Turkiyede neden insanlar surekli birbirini kazikliyor?

Katılım
7 Ocak 2018
Mesajlar
2,543
Motosikleti
Suzuki Burgman UH200
Kazıklanmak ve kazıkçılar tartışılırken konu dağıtılmış biraz. Ben konuyu toparlamak adına Osmanlı İmparatorluğu zamanında sömürgeci devletler tarafından milletçe kazıklanmamızdan bahsedeyim. Milletçe kazıklanmışız. Avrupalı sömürgeci devletler "Düyun-u Umumiye" kurumu ile Osmanlı devletinin topladığı vergilere alacaklarına mahsuben el koymuştur.
Yani Fransa, Almanya,İngiltere çek senet mafyası gibi tahsilata geçmiş, İstanbul'un göbeğine(Bugünkü İstanbul Erkek Lisesi Binası) yerleşmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğuna sömürge ülkesi muamelesi yapılmıştır.

Kader bu ya o zaman da kazıklanmışız...

"XIX. yüzyılın sonlarından itibaren İngiliz, Fransız, Amerikan, Alman şirketleri hızla Osmanlı sınırları içinde çoğaldı. Önemli olan bunlar Osmanlı yasalarına değil kendi ülkeleri yasalarına tabi idi. Kendi topraklarında yabancı ülkelerin vergi topladığı, kendi toprakları üzerindeki madenlerin işletilmesinin yabancılara bırakıldığı, kendi köylüsünün emeğini yabancı şirketlere terk edildiği, kendi toprakları üzerindeki fabrikaları denetleyemeyen bir ülke yarı sömürgedir."

Kaynak;
http://www.inkilap.info/2014/11/osmanli-ekonomisinin-yari-somurge-olusu.html

Bütün bunların sorumlusu kimdi acaba?
 
Son düzenleme:
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
1- yazdiklarimi gercekten okudunuz mu?
2- yazdiklarimi gercekten okuyup anladiniz mi?
3-okuyup anlayip "acaba hakli olabilir mi diyip" minik te olsa bi arastirma yaptiniz mi?

yaptiysaniz baska bir postta bu konuyu gercek tarihi belgeler uzerinden tartisalim. Aksi taktirde bu size yonelik ilk ve son mesajim olacak. Benim bu forumda yazma ve okuma amacim ucuz kalitesiz laf dalaslari degil.

Biliyorsunuz, bazıları Türkler'in İslam'la Adalet ve Kalkınma Partisi gelince tanıştığını sanıyor, en azından davranışları öyle bir izlenim bırakıyor. Onun için, çok takılmayın.
 
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
Egeli bir yörük türk olarak diyecek bazı şeylerim vardır elbette.

Biliyorsunuz türk genotipinin en yoğun olduğu yer ege bölgesidir. Bu vesile ile biraz lakirdi etme hakkım var.

Birincisi, türkler islam'ı benimsemiş olsalar dahi eski gelenek ve âdetlerinden kopmamislardir. Şahit olduğum birçok ananenin kökeni şaman/goktanri döneminden kalmadir.

Kadin her zaman on plandadir. Toplumda kadının yeri erkeklerden daha öndedir diyebilirim. Söz hakkına sahiptirler. Bizi araplarin sosyal yaşamından ayıran en önemli özellik budur kanımca.

Fakat biz yerleşik hayata tam olarak adapte olamadigimiz için yerleşik/kentsoylu özelliklere sahip değiliz. Bu yüzden osmanli zamanında asker olarak idame edilmişiz. Kafamiz ticarete basmaz. Düz insaniz. Cahillikten kaynaklanan müthiş bir özgüven sahibiyiz. Bu yüzden askeri alanda destanlar yazacak kadar cesuruz.

osmanli zamanında bizleri sadece asker olarak istihdam etmişler.

Özgürlüğe felâket derecede düşkünüz. Esaret altında yaşamak, savaştan kaçmak gibi huylarimiz da yoktur.

Bunlar bizleri araplar ve gayrimüslimlerden ayıran özelliklerdir.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Türkler Anadolu'da herkesten habersiz kimseye görünmeden yer altın da yaşarlarmış.
Siz bizi haberdar edin.
Mesela şu türk şu memlekette şu eseri bırakmıs.
Bak şu cami Kırıkkaleli Ahmet efendinin eseri.
Şu çeşme Dinarlı Mahmut ağa tarafından yapılmış
Ama sarayla bağlantısı olmayacak.
Yani bilmem ne paşa şunu yaptı değil.
Sıradan halktan bahsediyorum

Bulamazsın.
Muhtemelen ev bile bulamazsın.

Aklına gelen her isim savaş kahramanıdır.
Ulubatlı Hasan
Malkoçoğlu
KaraMurat gibi.
Çünkü türkler hep savaşa yollanmış hazır askerlerdir

Osmanlı'nın Anadolu'da çaktığı tek bir çivi bulamazsın
Hepsi ya başkentlerinde ya da şehzade eğitim merkezlerindedir.
Kalanı Selçukludan kalmadır ve Selçuklu anadoluda değil iranda kurulmuş bir devlettir.
Anadoluya yıkılmalarına 80 sene kala falan geldiler.
Zaten 100 yılı bulmadan yıkıldılar.

