Köyün bakkalı o kadar iyi kazanıyormuş ki küçücük iki göz evinden çıkıp kendine yaptırdığı köyün girişindeki muhteşem villasına taşınmış.
Tüm mahalleli de takdir etmiş, helal olsun demiş, iyi çalıştı, bakkalımızda her istediğimizi buluyoruz, o kadar uğraşıyor, varsın villada otursun, o oturmasın da ben mi oturcam, demiş...
Yeni evine, gelenler, gidenler, komşu köyler, itibarı baya bi artmış...
E haliyle yeni eve toprak köy yolu yakışmaz... kaymak asfalt döktürmüş...
Çay geçiyormuş aradan, üstüne köprü yaptırmış ...
Off ki off, ünü yedi cihana, yedi düvele, içeriye dışarıya yayılmış... Hani, türkülerdeki gibi, konaklar yaptırdım mermer direkli ...
Ahali de oldukça gururlanmış da gururlanmış bakkalları ile...
Hatta, kahvede köşede, iyi hoş da neyle yaptırıyor bunları, köycek etimiz belli, budumuz belli diyenlere, laf söyletmez, bakkallarına toz kondurmaz olmuşlar... Tüm komşu köyler bile bizi kıskanıyor... siz ne diyorsunuz demiş kestirip atmışlar ...
Velhasıl bizim bakkal itibardan tasarruf olmaz derken bir hayli borçlanmış...
Gel gör ki gelen giden toptancılar aynı toptancılar, sattığı köylü aynı köylü ...
Bir gün fiyatlara zam yapmış... Köylüler kem küm edecek olmuş; n'oldu da fiyatlar arttı...
Valla, bu borçlar ödenecek... onun için sen ürettiğinin karşılığı daha az tüketeceksin... aradaki benim borçlara gidecek ...
İyi de... senin köprünün, yolun, villanın parasını bana niye ödetiyorsun?
E, onu da aslan bakkal, süpermarketlere karşı derken düşünecektin...
Benzin zammının ve diğer her türlü zammın özeti budur arkadaşlar...
Yoksa, yedi düveli karşımıza alıp cihan harbinden, kıbrıs çıkartmasından çıktık da, elde yok avuçta yok, vatan, memleket için idare etcez artık, ondan bu zamlar diye değil ...
Haa, köyümüze dönersek, uzaktan, olan bitene anlam veremeyen köylünün önündeki koyunların sesi geliyormuş...
Beeee.. Meeeee ....