Aslında motosiklet sürmeyi ağabeyim sayesinde küçükken öğrenmiştim. Yaşım küçüktü fakat motosiklet sürüyordum. Ağabeyimin motoruyla biri kaza yapıp motosiklet olayını rafa kaldırınca, benim de motosiklet maceram bitmişti. Daha sonra sürücü kursunda eğitmen olan bir arkadaşımın ısrarıyla çok uygun bir ücretle sadece direksiyon sınavına girerek A2 ehliyeti aldım. Aldım almasına da yine motosiklet sürmüyordum ve sürmeyi de düşünmüyordum. Tâ ki bir gün Youtube'da Barkın abinin videolarına denk gelene kadar. İçindeki motosiklet aşkı öyle güzeldi ki bizi de aşık etti. Youtube'da ilk abone olduğum kanaldır. Kanalının sıkı takipçisi oldum. Sanki aile ferdinden biriymiş gibi çok sevdim kendisini. Henüz motorum yok iken kask, mont, eldiven, dizlik gibi ekipmanlar aldım. Bize neyi önerdiyse uyguladım. Adı sanı belli olmayan "fıtı fıtı" bir çin skuteri aldım. Öğrettiklerini harfiyen uyguladım. Hiç kaza da yapmadım motorumu da düşürmedim çok şükür. Öğrettiklerinin etkisi vardır illaki. Hep bir yerlerde denk gelip tanışmayı istedim, bir teşekkür etmek, minnetimi bildirmek için. Fakat bir araya gelmek cenazesinde nasip oldu hemde doğum günümün ertesinde! Oraya gidince tabutunun başında ağladım ve etraftaki kalabalığı görünce, ne kadar sevilen bir olduğunu, benim gibi düşünen ve hisseden binlerce kişi olduğunu gördüm. Sevindim. Ne güzel adamdın be babuş. Allah'ın sevdiği kuluymuşsun. Hem arzu ettiği şekilde vefat etti, hem de binlerce kişi kıldık cenaze namazını ve dualar ettik cennete gitmen için. Eminim o binlerce kişiden birinin duası kabul olmuştur...