Bu kitabı okumadan kontağı çevirmeyin

Katılım
10 Mar 2025
Mesajlar
22
Motosikleti
Clx700 heritage
bu konu öncesinde farklı bir başlık altında tartışmışsınız konu sahibiyle öyle anladım fakat detaylı incelemedim
o yüzden sadece bu konuya yazdıklarınıza ithafen yazacağım

konuyu direkt olarak, iğneleyici yorumlarınızla dini hükümlere ve önyargılarınıza, dini olarak bütünü müslümanlardan daha iyi bildiğinize falan bağlamışsınız.

Genel eğilim olarak, dindar biri fikir beyan ettiğinde çok kolay etiketleniyor. Herkes değil elbette ama bu çokça yaşanıyor.
ağzımızdan ne çıksa "Atatürk Düşmanı" "Gerici" "Cahil" gibi saygısızlığa ve değerlere hakaretlere giden laflar karşımıza çıkıyor.
öyle olmadığımı belirtmek istiyorum. sadece bu sebeple bile emin olun "dini iyi bilen"-bu ne demekse artık- kişilerle karşılaşmayabiliyorsunuz.
yazmıyor kimse gerek duymuyor önyargıyla uğraşmaya.

-1925 yılında çıkan kanun ve 1934 yılında çıkan kanun aynı kanun değildir. kapsamı genişletilmiş falan da değildir. iki ayrı kanundur.
sadece aynı modernleşme batılılaşma hareketlerinin çok benzer parçalarıdır. 1934 sonrası 1925 kanunu kadük olmuştur.

1925 yılında çıkan kanun SADECE devlet memurlarını,kamu görevlilerini milletvekillerini kapsıyordu.
ayrıca çıkan bazı isyanlar kanuna aykırı bir şekilde halka yapılan baskılardan(kanunda yeri olmamasına rağmen) dolayı çıktı.(rize ayaklanması mesela-Nutuk'ta da geçiyor)

ayrıca takke falan serbest. camide evde sokakta giyen binlerce kişi var.
buna muhalefet ederseniz
devlet memurlarının tümünün şapka takma zorunluluğuna dair olan kanun hala yürürlükte.
buna muhalefet edilmeli. çünkü hiçbir devlet memuru kanuna uymuyor :) bu ve 1934 yılındaki kanunları özellikle söyleyerek polemik yaptığınızı düşünüyorum. bu sebeple cevap verdim bu bölümde.

1934 yılında çıkan kanun da esasında halkın sarık cübbe giymesini yasaklamadı.
hukuksal açıdan dedi ki "din adamıysan kıyafetini sadece işini yaparken giyersin"
ama problem şu zaten : halk da din adamı gibi giyiniyor.
dolayısıyla esas amaç "ey imam ! dini otoriteye benzeyen kıyafetle sokakta dolaşma"
evet ama halk da böyle giyiniyordu. ne olacak o zaman? gri alanda kalıyordu. siz o zamanlar bu şekilde giyinenlerin
tamamının ceza aldığını falan mı sanıyorsunuz?
yani özetle olay sadece giysi değil bu giysiyle ortaya konan kimliktir derler.
sarıklı cübbeli gezen ve kendini şeyh hoca gibi sunan kişiye yapılan yorum "dini otorite bu adam halkı galeyana getirebilir-yasa kapsamında yasak"
kendi halinde kimseye din satmaya kalkmayan kişiye çoğu zaman göz yumuldu.
yani kimse köyde domates almaya giden sarıklı amcayı kolay kolay gözaltına almadı."avam sınıf" yani.
tarikat mensuplarına vs. uygulandı bu kanun genelde. istisnalar elbette vardır.
o yüzden ben şimdi şalvar giysem sarık taksam kanuna muhalefetten beni içeri mi attıracaksınız?
ya da Atatürk düşmanı mı olacağım? özellikle yazmışsınız ya Atatürk'ün 1934 yılındaki kanunu diye. o da kadükleşti artık. 1925 kanunu da.
ve tekrar söylüyorum, 1925 yılındaki kanuna göre şu an devlet görevlileri şapka takmalıdır. o kanun hala yürürlükte. resmi gazeteye girip bakabilirsiniz. ha iç tüzükler ve üstüne başka yönetmelikler kanunlar bir sürü şey geldi. o yüzden artık bize
saçma gibi geliyor. evet saçma zaten.
iki kanun da etkisini yitirdi artık.
yani 1934den dolayı birine şalvar giyemezsin demek abes. sadece polemik ve boş

dini anlamda baş örtmek saygı-ibadet gibi şeyleri temsil eder. bu da çok eskilerden beri vardır.
hristiyan keşişlerin başlıkları hindu baş örtüleri budist rahip başlıkları takke kipa vb tabii ki benzerdir.
"benzerdir-devşirme" aynı şey mi?
bana devşirme olduğuna dair tek bir kaynak ya da kanıt getirebileceğinize de şüpheliyim. yoksa en temelde olanı bulmanız lazım.
ayrıca benzerliğin olduğu zaten belli, müşriklerden ayrı gözükmenin gerekliliği ile ilgili bir hadis de vardı.
bu yüzden sarık da takılmasının önerildiği.

Zaten bu tarz başlıkların Sümer, Akad falan hatta Çin Tibet toplumlarında da benzerleri var. Yahudilikle özdeşleştirilmesi? Biraz daha geniş araştırma yapın.
Yani Yahudi'nin takkesi devşirildi diye bir şey yok. boş bir cümle.

ayrıca mehteran kıyafetiyle takke şalvar örneğini nasıl eşdeğer gördünüz anlamadım.
mehter zaten sadece özel günlerde giyilen temsili bir kıyafet.
takke ve şalvar Anadolu'da hâlâ günlük hayatta giyiliyor.
kaldı ki osmanlıcılık eleştirisi yapmak başka bir şey,
her geleneksel ya da dini ögeye gericilik demek(veya ima etmek) başka bir şey.
o zaman folklor oynamak da gericiliktir.

"Hadi okumuyor tarihi yalan yanlış hocalarınızdan öğreniyorsunuz, gözünüzde kör mü?"
Çoğul konuşmanınızdaki kapsayıcılık komple Müslüman olanlar mı? Biraz daha açabilir misiniz?


Sizin Kur’an'dan cımbızladığınız o ayet, yüzyıllardır klasik tefsirlerde baş örtüsüne delil olarak geçiyor.
Kelam ilmini de geçtim, düz felsefe bile yapıyor olsak zaten ateist olduğunuz için bir Kur'an ayeti paylaşmanız temelde enteresan-ironik.
çünkü ayete muhalefet olmuyor-ayeti açıklıyorsunuz aynı zamanda örtünme ile ilgili tek ayetin o ayet olduğunu zannediyorsunuz.
Enteresanlık var evet. Bu konuya özel gördüğüm kadarıyla kimse bir şey dememişken kendi kendinize konuyu alıp Nur suresine kadar getirmişsiniz.

ve özellikle ateist olduğunuzu belirtmişsiniz bir sonraki cümlede :) ayeti ve bu bağlamdaki fikirlerinizi
polemik aracı olarak kullanıyorsunuz gibime geliyor.
elbette ateist biri Kur’an okuyabilir, eleştirebilir.
Ama burada mesele bu değil. ;

Nur suresi 31.ayetten başka Ahzab 59 da var. Nisa suresinde ise mirasla ilgili hükümler vardı oradan karıştırmış olabilirsiniz.

Ahzab 59 :Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler.
Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.

dış giysi : cilbab

Evet başörtüsü konusunda haklısınız. Arap kadınları başlarına ince tül benzeri örtü takarlardı.
"başını örten örtüyle göğsünü de kapat” anlamı doğru. alimler müttefik bu konuda daha türkçesi.
ama kapanmak demek eksik kalıyor
ve sadece Nur suresinde geçmiyor

takke sarık vb dine dair sembolik değer taşıyan şeylerin giyilmemesi gerektiği?
laiklik kıyafeti yasaklamak değildir. tarafsızlıktır.
dinselse yasak değil dayatılıyorsa yasak olur.
dini semboller toplumsal hayatta yer alabilir. laiklik bunu değil ayrımcılığı yasaklar.


örnekleri vardı İtalyada da bir dava hatırlıyorum.
bi çocuğun annesi ateistti sınıfta haç var diye dava açtı.
yerel mahkemeler "haç duracak" dedi
avrupa insan hakları mahkemesine gitti ve karar "haç kaldırılmalı" şeklinde oldu.
2 yıl sonra aihm'nin de bi üst dairesi kararı bozdu.

dini çağrışım var ama ihlal sayılmaz dedi özetle :) wikipediada özeti vardı araştırabilirsiniz
"Duvardaki bir haç, esasen pasif bir semboldür ve ... öğrenciler üzerinde didaktik konuşma veya dini faaliyetlere katılım ile karşılaştırılabilir bir etkiye sahip olduğu kabul edilemez"
yani AİHM "11-15 yaş aralığındaki çocukları etkilemez bu haç yahu" diyor
siz kaç yaşına gelmişsiniz etkileneceğinizi söylüyorsunuz :)
ya da sizi haç falan değil direkt İslami çağrışımlar etkiliyor. bir alerji de söz konusu olabilir. avil dekort işe yarayabilir

yani eğer biri başörtüsüyle takkesiyle sarığıyla size bir şey dayatmıyorsa

onun kıyafetini bir tehdit olarak görmeniz tamamen sizin paranoyanızdır. onun niyeti değil. :)
bu, bir kişinin sadece alkol içtiği için birine "kafir bu haaayt tekfir edelim onu hemen" demesiyle tamamen aynı bakış açısıdır.

fıkıh konusunda ise; verdiğiniz hükme bakarak şunu söyleyebilirim :
hiçbir bilginiz yok

dolayısıyla 2012'de umreye gitmiş bir sürü kitap karıştırmış sonra ateist olmuş biri olarak
bomboş bir yorum yapmışsınız.

Hanefi ve Şafii mezheplerinde kasten yapılan öldürme ile kusur sonucu gelen ölüm açıkça ayrılır.
Fıkıh kitaplarında bu tür davranışlar büyük günah sayılır ama hükmen intihar değildir.
kurallara uymadan yapılan kazada ölen kişi intihar etmiş sayılmaz.
günahkardır, kusurludur, sorumludur.
ama intiharın hükmüyle aynı kefeye konmaz. niyet farkı belirleyicidir.
niyeti intiharsa, hüküm intihardır. en doğrusunu Allah bilir.

kalın yazıyorum ki anlayın vurguyu
fıkıh usülüne göre : ihtimal var ama keyfi olarak dikkat edilmedi
kusurlu evet günah evet ama intihar değil

yorumlara ithafen yazdığınız kişinin kendisini de hocasını da tanımıyorum. bu sebeple zanda bulunmak yanlış olur.

ama neden akılsız dediğinizi anlamıyorum. bir insan hakkında, tanımadığınız bir insan hakkında
hoca olsun olmasın kim olursa olsun önyargılarla
"akılsız" gibi yaftalar neden yakıştırıyorsunuz anlamıyorum.


bir de amacım kimseye laf sokmak laf dalaşına girmek değil yazmışsınız.
şu konuya yazdıgınız yorumları biraz objektif okuyan biri polemik yaratmaya calıstıgınızı anlayabilir.
kimsenin de dinini doğru bilmesine falan uğraşmıyorsunuz dediğinizin aksine.
yoksa din şapka kanunuymuş hocaymış imammış şalvarmış bunlarla anlatılmaz.
anlatsanız da dikkat edin belki "onun aklı olsaydı şöyle söylerdi" denilen hoca siz olursunuz.

edit:konuyu mesajları öğle vakti gördüm ve ofiste vakit buldukça aklıma gelenleri yazdım. imla ve konular ara ara kaymış daldan dala atlamıs olabilirim k.b
 
Son düzenleme:
Katılım
23 Kas 2024
Mesajlar
3,807
Motosikleti
Aprilia Tuareg 660
bu konu öncesinde farklı bir başlık altında tartışmışsınız konu sahibiyle öyle anladım fakat detaylı incelemedim
o yüzden sadece bu konuya yazdıklarınıza ithafen yazacağım

konuyu direkt olarak, iğneleyici yorumlarınızla dini hükümlere ve önyargılarınıza, dini olarak bütünü müslümanlardan daha iyi bildiğinize falan bağlamışsınız.

Genel eğilim olarak, dindar biri fikir beyan ettiğinde çok kolay etiketleniyor. Herkes değil elbette ama bu çokça yaşanıyor.
ağzımızdan ne çıksa "Atatürk Düşmanı" "Gerici" "Cahil" gibi saygısızlığa ve değerlere hakaretlere giden laflar karşımıza çıkıyor.
öyle olmadığımı belirtmek istiyorum. sadece bu sebeple bile emin olun "dini iyi bilen"-bu ne demekse artık- kişilerle karşılaşmayabiliyorsunuz.
yazmıyor kimse gerek duymuyor önyargıyla uğraşmaya.

-1925 yılında çıkan kanun ve 1934 yılında çıkan kanun aynı kanun değildir. kapsamı genişletilmiş falan da değildir. iki ayrı kanundur.
sadece aynı modernleşme batılılaşma hareketlerinin çok benzer parçalarıdır. 1934 sonrası 1925 kanunu kadük olmuştur.

1925 yılında çıkan kanun SADECE devlet memurlarını,kamu görevlilerini milletvekillerini kapsıyordu.
ayrıca çıkan bazı isyanlar kanuna aykırı bir şekilde halka yapılan baskılardan(kanunda yeri olmamasına rağmen) dolayı çıktı.(rize ayaklanması mesela-Nutuk'ta da geçiyor)

ayrıca takke falan serbest. camide evde sokakta giyen binlerce kişi var.
buna muhalefet ederseniz
devlet memurlarının tümünün şapka takma zorunluluğuna dair olan kanun hala yürürlükte.
buna muhalefet edilmeli. çünkü hiçbir devlet memuru kanuna uymuyor :) bu ve 1934 yılındaki kanunları özellikle söyleyerek polemik yaptığınızı düşünüyorum. bu sebeple cevap verdim bu bölümde.

1934 yılında çıkan kanun da esasında halkın sarık cübbe giymesini yasaklamadı.
hukuksal açıdan dedi ki "din adamıysan kıyafetini sadece işini yaparken giyersin"
ama problem şu zaten : halk da din adamı gibi giyiniyor.
dolayısıyla esas amaç "ey imam ! dini otoriteye benzeyen kıyafetle sokakta dolaşma"
evet ama halk da böyle giyiniyordu. ne olacak o zaman? gri alanda kalıyordu. siz o zamanlar bu şekilde giyinenlerin
tamamının ceza aldığını falan mı sanıyorsunuz?
yani özetle olay sadece giysi değil bu giysiyle ortaya konan kimliktir derler.
sarıklı cübbeli gezen ve kendini şeyh hoca gibi sunan kişiye yapılan yorum "dini otorite bu adam halkı galeyana getirebilir-yasa kapsamında yasak"
kendi halinde kimseye din satmaya kalkmayan kişiye çoğu zaman göz yumuldu.
yani kimse köyde domates almaya giden sarıklı amcayı kolay kolay gözaltına almadı."avam sınıf" yani.
tarikat mensuplarına vs. uygulandı bu kanun genelde. istisnalar elbette vardır.
o yüzden ben şimdi şalvar giysem sarık taksam kanuna muhalefetten beni içeri mi attıracaksınız?
ya da Atatürk düşmanı mı olacağım? özellikle yazmışsınız ya Atatürk'ün 1934 yılındaki kanunu diye. o da kadükleşti artık. 1925 kanunu da.
ve tekrar söylüyorum, 1925 yılındaki kanuna göre şu an devlet görevlileri şapka takmalıdır. o kanun hala yürürlükte. resmi gazeteye girip bakabilirsiniz. ha iç tüzükler ve üstüne başka yönetmelikler kanunlar bir sürü şey geldi. o yüzden artık bize
saçma gibi geliyor. evet saçma zaten.
iki kanun da etkisini yitirdi artık.
yani 1934den dolayı birine şalvar giyemezsin demek abes. sadece polemik ve boş

dini anlamda baş örtmek saygı-ibadet gibi şeyleri temsil eder. bu da çok eskilerden beri vardır.
hristiyan keşişlerin başlıkları hindu baş örtüleri budist rahip başlıkları takke kipa vb tabii ki benzerdir.
"benzerdir-devşirme" aynı şey mi?
bana devşirme olduğuna dair tek bir kaynak ya da kanıt getirebileceğinize de şüpheliyim. yoksa en temelde olanı bulmanız lazım.
ayrıca benzerliğin olduğu zaten belli, müşriklerden ayrı gözükmenin gerekliliği ile ilgili bir hadis de vardı.
bu yüzden sarık da takılmasının önerildiği.

Zaten bu tarz başlıkların Sümer, Akad falan hatta Çin Tibet toplumlarında da benzerleri var. Yahudilikle özdeşleştirilmesi? Biraz daha geniş araştırma yapın.
Yani Yahudi'nin takkesi devşirildi diye bir şey yok. boş bir cümle.

ayrıca mehteran kıyafetiyle takke şalvar örneğini nasıl eşdeğer gördünüz anlamadım.
mehter zaten sadece özel günlerde giyilen temsili bir kıyafet.
takke ve şalvar Anadolu'da hâlâ günlük hayatta giyiliyor.
kaldı ki osmanlıcılık eleştirisi yapmak başka bir şey,
her geleneksel ya da dini ögeye gericilik demek(veya ima etmek) başka bir şey.
o zaman folklor oynamak da gericiliktir.

"Hadi okumuyor tarihi yalan yanlış hocalarınızdan öğreniyorsunuz, gözünüzde kör mü?"
Çoğul konuşmanınızdaki kapsayıcılık komple Müslüman olanlar mı? Biraz daha açabilir misiniz?


Sizin Kur’an'dan cımbızladığınız o ayet, yüzyıllardır klasik tefsirlerde baş örtüsüne delil olarak geçiyor.
Kelam ilmini de geçtim, düz felsefe bile yapıyor olsak zaten ateist olduğunuz için bir Kur'an ayeti paylaşmanız temelde enteresan-ironik.
çünkü ayete muhalefet olmuyor-ayeti açıklıyorsunuz aynı zamanda örtünme ile ilgili tek ayetin o ayet olduğunu zannediyorsunuz.
Enteresanlık var evet. Bu konuya özel gördüğüm kadarıyla kimse bir şey dememişken kendi kendinize konuyu alıp Nur suresine kadar getirmişsiniz.

ve özellikle ateist olduğunuzu belirtmişsiniz bir sonraki cümlede :) ayeti ve bu bağlamdaki fikirlerinizi
polemik aracı olarak kullanıyorsunuz gibime geliyor.
elbette ateist biri Kur’an okuyabilir, eleştirebilir.
Ama burada mesele bu değil. ;

Nur suresi 31.ayetten başka Ahzab 59 da var. Nisa suresinde ise mirasla ilgili hükümler vardı oradan karıştırmış olabilirsiniz.

Ahzab 59 :Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler.
Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.

dış giysi : cilbab

Evet başörtüsü konusunda haklısınız. Arap kadınları başlarına ince tül benzeri örtü takarlardı.
"başını örten örtüyle göğsünü de kapat” anlamı doğru. alimler müttefik bu konuda daha türkçesi.
ama kapanmak demek eksik kalıyor
ve sadece Nur suresinde geçmiyor

takke sarık vb dine dair sembolik değer taşıyan şeylerin giyilmemesi gerektiği?
laiklik kıyafeti yasaklamak değildir. tarafsızlıktır.
dinselse yasak değil dayatılıyorsa yasak olur.
dini semboller toplumsal hayatta yer alabilir. laiklik bunu değil ayrımcılığı yasaklar.


örnekleri vardı İtalyada da bir dava hatırlıyorum.
bi çocuğun annesi ateistti sınıfta haç var diye dava açtı.
yerel mahkemeler "haç duracak" dedi
avrupa insan hakları mahkemesine gitti ve karar "haç kaldırılmalı" şeklinde oldu.
2 yıl sonra aihm'nin de bi üst dairesi kararı bozdu.

dini çağrışım var ama ihlal sayılmaz dedi özetle :) wikipediada özeti vardı araştırabilirsiniz
"Duvardaki bir haç, esasen pasif bir semboldür ve ... öğrenciler üzerinde didaktik konuşma veya dini faaliyetlere katılım ile karşılaştırılabilir bir etkiye sahip olduğu kabul edilemez"
yani AİHM "11-15 yaş aralığındaki çocukları etkilemez bu haç yahu" diyor
siz kaç yaşına gelmişsiniz etkileneceğinizi söylüyorsunuz :)
ya da sizi haç falan değil direkt İslami çağrışımlar etkiliyor. bir alerji de söz konusu olabilir. avil dekort işe yarayabilir

yani eğer biri başörtüsüyle takkesiyle sarığıyla size bir şey dayatmıyorsa

onun kıyafetini bir tehdit olarak görmeniz tamamen sizin paranoyanızdır. onun niyeti değil. :)
bu, bir kişinin sadece alkol içtiği için birine "kafir bu haaayt tekfir edelim onu hemen" demesiyle tamamen aynı bakış açısıdır.

fıkıh konusunda ise; verdiğiniz hükme bakarak şunu söyleyebilirim :
hiçbir bilginiz yok

dolayısıyla 2012'de umreye gitmiş bir sürü kitap karıştırmış sonra ateist olmuş biri olarak
bomboş bir yorum yapmışsınız.

