- Katılım
- 30 Mar 2006
- Mesajlar
- 933
- Konu Yazar
- #1
İÇİNE DOĞDUĞUM TABİAT ve MATEMATİK
Yıllardır çevremde olup bitenleri anlamaya çalışıyorum. Gözlerimi ilk açışımdan bu yana, her şeyi merak ediyorum ve bu merakı gidermek için elimden geleni yapıyorum. Gördüğüm her şeyden büyüleniyorum ve her bir canlıda, her bir eşyada, her bir yapıda-olguda; çok büyük bir enerjinin olduğunu seziyorum. Bunu bırakın, bazen hepsinin birer bilinci, algısı olduğunu düşünüyorum. Sadece görüyorum, düşünüyorum. Yani her şey sezgisel ve düş gücüm de sonsuz, onu biliyorum.
Sonsuzlukta çok büyük bir enerji var, tabiatta sonsuzluktan izler var ve matematik bunu anlamaya-açıklamaya çalışıyor diyorum.
Şimdi şu bahsini ettiğim enerjiden konuşmak istiyorum. Onu sizlere ‘hatırlatmak’ istiyorum.
Önceleri kendimi çılgın sanırdım çünkü bana deli derlerdi. Yok… Ama ben bilirdim, baksa bir şey vardı. Geçen sene “Picasso’yla Yaşamak” adlı filmi gözlerimi kırpmadan izledim, bu dönem de sayenizde “Amadeus” u gördüm. Daha sonra, keşke Türkiye’ de doğmasaydım dedim ki; o apayrı bir parametre (Bastırılan duygular, kısıtlanan hareketler, susturulan kadınlar, durdurulan yaratıcılık…). Picasso’yu gördüğümde de Amadeus’u gördüğümde de tabiatı gördüm.
Tabiatı-algılarımı yorumlamaya çalışırken ben de resim yaptım, ben de müzik yaptım. Arka sayfalara ekledim bir çalışmamı. Ve keman çaldım, korktum. İnsanı heyecandan ürküten tabii bir düzen var müzikte, matematikle-bilimle anlatılıyor. Bütün akortlar düzenli ve doğada karşılığı var. Değerli keman hocam Tayfun Gültekin de, sağ olsun, yokuş aşağı yuvarlanan bir taşın, balkonumda yetiştirdiğim marulumun bir dili olduğunu gösterdi.
Amadeus’a da, Picasso’ya da, görmediğim diğer yorumculara da aşığım, çünkü tabiata aşığım. Yalnız, Picasso da şunu da sezinledim; doğayı anladığı kadar, ona hükmetme arzusundaydı. Bunu anlayamadım, bende de var.
Bu enerji sadece müzik ve resimde kendini göstermiyor.
Sayenizde okuduğum “Maçinli Kız İçin Ev”de de, -yüzlerce çocuğun babası- Aziz Nesin’de de gördüm, izninizle, vurgulamak istediğim şey için alıntı yapmak istiyorum…
“Uydurduğum öykülerime sevgililerimin inanmasından da, onlara benim bile inanmamdan daha çok daha şaşılası olan, bu kitapta derlediğim öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin de onlara gerçek diye inanmış olmalarıdır. Sen, ben, biz, hepimiz, bu uydurulmuş öykülere inanıyorsak, öyleyse onlar gerçektir, hem de nesnel gerçek…”
Evet… Nesnel gerçekler öykülerle anlatılıyor matematikte olduğu gibi. Sorduğunuz sorulardan birisi geliyor aklıma. “Kompleks sayılarda kök içindeki eksi bir sayısını “i” ile göstermesek olur muydu?” demiştiniz. Neden olmasın… O da bir öykü değil mi?
Aklımda, yazmasam olmaz, Bülent Atalay da; kitabı “Matematik ve Mona Lisa” da doğayı matematik aracılığıyla, doğadaki tam karşılıklarıyla gözler önüne sermiş..
FİBONACCİ SERİLERİ-ayçiçeği çekirdeklerinin doğuşu, ALTIN ORAN-gülün dikenleri arasındaki büyülü oran, yüzdeki simetri ve bunun tarihteki ressamların portre çizimlerinde, ortak olarak, bu oranı korumuş olmaları bunların en tanıdık örnekleri.
İşin özü, doğadaki denge ve düzeni, bu düzende gördüğümüz enerjiyi anlatmaya çalışıyoruz. Müzik, resim, edebiyat veya matematik… Fark etmez, hepsinin kökeni tabiat…
Saygılar
Yıllardır çevremde olup bitenleri anlamaya çalışıyorum. Gözlerimi ilk açışımdan bu yana, her şeyi merak ediyorum ve bu merakı gidermek için elimden geleni yapıyorum. Gördüğüm her şeyden büyüleniyorum ve her bir canlıda, her bir eşyada, her bir yapıda-olguda; çok büyük bir enerjinin olduğunu seziyorum. Bunu bırakın, bazen hepsinin birer bilinci, algısı olduğunu düşünüyorum. Sadece görüyorum, düşünüyorum. Yani her şey sezgisel ve düş gücüm de sonsuz, onu biliyorum.
Sonsuzlukta çok büyük bir enerji var, tabiatta sonsuzluktan izler var ve matematik bunu anlamaya-açıklamaya çalışıyor diyorum.
Şimdi şu bahsini ettiğim enerjiden konuşmak istiyorum. Onu sizlere ‘hatırlatmak’ istiyorum.
Önceleri kendimi çılgın sanırdım çünkü bana deli derlerdi. Yok… Ama ben bilirdim, baksa bir şey vardı. Geçen sene “Picasso’yla Yaşamak” adlı filmi gözlerimi kırpmadan izledim, bu dönem de sayenizde “Amadeus” u gördüm. Daha sonra, keşke Türkiye’ de doğmasaydım dedim ki; o apayrı bir parametre (Bastırılan duygular, kısıtlanan hareketler, susturulan kadınlar, durdurulan yaratıcılık…). Picasso’yu gördüğümde de Amadeus’u gördüğümde de tabiatı gördüm.
Tabiatı-algılarımı yorumlamaya çalışırken ben de resim yaptım, ben de müzik yaptım. Arka sayfalara ekledim bir çalışmamı. Ve keman çaldım, korktum. İnsanı heyecandan ürküten tabii bir düzen var müzikte, matematikle-bilimle anlatılıyor. Bütün akortlar düzenli ve doğada karşılığı var. Değerli keman hocam Tayfun Gültekin de, sağ olsun, yokuş aşağı yuvarlanan bir taşın, balkonumda yetiştirdiğim marulumun bir dili olduğunu gösterdi.
Amadeus’a da, Picasso’ya da, görmediğim diğer yorumculara da aşığım, çünkü tabiata aşığım. Yalnız, Picasso da şunu da sezinledim; doğayı anladığı kadar, ona hükmetme arzusundaydı. Bunu anlayamadım, bende de var.
Bu enerji sadece müzik ve resimde kendini göstermiyor.
Sayenizde okuduğum “Maçinli Kız İçin Ev”de de, -yüzlerce çocuğun babası- Aziz Nesin’de de gördüm, izninizle, vurgulamak istediğim şey için alıntı yapmak istiyorum…
“Uydurduğum öykülerime sevgililerimin inanmasından da, onlara benim bile inanmamdan daha çok daha şaşılası olan, bu kitapta derlediğim öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin de onlara gerçek diye inanmış olmalarıdır. Sen, ben, biz, hepimiz, bu uydurulmuş öykülere inanıyorsak, öyleyse onlar gerçektir, hem de nesnel gerçek…”
Evet… Nesnel gerçekler öykülerle anlatılıyor matematikte olduğu gibi. Sorduğunuz sorulardan birisi geliyor aklıma. “Kompleks sayılarda kök içindeki eksi bir sayısını “i” ile göstermesek olur muydu?” demiştiniz. Neden olmasın… O da bir öykü değil mi?
Aklımda, yazmasam olmaz, Bülent Atalay da; kitabı “Matematik ve Mona Lisa” da doğayı matematik aracılığıyla, doğadaki tam karşılıklarıyla gözler önüne sermiş..
FİBONACCİ SERİLERİ-ayçiçeği çekirdeklerinin doğuşu, ALTIN ORAN-gülün dikenleri arasındaki büyülü oran, yüzdeki simetri ve bunun tarihteki ressamların portre çizimlerinde, ortak olarak, bu oranı korumuş olmaları bunların en tanıdık örnekleri.
İşin özü, doğadaki denge ve düzeni, bu düzende gördüğümüz enerjiyi anlatmaya çalışıyoruz. Müzik, resim, edebiyat veya matematik… Fark etmez, hepsinin kökeni tabiat…
Saygılar