- Katılım
- 2 Ara 2006
- Mesajlar
- 312
- Konu Yazar
- #1
Ateş ile suyun hikayesini bilirmisiniz?
Ates bir gün suyu görmüs yüce daglarin ardinda
sevdalanmis onun deli dalgalarina.
Hirçin hirçin kayalara vurusuna,
yüregindeki duruluga
Demis ki suya:
Gel sevdalim ol,
Hayatima anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamis atesin gözlerindeki sicakliga
al demis;
Yüregim sana armagan...
Sarilmis atesle su birbirlerine
sikica, kopmamacasina...
Zamanla su, buhar olmaya,
ates, kül olmaya baslamis.
Ya kendisi yok olacakmis, ya aski...
Bastan alinlarina yazilmis olan kaderi de
yüregindeki kederi de
alip gitmis uzak diyarlara su...
Ates kizmis, ates yakmis ormanlari...
Aramis suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmis, suya varmis yolu
Bakmis o duru gözlerine suyun,
biraz kirgin, biraz hirçin.
Ve o an anlamis;
askin bazen gitmek oldugunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadigini....
Ates durmus, susmus, sönmüs askiyla.
Iste o zamandan beridir ki:
Ates sudan,
su atesden kaçar olmus..
Atesin yüregini sadece su,
Suyun yüregini
Sadece ates alir olmus...
Monomopata
Bir memleket varmış, adı Monomotapa,
İki gerçek dost yaşarmış orda. Birinin malı ötekinin malı gibiymiş;
Anlaşılan o memlekette Dostluk, bizimkinden başka türlüymüş.
Bir gece Monomotapa'da Herkes dalmış derin uykulara.
Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat, Uykunun tadını çıkarırmış millet.
Gece yarısı bizim dostlardan biri, Fırlamış yatağından birdenbire, Doğru dostunun evine.
Uyandırmış hizmetçileri, Tatlı uykularından. Dostu yukarıdan duymuş sesini, Hemen kaptığı gibi kılıcını, kesesini, Koşmuş dostunun yanına:
Hayrola, demiş soluk soluğa Sen kolay kolay uyandırmazsın kimseyi, Uykuyu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen, al şu keseyi. Evini bastılarsa, işte ben ve kılıcım; Haydi gidip haklarından gelelim.
Yalnız yatamaz mı oldun yoksa, Benim güzel cariyeıi al git, öyleyse. yok a canım, demiş dostu; Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düşünceli gördüm seni, Sakın başı dertte olmasın deyip koştum; Kusura bakma dostum.
Hangisi daha dostmuş, okuyucu Üstünde düşünmeye değer bu soru. Gerçek bir dost olmak ne güzel bir şey! Derdini açmanı beklemez bile, Kendi bulup söylemek ister:
Belki sen çekinirsin diye. Sevdiği insanın üstüne titrer, Bir düşten, bir hiçten nem kapar.
Ates bir gün suyu görmüs yüce daglarin ardinda
sevdalanmis onun deli dalgalarina.
Hirçin hirçin kayalara vurusuna,
yüregindeki duruluga
Demis ki suya:
Gel sevdalim ol,
Hayatima anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamis atesin gözlerindeki sicakliga
al demis;
Yüregim sana armagan...
Sarilmis atesle su birbirlerine
sikica, kopmamacasina...
Zamanla su, buhar olmaya,
ates, kül olmaya baslamis.
Ya kendisi yok olacakmis, ya aski...
Bastan alinlarina yazilmis olan kaderi de
yüregindeki kederi de
alip gitmis uzak diyarlara su...
Ates kizmis, ates yakmis ormanlari...
Aramis suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmis, suya varmis yolu
Bakmis o duru gözlerine suyun,
biraz kirgin, biraz hirçin.
Ve o an anlamis;
askin bazen gitmek oldugunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadigini....
Ates durmus, susmus, sönmüs askiyla.
Iste o zamandan beridir ki:
Ates sudan,
su atesden kaçar olmus..
Atesin yüregini sadece su,
Suyun yüregini
Sadece ates alir olmus...
Monomopata
Bir memleket varmış, adı Monomotapa,
İki gerçek dost yaşarmış orda. Birinin malı ötekinin malı gibiymiş;
Anlaşılan o memlekette Dostluk, bizimkinden başka türlüymüş.
Bir gece Monomotapa'da Herkes dalmış derin uykulara.
Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat, Uykunun tadını çıkarırmış millet.
Gece yarısı bizim dostlardan biri, Fırlamış yatağından birdenbire, Doğru dostunun evine.
Uyandırmış hizmetçileri, Tatlı uykularından. Dostu yukarıdan duymuş sesini, Hemen kaptığı gibi kılıcını, kesesini, Koşmuş dostunun yanına:
Hayrola, demiş soluk soluğa Sen kolay kolay uyandırmazsın kimseyi, Uykuyu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen, al şu keseyi. Evini bastılarsa, işte ben ve kılıcım; Haydi gidip haklarından gelelim.
Yalnız yatamaz mı oldun yoksa, Benim güzel cariyeıi al git, öyleyse. yok a canım, demiş dostu; Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düşünceli gördüm seni, Sakın başı dertte olmasın deyip koştum; Kusura bakma dostum.
Hangisi daha dostmuş, okuyucu Üstünde düşünmeye değer bu soru. Gerçek bir dost olmak ne güzel bir şey! Derdini açmanı beklemez bile, Kendi bulup söylemek ister:
Belki sen çekinirsin diye. Sevdiği insanın üstüne titrer, Bir düşten, bir hiçten nem kapar.