Yine bilmediğin gibi kayı boyu değil Kınık Türkleridir.
Selçuklu türkçe bile konuşmaz, resmi dili farsçadır.
Bu farsça konusunda en büyük kavgayı veren muhtemelen bayıldığın mevlanadır..
Kendisi türkleri hiç sevmezdi.
Zaten adı Rum-i
Bugün yaşıyor olsaydı muhtemelen Lgbt için mücadele ediyor olurdu ve benim için tek olumlu yönü odur

Kusura bakma ama
Televizyonda dizi seyredip gaza geliyor, sonra burda tarih s...çıyorsunuz
Yapmayın.
Yarın buraları torunlarınız okuyacaktı.
Onlara ev araba para falan bırakın.
Benim dedem salaktı travması iyi bir miras değil
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
2,003
Motosikleti
NC 750 xdct Norden 901
Alemsiniz var ya siyaset sizin genlerinizi mı bozdu sırf muhalif yazmak için aslından şüphe duymak nedir yahu. Yani yok Selçuklu şöyle yok Osmanlı böyle nasıl bir ruh hali içindesiniz ...

Ha benim bunlarla alakam yok diyene sözüm olmaz. Milletin asaleti ile dalga geçmeyin. Bu millet chp yok iken de vardı Ak parti yok ikende olacaktır.

Yazılanları oku..her yazılanı oku ama hepsine inanma inanırsan Türkler bu ülkede yoktu ya seni böyle inandırırlar.

Biz buradayız burası bizim. Siz sahiplensenizde reddetsenizde.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
Siz bizi haberdar edin.
Mesela şu türk şu memlekette şu eseri bırakmıs.
Bak şu cami Kırıkkaleli Ahmet efendinin eseri.
Şu çeşme Dinarlı Mahmut ağa tarafından yapılmış
Ama sarayla bağlantısı olmayacak.
Yani bilmem ne paşa şunu yaptı değil.
Sıradan halktan bahsediyorum

Bulamazsın.
Muhtemelen ev bile bulamazsın.

Aklına gelen her isim savaş kahramanıdır.
Ulubatlı Hasan
Malkoçoğlu
KaraMurat gibi.
Çünkü türkler hep savaşa yollanmış hazır askerlerdir

Osmanlı'nın Anadolu'da çaktığı tek bir çivi bulamazsın
Hepsi ya başkentlerinde ya da şehzade eğitim merkezlerindedir.
Kalanı Selçukludan kalmadır ve Selçuklu anadoluda değil iranda kurulmuş bir devlettir.
Anadoluya yıkılmalarına 80 sene kala falan geldiler.
Zaten 100 yılı bulmadan yıkıldılar.

Yine bilmediğin gibi kayı boyu değil Kınık Türkleridir.
Selçuklu türkçe bile konuşmaz, resmi dili farsçadır.
Bu farsça konusunda en büyük kavgayı veren muhtemelen bayıldığın mevlanadır..
Kendisi türkleri hiç sevmezdi.
Zaten adı Rum-i
Bugün yaşıyor olsaydı muhtemelen Lgbt için mücadele ediyor olurdu ve benim için tek olumlu yönü odur

Kusura bakma ama
Televizyonda dizi seyredip gaza geliyor, sonra burda tarih s...çıyorsunuz
Yapmayın.
Yarın buraları torunlarınız okuyacaktı.
Onlara ev araba para falan bırakın.
Benim dedem salaktı travması iyi bir miras değil

Resmi tarihe inanmayıp kimsenin görmediği Lozan'ın gizli maddelerine inananlar var. Onun için siz de çok takılmayın.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
aslından şüphe duymak nedir yahu.
Aslımız türk
Bunu dile getirirken hiç şüpheli bir cümlemize rastladın mı?
Bir daha yazıyorum
Aslımız türk
Osmanlı yokken de türktük
Selçuklu yokken de.

5000 bin yıl boyunca türkçe konuşuyorduk.
Selçuklu madem en güzel türktü anadilimizin neyini beğenmedi de farsçayı resmi dil yaptı.
Osmanlı ecdadımızdı da neden dilimizi reddedip Osmanlıca diye dil uydurdu.

Yarın tayyip,
bundan sonra devletin resmi dili çincedir ya da arapçadır derse ne yapacaksın?
Olsun sonuçta türküz mü diyeceksin?

O rezilliği kabul edersek torunlarımız bizden atalarımız mı diye bahsedecek?
Yoksa bugün eşşek gibi fransızca konuşan arap ve afrikanın koloni ülkeleri gibi dedelerine mi sövecekler?
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
2,003
Motosikleti
NC 750 xdct Norden 901
Aslımız türk
Bunu dile getirirken hiç şüpheli bir cümlemize rastladın mı?
Bir daha yazıyorum
Aslımız türk
Osmanlı yokken de türktük
Selçuklu yokken de.

5000 bin yıl boyunca türkçe konuşuyorduk.
Selçuklu madem en güzel türktü anadilimizin neyini beğenmedi de farsçayı resmi dil yaptı.
Osmanlı ecdadımızdı da neden dilimizi reddedip Osmanlıca diye dil uydurdu.

Yarın tayyip,
bundan sonra devletin resmi dili çincedir ya da arapçadır derse ne yapacaksın?
Olsun sonuçta türküz mü diyeceksin?

