- Konu Yazar
- #1
3 günlük 4 Temmuz tatilinin son günü oldukça geç uyandıktan sonra beni kimsenin durduramayacağını düşünürken bir yandan da motosiklet kullanmak için kıyafetimi hazırlıyordum. Derken en beklenmedik bir anda bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Tipik bir yaz yağmuru olarak felaket bir şekilde ve iri iri damlalar halinde yağan yağmurun bir süre sonra durma olasılığı yüksek olduğundan moralimi bozmadım. Onun yerine yeni yeni ilgilenmeye başladığım gitarı elime alıp onunla biraz zaman geçirmeyi yeğledim. Ne de olsa istediğim kadar zaman ayıramadığım tek şey motosiklet değil.
Düşündüğüm gibi, kafamı bir daha kaldırıp camdan dışarı bakmayı akıl ettiğimde artık ne yağmur yağıyordu, ne de yollar ıslaktı. Hızlıca giyinip kısa bir süre anahtarlarımı aradıktan sonra "nasılsa yine motorun üstünde unutmuşumdur" diyerek yedeğini de yanıma alarak aşağı indim. Anahtarı ve motoru yerinde bularak yola çıktım.
Nereye gittiğim konusunda bu aşamada pek bir fikrim yoktu. Önce her zaman gittiğim Hudson Nehri kenarından kuzeye giden güzel yolu gözden geçirdim. Daha sonra tatil olmasından dolayı kendim de inanmayarak, belki açık motosiklet mağazası bulur bir iki birşey bakarım diyerek oldukça büyük yollardan biri olan Rt3'e atlayarak doğuya doğru ilerlemeye başladım. Bu oldukça kalabalık ve hızlı bir yol. Burada hız sınırı tabelalarının özelliği, bulunduğunuz yere göre yerel halkın bildiği bir üst sınır var. Bunu geçmediğiniz sürece belirtilen hız sınırını geçmek en azından yasal bir sorun olarak karşınıza çıkmıyor. Zaten radar cihazları da kalabalık topluluk halinde aynı hızla hareket eden araçların hızını tespit etmekte çok başarılı değiller. Çok hızlı kullanmayan biri olarak bu konuya neden girdim bilmiyorum
Rt3'de bir süre ilerledikten sonra yol önce Rt46, daha sonra da Rt23 oluyor. Bu yol üzerinden bu sefer Kuzeye doğru ilerlerken bildiğim iki motosiklet mağazasının da kapalı olduğunu onaylayarak ilerlemeye devam ettim. Hava çok sıcak olduğu için yol boyunca sıcak bir rüzgar hakimdi. Buradan bir süre sonra yol daralmaya başlıyor ve küçük bir nehrin yanından ilerleniyor. Biraz daha devam ederek motosikletimi aldığım adamın yaşadığı bölgeye ulaştım. Biraz daha ilerleyerek daha önce hiç gelmediğim bir yerlere ulaştığımda hızlı ve gürültülü sürüşten sıkılarak daha küçük yollar için olan tabelalara bakmaya başladım.
Bir iki güzel görünen yeri hız yüzünden kaçırdıktan sonra yavaşlayıp, Echo Lake istikametindeki bir yan yola dalıverdim. Yola girdiğim anda olayın şekli bir anda değişti. Çok güzel bir orman yolu ve sessiz sedasız bir ortam. Her tarafta küçük kamp alanlarına girişler (tabi Girilmez işareti ile birlikte) ve en önemlisi gölge ve orman/dağ serini bir hava hakimdi.
Yanından geçerken son anda gördüğüm Echo Lake Ahırları ve Binicilik Kampı'na bir göz atmak için U dönüşü yaparak geri geldim. Oldukça büyük bir alanda iki farklı bölümde 10-15 at otlarını yerken ve ortalıkta hiç kimse yokken motoru kapatıp biraz kafa dinlemek şart oldu. Motoru kapattıktan sonra o kadar süre açık tuttuğum için utandıran bir sessizlikle karşılaştım.
Burada biraz huzur bulduktan sonra mıcır ve daha önemlisi bariz şekilde özel mülk olan bu yolu takip etmeyip geri döndüm ve az önce gittiğim yöne doğru ilerlemeye kaldığım yerden devam ettim.
Bir süre sonra milli park ve göl tabelaları görünmeye başladı. O anda anladım ki bilmeden baya güzel bir yol seçmişim. Uzatmayayım. Her türlü tabelayı takip ederek çok güzel ve yavaş gidilen dar ve kasisli yollardan ilerleyerek bir kaç göl ve çevresinde eğlenen özel klüp üyeleri ve onların yaşadıkları hayatı düşünerek (kıskanmadan) bir süre dolaştıktan sonra, daha önce gözüme kestirdiğim ve daha büyük görünen Greenwood Gölüne doğru tabelaları kovalamaya başladım. Güneyden, Kuzeye doğru ince uzun bir yapısı olan bu gölün yanından Kuzeye doğru ilerlerken keyiften şarkı söylemeye başladığımı da burada itiraf etmek isterim.
Gölün ortasını iyice geçtikten sonra açlıktan ziyade göl kenarında yemek yeme dürtüsü ağır basarak gördüğüm bir restoranda durdum. Restoranın önündeki Amerikan Bayrağının altındaki Alman bayrağı dikkatimi çeken ilk şey oldu. Otopark alanına kadar inip göl gören masaları olduğundan emin olduktan sonra motoru park ettim. Burası küçük botların bulunduğu bir mini-marina gibi bir yerdi ve yerel halk daha çok su üzerinde giden araçlarla ilgili gibiydi.
