar değildir.
kurallara uymadan yapılan kazada ölen kişi intihar etmiş sayılmaz.
günahkardır, kusurludur, sorumludur.
ama intiharın hükmüyle aynı kefeye konmaz. niyet farkı belirleyicidir.
niyeti intiharsa, hüküm intihardır. en doğrusunu Allah bilir.
kalın yazıyorum ki anlayın vurguyu
fıkıh usülüne göre : ihtimal var ama keyfi olarak dikkat edilmedi
kusurlu evet günah evet ama intihar değil
yorumlara ithafen yazdığınız kişinin kendisini de hocasını da tanımıyorum. bu sebeple zanda bulunmak yanlış olur.
ama neden akılsız dediğinizi anlamıyorum. bir insan hakkında, tanımadığınız bir insan hakkında
hoca olsun olmasın kim olursa olsun önyargılarla
"akılsız" gibi yaftalar neden yakıştırıyorsunuz anlamıyorum.
bir de amacım kimseye laf sokmak laf dalaşına girmek değil yazmışsınız.
şu konuya yazdıgınız yorumları biraz objektif okuyan biri polemik yaratmaya calıstıgınızı anlayabilir.
kimsenin de dinini doğru bilmesine falan uğraşmıyorsunuz dediğinizin aksine.
yoksa din şapka kanunuymuş hocaymış imammış şalvarmış bunlarla anlatılmaz.
anlatsanız da dikkat edin belki "onun aklı olsaydı şöyle söylerdi" denilen hoca siz olursunuz.
edit:konuyu mesajları öğle vakti gördüm ve ofiste vakit buldukça aklıma gelenleri yazdım. imla ve konular ara ara kaymış daldan dala atlamıs olabilirim k.b
Son düzenleme: