hoşbuldum PIERzig . evet arada bir uğrayacağım :cherry:
hoşbuldum teknik hocam . Hocam eskişehirden bahsetmem gerekirse yani Anadolu Üniversitesinden, burada entegre yüksek okulu bölümü var. çeşitli alanlar mevcut. grafik, resim gibi görsel alanlar üzerine. zihin engeli olsun işitme engeli olsun bir çok arkadaşımız bildiğim kadarı ile ilkokuldan başlayan eğitimler sonucu üniversite sınavı ile entegreye kayıt olabiliyorlar. sonuçta onlar da bir yerden sonra, belli bir eğitimden sonra sağlıklı toplumun bir parçası oluyorlar. diğer şehirlerde yani diğer üniversitelerde aynı şekilde entegreler mevcut mu bilemiyorum ama diğer şehirler için de kaynaştırma gruplarının söz konusu olduğunu söyleyebilirim :bounce:
Türkiye'de özellikle ciddi bir kalifiye eleman ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Ancak daha çarpıcı olanın, bu ihtiyacı karşılayacak istekli ve sabırlı talebin olmayışıdır. Üzülerek söylüyorum ki, Adana'da sadece benim bildiğim 15 adet CAD-CAM operatörü arayan firma vardır ve şu anda son sınıfı bitirmiş olan 26 öğrenciden (bizim bölümü kastediyorum) sadece 3'ü bu mesleği sürdüreceklerini, diğerleri ise, kendi alanları dışında çalışacaklarını, kendi alanlarında zorluk çekmektense, garsonluk (kesinlikle küçümsemiyorum. Lütfen yanlış anlamayın. Zira trizim otelcilik mezunu birisinin "ne tornacı olacağım kardeşim" demesiyle aynı ifadedir) yapmayı tercih ettiklerini söylemişlerdir.
Asıl soru şudur. Aileler, çocuklarının iyi bir beceri sahibi olup, örneğin duvarcı, sıvacı, tornacı, tamirci olarak hayatlarını sürdürmektense, mimar, mühendis, hakim, savcı olup işsiz 1-2 veya 3-5 yıl beklemesini tercih ediyorlar. bu durum son zamanlarda gençliğinde düşüncesi. Yani, insanlar üniversite eğimini, sahip oldukları mesleği geliştirebilmek, meslekleri üzerinde akademik çalışmalarda bulunarak gelişim sağlamaktan çok, mesleğin kendisi olarak görüyorlar. Bu durum, son günlerde sadece üniversite mezunluğu değil, yüksek lisans, doktora hatta 2. üniversite zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.
Bir diğer durum, lise mezunu bir genç, az çok çevresindekileri takip eden bir genç, üniversite mezunu birisinin, bir şirkette kasiyer olarak çalıştığını görse dahi, kendisininde bu duruma düşme riskini göze alıyor. Hatta, lise mezunu iken yapmadığı işleri bile, üniversite mezunu olduktan sonra kabul ediyor.
Bir diğer konu, teknoloji gelişiyor. Artık kimse herhangi bir iş için yıllarca eğitim almasına gerek yok. Hatta ömrü hayatı boyunca, 3 yıllık eğitimi ile geçimini de sağlaması mümkün değil. Artık 1-2 aylık dönemlerde aldığı eğitimi uygulayabileceği iş ortamları var. Birkaç sene bu mesleği sürdürdükten sonra isterse mesleğini değiştirebiliyor, isterse mesleğindeki gelişmeleri kendisinde uygulayabiliyor. Bu durumu bilmeyen gençler, hala üniversite sıralarından mezun olup, basit ve geleceği kısıtlı işlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.
Bütün bunların hepsi, herhangi bir bedeni eksikliği olanlar için de geçerli. Onlar için daha da zor olanı, kendi seçimlerinin ksıtılı oluşudur.
Öncedende belirttiğim gibi, motosiklet seçimi, satışı ve satış sonrası sigorta süreçleri hala etkin ve oturmuş bir sektöre sahip değil. bu kişileri bu mesleklere yönlendirebilir miyiz? Tüm arkadaşlardan bu konulardaki görüşleri nelerdir? temel eğitim süreçlerinde kişileri nasıl seçim kriterlerine tabi tutmalıyız?