AEAnın ne kişiliği, ne motosiklet bilgisine (mekanik değil, tasarımsal) ne de deneyimine kimse laf söylemedi, söylememeli de zaten. Tavrı, tarzı motosiklet camiasına ivme kazandırıyor, böyle insanlara da ihtiyaç var.
Şahsen eleştirim, Pulsarın testine yaptığı yorum şekliydi. Eleştirim alaycı üslubunaydı: işeme güçlüğü, prostat, arka sele çıkıntısı için alttan darbe almayı hoşuna gidenler varsa bir şey diyemem gibi laubali tavrınaydı.
Ve, umarım okuyordur burada yazılanları. Keza bu tavrından pek çok kişi şikayet etmişse demek ki AEAda bir terminoloji sorunu var. Adam yetkin diye her sözüne tamam deyip biat mı etmemiz gerekiyor!
Ne Pulsar aldım diye manyakça markayı savunurum, Ne de bir insanın motosiklet bilgisi benden daha iyi diye her söylediğini koşulsuz doğru kabul ederim.
Kaldı ki AEA 100km kullanmış, ben 1500kmdir kullanıyorum. Benden daha mı iyi bilecek!
50c sıcaklıktaki cam gibi asfaltta dolaşıyorum öğle sıcağında, bende neden kaymıyor motor
Antalyanın bozuk yollarında dolaşıyorum, off puff dedirtmiyor süspansiyonları. Daha sayarım ama, gerek yok. Şahsen AEAnın eksilerini gerçekçi bulmadığımı belirttim yorumumda. Kişilere saygısızlık ve terbiyesizlik edilmediği müddetçe isteyen istediği gibi eleştirir.
Benim marka saplantım yok, Pulsar aldım diye körü körüne savunacak da değilim. Üstelik Pulsar ne ilk motorum ne son motorum olacaktır. Eksik veya yetersiz yönlerini zaten yazıyoruz, bir başkasının söylemesine gerek yok. Şayet, 3 günlüğüne test için motor alıyorsanız ve aradan geçen 10 gün boyunca herhangi bir açıklama yapmıyorsanız, asıl baba gibi yorum geleceği konusunda siz beklentiye sokuyorsunuz insanları. Yani o beklentiyi yaratan testi yapandır, kullanıcılar değil. 10 gün sonra da flaşş flaşş edasıyla burada 100 sayfadır yazılan şeyleri söylüyorsanız, ben buna yaşa, varol abimizzz, demem. E, biz bunları biliyorduk zaten, siz yeni ne koydunuz bildiklerimizin üzerine derim.
Böyle adamdan Türkiyede kaç tane var; kapayın çenenizi, AEA ne derse odur diyen, onun yorumlarına koşulsuz biat eden fanatikleri varmış. Bu fanatiklerin çoğu da motor Japon değilse motor değildir diyenlermiş galiba
Japonlar motosiklet teknolojisini geliştiren olabilirler ama boynuz kulağı da geçer diye bir söz var.
Çok teknolojik Japonlar 3 bujiyi neden düşünememiş ya da tek pistona 4 valf koymayı. Muhtemelen aslında gereksiz bir şeymiş, sırf sükse olsun diye yapılmıştır KTM mühendisleri. Öyle ya, Pulsar KTM mühendislik çalışmasının ürünüyse biz aslında KTMyi eleştiriyoruz. (Bu arada Bajaj KTM hisselerini %47sinin sahibidir. Duke125, Duke200 ve Duke390 Bajajda üretilmektedir. Ayrıca Kawasaki Ninja250 ve 650de Bajajda üretilmektedir.) Dünyada 17 ülkede satılan ve bazılarında nah kocaman Kawasaki Bajaj markasıyla satılıyorsa biz aslında Kawasakiyi de eleştiriyoruz. Yani Japonlara hayran iken Japonları eleştiriyormuşuz aslında. Öte yandan 20.000kmden sonra dağılabilirmişi 11 dakikalık videonun son kısmına sokuşturmak, kendi isminize ve deneyiminize (AEA) haksızlıktır benim nazarımda.
Ben, 49cclik mobiletleri (1980li yılların ortaları) modifiye edip, iki motoru yan yana birleştiren ve çift silindiri icat eden ya da Bisan bisikletlerinin kadrosunu yan yana kaynak yapıp tek zincir iki pedal, iki gidon icadı ile iki kişinin tek bir bisikleti kullandığı kuşaktan geliyorum. AEAya gelene kadar bu ülkede çok daha değerli motorcular var.
Japonu da kullandım (KLE500+CBF250), Çinlisini de (Zongshen 125-30), Almanıda kullandım (Zündapp GS125, BMW GS650) benim bilgim bana yeter. Bana bildiğimin üzerine yeni bir şey öğretene da saygı duyarım. Öğretmeyen de moralimi bozmasın