Offf of....Arkadaşlar burada benim yaşımda olanlar veya benden büyükler de vardır mutlaka ama eskilere götürdünüz beni. 5 yaşında tanıştım müzikle. 25 senedir her şeyiyle metali yaşadım, yaşattım ve yaşıyorum. Organizasyonlar, yoğun demo çalışmaları, konserler, müzik marketlerin önünde yeni albümlerin çıktığı gün uzun kuyruklar oluşturmalar, sabaha kadar içip kafa salladıktan sonra uykusuz ilhan irem konseri gözler yarı açık izlemeler vs.. Hepside tek kelimeyle mükemmeldi. Özlüyorum o günleri bazen. Çoğunlukla arkadaşların "olum bigün mutlaka daha yumuşak şeyler dinliceksin" iddialarını çürütmeye devam ediyorum. Yaşamayan anlamıyor bunu. Müziği yaşamak çok önemli. Kimi bunu sazın tellerinde, kimi piyanonun tuşlarında, kimi ise brutal bir parçanın böğürtüsünde yakalıyor. O yüzden lütfen müziğin keyfini çıkarın sadece ve hangi müziğin daha iyi olduğunu tartışmayın. Bırakın her müzik tarzının, her parçanın, her notanın anlamını dinleyenler belirlesin. Eğer bazen yeni türküyle ağlayıp, beethovenla şarap yudumlayabiliyorsanız, konserde kafa sallayıp büyüdüğünüzü unutabiliyorsanız, arada hala başucunuzda duran elektrogitarınızı alıp sevdiğiniz bir parçayı baştan sona çalabiliyorsanız, hatta sokakta yürürken dilinize bir çocuk şarkısı dolanıyorsa kimi zaman, müziği yaşıyorsunuz demektir. Her tür müziği dinleyene saygı gösterin. Çünkü unutmayın ki sizin dinlediğiniz tarzı dinlerken hissettiklerinizi o insan da kendi tarzını dinlerken hissediyor.
Bol müzikli günler keyifli sürüşler...