Hanefi ve Şafii mezheplerinde kasten yapılan öldürme ile kusur sonucu gelen ölüm açıkça ayrılır.
Fıkıh kitaplarında bu tür davranışlar büyük günah sayılır ama hükmen intihar değildir.
kurallara uymadan yapılan kazada ölen kişi intihar etmiş sayılmaz.
günahkardır, kusurludur, sorumludur.
ama intiharın hükmüyle aynı kefeye konmaz. niyet farkı belirleyicidir.
niyeti intiharsa, hüküm intihardır. en doğrusunu Allah bilir.

kalın yazıyorum ki anlayın vurguyu
fıkıh usülüne göre : ihtimal var ama keyfi olarak dikkat edilmedi
kusurlu evet günah evet ama intihar değil

yorumlara ithafen yazdığınız kişinin kendisini de hocasını da tanımıyorum. bu sebeple zanda bulunmak yanlış olur.

ama neden akılsız dediğinizi anlamıyorum. bir insan hakkında, tanımadığınız bir insan hakkında
hoca olsun olmasın kim olursa olsun önyargılarla
"akılsız" gibi yaftalar neden yakıştırıyorsunuz anlamıyorum.


bir de amacım kimseye laf sokmak laf dalaşına girmek değil yazmışsınız.
şu konuya yazdıgınız yorumları biraz objektif okuyan biri polemik yaratmaya calıstıgınızı anlayabilir.
kimsenin de dinini doğru bilmesine falan uğraşmıyorsunuz dediğinizin aksine.
yoksa din şapka kanunuymuş hocaymış imammış şalvarmış bunlarla anlatılmaz.
anlatsanız da dikkat edin belki "onun aklı olsaydı şöyle söylerdi" denilen hoca siz olursunuz.
açarım silmarillionu bitiririm bunu okuyacağıma
 
Katılım
2 Haz 2023
Mesajlar
559
Adam şalvar giyiyormuş, isteyen istediğini giyer, size ne? Önceden şalvar başlığı açmış ama şimdi ekipmandan bahsediyormuş. Ne güzel, motosiklet güvenliği konusunda ne gerektiğini anlamış, kendini düzeltmiş. Niye hâlâ adama yükleniyorsunuz? Anladığım kadarıyla bazıları kendinden olmayanlara nefretle bakıyor, yanlış bildiğini düzeltmesine bile içerlemişler. Buranın amacı o değil mi zaten? Sanki onun da çok şeyindeydi sizin dayatmalarınız. Muhtemelen adamı da üzdünüz; ben bunları okusaydım, onun yerinde olsaydım çok üzülürdüm. Okurken inanamadım, başka şeyler yazacaktım da o gereksiz insanlar yüzünden ban yemek istemiyorum. Başka konularda da kadın üyelere bile neler yazıldı ciddi bir seviyesizlik artışı var forumda.
 

ACT

Katılım
3 Şub 2025
Mesajlar
1,614
Motosikleti
Pilsan Cobra
bu konu öncesinde farklı bir başlık altında tartışmışsınız konu sahibiyle öyle anladım fakat detaylı incelemedim
o yüzden sadece bu konuya yazdıklarınıza ithafen yazacağım

konuyu direkt olarak, iğneleyici yorumlarınızla dini hükümlere ve önyargılarınıza, dini olarak bütünü müslümanlardan daha iyi bildiğinize falan bağlamışsınız.

Genel eğilim olarak, dindar biri fikir beyan ettiğinde çok kolay etiketleniyor. Herkes değil elbette ama bu çokça yaşanıyor.
ağzımızdan ne çıksa "Atatürk Düşmanı" "Gerici" "Cahil" gibi saygısızlığa ve değerlere hakaretlere giden laflar karşımıza çıkıyor.
öyle olmadığımı belirtmek istiyorum. sadece bu sebeple bile emin olun "dini iyi bilen"-bu ne demekse artık- kişilerle karşılaşmayabiliyorsunuz.
yazmıyor kimse gerek duymuyor önyargıyla uğraşmaya.

-1925 yılında çıkan kanun ve 1934 yılında çıkan kanun aynı kanun değildir. kapsamı genişletilmiş falan da değildir. iki ayrı kanundur.
sadece aynı modernleşme batılılaşma hareketlerinin çok benzer parçalarıdır. 1934 sonrası 1925 kanunu kadük olmuştur.

1925 yılında çıkan kanun SADECE devlet memurlarını,kamu görevlilerini milletvekillerini kapsıyordu.
ayrıca çıkan bazı isyanlar kanuna aykırı bir şekilde halka yapılan baskılardan(kanunda yeri olmamasına rağmen) dolayı çıktı.(rize ayaklanması mesela-Nutuk'ta da geçiyor)

ayrıca takke falan serbest. camide evde sokakta giyen binlerce kişi var.
buna muhalefet ederseniz
devlet memurlarının tümünün şapka takma zorunluluğuna dair olan kanun hala yürürlükte.
buna muhalefet edilmeli. çünkü hiçbir devlet memuru kanuna uymuyor :) bu ve 1934 yılındaki kanunları özellikle söyleyerek polemik yaptığınızı düşünüyorum. bu sebeple cevap verdim bu bölümde.

1934 yılında çıkan kanun da esasında halkın sarık cübbe giymesini yasaklamadı.
hukuksal açıdan dedi ki "din adamıysan kıyafetini sadece işini yaparken giyersin"
ama problem şu zaten : halk da din adamı gibi giyiniyor.
dolayısıyla esas amaç "ey imam ! dini otoriteye benzeyen kıyafetle sokakta dolaşma"
evet ama halk da böyle giyiniyordu. ne olacak o zaman? gri alanda kalıyordu. siz o zamanlar bu şekilde giyinenlerin
tamamının ceza aldığını falan mı sanıyorsunuz?
yani özetle olay sadece giysi değil bu giysiyle ortaya konan kimliktir derler.
sarıklı cübbeli gezen ve kendini şeyh hoca gibi sunan kişiye yapılan yorum "dini otorite bu adam halkı galeyana getirebilir-yasa kapsamında yasak"
kendi halinde kimseye din satmaya kalkmayan kişiye çoğu zaman göz yumuldu.
yani kimse köyde domates almaya giden sarıklı amcayı kolay kolay gözaltına almadı."avam sınıf" yani.
tarikat mensuplarına vs. uygulandı bu kanun genelde. istisnalar elbette vardır.
o yüzden ben şimdi şalvar giysem sarık taksam kanuna muhalefetten beni içeri mi attıracaksınız?
ya da Atatürk düşmanı mı olacağım? özellikle yazmışsınız ya Atatürk'ün 1934 yılındaki kanunu diye. o da kadükleşti artık. 1925 kanunu da.
ve tekrar söylüyorum, 1925 yılındaki kanuna göre şu an devlet görevlileri şapka takmalıdır. o kanun hala yürürlükte. resmi gazeteye girip bakabilirsiniz. ha iç tüzükler ve üstüne başka yönetmelikler kanunlar bir sürü şey geldi. o yüzden artık bize
saçma gibi geliyor. evet saçma zaten.
iki kanun da etkisini yitirdi artık.
yani 1934den dolayı birine şalvar giyemezsin demek abes. sadece polemik ve boş

dini anlamda baş örtmek saygı-ibadet gibi şeyleri temsil eder. bu da çok eskilerden beri vardır.
hristiyan keşişlerin başlıkları hindu baş örtüleri budist rahip başlıkları takke kipa vb tabii ki benzerdir.
"benzerdir-devşirme" aynı şey mi?
bana devşirme olduğuna dair tek bir kaynak ya da kanıt getirebileceğinize de şüpheliyim. yoksa en temelde olanı bulmanız lazım.
ayrıca benzerliğin olduğu zaten belli, müşriklerden ayrı gözükmenin gerekliliği ile ilgili bir hadis de vardı.
bu yüzden sarık da takılmasının önerildiği.

