- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Ateş aramıştı geçenlerde
''Bana da bir Cross bulun. Gelip sizinle dağlara çıkacağım'' demişti.
Güzel bir XL 200 bulmuştuk. Ateş onay verince XL alındı ve Ateş'i beklemeye başladı.
Sonunda vakit geldi ve Ateş İstanbul'dan havayoluyla gelip haftasonu bizlerle birlikte dağlara çıktı.
Cumartesi öğle gibi Mehmet Okay'la birlikte aldık Ateş'i. Yıldızlı Gurme Okay'ın tavsiyeleri doğrultusunda bişeyler yedikten sonra,
Ateş soluğu henüz görmediği XL'sinin yanında aldı.
Lakin birbuçuk ay beklemek canını sıkmış olmalı ki arka lastik su koyvermiş.
Ahmet evime yakın. İniyoruz atölyeye. Birlikte yol yapacağımız arkadaşlar da aynı yere gelmişler.
Ateş keyifli.
Çıkış için lastiği bekliyoruz.
Savaş ta geldi.
Lastik tamam. Vakit kaybetmeden çıkıyoruz.
Kısa bir asfalt geçişinden sonra,
Ufaktan stabilizeye girdik.
Şehrin bunaltıcı sıcağından kurtulup tepelere doğru tırmandık. Tırmandıkça serinledik.
Kadim dostum Ateş mutlu. O mutluysa biz de mutluyuz.
Birbirlerine alıştılar bile.
Bol bol köy geçişi yaptık.
Köprüleri geçtik,
Toz yuttuk bol bol.
Ara sıra bağlantı yolu olarak asfaltı da kullandık.
Yeşilin her türü eşliğinde,
Gölete ulaştık.
Zafer...
Tatlı serinliğin olduğu göl kıyısında biraz vakit geçireceğiz.
Güzel güzel sohbet ettikten sonra,
Tekrar yollara düştük.
Batıayaz yolundan Vakıflı'ya gidiyoruz.
Doğuştan krosçu Ateş'im.
Hıdırbey,
Vakıflı.
Türkiye'nin tek Ermeni Köyü Vakıflı'nın kilise avlusunda 20 kadar bayanın kooperatif anlayışıyla doğal malzemelerle yaptığı çeşit çeşit reçel, likör tarzı ürünler pazarlanmakta.
Salatalık aynen natürel.
Ateş, ev ile bağlantı kurup alacağı ürünleri tespit ediyor.
Alışveriş tamam. Hanımların davetiyle kendimizi hoş bir sohbet ortamında buluyoruz.
Bölgede olduğumuzu bilen Sertaç bizi buluyor.
Hareketleniyoruz. Hıdırbey'de (Musa Ağacı) oturup bir çay molası vereceğiz.
Yurdun her yerinde etkili olan aşırı sıcaklar iki gündür bizim buraları da vurmuştu. (43 derece ) Ama buranın sıcaklardan haberi yok.
Buz gibi suyun serinliği bile yetiyor. (Doğal klima.)
Çayımız geldi.
Katıklı ekmeğimiz bilem var.
Hava kararmadan dönmek istiyoruz. Biraz da yarına kalsın, di mi ama...
Asfaltı terkedip aralara giriyoruz.
Tekrar asfalttayız ve Antakya'ya yaklaştık. Zamanlama güzel.
Savaş'ın evi önündeyiz. Sabah görüşmek üzere vedalaşıyoruz.
Antakya girişi. Sertaç ve Yücel İskenderun'a gidecekler. Vedalaşmak üzere duruyoruz.
Ayaküstü sohbet sırasında Sertaç ve Yücel kalmaya karar veriyorler.
Garaj.
Kısraklar dinlenmeye çekiliyor.
Akşam ufaktan bir yemek organizasyonu yapıyoruz. Bu konuda Mehmet Okay varsa bize söz düşmez.
Türkiye'nin ilk beş kebapçısı içine giren Salah Usta'da alıyoruz soluğu.
Ateş, XL'yi Burcu'dan aldı. Hayırlaşıyorlar.
