- Katılım
- 23 Eyl 2006
- Mesajlar
- 23
- Konu Yazar
- #1
Ani verilen bir kararla kardeşimle beraber motosikletle gittiğimiz Kırşehir-Kaman yolculuğumu sizinle paylaşmak istedim. Biraz önbilgi verecek olursam. Kırşehir-Kaman Ankara'ya 150 km uzaklıkta ve Bala yolu üzerinden gidilmekte. Kaman'ın nüfusu 26.000. Her Anadolu şehri gibi dışarıya göç vermekte ve nüfusu gün geçtikçe azalmakta. Zaten kalan nüfusu da şehirde kalan yaşlılar oluşturmakta. Anne ve Babam' da Kaman 'lılar. Polatlı'da büyümeme rağmen her fırsatta akrabalar için gideriz. Yine böyle bir ziyaret bu. Fakat biraz farklı olsun diye motosikletle gittik. Yolculuğumuz çok zor geçmedi. Her ne kadar motosikletin motor hacmi yetersiz gelse de iyi kötü molalarla 3 saat gibi bir sürede aldık. Halkımız motosikletlilere pek alışkın değil mesela Bala'da çocuklar tarafından "Hello, hello" nidalarıyla karşılaştık. Kaman'da giydiğimiz kıyafetlerden olsa gerek bize uzaylı gibi bakıyorlardı ama o kadar kötü bakıyorlar ki sanki bir suç işlediniz. Bir de gittiğimizde dayımları evde bulamamıştık. Ev sahibine sorduğumuzda önce tereddüt etti sonra nerede olduklarını söyledi. Tereddüt etmesinin sebebi ise bizi polis sanmasıymış. Öyle gariplikler işte. Burada gezi sırasında ve Kaman'da çekilen bir kısım fotoğraflar var. İyi seyirler.
Yola çıkmadan önce haşin bir bakış. Böyle haşin bakmamın sebebi kaskın yanaklarımı sıkıştırması. Kusura bakmayın.
Yol üzerinden bir Gölbaşı manzarası.
Uzun yollar bizi bekliyor.
İnsanımız sanatkar ruhunu her ortamda ortaya çıkarıyor. İşte buna bir örnek. Yer: Bala yolu üzerinde hacı sultan dinlenme yeri. Pek dinlenilecek yeri kalmamış. Bunu biraz sonraki dinlenme tesisinden anlayabilirsiniz.
Bahsettiğim dinlenme tesisi. Ama şimdi tabiri yerindeyse içler acısı halde. cık cık
Klasik meyve satan yaşlı teyze. Niye gülümsüyor diye soracak olursanız bize biraz önce kilosu 2 ytl den sattığı meyvelerin hesabını yapıyordur. Fotoğraf çekme isteğimize ama geri gelmez ki şeklinde karşı çıksa da. Boşver teyze biz da hatıra kalsın şeklinde çalışmalarımız sonucunda ikna oldu. Ayrıca teyzenin bizi görünce ilk tepkisi "Yavruum o kafanızdaki şapkaları (kaskları kastediyor) nasıl taşıyorsunuz oldu.
Ve karşımızda Bala, demek ki yolun yarısına geldik.
Karakeçili kasabasında ayçekirdeklerini Tadım fabrikasına vermek için sıraya girmiş traktörler.
Motorumuzun camından Anadolu Bozkırlarına bir bakış.
Bala sonrası yoldaki tarlalar ve karşıdaki dağlar.&
Çeşnigir Köprüsü, şu an Kırıkkale sınırları içerisinde bulunmakta. Yakın zamana kadar kullanılan bir köprüydü fakat Kızılırmak üzerine baraj yapılınca sular altında kaldı. Yazın sular çekildiği için tekrar gün yüzüne çıkmış durumda.
Çeşnigir Köprüsü - 2
Çeşnigir Köprüsü - 3
Çeşnigir Köprüsü üzerine yeni yapılan köprü. Bu arada aklıma geldi atalarımız bizden çok daha estetikmiş. Bu farkı iki köprü arasında görebilirsiniz.
Kayaların arasından Kızılırmak.
Kayaların arasından Kızılırmak-2.
Kızılırmak kenarındaki garip şekilli kayalar
Başka bir bozkır manzarası size.
Ve Kaman' a girdik.
Kaman'ın çıkışında Baran Dağı Japon Bahçesi' ne giderken. Babamın iddiasına göre babam küçükken bu dağın eteklerinde çobanlık yapmış. Babamın köyü de bu dağın dibinde zaten. Demek ki doğru söylüyor.
