- Katılım
- 10 Ara 2015
- Mesajlar
- 5,023
- Motosikleti
- Tiger1200, Tvs Apache
- Konu Yazar
- #1
merhabalar, sakinliği seven bir insan olarak genelde tek başıma boş zamanım çok oluyor ve düşünmek beni daha huzurlu yapıyor, bazen her şeyi bir anda sorgulamaya başlıyorum, mesela; hafiften yemek yedim, üzerine de bir güzel içeceğimi ve tatlımı aldım yavaş bir şekilde keyifle onları da mideme indirdim, sonra baktım ki canım artık yemek istemiyor; sonra düşündüm, düşünürken kafamda başladı deli sorular;
-bir ömür bunu mu yapacağız, yemek ye, karnın acıksın, bir daha yemek ye, ne zamana kadar, ölene kadar.
-peki ben bunun için mi var edildim? çeşitli dünyevi arzuları yerine getirmek için mi? varlığımızın bir sebebi olmalı.
-varlığı sorgularken bir yandan dünyevi bedenin zevklerini de unutmuyorum, yemek içmek, dinlemek, koklamak, duymak, hissetmek ve idrak etmek. (idrak etmek der iken manevi duyguları kapsıyor; gururlanmak, utanç duymak, sevinmek, kızmak, mutlu olmak, hayal kırıklığı, mahcubiyet ve daha saymadıklarım)
varlığımızın sebebini bilemiyoruz, mevcut dinler ise; "yaratıcı seni kendine ibadet etmen için yarattı, verdikleri nimetten rızıklan ve bunun karşılığında ibadet et" diyorlar.
bakınız bir üst satırdaki paragraf benim aklımı çok kurcalıyor, hepimiz yaklaşık 80 yıllık bir ömre sahibiz ve eminim ki bu dünyevi isteklerden eninde sonunda bıkacağız; bıkmayana bir 80 yıl daha verelim, yine mi bıkmadı bir 80 yıl daha verelim ve eninde sonunda bıkacak, ve bu yüzden nimet istemekten ziyade hakikat istiyoruz, ama dinler bize hakikati tam olarak vermiyor. daha doğrusu bize hakikati tanımamız için ufuk açıcı bir veri sunmuyor.. belki de sunuyordur ama ben bunu tartışmak istiyorum.
ben tam olarak din kitaplarını da okumadım, şimdiye kadar dinlediğim insanlardan yola çıkarak ve okuduğum bir kaç ayete bakarak bu yargıya vardığımı belirteyim, "bu yargı; bir ömür dünyevi nimetlerden rızıklan ve bunun karşılığında yaratıcıya secde et ve ömür bittiğinde yaratıcı seni cennet ile ödüllendirsin ya da aksi durum olursa cehennemde cezalandırsın." yani bize hakikat sunmak yok, sadece ödül yada ceza var, bu pek inandırıcı gelmiyor.
şunu merak ediyorum; dünyadaki ömrümüzü sadece yaratıcıya itaat edip etmediğimizin sınanması için mi yaşıyoruz? (buna verilecek cevapları merak ediyorum, bunun için 3 şıklı anket yapacağım.
Haktan Akdoğan bu konuyla ilgili görüş paylaşımı yapmış ve dedikleri çok etkileyici geldi bana; bu yaşıma kadar dinlediğim dindar insanlar yada hocaları gözümün önüne getirdim de bu youtube kanalındaki adam bana daha samimi anlatıyor gibi geldi. dediklerinin doğruluk payı elbette ki bilinmez, dünya zaten bilinmezlikler diyarı.
-bir ömür bunu mu yapacağız, yemek ye, karnın acıksın, bir daha yemek ye, ne zamana kadar, ölene kadar.
-peki ben bunun için mi var edildim? çeşitli dünyevi arzuları yerine getirmek için mi? varlığımızın bir sebebi olmalı.
-varlığı sorgularken bir yandan dünyevi bedenin zevklerini de unutmuyorum, yemek içmek, dinlemek, koklamak, duymak, hissetmek ve idrak etmek. (idrak etmek der iken manevi duyguları kapsıyor; gururlanmak, utanç duymak, sevinmek, kızmak, mutlu olmak, hayal kırıklığı, mahcubiyet ve daha saymadıklarım)
varlığımızın sebebini bilemiyoruz, mevcut dinler ise; "yaratıcı seni kendine ibadet etmen için yarattı, verdikleri nimetten rızıklan ve bunun karşılığında ibadet et" diyorlar.
bakınız bir üst satırdaki paragraf benim aklımı çok kurcalıyor, hepimiz yaklaşık 80 yıllık bir ömre sahibiz ve eminim ki bu dünyevi isteklerden eninde sonunda bıkacağız; bıkmayana bir 80 yıl daha verelim, yine mi bıkmadı bir 80 yıl daha verelim ve eninde sonunda bıkacak, ve bu yüzden nimet istemekten ziyade hakikat istiyoruz, ama dinler bize hakikati tam olarak vermiyor. daha doğrusu bize hakikati tanımamız için ufuk açıcı bir veri sunmuyor.. belki de sunuyordur ama ben bunu tartışmak istiyorum.
ben tam olarak din kitaplarını da okumadım, şimdiye kadar dinlediğim insanlardan yola çıkarak ve okuduğum bir kaç ayete bakarak bu yargıya vardığımı belirteyim, "bu yargı; bir ömür dünyevi nimetlerden rızıklan ve bunun karşılığında yaratıcıya secde et ve ömür bittiğinde yaratıcı seni cennet ile ödüllendirsin ya da aksi durum olursa cehennemde cezalandırsın." yani bize hakikat sunmak yok, sadece ödül yada ceza var, bu pek inandırıcı gelmiyor.
şunu merak ediyorum; dünyadaki ömrümüzü sadece yaratıcıya itaat edip etmediğimizin sınanması için mi yaşıyoruz? (buna verilecek cevapları merak ediyorum, bunun için 3 şıklı anket yapacağım.
Haktan Akdoğan bu konuyla ilgili görüş paylaşımı yapmış ve dedikleri çok etkileyici geldi bana; bu yaşıma kadar dinlediğim dindar insanlar yada hocaları gözümün önüne getirdim de bu youtube kanalındaki adam bana daha samimi anlatıyor gibi geldi. dediklerinin doğruluk payı elbette ki bilinmez, dünya zaten bilinmezlikler diyarı.