O rezilliği kabul edersek torunlarımız bizden atalarımız mı diye bahsedecek?
Yoksa bugün eşşek gibi fransızca konuşan arap ve afrikanın koloni ülkeleri gibi dedelerine mi sövecekler?

80-90 yılda Osmanlıca diye bir şey kalmadı doğru mu...

Peki 600 sene Türkçeyi hor gören ""kullanmayan"" bir yönetime rağmen nasıl Türkçe baki kalmış. Halk unutmamış dersen
80 yılda Osmanlıcayı nasıl unuttu. Ha halk osmankica konuşmuyordu diyorsan o zaman Türkçeyi Osmanlı kullanmıyor niye diyorsun.. Biraz karışık oldu ama sen anlarsın istersen. Büyük ihtimalle anlamamazliktan geleceksin de ben yine de yazdım işte
 
Katılım
15 Mar 2005
Mesajlar
2,890
Ülkenin başındaki tarafından atanmış bu zırtapozların aldığı kararlar doğrultusunda soruya cevabı aramaya bence gerek yok... Allah belalarını versin...

572036-1213928584.jpg


Manisa’da, Soma Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi tarafından işletilen Eynez Maden Ocağı’nda 14 Mayıs 2014’te meydana gelen maden faciasında 301 işçi can vermişti. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 2018 yılında bitti.

37 kişi beraat ederken, 14 sanık taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermekten cezalandırıldı. Bu çerçevede, basit taksir suçundan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl; bilinçli taksirden de Genel Müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, Yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

301 KEZ ‘ÖLDÜRMEDEN’ CEZA İSTEDİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30 Eylül 2020’de kararı bozdu.

Can Gürkan’ın yangın riskinin yüksek olduğunu bilerek havalandırmaya dair gerekli teknik altyapıyı oluşturmadan ve iş güvenliği önlemleri almadan üretimin arttırılmasını hedeflediği belirtildi. Üretim zorlaması olarak adlandırılan kusurlu hareketin bizzat Gürkan tarafından alınan karar, verilen talimat ve oluşturulan işletme politikasının sonucunda meydana geldiği ifade edildi.

Bu çerçevede Gürkan, Doğru, Çelik ve Adalı’nın 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez olası kastla yaralama suçlarından ceza verilmesi gerektiği vurgulandı.

İKİ YARGITAY SAVCISINDAN İTİRAZ

İki Yargıtay savcısı, bu kararın düzeltilmesi için 8 Ocak 2021’de başvurdu. Dilekçede, 12. Ceza Dairesi’nin sanıklar hakkında “Neticeyi öngördükleri ve olursa olsun diye hareket ettikleri” diyerek, karar verdiği belirtildi. Dilekçede şöyle devam edildi:


“Sanıkların çalışma arkadaşlarının yaşamlarını yitirmesi ve yaralanmalarını istemeleri ya da kabullenmeleri, ahlaki ve vicdani değerlerle bağdaşması mümkün olmayan durumdur. Soma Kömürleri A.Ş.’nin çok büyük finansal yatırımlar yaparak ve yüksek istihdam sağlayarak başlattıkları söz konusu üretim faaliyeti çerçevesinde çalışanlarının en temel hakları olan yaşam haklarını hiçe saydıklarını düşünmek mümkün değildir.”

Bu nedenle kararın bozularak, taksirle ölüme neden olmaktan ceza verilmesi istendi.

EN FAZLA 22 YIL HAPİS CEZASI ALACAK
Soma davasının avukatı Murat Kemal Gündüz, bu durumda Can Gürkan'a en fazla 22 yıl kadar ceza verilebileceğini, bunda da infaz yasası ve diğer indirimlerin olacağını belirtti. Gündüz, şunları söyledi: Bu Yargıtay'a açık müdahaledir. Üç bürokrat, yargı üyesi ile değiştirilmiş. İktidar işverenlere diyor ki, istediğiniz kadar işçi öldürebilirsiniz. Verirsiniz para cezasını, kurtulursunuz.
HEYETE BÜROKRATLAR ATANDI

Soma davası Yargıtay 12. Ceza Dairesi’ne döndüğünde beş kişilik heyetinin üçü değişti. Başkan Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş koltuğunu korurken, üç yeni hakim heyete katıldı.


Diğerinin yerine eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski HSK Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı heyete katıldı..

---------- Mesajlar birleştirildi - 21:28 ---------- bir önceki mesaj zamanı 21:22 ----------

Biliyorsunuz, bazıları Türkler'in İslam'la Adalet ve Kalkınma Partisi gelince tanıştığını sanıyor, en azından davranışları öyle bir izlenim bırakıyor. Onun için, çok takılmayın.

Buzdolabı yoktu buzdolabı peheeey! :queen::pr:
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
80-90 yılda Osmanlıca diye bir şey kalmadı doğru mu...

Peki 600 sene Türkçeyi hor gören ""kullanmayan"" bir yönetime rağmen nasıl Türkçe baki kalmış. Halk unutmamış dersen
80 yılda Osmanlıcayı nasıl unuttu. Ha halk osmankica konuşmuyordu diyorsan o zaman Türkçeyi Osmanlı kullanmıyor niye diyorsun.. Biraz karışık oldu ama sen anlarsın istersen. Büyük ihtimalle anlamamazliktan geleceksin de ben yine de yazdım işte
Zaten onu anlatıyorum..
Türk milleti burda
Senin osmanlı ve selçuklu nerde?
 
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
Osmanlıca nedir yahu? Yok öyle bir şey. Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı saçmasapan, çorba gibi bir şeydi osmanlica dediğimiz şey. Zaten saray çevresinde küçük elit bir topluluk dışında kullanan da yoktu. Kimse anlamiyordu ki :)
Türkçe okumak istiyorsanız yunus emre, karacaoğlan, pir sultan abdal ve günümüze kadar uzanan ozanların eserlerine bakın. Saf ve pür ana dilimizi ayna gibi göreceksiniz.

Buyrun 1600'lü yıllarda Karacaoğlan:

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif deyi..


Buyrun bu da fuzuli:

İlm kesbiyle pâye-i rif’at
Arzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak
 
Son düzenleme:
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
Ülkenin başındaki tarafından atanmış bu zırtapozların aldığı kararlar doğrultusunda soruya cevabı aramaya bence gerek yok... Allah belalarını versin...

https://www.indyturk.com/sites/defa...e/main_image/2021/01/27/572036-1213928584.jpg

Manisa’da, Soma Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi tarafından işletilen Eynez Maden Ocağı’nda 14 Mayıs 2014’te meydana gelen maden faciasında 301 işçi can vermişti. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 2018 yılında bitti.

37 kişi beraat ederken, 14 sanık taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermekten cezalandırıldı. Bu çerçevede, basit taksir suçundan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl; bilinçli taksirden de Genel Müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, Yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

301 KEZ ‘ÖLDÜRMEDEN’ CEZA İSTEDİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30 Eylül 2020’de kararı bozdu.

Can Gürkan’ın yangın riskinin yüksek olduğunu bilerek havalandırmaya dair gerekli teknik altyapıyı oluşturmadan ve iş güvenliği önlemleri almadan üretimin arttırılmasını hedeflediği belirtildi. Üretim zorlaması olarak adlandırılan kusurlu hareketin bizzat Gürkan tarafından alınan karar, verilen talimat ve oluşturulan işletme politikasının sonucunda meydana geldiği ifade edildi.

Bu çerçevede Gürkan, Doğru, Çelik ve Adalı’nın 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez olası kastla yaralama suçlarından ceza verilmesi gerektiği vurgulandı.

İKİ YARGITAY SAVCISINDAN İTİRAZ

İki Yargıtay savcısı, bu kararın düzeltilmesi için 8 Ocak 2021’de başvurdu. Dilekçede, 12. Ceza Dairesi’nin sanıklar hakkında “Neticeyi öngördükleri ve olursa olsun diye hareket ettikleri” diyerek, karar verdiği belirtildi. Dilekçede şöyle devam edildi:


“Sanıkların çalışma arkadaşlarının yaşamlarını yitirmesi ve yaralanmalarını istemeleri ya da kabullenmeleri, ahlaki ve vicdani değerlerle bağdaşması mümkün olmayan durumdur. Soma Kömürleri A.Ş.’nin çok büyük finansal yatırımlar yaparak ve yüksek istihdam sağlayarak başlattıkları söz konusu üretim faaliyeti çerçevesinde çalışanlarının en temel hakları olan yaşam haklarını hiçe saydıklarını düşünmek mümkün değildir.”

Bu nedenle kararın bozularak, taksirle ölüme neden olmaktan ceza verilmesi istendi.

EN FAZLA 22 YIL HAPİS CEZASI ALACAK
Soma davasının avukatı Murat Kemal Gündüz, bu durumda Can Gürkan'a en fazla 22 yıl kadar ceza verilebileceğini, bunda da infaz yasası ve diğer indirimlerin olacağını belirtti. Gündüz, şunları söyledi: Bu Yargıtay'a açık müdahaledir. Üç bürokrat, yargı üyesi ile değiştirilmiş. İktidar işverenlere diyor ki, istediğiniz kadar işçi öldürebilirsiniz. Verirsiniz para cezasını, kurtulursunuz.
HEYETE BÜROKRATLAR ATANDI

Soma davası Yargıtay 12. Ceza Dairesi’ne döndüğünde beş kişilik heyetinin üçü değişti. Başkan Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş koltuğunu korurken, üç yeni hakim heyete katıldı.


Diğerinin yerine eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski HSK Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı heyete katıldı..

---------- Mesajlar birleştirildi - 21:28 ---------- bir önceki mesaj zamanı 21:22 ----------



Buzdolabı yoktu buzdolabı peheeey! :queen::pr:

Benim bildiğim, savcılar olası en ağır cezayı ister.
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
2,003
Motosikleti
NC 750 xdct Norden 901
Osmanlıca nedir yahu? Yok öyle bir şey. Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı saçmasapan, çorba gibi bir şeydi osmanlica dediğimiz şey. Zaten saray çevresinde küçük elit bir topluluk dışında kullanan da yoktu. Kimse anlamiyordu ki :)
Türkçe okumak istiyorsanız yunus emre, karacaoğlan, pir sultan abdal ve günümüze kadar uzanan ozanların eserlerine bakın. Saf ve pür ana dilimizi ayna gibi göreceksiniz.

