- Katılım
- 9 Şub 2008
- Mesajlar
- 53
- Konu Yazar
- #1
Sevgili Halil Ağabeyimle birlikte havaların bu kadar soğuk olduğu bu günlerde
Güneşin azıcık görünmesiyle birlikte günlerin bütün yoğunluğuna işlerin stresine inat
günübirlik bir gezi yapalım dedik(haaa birde yahu bu Antebin kebapsız gezisi olmazmı yahu)
diyenlere inat.
Halil abiyle Gaziantepten Nizip'e doğru hareket ettik...
Kısa bir yolculuktan sonra Nizip,e uğramamaya karar verdik Birecikteyiz
KELAYNAK KUŞLARI
Eski el yazma belgelerden, Kelaynakların Avrupa'da 1504 yılından itibaren yaşadıkları tesbit edilmiştir. Orta Avrupa'da Alpler yöresinde yaşamakta olan bu kuş, ilk defa 1555 yılında yayınlanan Historia Animalium adlı eserde Corvus Sylvaticus adı altında C. Gessner tarafından tarif edilmiş ve yaşam biçimleri hakkında bazı bilgiler verilmiştir. Daha sonraları, Avrupa'dan kaybolan bu kuşların Ortadoğu ülkelerine ve Afrika'ya göç ederek halen buralarda yaşadıkları tesbit edilmiştir.
Şubat ayı ortalarında, Birecik'e gelen kelaynak kuşlarının kayalıklara yerleşmeleri Mart ayı ortalarını bulmaktadır. Üremelerinin ardından yavrularını burada büyüttükten sonra Temmuz ayı ortalarında Birecik'ten tekrar yavruları ile birlikte ayrılmaktadırlar. Bu hayvanların Birecik'e üreme için gelmelerinin nedeni, buradaki kayalarda bulunan kalsit maddesinin kelaynak kuşlarındaki üreme gücünü arttırdığı şeklinde yorumlanmaktadır. Tek eşli olan kelaynak kuşları, her sene aynı eşle yuva yapar ve çiftleşirler. Yuva yapma gücünü gösterenler ergin olanlardır. Erginlik çağını doldurmaları için 5 yaşına ulaşmaları gerekmektedir. Ortalama ömürleri 25-30 yıldır.
1950'lerin başında Birecik'te 1000'den fazla olan kelaynak kuşlarının sayısında 1954 yılından itibaren önemli ölçüde azalma görülmüştür. Azalma nedenleri olarak, zirai ilaçların fazla kullanılması ile böcekçil olan bu kuşların doğal beslenme dengesinin bozulması, uzun süren göç esnasında gerek avcılar tarafından vurulmaları gerekse soğuk hava şartlarından etkilenmeleri gösterilmektedir. Göç eden kelaynak kuşları Lübnan-İsrail yolu ile Nil Vadisi veya Kızıldeniz Sahili'ne gitmekte olup sözü geçen yerlerde izlenememektedirler.
Gidenlerin dönmemesinden kaynaklanan bu azalmayı ve nesillerinin tükenmesini önlemek için Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki Orman Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında Birecik'te Kelaynak Üretme İstasyonu kurulmuştur. Bu istasyonda önce iki ergin ve dokuz adet yavru kelaynak kuşu ağ ile tutularak kafese konulmuş ve 1977 yılında üretime başlanmıştır. Korunmaya alınan kuşlar siyah yağsız et, rendelenmiş havuç, haşlanmış yumurta ve yem karması ile beslenmektedirler.
Şubat 1996 tarihinde üretme istasyonunda bulunan 52 adet kelaynak kuşu üreme için serbest bırakılmıştır. Üreme mevsimi sonunda 23 yavru ile toplam sayı 75'e ulaşmıştır. Bunlardan 4'ü İstanbul Bayramoğlu Hayvanat Bahçesi'ne, 5'i Atatürk Orman Çiftliği'ne verilmiş, 13'ü göç etmiş, 45'i ise halen istasyonda bulunmaktadır.
Yöresel olarak "Keçelaynaklar" olarak adlandırılan Kelaynak kuşları Bireciklilerce kutsal sayılmaktadır. Kelaynak kuşlarının Şubat ortalarında Birecik'e gelişleri Birecik halkı tarafından İlkbaharın geldiğinin bir işareti olarak yorumlanmaktadır. Kelaynak kuşları için son yıllarda Birecik'te "Kelaynak Festivali" düzenlenmektedir.
Kelaynak üretim istasyonundayız oradaki bekçi amcamızın söylediğine göre deneme amaçlı Mısıra,nil vadisine gönderilen
4 adet Kelaynak kuşunun 4 gün sonra gelmesi dört gözle bekleniyormuş törenlerle karşılanacaklarmış...