Zaten bu tarz başlıkların Sümer, Akad falan hatta Çin Tibet toplumlarında da benzerleri var. Yahudilikle özdeşleştirilmesi? Biraz daha geniş araştırma yapın.
Yani Yahudi'nin takkesi devşirildi diye bir şey yok. boş bir cümle.

ayrıca mehteran kıyafetiyle takke şalvar örneğini nasıl eşdeğer gördünüz anlamadım.
mehter zaten sadece özel günlerde giyilen temsili bir kıyafet.
takke ve şalvar Anadolu'da hâlâ günlük hayatta giyiliyor.
kaldı ki osmanlıcılık eleştirisi yapmak başka bir şey,
her geleneksel ya da dini ögeye gericilik demek(veya ima etmek) başka bir şey.
o zaman folklor oynamak da gericiliktir.

"Hadi okumuyor tarihi yalan yanlış hocalarınızdan öğreniyorsunuz, gözünüzde kör mü?"
Çoğul konuşmanınızdaki kapsayıcılık komple Müslüman olanlar mı? Biraz daha açabilir misiniz?


Sizin Kur’an'dan cımbızladığınız o ayet, yüzyıllardır klasik tefsirlerde baş örtüsüne delil olarak geçiyor.
Kelam ilmini de geçtim, düz felsefe bile yapıyor olsak zaten ateist olduğunuz için bir Kur'an ayeti paylaşmanız temelde enteresan-ironik.
çünkü ayete muhalefet olmuyor-ayeti açıklıyorsunuz aynı zamanda örtünme ile ilgili tek ayetin o ayet olduğunu zannediyorsunuz.
Enteresanlık var evet. Bu konuya özel gördüğüm kadarıyla kimse bir şey dememişken kendi kendinize konuyu alıp Nur suresine kadar getirmişsiniz.

ve özellikle ateist olduğunuzu belirtmişsiniz bir sonraki cümlede :) ayeti ve bu bağlamdaki fikirlerinizi
polemik aracı olarak kullanıyorsunuz gibime geliyor.
elbette ateist biri Kur’an okuyabilir, eleştirebilir.
Ama burada mesele bu değil. ;

Nur suresi 31.ayetten başka Ahzab 59 da var. Nisa suresinde ise mirasla ilgili hükümler vardı oradan karıştırmış olabilirsiniz.

Ahzab 59 :Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler.
Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.

dış giysi : cilbab

Evet başörtüsü konusunda haklısınız. Arap kadınları başlarına ince tül benzeri örtü takarlardı.
"başını örten örtüyle göğsünü de kapat” anlamı doğru. alimler müttefik bu konuda daha türkçesi.
ama kapanmak demek eksik kalıyor
ve sadece Nur suresinde geçmiyor

takke sarık vb dine dair sembolik değer taşıyan şeylerin giyilmemesi gerektiği?
laiklik kıyafeti yasaklamak değildir. tarafsızlıktır.
dinselse yasak değil dayatılıyorsa yasak olur.
dini semboller toplumsal hayatta yer alabilir. laiklik bunu değil ayrımcılığı yasaklar.


örnekleri vardı İtalyada da bir dava hatırlıyorum.
bi çocuğun annesi ateistti sınıfta haç var diye dava açtı.
yerel mahkemeler "haç duracak" dedi
avrupa insan hakları mahkemesine gitti ve karar "haç kaldırılmalı" şeklinde oldu.
2 yıl sonra aihm'nin de bi üst dairesi kararı bozdu.

dini çağrışım var ama ihlal sayılmaz dedi özetle :) wikipediada özeti vardı araştırabilirsiniz
"Duvardaki bir haç, esasen pasif bir semboldür ve ... öğrenciler üzerinde didaktik konuşma veya dini faaliyetlere katılım ile karşılaştırılabilir bir etkiye sahip olduğu kabul edilemez"
yani AİHM "11-15 yaş aralığındaki çocukları etkilemez bu haç yahu" diyor
siz kaç yaşına gelmişsiniz etkileneceğinizi söylüyorsunuz :)
ya da sizi haç falan değil direkt İslami çağrışımlar etkiliyor. bir alerji de söz konusu olabilir. avil dekort işe yarayabilir

yani eğer biri başörtüsüyle takkesiyle sarığıyla size bir şey dayatmıyorsa

onun kıyafetini bir tehdit olarak görmeniz tamamen sizin paranoyanızdır. onun niyeti değil. :)
bu, bir kişinin sadece alkol içtiği için birine "kafir bu haaayt tekfir edelim onu hemen" demesiyle tamamen aynı bakış açısıdır.

fıkıh konusunda ise; verdiğiniz hükme bakarak şunu söyleyebilirim :
hiçbir bilginiz yok

dolayısıyla 2012'de umreye gitmiş bir sürü kitap karıştırmış sonra ateist olmuş biri olarak
bomboş bir yorum yapmışsınız.

Hanefi ve Şafii mezheplerinde kasten yapılan öldürme ile kusur sonucu gelen ölüm açıkça ayrılır.
Fıkıh kitaplarında bu tür davranışlar büyük günah sayılır ama hükmen intihar değildir.
kurallara uymadan yapılan kazada ölen kişi intihar etmiş sayılmaz.
günahkardır, kusurludur, sorumludur.
ama intiharın hükmüyle aynı kefeye konmaz. niyet farkı belirleyicidir.
niyeti intiharsa, hüküm intihardır. en doğrusunu Allah bilir.

kalın yazıyorum ki anlayın vurguyu
fıkıh usülüne göre : ihtimal var ama keyfi olarak dikkat edilmedi
kusurlu evet günah evet ama intihar değil

yorumlara ithafen yazdığınız kişinin kendisini de hocasını da tanımıyorum. bu sebeple zanda bulunmak yanlış olur.

ama neden akılsız dediğinizi anlamıyorum. bir insan hakkında, tanımadığınız bir insan hakkında
hoca olsun olmasın kim olursa olsun önyargılarla
"akılsız" gibi yaftalar neden yakıştırıyorsunuz anlamıyorum.


bir de amacım kimseye laf sokmak laf dalaşına girmek değil yazmışsınız.
şu konuya yazdıgınız yorumları biraz objektif okuyan biri polemik yaratmaya calıstıgınızı anlayabilir.
kimsenin de dinini doğru bilmesine falan uğraşmıyorsunuz dediğinizin aksine.
yoksa din şapka kanunuymuş hocaymış imammış şalvarmış bunlarla anlatılmaz.
anlatsanız da dikkat edin belki "onun aklı olsaydı şöyle söylerdi" denilen hoca siz olursunuz.

