herhalde motosikleti sevenler arasında silahları çok seven yok
bir bıçağı, bir tabancayı sevmek de garip gelebiliyordur çoğu insana. ne bileyim belimde silah taşıma yada cebimde bıçak taşıma tenezzül heves yada gayretinde olmadım hiç. evimde bulunmasını bile istemem. lakin ayrı bir zevk.. sevmesi bakması..
bildim bileli bıçak hastasıyım ben. kelebek çevirmeyle başladı. tespih çekmek gibi bir şey olmuştu elimden atamıyordum. psikopat sanmasınlar diye odama girer gizli gizli oynayıp dururdum, gençlik işte..
gençlik işte deyince aklıma geldi bişiler.. şimdi düşünüyorum ne kadar garip. iyi başıma birşey gelmeden çıkmışım içinden herşeyin. insanın ağırlığına alışması, belinde kolunun altında taşıması.. tuvalete bile onla gitmesi, onca diklenen insana yada ters duruma karşın elini değdirmeye tenezzül etmemesi.. yada başına üşüşen belalardan ona ihtiyaç duymadan kurtulabilmesi.. koruyucu meleklerim iyi çalışmış gerçekten.
üniversitede kendi evimde kalırken eve rahat rahat alıp getirebilmem sebebi ile bıçak kolleksiyonuma başladım. yumruk arası, fırlatma tarzı, bot bıçakları, av bıçakları vs derken olay abardı biraz

üniversite bittiğinde sadece bir iki tanesini kendime sakladım geri kalanını dağıttım.
şimdi hiç elime geçmese bile biryerlerde duran 2 tane smith wesson bıçağım var. biri bot bıçağı, bir diğeri ise çakı.
ama hayatımın gerçek bıçağı daha doğrusu çakısı yine smith wesson marka assisted mekanizmalı black ops isimli bir bıçaktı. özel harekatçı biri hediye etmişti. çok güzel, çok kaliteli bir sürü bıçağım olmuştu ama o gerçekten harika birşeydi. o da diğerleri gibi ömür boyu garantiliydi ama barut tozu özel bir şekilde işlendiği için çok dehşet bir görüntüsü vardı. arabamdan bile ayırmazdım. bir sallayışta tel örgüleri kestiğini bilirim. aracı otoparka bıraktığımda çalmışlar ne yazık ki..
silah ise ne yazık ki genelde bir kesimin çok nefret ettiği, bir kesimin ise gereksiz yere kendini adam hissetmesine sebep olduğu için çok sevdiği bir nesne. arada kalan insan sayısı çok az. halbuki kullanmayı bilmeli. askerdeki bikaç atışla olabilecek bir şey değil. vakti zamanında ağırlığına elimin alışkanlığı varsa da; askerde bir şey görmedik, bari yarın bir gün memleketim için elime bir şey almam gerekirse diye elime almıştım sonraları. hatta poligondaki ilk günümde görevli senin atış kağıtlarını buraya güvenlik eğitimi için gelen arkadaşlara derste örnek diye göstermek lazım demişti. ben moral veriyor zannediyordum. çünki tüm atışlarım 6 nın içindeydi, ilk atışlarımdı ama o kadar da iyi gelmemişti bana. Daha elli tane yakmadan tüm atışları alında toplamaya başlayınca yeteneğime inanmıştım. şimdi ise çok boş vakit bulabildiğimde el alışkanlığımı kaybetmeyeyim diye uğruyorum poligonlara. bence araba kullanmak kadar doğal insanların silah kullamayı bilir olması. eve sokmam, yanımda taşımam ama nasıl kullanılacağını da bilmek lazım. Ama insanların gerçekten atış tarzları farklı. Kimi kalp üzerinde kimi kafa bölgesinde kimi göğüs bölgesine yapıyor atışları. ben şimdiye kadar alın bölgesinin ortası dışında bir yere nişan almadım. gariptir aklıma bile gelmedi başka bir yere nişan almak.