Olayları boşuna türbana bağlamaya çalışma, konuyu anlamsız şekilde germe. Gerçekten özgürlük isteyen özgürlüğü engellemeye çalışmaz.
Hükümetin fikir özgürlüğü anlayışı Danıştay üyelerinin resimlerini basıp, "İşte O Üyeler" manşeti atan dinci gazeteyi kapatmazken (yargı Akit'i kapattı, Vakit çıktı. Vakit kapanırsa da Nakit olarak devam edecek bunlar zaten); sayılı özgür fikir ortamlarından sözlüğün kapatılması sana ilginç gelmiyor olabilir. TRT'nin din içerikli, daha açık olmak gerekirse sünni islam içerikli yayın saatinin beş katına çıkması sana bir şey ifade etmiyor olabilir. Pavarotti dinledikleri için sürülen TRT sanatçıları da anlamsız gelebilir. Ama bu olanlar bana ülkemin Malezya olma yolunda olduğunu anlatıyor.
Olay başörtüsü (not:
Bu ülkede geleneksel başörtüsü yasak değil, siyasi türban yasak, ama anlayana...) olayı falan da değil, sisteme saldırı olayı.
70'lerdeki olayların nasıl başladığı ilgini çekmiyor olabilir (yaşım ufak olmasına rağmen benim çok ilgimi çekiyor); ama ben her gün o olaylara sürüklenişi görüyorum. İlk önce amaçsız şiddet başladı toplumda. "Polis nerede" diyoruz, polisin umurunda değil. Arkasından cami çıkışında şeriat isteyenler tekrar ortaya çıktı (çok değil, üç ay önce Fatih camii avlusunda). Sonra bölücü terör tırmanışa geçti. Başbakan memleketin sorununu sadece türbana indirgedi, eğitimi sadece İmam-Hatip olarak gördü.
Farkında mısınız bilmiyorum ama beş aydır AB lafı eden yok! Her şeyi Arap sermayesine bağlamaya başladık. Bunu söyleyince de "o değil de türban yasak" tepkisini almaktan da bıktım.
@xxxxx,
Ekşisözlükte çok önemli bir yerim yok