edit:konuyu mesajları öğle vakti gördüm ve ofiste vakit buldukça aklıma gelenleri yazdım. imla ve konular ara ara kaymış daldan dala atlamıs olabilirim k.b
Çok uzun yazıldığı için muhtemelen yarın okuyup cevaplarını yazacağım, belki katılmayacağım belki de evet doğrudur diyeceğim. Ama yoldayım iş seyahatinden dönüyorum. İkinizinde konum bursa, bir kaç gündür online olmayan konu muhattabı bir anda online olmuş. Tanımama işi palavra gibi geldi kusuruma bakma. Bu arkadaşın müslüman olmayana ölüm tarzı fikirleri var bu forumda. Cahilliği buradan. Öptm kib bye
 
Katılım
10 Mar 2025
Mesajlar
22
Motosikleti
Clx700 heritage
Çok uzun yazıldığı için muhtemelen yarın okuyup cevaplarını yazacağım, belki katılmayacağım belki de evet doğrudur diyeceğim. Ama yoldayım iş seyahatinden dönüyorum. İkinizinde konum bursa, bir kaç gündür online olmayan konu muhattabı bir anda online olmuş. Tanımama işi palavra gibi geldi kusuruma bakma. Bu arkadaşın müslüman olmayana ölüm tarzı fikirleri var bu forumda. Cahilliği buradan. Öptm kib bye
iyi yolculuklar diliyorum. palavra değil, gerçekten tanımıyorum. dediğim gibi arkadaşın yorumlarını da görmedim- ki görsem veya tanıyor olsam da bir şey değişmezdi.
 

ACT

Katılım
3 Şub 2025
Mesajlar
1,614
Motosikleti
Pilsan Cobra
Mola verdim tamamına yazacak kadar uzun beklemeyeceğim, ama okuduğum aklıma gelen bazı şeyleri yazayım. Sİzin yazdığınız gibi sırasıyla ve düzenli cevap veremeyeceğim bu yüzden.

Ahzab 59. Bambaşka bir konu. Hür Müslüman kadınların cariyelerle karıştırılıp rahatsız edilmesi sebebiyle indirilmiş bir ayet. cilbab ya da adına ne dersek, müslüman hür bir kadın olduğu belli olsun diye giyildi. Sümerler’de din adına hizmet eden kadınları ayrıştırmak için başlarını örtmeleri gibi (Tabii burada anlam çok evrilip başkalaşıyor bu konuya çok girmek istemiyorum. Konuyu bildiğinizi umuyorum. Çünkü çok başkalaşıp saçma sapan yerlere gidebilir. Bilmiyorsanız araştırın.) Her iki ayette doğrudan baş örtüsünü farz kılmaz. Ahzab 59’da da baş kelimesi geçmez. Dış örtü geçer. Saç ile değil vücut silueti ile ilgilidir. Tefsirlerde bu şekilde yorumlanması Kuran’da o anlam olduğuna gelmiyor. Zaten bu konuda aynı şekilde düşünüyoruz sanırım.

Burada ateist ayet paylaşamaz demeniz çok saçma olmuş, Kuran bir düşünce metniyse ve tüm insanlığa indirildiyse, Müslüman olarak yanlız biz okuruz diyemezsiniz. Yine musevilerden örnek vereceğim, anadan doğma musevi olabilirsin sonradan olamazsın gibi birşey bu söylediğiniz. Ben doğrudan Kuran’dan örnek veriyorum ki kendi yolunuza kendiniz ışık tutun. Bu da benim saldırı amaçlı yazmadığımın kanıtıdır aynı zamanda.

Köyde domates almaya giden kişiler için benzer birşey yazdım zaten. Ben dedemin tarzını seviyorum diyene kimse dokunmadı demiştim.

Yoluma devam etmek zorundayım, devamına sonra bakacağım. Genel olarak yazınız için fikrim özgüvenli bir manipülasyon, fikir çarpıtılması gibi olmuş. Ama kendinizde yazmışsınız uzun sürede yazdım anlamda kaymalar olabilir diye. Ben buna bağlamak istiyorum.
 
Katılım
31 Ocak 2025
Mesajlar
312
Motosikleti
RKS TNT 202
iyi yolculuklar diliyorum. palavra değil, gerçekten tanımıyorum. dediğim gibi arkadaşın yorumlarını da görmedim- ki görsem veya tanıyor olsam da bir şey değişmezdi.

selamin aleykum hocam, profiliniz gizli sanirim ozel mesaj atamiyorum, takip de edemedim
 
Katılım
10 Mar 2025
Mesajlar
22
Motosikleti
Clx700 heritage
Ahzâb 59’da "başörtüsü" kelimesi geçmez evet haklısınız.

Ama ayette geçen cilbab, başı da kapsayan dış örtüdür.
Ayrıca Nur 31. ayet doğrudan başörtüsünü emreder. Az sonra geleceğim.
Bu iki ayet birlikte okunduğunda, tesettür hem başı hem vücudu kapsar.
Cilbab kadının başını da vücut hatlarını da örter. elbiseden bağımsız bir dış örtüdür. En doğrusunu Allah bilir.

dolayısıyla cilbab sadece başörtüsü değil evet.
başı da örten(kapsayan) geniş bir dış örtüdür.
cilbab kelimesi de çoğul olduğu için tekil kullanımda nelerin dahil olup olmayacağına dair derin yorumlar da var. Ama konuyu uzatacak. Yazarken başörtüsü dememiştim, "kapanma mevzusu" diyip bu ayeti de örnek göstermiştim.

Nur suresine gidelim.
Nur/31'den başörtüsünün farz olmadığı anlamını nasıl çıkartıyorsunuz?
Khimar : başı örten kumaş demek. dilbilimci değilim. sadece örten kumaş anlamı olduğunu söyleyenler de var(aşırı azınlıkta olsa da).
fakat bu da önemli değil bir noktada. çünkü khimar dendiğinde anlaşılan şey direkt kadının başını örten kumaş. Bu, ayetin indiği dönemdeki insanlar tarafından zaten böyle anlaşılıyordu. Ayrıca öyle anlaşılmasını geçtim zaten peygamberimize bunu soruyorlardı. Hadisler de var fakat hadis konusunda da tartışılacağını düşündüğüm için hiç açmıyorum o konuyu.
yani bunu o dile sahip insanlar da öyle anlıyor fıkıhçılar da kelamcılar da tefsirciler de imamlar da.

"Mümin kadınlara söyle "başı örten kumaşlarını" yakalarının üzerinden bağlasınlar"
buradan tesettür anlaşılmıyor mu?
Mümin kadınlar deniyor. Kapsayıcılık yani
"Mümin kadınlar başı örten kumaşları yakalarınızın üzerinden bağlayın" ne demek?

Tüm mezhepler de ittifakta bu konuda onu da belirteyim. Şahsi yorumunuz size özel olabilir.
İslam’ın bin yıllık dilsel ve fıkhi birikimi ittifakta yani.

Riba faiz konularında da değişik yorum yapıp hüküm verenler var mesela. Dediğim gibi en doğrusunu Allah bilir.