Buyrun 1600'lü yıllarda Karacaoğlan:

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif deyi..


Buyrun bu da fuzuli:

İlm kesbiyle pâye-i rif’at
Arzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak

İşte bu ne güzel örnek Türkçe de vardı Türkler de vardı hep var ve olacaktır. İlla ki biraz erezyona uğradı. Ama tüm dillerin kaderi bu. Osmanlıcayı yı ben bugün ki hukuk diline benzetirim. Sıradan insanların anlamadığı belli kesime hitap eden bir dil. Bize yabancı gelse de o devirde yaşayanlara çokta garip değildir herhalde
 
Katılım
10 Eki 2014
Mesajlar
1,521
" Neden insanlar sürekli birbirine kazık atar "

Cevap basit orgazm olmak için, foruma da dikkat edersen herkes "Alfa" olma ve son sözü söyleme peşindedir, kendi düşüncelerini otorite sanan, hayatının müthiş değeri/önemi olduğuna inanan hastalıklı ve bencil bir toplumda yaşıyoruz ..

Kısacası orgazm ..

İçinden, en derin o balçık dolu çukurda " ben zekiyim sen aptalsın, " diyebilmek için, bütün çabalar " ben kendi çıkarım için seni kullandım, " diyebilmek için ..

Neyse çok da düşünme bunları Pir Sultan der ki ; " Bozuk düzende sağlam çark olmaz. "
 
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
" Neden insanlar sürekli birbirine kazık atar "

Cevap basit orgazm olmak için, foruma da dikkat edersen herkes "Alfa" olma ve son sözü söyleme peşindedir, kendi düşüncelerini otorite sanan, hayatının müthiş değeri/önemi olduğuna inanan hastalıklı ve bencil bir toplumda yaşıyoruz ..

Kısacası orgazm ..

İçinden, en derin o balçık dolu çukurda " ben zekiyim sen aptalsın, " diyebilmek için, bütün çabalar " ben kendi çıkarım için seni kullandım, " diyebilmek için ..

Neyse çok da düşünme bunları Pir Sultan der ki ; " Bozuk düzende sağlam çark olmaz. "

Bilginin paylaşılmasi iyidir, güzeldir, hoştur.

Size katıldığım noktalar var. Bir konuda karşı tarafa ahkam kesmek bilincaltinda ben zekiyim sen aptalsin demek anlamina geliyor.

Bu yüzden efendi insanlar ahkam kesmezler. Kesin konuşmazlar.

Ahmak insanlar her şeyden emindirler.
 
Son düzenleme:
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
Osmanlıca nedir yahu? Yok öyle bir şey. Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı saçmasapan, çorba gibi bir şeydi osmanlica dediğimiz şey. Zaten saray çevresinde küçük elit bir topluluk dışında kullanan da yoktu. Kimse anlamiyordu ki :)
Türkçe okumak istiyorsanız yunus emre, karacaoğlan, pir sultan abdal ve günümüze kadar uzanan ozanların eserlerine bakın. Saf ve pür ana dilimizi ayna gibi göreceksiniz.

Buyrun 1600'lü yıllarda Karacaoğlan:

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif deyi..


Buyrun bu da fuzuli:

İlm kesbiyle pâye-i rif’at
Arzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak


fuzuli kimdir ?
Fuzuli'nin olumsuz örnek olarak verilmesine şiddetle karşı çıktığımı belirtirim.
örnek verilecek ise saray şairlerinden örnek vermek gerekir.

verilen örnek mesajın amacına hizmet etmiyor.

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lûtfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne

Rasih

1. Gözünü süzme, kirpiklerin üst üste gelmesin ki, bağrımın ok üstüne ok vurmuş olmayasın.
2. 0 cana yakın, çapkın güzel her açtığı yaraya elmas kırıntısı, tozu eker; ihsan üstüne ihsan ettiği için lûtfu var olsun!
3. Ey sevinç! Şimdilik gönülde gam var, sen lûtfet de gelme; misafir üstüne misafir olamaz.
4. Sevgiliden ayrı kalmışken bir de gurbet diyarına düştük; felek bize gene hicran üstüne hicran gösterdi.
5. Rasih için: "Hem şarap içmez, hem de güzel sevmez” demişler; hakkında iftira üstüne iftira etmişler.

bu şiirin özelliği hababam filminde yermek amacı ile kullanılmış olmasıdır. buna rağmen şiir oldukça güzel, hele sonu mükemmel.

ideolojiler, baskın kültürler, yöneticiler, erk sahipleri her zaman her şeyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmış ve neticesinde yozlaştırmışlardır.

zaman ise daha ilginç bir yaklaşım sergiler, yukarıdaki şiiri ezberden okuyacak kişi sayısı ile yunusun bir şiirini ezberden okuyacak kişi sayısı arasındaki fark zamanın kudretidir.

anadolu türkülerinin çoğu anadolu ozanlarını içermektedirler. bundan dolayı bu kişilerin kültür ölmedikçe unutulmaları imkansızdır.
ve fakat fuzuli ya da benzeri divan edebiyatı şairlerinin eserlerini dinleyecek kişiler tedavülden kalktılar.

fuzulinin ezberden okuyabileceğim dizeleri;
"mende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
aşıkı sadık menem mecnunun ancak adı var"

görüleceği üzere burada da dilimin dönmediği kelime pek yok.

misal nefi isimli bir şair var. 4. murat ile iyi ilişkiler kurmuş ve bir vezir hakkında yazdığı hiciv sebebi ile boğdurulmuştur.

o işler öyle değil.
nasıl?
bilmiyorum.