Japon bahçesinden ismini bilmediğim bir çiçek. Japon bahçesini kısaca tanıtalım isterseniz. Japonya dan gelen arkeolojik bir ekip vakti zamanında burada aşağıda fotoğrafını göreceğiniz alanda kazıya başlıyor. Gel zaman git zaman Japonlar buradaki halkı çok seviyor ve buraya bir Japon bahçesi yapmaya karar veriyor. Japonya dan özel bahçıvanlar getirip bu bahçeyi oluşturuyorlar. Söylenene göre bu bahçenin düzeni insanı iç huzura götürecek şekilde yapılmış, açıkça söylemek
gerekirse o sıcak havada kışlıklarla gezerken bende çok bir iç huzur oluşmadı. Ama güzel bir yer . Japonların bundan sonraki hedefi buraya bir eğlence parkı kurmakmış. Umarım başarılı olurlar.
Japon bahçesi dediysek öyle fason bir yer değil ciddi ciddi Japon bahçesi. Gördüğünüz gibi değişik heykelcikler bile var.
Japon bahçesinden bir manzara
Japon bahçesinden kaman manzarası.
Japon bahçesinin hikayesi.
Japon bahçesinden başka bir çiçek.
Bu çiçeğin biraz tonlanmış hali.
Japon bahçesinden başka bir huzur manzarası.
Kaman'in yanında Japonların yaptığı kazı çalışması. Söylentiye göre burada 7 kat yerleşim kalıntısı varmış. Japonlar ayrıca burada bir enstitü kurmuşlar. Hatırlarsanız 3-4 ay önce Recep Tayyip Erdoğan açmıştı bu enstitüyü.
Kaman ın ana caddesi. Tabi ki Japon Prensin adında. Bu arada eskiden mikasa toplar vardı 9 katlı felan acaba bi alakası var mı ki?
Dayımın kızı Hatice ya da bizim tabirimizle Hatcik.
İlçe meydanındaki heykel. Aynı zamanda ilçenin merkezi.
Anneannemlerin kedisi Yeşim.
>
Türkiye'min yolları önce sağ gösteriyor sonra sol vuruyor.
Anneannem salça kaynatıyor. Pazardan alınan domatesler iyice preslendikten sonra suları süzülür ve şekilde görüldüğü gibi kaynatılır. Sonra bidonlara konulan salça kış boyu kullanılır. Bir ara hesaplamıştım hazır salça almak daha hesaplı ama nedense hala bu yöntemi kullanıyorlar.
Salça kaynatmaya devam.
Şimdi bu ne diye soracak olacaksınız. İsmini ben de bilmiyorum ama vakti zamanında bu yarıklarda bulunan çakıl taşları (şu an bir tane kalmış) ile arpa veya buğday kabuğundan ayrılıyormuş. Bu şekilde bir dizi tahtayı at veya eşeğin arkasına bağlayarak tahıl ın üzerinde gezdiriyorlarmış. Hatırlarsanız Hülya Koçyiğit in bir filminde vardı böyle bir sahne.
Tepeden Kaman manzarası (tabi motorum da dahil bu manzaraya). Burası su deposu olarak bilinir. Niye diye soracak olursanız çünkü su deposu var.
. Daha çok içkicilerin mekanıdır. Biz de içkici olduğumuza göre çıkıp bir manzara seyredelim dedik. Motorun sağ alt tarafında bulunan poşette çekirdek var. Dedim şimdi evdekilere boş gitmek olmaz gelirken kuruyemiş
filan alalım hesabı.
Genel olarak böyle geçti bir gezi. Kalın sağlıcakla!
Bu arada fotoları bu hale getiren Burak'a teşekkürler.
Yola çıkmadan önce haşin bir bakış. Böyle haşin bakmamın sebebi kaskın yanaklarımı sıkıştırması. Kusura bakmayın.
Yol üzerinden bir Gölbaşı manzarası.
Uzun yollar bizi bekliyor.
İnsanımız sanatkar ruhunu her ortamda ortaya çıkarıyor. İşte buna bir örnek. Yer: Bala yolu üzerinde hacı sultan dinlenme yeri. Pek dinlenilecek yeri kalmamış. Bunu biraz sonraki dinlenme tesisinden anlayabilirsiniz.
Bahsettiğim dinlenme tesisi. Ama şimdi tabiri yerindeyse içler acısı halde. cık cık
Klasik meyve satan yaşlı teyze. Niye gülümsüyor diye soracak olursanız bize biraz önce kilosu 2 ytl den sattığı meyvelerin hesabını yapıyordur. Fotoğraf çekme isteğimize ama geri gelmez ki şeklinde karşı çıksa da. Boşver teyze biz da hatıra kalsın şeklinde çalışmalarımız sonucunda ikna oldu. Ayrıca teyzenin bizi görünce ilk tepkisi "Yavruum o kafanızdaki şapkaları (kaskları kastediyor) nasıl taşıyorsunuz oldu.
Ve karşımızda Bala, demek ki yolun yarısına geldik.
Karakeçili kasabasında ayçekirdeklerini Tadım fabrikasına vermek için sıraya girmiş traktörler.
Motorumuzun camından Anadolu Bozkırlarına bir bakış.
Bala sonrası yoldaki tarlalar ve karşıdaki dağlar.&
Çeşnigir Köprüsü, şu an Kırıkkale sınırları içerisinde bulunmakta. Yakın zamana kadar kullanılan bir köprüydü fakat Kızılırmak üzerine baraj yapılınca sular altında kaldı. Yazın sular çekildiği için tekrar gün yüzüne çıkmış durumda.
Çeşnigir Köprüsü - 2
Çeşnigir Köprüsü - 3
Çeşnigir Köprüsü üzerine yeni yapılan köprü. Bu arada aklıma geldi atalarımız bizden çok daha estetikmiş. Bu farkı iki köprü arasında görebilirsiniz.
Kayaların arasından Kızılırmak.
Kayaların arasından Kızılırmak-2.
Kızılırmak kenarındaki garip şekilli kayalar
Başka bir bozkır manzarası size.
Ve Kaman' a girdik.
Kaman'ın çıkışında Baran Dağı Japon Bahçesi' ne giderken. Babamın iddiasına göre babam küçükken bu dağın eteklerinde çobanlık yapmış. Babamın köyü de bu dağın dibinde zaten. Demek ki doğru söylüyor.
Japon bahçesinden ismini bilmediğim bir çiçek. Japon bahçesini kısaca tanıtalım isterseniz. Japonya dan gelen arkeolojik bir ekip vakti zamanında burada aşağıda fotoğrafını göreceğiniz alanda kazıya başlıyor. Gel zaman git zaman Japonlar buradaki halkı çok seviyor ve buraya bir Japon bahçesi yapmaya karar veriyor. Japonya dan özel bahçıvanlar getirip bu bahçeyi oluşturuyorlar. Söylenene göre bu bahçenin düzeni insanı iç huzura götürecek şekilde yapılmış, açıkça söylemek
gerekirse o sıcak havada kışlıklarla gezerken bende çok bir iç huzur oluşmadı. Ama güzel bir yer . Japonların bundan sonraki hedefi buraya bir eğlence parkı kurmakmış. Umarım başarılı olurlar.
Japon bahçesi dediysek öyle fason bir yer değil ciddi ciddi Japon bahçesi. Gördüğünüz gibi değişik heykelcikler bile var.
Japon bahçesinden bir manzara
Japon bahçesinden kaman manzarası.
Japon bahçesinin hikayesi.
Japon bahçesinden başka bir çiçek.
Bu çiçeğin biraz tonlanmış hali.
Japon bahçesinden başka bir huzur manzarası.
Kaman'in yanında Japonların yaptığı kazı çalışması. Söylentiye göre burada 7 kat yerleşim kalıntısı varmış. Japonlar ayrıca burada bir enstitü kurmuşlar. Hatırlarsanız 3-4 ay önce Recep Tayyip Erdoğan açmıştı bu enstitüyü.
Kaman ın ana caddesi. Tabi ki Japon Prensin adında. Bu arada eskiden mikasa toplar vardı 9 katlı felan acaba bi alakası var mı ki?
Dayımın kızı Hatice ya da bizim tabirimizle Hatcik.
İlçe meydanındaki heykel. Aynı zamanda ilçenin merkezi.
Anneannemlerin kedisi Yeşim.
Türkiye'min yolları önce sağ gösteriyor sonra sol vuruyor.
Anneannem salça kaynatıyor. Pazardan alınan domatesler iyice preslendikten sonra suları süzülür ve şekilde görüldüğü gibi kaynatılır. Sonra bidonlara konulan salça kış boyu kullanılır. Bir ara hesaplamıştım hazır salça almak daha hesaplı ama nedense hala bu yöntemi kullanıyorlar.
Salça kaynatmaya devam.
Şimdi bu ne diye soracak olacaksınız. İsmini ben de bilmiyorum ama vakti zamanında bu yarıklarda bulunan çakıl taşları (şu an bir tane kalmış) ile arpa veya buğday kabuğundan ayrılıyormuş. Bu şekilde bir dizi tahtayı at veya eşeğin arkasına bağlayarak tahıl ın üzerinde gezdiriyorlarmış. Hatırlarsanız Hülya Koçyiğit in bir filminde vardı böyle bir sahne.
Tepeden Kaman manzarası (tabi motorum da dahil bu manzaraya). Burası su deposu olarak bilinir. Niye diye soracak olursanız çünkü su deposu var.
filan alalım hesabı.
Genel olarak böyle geçti bir gezi. Kalın sağlıcakla!
Bu arada fotoları bu hale getiren Burak'a teşekkürler.