Ayrıca ateist ayet paylaşamaz demedim.
felsefi bir düzlemde veya kelam konusu üzerinde değilken, Müslümanlara dinlerini öğrettiğinizi iddaa ederken
inanmadığınız bir kitabın ayetlerini paylaşmanızı ironik buldum sadece.

tam okumamış olabilirsiniz. devamında ateistler de elbette Kur'an okuyabilir ve eleştirebilir(haşa-o manada değil) dedim.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

selamin aleykum hocam, profiliniz gizli sanirim ozel mesaj atamiyorum, takip de edemedim
aleykümselam dm açık olması lazım mesaj attım
 

ACT

Katılım
3 Şub 2025
Mesajlar
1,614
Motosikleti
Pilsan Cobra
Haklı olduğunu düşündüğümden ya da söylediklerin doğru olduğundan değil, mesele önce ayeti paylaşıp sonra tefsirli olarak tekrar paylaşman ve kuranda bu böyle geçiyor gibi anlatıp sen yanlışsın demenden kaynaklı. Manipülatörsün.

Ahzab 59 Nur 31'den sonra inen bir ayettir. Dolayısıyla önce başını kapat sonra cilbab giy demiyor. Önce cilbab giy senin hür kadın olduğun anlaşılsın emri geliyor sonra başında zaten örtü olan kadına göğsünü kapat diyor. Kronolojik sırayı bilmezseniz farklı anlamlar çıkartırsınız böyle. Hiç birinde doğrudan baş örtüsü farzdır gibi bir emir yok.

Ben bu elemana şalvar giyemezsin demedim. Daha önceki konularda da şimdi de motora binerken korumalı giy hatta illa şalvarsa korumalı pantalon üstüne şalvar giy diyorum. Ben yörüğüm. Yörükler şalvar giyer. Sence böyle bir derdim olabilir mi? Hala memlekete gittiğimde bağ bahçede insanlar şalvarla gezer. Eğitim alsaydın önceliğin motora binerken güvenlik olurdu. Kendiside güvenliğin önceliğini anlayıp ekipman tamamlayacağını söylemiş. Sonra konu başka yerlere gitmiş. Hatta bilinci kazandığına sevinmişim. Motora binerken öncelik güvenlik mi tarz mı? Bu sebepten şalvara paranoyam yok. Bu kadar uzun bir yazıyı yazmanada gerek yoktu.

Şapka kanunu ve kılık kıyafet kanunu farklı şeyler, doğru 1925 ve 1934'te olan. Ama birbirinin devamı niteliğinde aynı sebeplerle çıkarılmış kanunlar. Ancak, 1934'teki ben kılık kıyafetten bahsettiğimde savunduğunuz cahil arkadaş 1925'teki var olmayan bir silindir şapkadan bahsetti. Bunu açığa kavuşturdum. Karıştırdığı şeye cevap verdim. Mabadımdan uydurmuyorum. Düzgün okusaydınız anlardınız. Ayrıca 82 anayasasında inkılap kanunu olarak geçtiği için bu kanunların kaldırılması imkansız. O yüzden fiilen uygulama halinde değil. Küçük bir google araştırmasıyla ortaya çıkıyor ki yönetmelikle bu zorunluluk zaten kaldırılmış. (Gerçekliğini doğrulayamadım) Bir diğer hususta doğrudan 1934'te çıkan kanunu söylememin sebebi bu kanunun tekkelerin kapatılmasına rağmen tarikat mensuplarına tesir etmesi. Kendisi hocası tekkesi dergahı falan derken belli ki tarikat mensubu. Yani benim giymemde ideolojik bir çıkarıp yapılamayacağı gibi kendisi giyerse ideolojik olarak yaklaşılabilir. Ayrıca gördük yaklaşık 9 sene önce Fetöyü. 3 gün sonra yıldönümü. Tabii ki tarikatları milli güvenlik sorunu olarak görürüm.

Kipa kubbeyi andırır, Yehova gökte bizimle her yeri kapsayıcı gibi bir anlamı var. Sümerler ve Babillerde de göksel tanrıları andıran kipa ya da takke benzeri başlıklar var. Bunlar semavi dinler zaten (Musevilik, hristiyanlık, islam) Birbirinden devşirilmesi anormal mi? O zaman şu anlamıda çıkarırım, sen Musayı reddediyorsun. Müslüman olarak kabul etmen gerekir.

Ayrıca fıkıh bilgisi için şunu söyleyebilirim, doğrudan anayasa gibi bir fıkıh kitabı yok. Örf adetleride temel alan, hadisleri ve kuran'ı kaynak alan bir yorumdur. Aksini söyleyebilir misin? Dolayısıyla Benim yorumum bu şekilde senin yorumun farklı olabilir, orada ne yazmışım bak "benim fıkıh bilgime göre" diye başlamışım cümleye. Yani hadis kuran ve mevcut duruma bakarsak yorumum bu şekilde anlamı çıkar. Mezheplere göre fıkıh kararlarının değişmesi, bazı noktalarda ortak noktaya varılırken bazısında varılamamasının sebebi bu.
Kadınlar araba kullanamaz diyen fıkıhçılarda vardı. Arabistanı görüyoruz daha ehliyeti yeni almaya başladılar kadınlar. Doğrudur diyebilirmisin araba kullanmama kararına?

Ayrıca fıkıh bilmeden konuşma demek aklını teslim et yorum yapma doğru benim doğrum yanlış olamaz demektir. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Mezhepler arası onlarca yüzlerce tartışmalı ayrılık var. Şimdi benim fıkıh bilgime nasıl laf edebilirsin?

Şu noktada beni durduran bir şey var;

Bilişsel uyum tekrar karşımıza çıkıyor. At gözlüklerinizi çıkarın.
Benim baktığım objektif pencereden bakabildiğinizde tekrar karşıma gelirsiniz demek isterdim ki az sonra engeli basıp sizi hayatımdan çıkaracağım.
Konuya cevapların hala manipülatif olarak devam ettiği için bilinçli manipülatörlüğüne katlanmayacağım. Yoksa kaçtığımdan cevap veremeyeceğimden değil. Uzunca yazmanın tesiri yok. Ben doğru yazsamda kendi pencerenizden bakıp oradan anlıyorsunuz.

Teker teker devamına lütfedip cevap verirdim ama buna mesai harcasamda fikriniz değişmeyecek ve narin parmaklarımı sizin için yormayacağım.

Biri Ramiz Gökçenin İnkılap karikatürünü paylaşabilir mi rica etsem.

özetle HAKSIZSINIZ. (nokta)



Serdar kimsenin kimseye nefretle baktığı yok. Ahmaklığa tahammülüm yok sadece. Bas engeli geç mutsuzsan. Ben sana öyle yapacağım. Benim için forumun seviyesi yükselecek. Belli ki okuduğunu anlamıyorsun. En azından anlamadığın şeyleri okuyup zamanından olmazsın.
 
Son düzenleme:
Katılım
3 Haz 2012
Mesajlar
447
Motosikleti
Bmw R 1300 Gs
işte gerçek kahraman işte gerçek bir olay buyrun videoya
 
Katılım
2 Haz 2023
Mesajlar
559
Haklı olduğunu düşündüğümden ya da söylediklerin doğru olduğundan değil, mesele önce ayeti paylaşıp sonra tefsirli olarak tekrar paylaşman ve kuranda bu böyle geçiyor gibi anlatıp sen yanlışsın demenden kaynaklı. Manipülatörsün.

Ahzab 59 Nur 31'den sonra inen bir ayettir. Dolayısıyla önce başını kapat sonra cilbab giy demiyor. Önce cilbab giy senin hür kadın olduğun anlaşılsın emri geliyor sonra başında zaten örtü olan kadına göğsünü kapat diyor. Kronolojik sırayı bilmezseniz farklı anlamlar çıkartırsınız böyle. Hiç birinde doğrudan baş örtüsü farzdır gibi bir emir yok.

Ben bu elemana şalvar giyemezsin demedim. Daha önceki konularda da şimdi de motora binerken korumalı giy hatta illa şalvarsa korumalı pantalon üstüne şalvar giy diyorum. Ben yörüğüm. Yörükler şalvar giyer. Sence böyle bir derdim olabilir mi? Hala memlekete gittiğimde bağ bahçede insanlar şalvarla gezer. Eğitim alsaydın önceliğin motora binerken güvenlik olurdu. Kendiside güvenliğin önceliğini anlayıp ekipman tamamlayacağını söylemiş. Sonra konu başka yerlere gitmiş. Hatta bilinci kazandığına sevinmişim. Motora binerken öncelik güvenlik mi tarz mı? Bu sebepten şalvara paranoyam yok. Bu kadar uzun bir yazıyı yazmanada gerek yoktu.

Şapka kanunu ve kılık kıyafet kanunu farklı şeyler, doğru 1925 ve 1934'te olan. Ama birbirinin devamı niteliğinde aynı sebeplerle çıkarılmış kanunlar. Ancak, 1934'teki ben kılık kıyafetten bahsettiğimde savunduğunuz cahil arkadaş 1925'teki var olmayan bir silindir şapkadan bahsetti. Bunu açığa kavuşturdum. Karıştırdığı şeye cevap verdim. Mabadımdan uydurmuyorum. Düzgün okusaydınız anlardınız. Ayrıca 82 anayasasında inkılap kanunu olarak geçtiği için bu kanunların kaldırılması imkansız. O yüzden fiilen uygulama halinde değil. Küçük bir google araştırmasıyla ortaya çıkıyor ki yönetmelikle bu zorunluluk zaten kaldırılmış. (Gerçekliğini doğrulayamadım) Bir diğer hususta doğrudan 1934'te çıkan kanunu söylememin sebebi bu kanunun tekkelerin kapatılmasına rağmen tarikat mensuplarına tesir etmesi. Kendisi hocası tekkesi dergahı falan derken belli ki tarikat mensubu. Yani benim giymemde ideolojik bir çıkarıp yapılamayacağı gibi kendisi giyerse ideolojik olarak yaklaşılabilir. Ayrıca gördük yaklaşık 9 sene önce Fetöyü. 3 gün sonra yıldönümü. Tabii ki tarikatları milli güvenlik sorunu olarak görürüm.

Kipa kubbeyi andırır, Yehova gökte bizimle her yeri kapsayıcı gibi bir anlamı var. Sümerler ve Babillerde de göksel tanrıları andıran kipa ya da takke benzeri başlıklar var. Bunlar semavi dinler zaten (Musevilik, hristiyanlık, islam) Birbirinden devşirilmesi anormal mi? O zaman şu anlamıda çıkarırım, sen Musayı reddediyorsun. Müslüman olarak kabul etmen gerekir.

Ayrıca fıkıh bilgisi için şunu söyleyebilirim, doğrudan anayasa gibi bir fıkıh kitabı yok. Örf adetleride temel alan, hadisleri ve kuran'ı kaynak alan bir yorumdur. Aksini söyleyebilir misin? Dolayısıyla Benim yorumum bu şekilde senin yorumun farklı olabilir, orada ne yazmışım bak "benim fıkıh bilgime göre" diye başlamışım cümleye. Yani hadis kuran ve mevcut duruma bakarsak yorumum bu şekilde anlamı çıkar. Mezheplere göre fıkıh kararlarının değişmesi, bazı noktalarda ortak noktaya varılırken bazısında varılamamasının sebebi bu.
Kadınlar araba kullanamaz diyen fıkıhçılarda vardı. Arabistanı görüyoruz daha ehliyeti yeni almaya başladılar kadınlar. Doğrudur diyebilirmisin araba kullanmama kararına?

Ayrıca fıkıh bilmeden konuşma demek aklını teslim et yorum yapma doğru benim doğrum yanlış olamaz demektir. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Mezhepler arası onlarca yüzlerce tartışmalı ayrılık var. Şimdi benim fıkıh bilgime nasıl laf edebilirsin?

Şu noktada beni durduran bir şey var;

Bilişsel uyum tekrar karşımıza çıkıyor. At gözlüklerinizi çıkarın.
Benim baktığım objektif pencereden bakabildiğinizde tekrar karşıma gelirsiniz demek isterdim ki az sonra engeli basıp sizi hayatımdan çıkaracağım.
Konuya cevapların hala manipülatif olarak devam ettiği için bilinçli manipülatörlüğüne katlanmayacağım. Yoksa kaçtığımdan cevap veremeyeceğimden değil. Uzunca yazmanın tesiri yok. Ben doğru yazsamda kendi pencerenizden bakıp oradan anlıyorsunuz.

Teker teker devamına lütfedip cevap verirdim ama buna mesai harcasamda fikriniz değişmeyecek ve narin parmaklarımı sizin için yormayacağım.

Biri Ramiz Gökçenin İnkılap karikatürünü paylaşabilir mi rica etsem.

özetle HAKSIZSINIZ. (nokta)



Serdar kimsenin kimseye nefretle baktığı yok. Ahmaklığa tahammülüm yok sadece. Bas engeli geç mutsuzsan. Ben sana öyle yapacağım. Benim için forumun seviyesi yükselecek. Belli ki okuduğunu anlamıyorsun. En azından anlamadığın şeyleri okuyup zamanından olmazsın.
Güzel arkadaşım,
  1. İlk eleştiride engelleyeceksen tartışmaya girme.
  2. Burada din tartışmıyoruz; sırf yanlış anladığın için senin saçma sapan din yorumların kimsenin umurunda değil.
  3. Sen neden bu kadar parladın? Özel meselen varsa git özelde hallet, forumu kirletme. Çok zekisin ya, git önce forum kurallarını oku.
  4. Arkadaşın yazdığı başlıkta yanlış bir şey yok. Neden bu noktaya geldin? Sana düzgünce cevap bile vermemiş, uzattıkça uzatmışsın.
Ayrıca kendini zeki görüp hâlâ insanları aşağılamaya devam ediyorsun. Son olarak şunu söylüyorum: Sana ne insanların inancından ya da adetlerinden!

Çok üzüldüm engellediğin için… Evde köşeye çöktüm, ağlıyorum şu anda.
 
Katılım
16 Eki 2015
Mesajlar
3,239
Motosikleti
Çükü Olanın Dükü Olur.
Biri Ramiz Gökçenin İnkılap karikatürünü paylaşabilir mi rica etsem.
tabi

2p48ggg.jpeg
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst