Tarih 10 Ağustos 2009, günlerden pazartesi, saat 09.00'ı gösterirken sürekli olarak takip ettiğim motosiklet forumuna giriyorum. Zaten sürekli olarak takip ettiğim iki forum var. İlk forumu çabukca geçiyorum, ikinciye gelince internette sorun oluşuyor ve siteye bir türlü ulaşamıyorum. Nedense garip bir hisle siteye bir an önce girmek istiyorum. Saatler 09.20'ye gelirken siteye ulaşıyorum ve o başlığı görüyorum: "Acı kaybımız Gökçen Yılmaz"...
Bu sefer olay ne E5'te oluyor, ne Bağdat Caddesi'nde... Samsun'a yakın bir yerde... Milliyet'in internet sitesinde yazdığına göre dün akşam saat 20.30 civarlarında. Bir aracı sollayan Gökçen YILMAZ karşıdan gelen tıra çarparak ağır yaralanıyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamıyor.
Nice canlar kaybettik, nice arkadaşlar, nice yoldaşlar yitirdik biz bu yollarda. Bu zamana kadar çok canımız acıdı. Onur SUAL'le, Uğur EZER'le, Tuğper UZEL'le... Şimdi de Gökçen YILMAZ ile... Tanımıyordum hiçbirini belki ama yine de aramızda bir bağ vardı... Hepimiz seviyorduk motosikleti... Motosiklet üzerinde olmak büyük keyifti, yaşam tarzıydı... Aslında onları kaybetmedik, onlar hala bizimle... Motosiklet üzerine binen herkesin onların ruhlarını da yanlarında götürdüğüne inanıyorum... Ve onlarında bedenlerinin motosiklet üzerinde mutlu bir şekilde bu dünyadaki son yolculuklarını yaptığına inanıyorum...
Metrobüs bariyerleri kullanılarak, bizden vakitsizce ayrılan arkadaşlarımız için sesimizi duyurmaya çalıştık, belki elimizden geleni yapamadık ama elinden gelecek şeyleri yapmayanlar da var... Metrobüs denilen, onca para dökülen ulaşım sisteminin bariyerleri hala motosikletçiler için tehlikeli, hala yollar tehlikeli motosikletliler için. Hala sürücüler bilinçsiz. Hala bir taşıt olarak görülmüyor çoğu kişi tarafından motosiklet.
Metrobüs bariyerlerinde Onur SUAL'i ve Uğur EZER'i kaybettik. Hem de çok kısa aralıklarla. Daha sonra birileri çıkıp metrobüs denen, aslında çoğu sadece otobüsten ibaret olan araçların trafiğe karışmaması için gerekli bunlar dedi. Birde yalancı, samimi olmayan ifadelerle içimiz yanıyor dendi. Onların içi yansaydı metrobüs hattında durum geçen günlere, haftalara, aylara rağmen bu olmazdı...
Bağdat Caddesi'nde ise Tuğper UZEL'i iki kendini bilmez arabalının yarışı yüzünden kaybettik.
Onur abi 27 yaşındaydı, Uğur abi 26 yaşındaydı, Tuğper ise 21 yaşındaydı daha. Benden iki yaş büyüktü sadece... Gökçen abla ise 25 yaşındaydı dün gece bedeni bu dünyaya veda ettiğinde... Neden kaybediyoruz bu kadar canı, neden göz yumuluyor hala bunlara, neden hala birşey yapmıyor sözde yetkililer... Aslında cevabı kendim verdim onlar sadece sözde yetkililer...
Bu olaylar bütün motosiklet camiasını derinden etkiledi. Beni de etkiledi tabii ki de ancak motosiklet sevdamdan hiç vazgeçmedim ve vazgeçmiyeceğim. Eğer bu sevdadan vazgeçersem onların bizlere bıraktığı mücadeleyi de bırakmış olurum.
Ruhun şad olsun Tuğper,
Ruhun şad olsun Onur Abi,
Ruhun şad olsun Uğur Abi,
Ruhun şad olsun Gökçen Abla,
Ruhunuz şad olsun yoldaşlar...
Umarım yazıdan sebep birilerini üzmemişimdir. Hatam olduysa affola...