Yolculuğun bu kısmına kadar hiç fotoğraf çekmedim çünkü durmaya kıyamadım
[ Az sonra, yemek ve geri dönüş yolu ve tam rota haritası. Daha sonra (belki) bir kaç dönüş yolu fotoğrafı. ]
Oktay
Düşündüğüm gibi, kafamı bir daha kaldırıp camdan dışarı bakmayı akıl ettiğimde artık ne yağmur yağıyordu, ne de yollar ıslaktı. Hızlıca giyinip kısa bir süre anahtarlarımı aradıktan sonra "nasılsa yine motorun üstünde unutmuşumdur" diyerek yedeğini de yanıma alarak aşağı indim. Anahtarı ve motoru yerinde bularak yola çıktım.
Nereye gittiğim konusunda bu aşamada pek bir fikrim yoktu. Önce her zaman gittiğim Hudson Nehri kenarından kuzeye giden güzel yolu gözden geçirdim. Daha sonra tatil olmasından dolayı kendim de inanmayarak, belki açık motosiklet mağazası bulur bir iki birşey bakarım diyerek oldukça büyük yollardan biri olan Rt3'e atlayarak doğuya doğru ilerlemeye başladım. Bu oldukça kalabalık ve hızlı bir yol. Burada hız sınırı tabelalarının özelliği, bulunduğunuz yere göre yerel halkın bildiği bir üst sınır var. Bunu geçmediğiniz sürece belirtilen hız sınırını geçmek en azından yasal bir sorun olarak karşınıza çıkmıyor. Zaten radar cihazları da kalabalık topluluk halinde aynı hızla hareket eden araçların hızını tespit etmekte çok başarılı değiller. Çok hızlı kullanmayan biri olarak bu konuya neden girdim bilmiyorum
Rt3'de bir süre ilerledikten sonra yol önce Rt46, daha sonra da Rt23 oluyor. Bu yol üzerinden bu sefer Kuzeye doğru ilerlerken bildiğim iki motosiklet mağazasının da kapalı olduğunu onaylayarak ilerlemeye devam ettim. Hava çok sıcak olduğu için yol boyunca sıcak bir rüzgar hakimdi. Buradan bir süre sonra yol daralmaya başlıyor ve küçük bir nehrin yanından ilerleniyor. Biraz daha devam ederek motosikletimi aldığım adamın yaşadığı bölgeye ulaştım. Biraz daha ilerleyerek daha önce hiç gelmediğim bir yerlere ulaştığımda hızlı ve gürültülü sürüşten sıkılarak daha küçük yollar için olan tabelalara bakmaya başladım.
Bir iki güzel görünen yeri hız yüzünden kaçırdıktan sonra yavaşlayıp, Echo Lake istikametindeki bir yan yola dalıverdim. Yola girdiğim anda olayın şekli bir anda değişti. Çok güzel bir orman yolu ve sessiz sedasız bir ortam. Her tarafta küçük kamp alanlarına girişler (tabi Girilmez işareti ile birlikte) ve en önemlisi gölge ve orman/dağ serini bir hava hakimdi.
Yanından geçerken son anda gördüğüm Echo Lake Ahırları ve Binicilik Kampı'na bir göz atmak için U dönüşü yaparak geri geldim. Oldukça büyük bir alanda iki farklı bölümde 10-15 at otlarını yerken ve ortalıkta hiç kimse yokken motoru kapatıp biraz kafa dinlemek şart oldu. Motoru kapattıktan sonra o kadar süre açık tuttuğum için utandıran bir sessizlikle karşılaştım.
Burada biraz huzur bulduktan sonra mıcır ve daha önemlisi bariz şekilde özel mülk olan bu yolu takip etmeyip geri döndüm ve az önce gittiğim yöne doğru ilerlemeye kaldığım yerden devam ettim.
Bir süre sonra milli park ve göl tabelaları görünmeye başladı. O anda anladım ki bilmeden baya güzel bir yol seçmişim. Uzatmayayım. Her türlü tabelayı takip ederek çok güzel ve yavaş gidilen dar ve kasisli yollardan ilerleyerek bir kaç göl ve çevresinde eğlenen özel klüp üyeleri ve onların yaşadıkları hayatı düşünerek (kıskanmadan) bir süre dolaştıktan sonra, daha önce gözüme kestirdiğim ve daha büyük görünen Greenwood Gölüne doğru tabelaları kovalamaya başladım. Güneyden, Kuzeye doğru ince uzun bir yapısı olan bu gölün yanından Kuzeye doğru ilerlerken keyiften şarkı söylemeye başladığımı da burada itiraf etmek isterim.
Gölün ortasını iyice geçtikten sonra açlıktan ziyade göl kenarında yemek yeme dürtüsü ağır basarak gördüğüm bir restoranda durdum. Restoranın önündeki Amerikan Bayrağının altındaki Alman bayrağı dikkatimi çeken ilk şey oldu. Otopark alanına kadar inip göl gören masaları olduğundan emin olduktan sonra motoru park ettim. Burası küçük botların bulunduğu bir mini-marina gibi bir yerdi ve yerel halk daha çok su üzerinde giden araçlarla ilgili gibiydi.
Yolculuğun bu kısmına kadar hiç fotoğraf çekmedim çünkü durmaya kıyamadım
[ Az sonra, yemek ve geri dönüş yolu ve tam rota haritası. Daha sonra (belki) bir kaç dönüş yolu fotoğrafı. ]
Oktay