Birecikte biraz turladıktan sonra (saklı cennet) Halfetiye doğru yola çıktık
Yıl 2008 ve Karasaban
Biz aç karnımızı doyurup kendimizi manzaranın büyüsüne kaptırmışken yaban ördeklerini görüyoruz onlarda nasiplensinler
bu aptal sofrasından diyerek baraj gölüne iniyoruz ama malesef evcil ördeklerin hepsi ekmeğe üşüşürken yaban ördeklerinin birtanesi bile yanımıza yaklaşmıyor
Karnımızı doyurduk ördekleride doyurduk
))
sıra geldi saklı cennet Halfetiyi gezmeğe hani o bütün dünyanın yapmayın yazıktır günahtır
burası dünyanın Hasankeyfle birlikte en eski yerleşim yerlerinden birisidir buraya baralmı yapılır?
deyipte bizim büyüklerimizin inat etmişçesine baral suları altında bıraktığı o halfetiyi...
Halfeti Şanlıurfa ilinin bir ilçesidir.
M.Ö. 855 yılında Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal'a Rhomeyta ve Hesna the Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal'at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslıların eline geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır.
1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalandı. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal'at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da kullanılan Urumgala ve Rumkale adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.
Halfeti ilçesinin il merkezine uzaklığı 120 km'dir. Yukarı Göklü adlı bir kasabası 35 köyü ve 34 mezrası vardır. 2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu 33 bin 467' dir. (İlçe nüfusu 2 bin 608, Köy nüfusu 30 bin 859) Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından ilçenin yeni yerleşim alanı olarak Karaotlak bölgesi tesbit edilip ilçe yeniden inşa edildi, Konutlar sahiplerine teslim edildi.
Şu anda, eskihalfeti denen, bir kısmı sular altında kalmış bölge , yavaş yavaş turistik bir bölgeye dönüşüyor.
Bu evde birzamanlar insanlar aşklarını yaşıyorlardı,kazanlarını kaynatıyor mutluluklarını hüzünlerini
paylaşıyorlardı kimbilir ne acılara,ne mutluluklara tanıklık etmişti bu dam duvar şimdi balıklara yuva oldu
ne kadar acı değilmi...
Ve Halfetinin camii si
İşte en can alıcı en duygulu manzara bu bilmem kimler geldi geçti bu musalla taşından
kimleri buraya yatırıpta sordular merhumu nasıl bilirdiniz diye
Sevgili motosiklet sevdalıları Halfetiyi daha çok gezmek arasokaklardaki eski Halfeti evlerini görüntülemek isterdik
fakat havanın aniden kararması yağmur bulutlarının belirmesi bizi evimize yolladı Birecikte verilen bir mola sıcak birer çay
ve evimiz.... sağlıcakla kalınız
Güneşin azıcık görünmesiyle birlikte günlerin bütün yoğunluğuna işlerin stresine inat
günübirlik bir gezi yapalım dedik(haaa birde yahu bu Antebin kebapsız gezisi olmazmı yahu)
diyenlere inat.
Halil abiyle Gaziantepten Nizip'e doğru hareket ettik...
Kısa bir yolculuktan sonra Nizip,e uğramamaya karar verdik Birecikteyiz
KELAYNAK KUŞLARI
Eski el yazma belgelerden, Kelaynakların Avrupa'da 1504 yılından itibaren yaşadıkları tesbit edilmiştir. Orta Avrupa'da Alpler yöresinde yaşamakta olan bu kuş, ilk defa 1555 yılında yayınlanan Historia Animalium adlı eserde Corvus Sylvaticus adı altında C. Gessner tarafından tarif edilmiş ve yaşam biçimleri hakkında bazı bilgiler verilmiştir. Daha sonraları, Avrupa'dan kaybolan bu kuşların Ortadoğu ülkelerine ve Afrika'ya göç ederek halen buralarda yaşadıkları tesbit edilmiştir.
Şubat ayı ortalarında, Birecik'e gelen kelaynak kuşlarının kayalıklara yerleşmeleri Mart ayı ortalarını bulmaktadır. Üremelerinin ardından yavrularını burada büyüttükten sonra Temmuz ayı ortalarında Birecik'ten tekrar yavruları ile birlikte ayrılmaktadırlar. Bu hayvanların Birecik'e üreme için gelmelerinin nedeni, buradaki kayalarda bulunan kalsit maddesinin kelaynak kuşlarındaki üreme gücünü arttırdığı şeklinde yorumlanmaktadır. Tek eşli olan kelaynak kuşları, her sene aynı eşle yuva yapar ve çiftleşirler. Yuva yapma gücünü gösterenler ergin olanlardır. Erginlik çağını doldurmaları için 5 yaşına ulaşmaları gerekmektedir. Ortalama ömürleri 25-30 yıldır.
