arkadaşlar, sizi sarsmasını ve kalıplaşmış bazı düşüncelerinizi değiştirmesini umduğum bazı sorular yönelteceğim.
- kürdistan diye bir ülke var, kuzey ırak'ta kurulmuş durumda. üstelik refah içinde yaşıyor, para içinde yüzüyorlar. varlığımıza tehdit mi oluşturuyor?
- uyuşturucu kaçıranlar, mafyaya bulaşanlar olduğu gibi; ekmeğini çöpleri eşeleyerek çıkaran, kot kumlama atölyelerinde ciğerlerini ve sağlıklarını tüketen, tarım işçisi olarak batı illerine gidip, trafik kazalarında kamyon kasalarında ölen kürtler de olduğunu hatırlayın.
- savaşla, kanla, öldürmekle bir sonuca ulaşılabilseydi; israil kırk yılda filistinlilerin kökünü kazımış olurdu.
- ırk, din, milliyet gibi ayrımlardan önce, hepimizin insan olduğunu unutmayalım.
- "ne mutlu türküm diyene" sözünden bir kürt alınabilir, bunu bir türkün anlaması zordur. örnek, askerlik günlerimi hatırlattığı için ben martılardan nefret ederim, martı sesinden iğrenirim. çoğunuz martıları çok sever.
- 2005 yılında diyarbakır'a gittiğimde, akşam hava karardıktan sonra şehrin birden boşalması, sokaklarda insan kalmaması beni çok etkilemişti. bir de kaldırımda kazara çarptığım adamın büyük bir korku içinde, defalarca özür dilemesi. adını koyamadığım bir anormallik vardı. 2010 yılında mardin kızıltepe'ye gittim, karayoluyla diyarbakır'a geçtim. insanların sokağa çıkabildiklerini, çocukların sokakta oynadıklarını, bir şeylerin normalleşmeye başladığını gördüm.
- insanın doğduğu, yaşadığı yer bambaşkadır. hep nostaljik anlatımlarda duyduğunuz, mübadele ve göç hikayelerini bir düşünün.
- suriye'li bir türkmenle birkaç hafta birlikte çalıştım. bir gün laf olsun diye, "sizi türkiye'ye alsak ne iyi olur" demiştim. aldığım cevabı hiç unutamam. ne türkiye bizi alır, ne de biz gidebiliriz demişti. burada işim, gücüm, başımı sokacak bir evim var. türkiyeye gelsem hiçim, açım demişti.
- bu ülkede kürtçe televizyon yayını bir tabu idi. kürtçe yayın başladı da ne oldu, ülke mi bölündü?
- şehidimiz diye bağrımıza bastığımız evladın kökenini, askere gönüllü mü yoksa gönülsüz mü gittiğini hiç düşünüyor muyuz? ya zorla askere alınmış, bir kardeşi dağda, bir kürt milliyetçisi ise?
- bir evladı dağda, diğeri askerde olan ana-babayı bir düşünün?
- devletin resmi söylemine bu denli güvenmek doğru mu? batı ilinde, parkta bira içene veya halı saha maçında kavga çıkarana nasıl davrandıklarını çok iyi bildiğimiz polis, kendi askerini "esas duruşta kıpırdadı" gibi sudan bahayle öldüresiye döven komutan, potansiyel terörist gördüğüne ne yapmaz?
- hayat siyah ve beyaz değil, renklerden ve tonlardan oluşmaktadır. ne devlet bembeyaz, kürtler kapkaradır, ne de tersi doğrudur.
- kürt halkına hizmet getirmek için evinden kopup gelmiş, gencecik öğretmenleri, hemşire ve doktorları katleden bir örgüte sempati duymak mümkün mü?
- cahil ve yoksul halkı kandıran teröristler edebiyatını otuz yıldır dinleyip duruyoruz. peki, batı ilindeki tıp fakültesinde okurken kaçıp örgüte katılanı hangi teoriyle açıklayacağız.
- silah gölgesinde, bomba korkusuyla yaşamış nice insanın ruh sağlığı yerinde olabilir mi? güneydoğu illerinde yaşayan vatandaşlar, veya o bölgede askerlik yapmış milyonlarca insanın ruh sağlığını umursayan, bu konuda bir araştırma yapan var mı acaba? gecelerce ölüm korkusuyla yaşamak, yanıbaşında patlayan mayın ve arkadaşının paramparça olmuş cesedini görmek normal şeyler mi?
eğer çocuklarımızı düşünüyorsak birbirimizi anlamak, birlikte yaşamanın bir yolunu bulmak zorundayız.