Fırsatı ganimet bildi kötüler
Böyle kalmaz padişahın çağları
Eninize boyunuza eğlenin
Sizin olsun Binboğa'nın dağları
dadaloğlu

kapanış da böyle olsun.

not: hokanın mesajını eleştirmedim, sadece yöntem konusunda bir hata olduğunu düşündüğüm için şerh ekledim.

---------- Mesajlar birleştirildi - 15:05 ---------- bir önceki mesaj zamanı 13:24 ----------

" Neden insanlar sürekli birbirine kazık atar "

Cevap basit orgazm olmak için, foruma da dikkat edersen herkes "Alfa" olma ve son sözü söyleme peşindedir, kendi düşüncelerini otorite sanan, hayatının müthiş değeri/önemi olduğuna inanan hastalıklı ve bencil bir toplumda yaşıyoruz ..

Kısacası orgazm ..

İçinden, en derin o balçık dolu çukurda " ben zekiyim sen aptalsın, " diyebilmek için, bütün çabalar " ben kendi çıkarım için seni kullandım, " diyebilmek için ..

Neyse çok da düşünme bunları Pir Sultan der ki ; " Bozuk düzende sağlam çark olmaz. "

ikisi birbirlerinden çok farklı olgular.

başkasını maddi olarak kazıklamanın amacı tamamen maddi çıkar ve tam tabiri ile şark kurnazlığı ile ilgili bir durum.
şark kelimesi bu bakış açısının doğuya özgü olduğu anlamına gelmiyor. insanın olduğu her yerde var ve insan var olduğu sürece de olacak.

senin bahsettiğin ukalalık tam anlamı ile farklı bir durum.

"Dunning Kruger etkisi, bir görevde düşük yeterliliğe sahip kişilerin yeterliliklerini abarttığı bilişsel bir ön yargı varsayımıdır."

"Tanımlama, McArthur Wheeler'ın 19 Nisan 1995'te yüzü limon suyuyla kaplıyken iki bankayı soyan ve bunun güvenlik kameralarına görünmez durumuna getireceğine inandığı ceza davasındaki bilişsel ön yargıdan kaynaklanıyordu."

küresel bir pandemiye karşı kocakarı ilaçları öneren kişiler buna en güzel örneklerdir.

konu sahibi tamamen kurnaz olduğunu düşündüğü kişilerin kendisini maddi zarara uğratmalarındaki sebebi sorguluyor.
zira kendi dünyasında bunun bir anlamı olmadığını düşünüyor.

evet, bozuk düzende sağlam çark olmuyor.
ve fakat iletişim çağında düzenin bozuk olduğunu da anlamıyorlar, belki de acı olan tarafı budur.


Adamın birisinin arabasının lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlar. Adam arabanın lastiğini söker. Ama lastikten söktüğü 4 bijon yuvarlanıp yağmur mazgalının içerisine düşer. Adam bakar mazgaldaki bijonlar görünmüyor bile, çaresiz oturup düşünmeye başlar. Olayı başından beri gören bir deli parmaklıkların arkasından adama derki :
– Arkadaşım sen ne yapıyorsun orada öyle?
– Sorma bilader, lastik patladı. Tam değiştirecektim bijonlar mazgala düştü.
– Düşündüğün şeye bak. Ondan kolay ne var. Bütün lastiklerden birer bijon çıkar. Lastiğe tak. Hepsinde 3 bijon olur. Seni lastikçiye kadar idare eder.
– Adama çok mantıklı gelir, hemen delinin dediğini yapar.
Giderken de deliye der ki :
– Senin ne işin var bu akıl hastanesinde.
Deli cevap verir :
– Biz burada delilikten yatıyoruz, salaklıktan değil.

bilmem anlatabildim mi?
 
Katılım
23 Kas 2020
Mesajlar
1,875
fuzuli kimdir ?
Fuzuli'nin olumsuz örnek olarak verilmesine şiddetle karşı çıktığımı belirtirim.
örnek verilecek ise saray şairlerinden örnek vermek gerekir.

verilen örnek mesajın amacına hizmet etmiyor.

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lûtfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne

Rasih

1. Gözünü süzme, kirpiklerin üst üste gelmesin ki, bağrımın ok üstüne ok vurmuş olmayasın.
2. 0 cana yakın, çapkın güzel her açtığı yaraya elmas kırıntısı, tozu eker; ihsan üstüne ihsan ettiği için lûtfu var olsun!
3. Ey sevinç! Şimdilik gönülde gam var, sen lûtfet de gelme; misafir üstüne misafir olamaz.
4. Sevgiliden ayrı kalmışken bir de gurbet diyarına düştük; felek bize gene hicran üstüne hicran gösterdi.
5. Rasih için: "Hem şarap içmez, hem de güzel sevmez” demişler; hakkında iftira üstüne iftira etmişler.

bu şiirin özelliği hababam filminde yermek amacı ile kullanılmış olmasıdır. buna rağmen şiir oldukça güzel, hele sonu mükemmel.

