- Katılım
- 7 Eyl 2024
- Mesajlar
- 42
- Motosikleti
- GSX8S
Anayasanın 34. Maddesinin sadece ilk cümlesi paylaşılır hep, devamından söz edilmez. Paylaştığın linke tıklayıp okursan:
"MADDE 34- (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.)
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
Yani maddede tanınan hakkın hemen ardından kısıtlamaların ne sebeple getirilebileceğinden söz edilmiş. Uygulanacacak şekil şart ve usuller kanunda gösterilir kısmında işaret edilen kanun da 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu. Bu kanunun anayasaya uygun olmaması durumunda anayasa mahkemesinin karar verip gerekli düzenlemeyi yapması gerekir ama 2911 sayılı kanun yürürlükte olduğu sürece geçerlidir. Polis de "yaptığınız gösteri kanunsuzdur, dağılmamanız halinde müdahele edilecektir" şeklinde anons yaparken 2911 sayılı kanuna atıfla anonsunu yapar ve müdahele eder. 2911 sayılı kanunun 6. Maddesinde VALİLİĞE ve kaymakamlıklara toplantıların yerini belirleme yetkisi verilir. Yani vali ve kaymakamların öncededen belirlediği ve duyurusunu yaptığı yerlerde (daha fazla dallandırıp budaklandırmıcam) haber vererek izin almaksızın gösteri yapılabilir.
Şimdi tabi bu kanunların her protestoda, her toplanan gruba karşı, kimseye imtiyaz tanınmaksızın uygulanıp uygulanmadığı, ne kadar adaletli uygulandığı ya da Anayasa mahkemesinin görevini ne kadar yerine getirdiği vb. hepsi tartışmaya açık.
Ama kitaba uygun olmaksa kitabına uygun.
Eğer "her kanun adil değil, her kanuna uymak zorunda değilim, istediğim yerde toplanıp protestomu yaparım" dersen eyvallah ama doğduğum anda devletle bir anlaşma imzalamış sayılırım diyorsan kanunlara tam uyacağım diyorsan
Gösteriyi düzenleyenler müdahele yapılmasını istemediği zaman önceden tüm resmi işleri halleder. Ama bazen daha fazla ses getirmesi daha fazla tepki çekmesi için müdahele edilmesini ister ve 34. Maddenin sadece ilk cümlesine atıfla göstericileri öne sürer.
Hükümet polise müdahele ettirmenin siyasi sonuçlarını gözden geçirir.
Bazen göstericiler polisi taşa tutar, havaifişeğe boğar müdahele edilmez. Bazen hiç anlam verilemiyecek, zararsız görünen basit bir protestoya müdahele edilir.
İki türlü de herşey kitabına uydurulur. Ne insanları toplayanlara ne polise müdahele emri verene hiçbirşey olmaz.
Kendi düşüncemle bitirmek istiyorum. Demokrasiyi hedefleyen her toplum için protesto ve gösteri vazgeçilmez bir yönetime katılma aracı. Bununla birlikte sağlıklı işleyen hiçbir devlet tehlikeli seviyede kutuplaşmanın olduğu bir konuda göstericilerin kolluk güçlerini alaşağı edererek bir hak kazanmasını kabul edemez. Çünkü bu, kutubun diğer tarafındakilerini artık bir devlet otoritesinin kalmadığına ve hakkını almanın/korumanın tek yolunun polisi geçip diğer grupla çatışmak olduğuna inandırır. İç çatışma/savaş ve kaos riski taşır. Bu yüzden her yapılan polis müdahelesini de siyasi yorumlamamak gerekir çünkü göstericiler de karar verdiyseler polisi müdahele zorlayabilirler.
"MADDE 34- (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.)
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
Yani maddede tanınan hakkın hemen ardından kısıtlamaların ne sebeple getirilebileceğinden söz edilmiş. Uygulanacacak şekil şart ve usuller kanunda gösterilir kısmında işaret edilen kanun da 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu. Bu kanunun anayasaya uygun olmaması durumunda anayasa mahkemesinin karar verip gerekli düzenlemeyi yapması gerekir ama 2911 sayılı kanun yürürlükte olduğu sürece geçerlidir. Polis de "yaptığınız gösteri kanunsuzdur, dağılmamanız halinde müdahele edilecektir" şeklinde anons yaparken 2911 sayılı kanuna atıfla anonsunu yapar ve müdahele eder. 2911 sayılı kanunun 6. Maddesinde VALİLİĞE ve kaymakamlıklara toplantıların yerini belirleme yetkisi verilir. Yani vali ve kaymakamların öncededen belirlediği ve duyurusunu yaptığı yerlerde (daha fazla dallandırıp budaklandırmıcam) haber vererek izin almaksızın gösteri yapılabilir.
Şimdi tabi bu kanunların her protestoda, her toplanan gruba karşı, kimseye imtiyaz tanınmaksızın uygulanıp uygulanmadığı, ne kadar adaletli uygulandığı ya da Anayasa mahkemesinin görevini ne kadar yerine getirdiği vb. hepsi tartışmaya açık.
Ama kitaba uygun olmaksa kitabına uygun.
Eğer "her kanun adil değil, her kanuna uymak zorunda değilim, istediğim yerde toplanıp protestomu yaparım" dersen eyvallah ama doğduğum anda devletle bir anlaşma imzalamış sayılırım diyorsan kanunlara tam uyacağım diyorsan
Vali kıçımın kenarı diyemiyorsun.yav arkadaş anayasada yazıyor önceden izin almadan diye vali kıçımın kenarı![]()
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Gösteriyi düzenleyenler müdahele yapılmasını istemediği zaman önceden tüm resmi işleri halleder. Ama bazen daha fazla ses getirmesi daha fazla tepki çekmesi için müdahele edilmesini ister ve 34. Maddenin sadece ilk cümlesine atıfla göstericileri öne sürer.
Hükümet polise müdahele ettirmenin siyasi sonuçlarını gözden geçirir.
Bazen göstericiler polisi taşa tutar, havaifişeğe boğar müdahele edilmez. Bazen hiç anlam verilemiyecek, zararsız görünen basit bir protestoya müdahele edilir.
İki türlü de herşey kitabına uydurulur. Ne insanları toplayanlara ne polise müdahele emri verene hiçbirşey olmaz.
Kendi düşüncemle bitirmek istiyorum. Demokrasiyi hedefleyen her toplum için protesto ve gösteri vazgeçilmez bir yönetime katılma aracı. Bununla birlikte sağlıklı işleyen hiçbir devlet tehlikeli seviyede kutuplaşmanın olduğu bir konuda göstericilerin kolluk güçlerini alaşağı edererek bir hak kazanmasını kabul edemez. Çünkü bu, kutubun diğer tarafındakilerini artık bir devlet otoritesinin kalmadığına ve hakkını almanın/korumanın tek yolunun polisi geçip diğer grupla çatışmak olduğuna inandırır. İç çatışma/savaş ve kaos riski taşır. Bu yüzden her yapılan polis müdahelesini de siyasi yorumlamamak gerekir çünkü göstericiler de karar verdiyseler polisi müdahele zorlayabilirler.