@ninya,
Ankaralı veya Ankara[MT]li olma meselesine gelelim. Bu topiğin ilk sayfasına bak sadece, sen daha üye değilken ben Ankara[MT] topiğine ve bunun öncülü olan topiklere yazıyordum. Buluşmalara gitmemiş (senin üyeliğinden öncekiler dahil) olmam artniyetim olduğunu veya yazmaya hakkım olmadığını göstermez.
Buluşma meselesine gelelim. Sanırım Haziran ayı boyunca pek çok kez buluşun buluşun diye birçok kez yazı yazdığımı sanıyorum. Ama her hafta birisi "Bu hafta benim şu işim var, haftaya buluşalım." dedi. Öbür hafta başka birisi aynısını söyledi. Bazen bir hafta önceden kararlaştırılan buluşmalarda son anda "Yok, ben falanca filancayla oraya buraya gideceğim" denildi (Benim bildiğim, eğer önceden kararlaştırılmış bir şeyi yeni bir olay için ekiyorsan ya önceden kararlaştırılan senin için çok önemli değildir [Normaldir, bir şey herkes için aynı derecede önemli olmayabilir], ya da Allah göstermesin, ciddi bir olay veyahut da çok önemli olmayan ama elini kolunu bağlayan olay olmuştur [Bu da oldu ve normaldir]. Normal şartlarda öncelik ilk yapılan planındır. Sonraki planı seçersen onu daha çok seviyorsun demektir -ki buna da kimsenin itirazı olmaz ama ilk planın önemli olmadığını gösterir). Aynı olaylar devam ediyor. Çeşitli nedenlerden dolayı buluşmalara gelmem imkansıza yakın, Haziran ayında rahattım, körüklemeye çalıştım ama tek bir buluşma olmadı. Başka bir haftaki buluşmada geç buluşulsun dedim, dikkate alınmadı. Niye buluşmalara gelemediğimi bu kadarı açıklar sanırım. Geçen hafta da tatile gittim ve biraz uzak kaldım. Bir ara birisi biz buluşuyoruz dediği için (topikte hiç haber verilmiyor ama) dönene kadar birkaç buluşma yapılır sanıyordum. Döndüğümde hala buluşamadığınızı gördüm. Bu arada ben hiçbir zaman Ankara'da oturuyorum demedim. Laf sokuyorum, çünkü içinde otursam da oturmasam da Ankara'yı daha aktif görmek istiyorum. Ve ne kadar çok buluşma olursa bana uygun birine rastlama olasılığım o kadar yüksek. Daha yapıcı yazabilir miyim? Evet, ama benim tarzım bu. Rahatsız olunursa değiştiririm. Ayrıca burada yazılamayan buluşmalar varsa yazın, biz de yanıldığımızı görüp sevinelim.
Ankara hakkındaki sözlerime gelince... 1 hafta gecikmeli gelen dergi var Ankara'ya. Biliyorum, çünkü bizzat bekledim, dergi geç çıkmış falan da değildi, İstanbul'da çıktığını biliyordum. Ve bu olay bir süre devam etti. Siz deyin dağıtıcı firmanın sorunu, ben diyeyim Ankara'ya gereken önemin verilmemesi. Aksesuar soran arkadaşa Ankara yerine Antalya'yı önerdim. Antalya motosiklet ve aksesuarları açısından çok daha fazla seçeneğe sahip bir şehir. Ankara'nın normalde daha fazla seçeneğe sahip olması lazım, ama öyle değil ne yazık ki. Kaldı ki benim dışında yapılan bir yorum da aynısını destekliyor. Arkadaşı bütün gün dolaştırıp Antalya'da rahatça bulacağı şeyler için vakit harcatmak niye? Gitsin Anıtkabir'i gezsin veya görülecek başka yerleri görsün. Ne yazık ki diğer büyük şehirlerdeki ticari çeşitlilik Ankara'da yok. Ankara bir başkente yakışmayacak derecede (Türkiye'nin diğer şehirlerine göre tabii ki iyi, ama o bir başkent ve kıstası diğer başkentlerdir) başıboş durumda. Yollarında çizgi namına bir şey yok. Köşke 1-2 km mesafede yerlerde elektrik en ufak yağmurda kesilmekte. Yabancı devlet adamları gecekonduları görmesinler diye şehre helikopterle getirilmekte. Bunlar mı başkentimize yakışan? Birinin hoşuna gitmediyse bu gerçekler bunlar varolduğu için özür dilerim.
Ehliyet sorma meselesine gelince... "Ehliyetin var mı?" diye sorup da "Hayır" cevabı almaktan korktuğum için öyle bir ifade kullandım. Ama gördüğüm kadarıyla yeterince açık olmamış. Yine de arkadaş bozuk ifademden birşey anlamayı başarıp yakın tarihte ehliyet alacağını yazmış ve böylece duymaktan korktuğum cevaptan beni kurtarmış.
Söz sende...
... watercolours denen demiş ki ...
Önce hitap etmeyi öğren, sonra da lafı düzgün anla. Ticari anlamda dağbaşı dedim dikkat edersen. Hakkari demişim gibi anlıyorsan o senin sorunun.