ideolojiler, baskın kültürler, yöneticiler, erk sahipleri her zaman her şeyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmış ve neticesinde yozlaştırmışlardır.

zaman ise daha ilginç bir yaklaşım sergiler, yukarıdaki şiiri ezberden okuyacak kişi sayısı ile yunusun bir şiirini ezberden okuyacak kişi sayısı arasındaki fark zamanın kudretidir.

anadolu türkülerinin çoğu anadolu ozanlarını içermektedirler. bundan dolayı bu kişilerin kültür ölmedikçe unutulmaları imkansızdır.
ve fakat fuzuli ya da benzeri divan edebiyatı şairlerinin eserlerini dinleyecek kişiler tedavülden kalktılar.

fuzulinin ezberden okuyabileceğim dizeleri;
"mende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
aşıkı sadık menem mecnunun ancak adı var"

görüleceği üzere burada da dilimin dönmediği kelime pek yok.

misal nefi isimli bir şair var. 4. murat ile iyi ilişkiler kurmuş ve bir vezir hakkında yazdığı hiciv sebebi ile boğdurulmuştur.

o işler öyle değil.
nasıl?
bilmiyorum.

Fırsatı ganimet bildi kötüler
Böyle kalmaz padişahın çağları
Eninize boyunuza eğlenin
Sizin olsun Binboğa'nın dağları
dadaloğlu

kapanış da böyle olsun.

not: hokanın mesajını eleştirmedim, sadece yöntem konusunda bir hata olduğunu düşündüğüm için şerh ekledim.

---------- Mesajlar birleştirildi - 15:05 ---------- bir önceki mesaj zamanı 13:24 ----------



ikisi birbirlerinden çok farklı olgular.

başkasını maddi olarak kazıklamanın amacı tamamen maddi çıkar ve tam tabiri ile şark kurnazlığı ile ilgili bir durum.
şark kelimesi bu bakış açısının doğuya özgü olduğu anlamına gelmiyor. insanın olduğu her yerde var ve insan var olduğu sürece de olacak.

senin bahsettiğin ukalalık tam anlamı ile farklı bir durum.

"Dunning Kruger etkisi, bir görevde düşük yeterliliğe sahip kişilerin yeterliliklerini abarttığı bilişsel bir ön yargı varsayımıdır."

"Tanımlama, McArthur Wheeler'ın 19 Nisan 1995'te yüzü limon suyuyla kaplıyken iki bankayı soyan ve bunun güvenlik kameralarına görünmez durumuna getireceğine inandığı ceza davasındaki bilişsel ön yargıdan kaynaklanıyordu."

küresel bir pandemiye karşı kocakarı ilaçları öneren kişiler buna en güzel örneklerdir.

konu sahibi tamamen kurnaz olduğunu düşündüğü kişilerin kendisini maddi zarara uğratmalarındaki sebebi sorguluyor.
zira kendi dünyasında bunun bir anlamı olmadığını düşünüyor.

evet, bozuk düzende sağlam çark olmuyor.
ve fakat iletişim çağında düzenin bozuk olduğunu da anlamıyorlar, belki de acı olan tarafı budur.


Adamın birisinin arabasının lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlar. Adam arabanın lastiğini söker. Ama lastikten söktüğü 4 bijon yuvarlanıp yağmur mazgalının içerisine düşer. Adam bakar mazgaldaki bijonlar görünmüyor bile, çaresiz oturup düşünmeye başlar. Olayı başından beri gören bir deli parmaklıkların arkasından adama derki :
– Arkadaşım sen ne yapıyorsun orada öyle?
– Sorma bilader, lastik patladı. Tam değiştirecektim bijonlar mazgala düştü.
– Düşündüğün şeye bak. Ondan kolay ne var. Bütün lastiklerden birer bijon çıkar. Lastiğe tak. Hepsinde 3 bijon olur. Seni lastikçiye kadar idare eder.
– Adama çok mantıklı gelir, hemen delinin dediğini yapar.
Giderken de deliye der ki :
– Senin ne işin var bu akıl hastanesinde.
Deli cevap verir :
– Biz burada delilikten yatıyoruz, salaklıktan değil.

bilmem anlatabildim mi?



selam forumdaşım, verdiğin bilgiler için saol öncelikle.

Aslında beni vurgulamak istediğim nokta şu:

Biz yetiştirilme tarzımız, öğretilerimiz,milliyetçiliğimiz, eğitim tarzımız, geçmişimiz ve değerlerimiz(çogu teoride kalıyor ugulamaya geçmiyor) yüzünden yada sayesinde kendimizi dünyadaki en asıl ırk-millet-topluluk olarak görüyoruz. Hiçbir şekilde toplumumuza objektif olarak bakamıyoruz.
Yani işin kısası lafa gelince sütten çıkmış ak kaşıgız en iyiyiz.

Yalnız, topluma ve topluma olşuturan bireylere biraz daha objektif bakabildiğimiz zaman, bırakın en iyi olmayı, tipik bir ortadoğu toplumu oldugumuz kesin.

İşte tam burada devasa bir tezat var. Sanki beynimiz yıkanmış, yetiştirilme tarzımız yüzünden gözlerimize perde çekilmiş gibi, bu gerçeği göremiyoruz, kabullenemiyoruz.

Benim isteğim o perdenin kalkması.