1950'lerin başında Birecik'te 1000'den fazla olan kelaynak kuşlarının sayısında 1954 yılından itibaren önemli ölçüde azalma görülmüştür. Azalma nedenleri olarak, zirai ilaçların fazla kullanılması ile böcekçil olan bu kuşların doğal beslenme dengesinin bozulması, uzun süren göç esnasında gerek avcılar tarafından vurulmaları gerekse soğuk hava şartlarından etkilenmeleri gösterilmektedir. Göç eden kelaynak kuşları Lübnan-İsrail yolu ile Nil Vadisi veya Kızıldeniz Sahili'ne gitmekte olup sözü geçen yerlerde izlenememektedirler.
Gidenlerin dönmemesinden kaynaklanan bu azalmayı ve nesillerinin tükenmesini önlemek için Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki Orman Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında Birecik'te Kelaynak Üretme İstasyonu kurulmuştur. Bu istasyonda önce iki ergin ve dokuz adet yavru kelaynak kuşu ağ ile tutularak kafese konulmuş ve 1977 yılında üretime başlanmıştır. Korunmaya alınan kuşlar siyah yağsız et, rendelenmiş havuç, haşlanmış yumurta ve yem karması ile beslenmektedirler.
Şubat 1996 tarihinde üretme istasyonunda bulunan 52 adet kelaynak kuşu üreme için serbest bırakılmıştır. Üreme mevsimi sonunda 23 yavru ile toplam sayı 75'e ulaşmıştır. Bunlardan 4'ü İstanbul Bayramoğlu Hayvanat Bahçesi'ne, 5'i Atatürk Orman Çiftliği'ne verilmiş, 13'ü göç etmiş, 45'i ise halen istasyonda bulunmaktadır.
Yöresel olarak "Keçelaynaklar" olarak adlandırılan Kelaynak kuşları Bireciklilerce kutsal sayılmaktadır. Kelaynak kuşlarının Şubat ortalarında Birecik'e gelişleri Birecik halkı tarafından İlkbaharın geldiğinin bir işareti olarak yorumlanmaktadır. Kelaynak kuşları için son yıllarda Birecik'te "Kelaynak Festivali" düzenlenmektedir.
Kelaynak üretim istasyonundayız oradaki bekçi amcamızın söylediğine göre deneme amaçlı Mısıra,nil vadisine gönderilen
4 adet Kelaynak kuşunun 4 gün sonra gelmesi dört gözle bekleniyormuş törenlerle karşılanacaklarmış...
Birecikte biraz turladıktan sonra (saklı cennet) Halfetiye doğru yola çıktık
Yıl 2008 ve Karasaban
Biz aç karnımızı doyurup kendimizi manzaranın büyüsüne kaptırmışken yaban ördeklerini görüyoruz onlarda nasiplensinler
bu aptal sofrasından diyerek baraj gölüne iniyoruz ama malesef evcil ördeklerin hepsi ekmeğe üşüşürken yaban ördeklerinin birtanesi bile yanımıza yaklaşmıyor
Karnımızı doyurduk ördekleride doyurduk
sıra geldi saklı cennet Halfetiyi gezmeğe hani o bütün dünyanın yapmayın yazıktır günahtır
burası dünyanın Hasankeyfle birlikte en eski yerleşim yerlerinden birisidir buraya baralmı yapılır?
deyipte bizim büyüklerimizin inat etmişçesine baral suları altında bıraktığı o halfetiyi...
Halfeti Şanlıurfa ilinin bir ilçesidir.
M.Ö. 855 yılında Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal'a Rhomeyta ve Hesna the Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal'at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslıların eline geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır.
1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalandı. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal'at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da kullanılan Urumgala ve Rumkale adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.
Halfeti ilçesinin il merkezine uzaklığı 120 km'dir. Yukarı Göklü adlı bir kasabası 35 köyü ve 34 mezrası vardır. 2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu 33 bin 467' dir. (İlçe nüfusu 2 bin 608, Köy nüfusu 30 bin 859) Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından ilçenin yeni yerleşim alanı olarak Karaotlak bölgesi tesbit edilip ilçe yeniden inşa edildi, Konutlar sahiplerine teslim edildi.
Şu anda, eskihalfeti denen, bir kısmı sular altında kalmış bölge , yavaş yavaş turistik bir bölgeye dönüşüyor.
Bu evde birzamanlar insanlar aşklarını yaşıyorlardı,kazanlarını kaynatıyor mutluluklarını hüzünlerini
paylaşıyorlardı kimbilir ne acılara,ne mutluluklara tanıklık etmişti bu dam duvar şimdi balıklara yuva oldu
ne kadar acı değilmi...
Ve Halfetinin camii si
İşte en can alıcı en duygulu manzara bu bilmem kimler geldi geçti bu musalla taşından
kimleri buraya yatırıpta sordular merhumu nasıl bilirdiniz diye
Sevgili motosiklet sevdalıları Halfetiyi daha çok gezmek arasokaklardaki eski Halfeti evlerini görüntülemek isterdik
fakat havanın aniden kararması yağmur bulutlarının belirmesi bizi evimize yolladı Birecikte verilen bir mola sıcak birer çay
ve evimiz.... sağlıcakla kalınız