''Bana da bir Cross bulun. Gelip sizinle dağlara çıkacağım'' demişti.
Güzel bir XL 200 bulmuştuk. Ateş onay verince XL alındı ve Ateş'i beklemeye başladı.
Sonunda vakit geldi ve Ateş İstanbul'dan havayoluyla gelip haftasonu bizlerle birlikte dağlara çıktı.
Cumartesi öğle gibi Mehmet Okay'la birlikte aldık Ateş'i. Yıldızlı Gurme Okay'ın tavsiyeleri doğrultusunda bişeyler yedikten sonra,
Ateş soluğu henüz görmediği XL'sinin yanında aldı.
Lakin birbuçuk ay beklemek canını sıkmış olmalı ki arka lastik su koyvermiş.
Ahmet evime yakın. İniyoruz atölyeye. Birlikte yol yapacağımız arkadaşlar da aynı yere gelmişler.
Ateş keyifli.
Çıkış için lastiği bekliyoruz.
Savaş ta geldi.
Lastik tamam. Vakit kaybetmeden çıkıyoruz.
Kısa bir asfalt geçişinden sonra,
Ufaktan stabilizeye girdik.
Şehrin bunaltıcı sıcağından kurtulup tepelere doğru tırmandık. Tırmandıkça serinledik.
Kadim dostum Ateş mutlu. O mutluysa biz de mutluyuz.
Birbirlerine alıştılar bile.
Bol bol köy geçişi yaptık.
Köprüleri geçtik,
Toz yuttuk bol bol.
Ara sıra bağlantı yolu olarak asfaltı da kullandık.
Yeşilin her türü eşliğinde,
Gölete ulaştık.
Zafer...
Tatlı serinliğin olduğu göl kıyısında biraz vakit geçireceğiz.
Güzel güzel sohbet ettikten sonra,
Tekrar yollara düştük.
Batıayaz yolundan Vakıflı'ya gidiyoruz.
Doğuştan krosçu Ateş'im.
Hıdırbey,
Vakıflı.
Türkiye'nin tek Ermeni Köyü Vakıflı'nın kilise avlusunda 20 kadar bayanın kooperatif anlayışıyla doğal malzemelerle yaptığı çeşit çeşit reçel, likör tarzı ürünler pazarlanmakta.
Salatalık aynen natürel.
Ateş, ev ile bağlantı kurup alacağı ürünleri tespit ediyor.
Alışveriş tamam. Hanımların davetiyle kendimizi hoş bir sohbet ortamında buluyoruz.
Bölgede olduğumuzu bilen Sertaç bizi buluyor.
Hareketleniyoruz. Hıdırbey'de (Musa Ağacı) oturup bir çay molası vereceğiz.
Yurdun her yerinde etkili olan aşırı sıcaklar iki gündür bizim buraları da vurmuştu. (43 derece ) Ama buranın sıcaklardan haberi yok.
Buz gibi suyun serinliği bile yetiyor. (Doğal klima.)
Çayımız geldi.
Katıklı ekmeğimiz bilem var.
Hava kararmadan dönmek istiyoruz. Biraz da yarına kalsın, di mi ama...
Asfaltı terkedip aralara giriyoruz.
Tekrar asfalttayız ve Antakya'ya yaklaştık. Zamanlama güzel.
Savaş'ın evi önündeyiz. Sabah görüşmek üzere vedalaşıyoruz.
Antakya girişi. Sertaç ve Yücel İskenderun'a gidecekler. Vedalaşmak üzere duruyoruz.
Ayaküstü sohbet sırasında Sertaç ve Yücel kalmaya karar veriyorler.
Garaj.
Kısraklar dinlenmeye çekiliyor.
Akşam ufaktan bir yemek organizasyonu yapıyoruz. Bu konuda Mehmet Okay varsa bize söz düşmez.
Türkiye'nin ilk beş kebapçısı içine giren Salah Usta'da alıyoruz soluğu.
Ateş, XL'yi Burcu'dan aldı. Hayırlaşıyorlar.