Bir insanın iyileşebilmesi için, önce hasta oldugunu kabul etmesi lazım, sonra tedaviye gönüllü olması ve bunun için emek vermesi lazım. Hasta olmadıgını, bilakis en sağlıklı birey oldugunu iddia eden insan, kendi sağlığını daha da kötüye götürmekten başa ne yapabilir?

Başlık sahibi olarak ben artık gerçekleri görmemiz gerektiğini, hatalarımızı kabul etmemiz gerektiğini, onlardan ders alarak daha güzel bir toplum yaratabileceğimizi düşünüyorum. Bu sebepten dolayı, ulaşabildiğim her mecrada bu konuyu sürekli gündeme getirmeye çalışıyorum.

Yoksa "neden boyle yapıyorlar anlamıyorum" kafasında değilim.

hepinize saygılar.
 
Katılım
10 Eki 2014
Mesajlar
1,521
fuzuli kimdir ?

konu sahibi tamamen kurnaz olduğunu düşündüğü kişilerin kendisini maddi zarara uğratmalarındaki sebebi sorguluyor.
zira kendi dünyasında bunun bir anlamı olmadığını düşünüyor.

evet, bozuk düzende sağlam çark olmuyor.
ve fakat iletişim çağında düzenin bozuk olduğunu da anlamıyorlar, belki de acı olan tarafı budur.

" ben kendi çıkarım için seni kullandım " bütün insanların özüdür.

Ben uzun uzun yazmak istememiştim gerçi yine yazmayacağım ama daha basite indirgeyeyim ..

Bu dünyadaki her hareket ( bu arkadaşın sürekli maddi olarak kazıklanması da buna dahil, bir kişinin evliliğe hatta çocuk yapmaya karar vermesi bile ) .. insanın " kişisel çıkar ve menfaati " içindir.

Örnek ; Duygusal boşluk yaşıyorsun, hayat anlamsız geliyor v.s. sevgili buluyorsun, güzel bir şey yaptım zannediyorsun. En derine indiğin zaman ne yaptın ? aç olduğun bir şeyi doyurdun sadece, sadece kendini düşündün başka kimseyi önemsediğin yok .. ( olaya en hard örnek ile giriyorum ki sürekli konuya dönmek zorunda kalmayayım, malum herkesin derdi bir yaşa kadar aşk )

Mesela, İlber Ortaylı evliliği saçma bulur " zaman kaybı " der niye ? o da HER İNSAN gibi bencil çünkü, verdiği her karar şahsi menfaatini düşündüğü için .. " Evlensem araştırma yapamam, kendimi geliştiremem " diye düşünüyor o da kendince v.s. .. sonuçta kendini düşünüyor ..

Hatta en hard diğer bir örnekle gireyim konuya "dinler," insanlar dine inanır neden ? çıkarı olduğu için, tamamen şahsi menfaati için, başka bir sebebi yoktur " ÖZÜNDE " ama sorsan kimse birbirini kandırmıyordur falan .. o zaman bile yalan ve sahtekarlık ortaya çıkar menfaati korumak için ..

Konuya geri dönersem de .. arkadaşın kazıklanması, bugün maddi olur, yarın duygusal olur, yeri gelir fiziksel olur .. sonuçta herkes her hareketi özünde " sadece kendisi " için yapar. " Orgazm " yazmam bunu tam anlatmamış olabilir tabii, ben bunun ismine "Orgazm Mankurtları" koyayım ..

Naçizane olarak arkadaşın başlığına cevabım yukarıdaki gibidir .. ( Sonuç ; İnsanlar maddi ya da değil kendi menfaati için yaşar, seni de koparacaklar elbet, sen bir mal satarken sen de koparırsın merak etme ama itiraf etmezsin bize .. )

Naçizane olarak arkadaşa önerim ise " herkes kendi menfaatine göre yaşadığına göre, sen de bunu bil ve buna göre davran, hatta bu düzene bir şekilde ayak uydur, yoksa çok üzüleceksin " olur ..
 
Son düzenleme:
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
Herkesin menfaatleri doğrultusunda hareket ettiği konusuna yüzde yüz katılıyorum. Dün bir video izledim. Komodo ejderi, ceylanı canlı canlı yiyordu. Üstelik ceylanin karnındaki cenini de çıkarıp yedi. Bu bize garip geliyor ama doğanın işleyişi böyle; güçlü zayıfı her zaman yer.

Bu konuda tek istisna insan canlısı. Zamanla bu vahşi ortamdan kurtulmak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için çeşit çeşit ahlak öğretileri ve doktrinler geliştirmiş. Farkındalığı yüksek ve varoluşsal sancı çeken tek canlı türü insandır.
Fakat insanlar arasında da farkındalığı yüksek olmayan ve vahşi güdüleri ile hareket eden sayıları oldukça yüksek bir güruh mevcut.

Dolayısıyla, bir yerde kazık yediğimiz zaman orada vahşi duyguları ile hareket edip sizi ezmek isteyen insanlar vardır demektir.

Örneğin sömürgeci ülkeler kendi içlerinde ne kadar medeni ve demokratik görünseler de başka ülkeleri sömürmek için vahşi bir şekilde hareket ederler.

Bu insanların doğasında var. Evrimsel basamağın eski yerlerinde bunları yaşadık hep.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst