- Katılım
- 22 May 2006
- Mesajlar
- 123
- Konu Yazar
- #1
UZUN SAÇLI DEV ADAM
Japonya konserinde 20.000 Japon, onu heceyanla dinliyordu, Belçika'nın en büyük gazetesi birinci sayfadan yarım sayfa haberini yayınlamıştı. Gezgindi, keşfetmeyi seviyordu, dünyayı aşkla dolaşıp sevgisini taşıdı heryere ve ekranlarımızdan 60 milyon olarak onu izledik. Türkiye'deki en uzun ve en başarılı televizyon programları Manço imzasını taşıdı. 7'den 77'ye on yıl içinde Ekvatordan kutuplara, 5 kıtada 100'den fazla ülkeye giderek, kırılması güç bir rekora imza attı. Adam Olacak Çocuk ve Kahve Altı programları ise hala benzeri olmayan unutulmaz yapıtlarından.
Unutulmaz şarkılar besteleyip söyledi, dünya insanıyla kucaklaştı, gezdiği yerleri bizlerle paylaştı. İzleyicisiyle arkadaş oldu, seyirciyle onun kadar yakın bir diyalog kuran başka sanatçı yoktu. Belki de adresini ezbere bildiğimiz tek sanatçıydı o... "Bana yazmaya ama her konuda yazmaya devam edin. Adresimi veriyorum, Barış Manço Moda 81300 İstanbul. Tekrar ediyorum Barış Manço Moda 81300 İstanbul."
Dünya nefesini tutmuş, bir savaşa kilitlenmiş durumda. Savaş sözünün bu kadar çok edildiği bir dönemde, dünya kardeşliğinin ve nesiller arası sevginin somut ismidir o. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Zalım Sultan, Halhal, Anlıyorsun Değil mi, İşte Hendek İşte Deve, Kara Toprak Ver Yarimi, Halil İbrahim Sofrası, Kol Düğmeleri... bir seferde akla gelen yüzlerce şarkıya imza attı Barış Manço, biz onunla büyüdük sırf bu nedenle şanslı bir kuşak sayılırdık. Eserlerinde sosyal olaylara ve mevcut duruma dair tespitler yapardı, hayatı, aşkı, ölümü, ayrılığı hüzünlü, mizahi bazen sivri bir dille, ama kendine has uslubuyla anlatırdı. Domates, biber, patlıcan şarkısında sokak satıcılarının sebep olabileceği bir felakete vurgu yapıyordu, zerafet düşkünleri kışın beyaz giymemeleri gerektiğini biliyordu, Ya Nasip Ya Kısmeti anlatmak için herkes gömlek giyerken, o Kul Ahmet'e ceket giydiriyordu... Uzun siyah saçlarını ortadan ayırır, küçükleri ıspanak yemeleri ve arabanın arka koltuğuna oturmaları konusunda ikna ederdi, her parmağında, abartılı büyük taşlı yüzükleriyle hızlı hızlı hareket ettirdiği ellerini takip ederek kilitlenirdik pazar sabahları ekran başına. Sevimliydi, rahattı, meraklıydı, bizdendi, Türk Müziği'nin duayeniydi. 1 Şubat 1999'da müzik alanında büyük devrimler yapmış bir sanatçı olarak aramızdan ayrıldı.
ÖLÜMÜNÜN SEKİZİNCİ YILINDA SENİ SAYGIYLA ANIYORUZ BARIŞ ABİ...