Roman gibi olmuş merakla yeni bölümleri bekliyoruz.
Not: yurt dışında cep telefonu hattını nasıl yapıyoruz .
Her gittiğim ülkenin gsm operatörüne hat otomatik geçiş yapıyor. Konuşma ücreti çok pahallı.
Wi-fi bulunan yerlerden WhatsApp ile görüşmek en iyisi.
---------- Mesajlar birleştirildi - 08:41 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:36 ----------
....................................................................................................................
8. GÜN
SERENDE;
Sabah uyandığımda güneş doğmuştu... Çadırdan çıktım.. Biraz aşağıda koyunlar
otluyor. Çıngırak seslerini uykumda bile duymuştum..
Burası dağ başı olmasına rağmen korkutucu değil. Sanki burada bir ay kamp yapsam da olur..
Dinlenmişim.. Keyfim yerinde ve açım..
İlk işim kahvaltı yapmak oldu. Bir sandviç hazırladım. Bir kutu portakal
suyuyla birlikte yedim..
Toparlanıp yola çıktım. Bu sefer böyle ufak tefek kamp yeri falan aramayacağım. Belli bir kasabada
otelde kalırım. Hiç olmazsa yolu falan belli olur. Böyle dağ başlarında kaybolmam.
Navigasyon ve tahminle ana yolu buldum.. Epey içerilere girmişim.. Sonra Ana yoldan giderken bir yol
kavşağında Serende diye bir tabela gördüm..
Hah işte dedim. Adriyatik kıyısında, yolu belli, sağlam bir kasaba. Hemen saptım.. Yol tabi ki yine
dağlara yöneldi. Virajları ve uçurumları bol bir yol.. Viraj viraj artık başım döndü..
Ama nihayet sahil kasabasına geldim.
Burası bizim sahil kasabalarına hiç benzemiyor.. Denizden yüksekte.. Hotelleri çok ve ucuz.
Ama hotellerin resepsiyonlarındaki ortam güven verici değil. Biraz tuhaf..
Temiz bir hotel aradım ve buldum. Fiyatı gecelik kahvaltı dahil 20 euro..
Resepsiyondaki kadın Türkiye'den geldiğimi görünce Ben de müslümanım. dedi. Arnavutluğun yarıya
yakını müslümanmış. Ama Türkçe bilmiyorlar. Tek tük bazı kelimeleri Türk dizilerinden öğrenmişler.
Türk dizileri burada çok popülermiş..
Odaya çıktım.. Çadırdan sonra normal bir odadayım. Duş, yatak, tuvalet.... Bu ne konfor...
Bir duş alıp sonra kasabayı dolaşayım...
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:19 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:41 ----------
.............................................................................................................
9. GÜN
Kasaba da (Serende) enteresan hiç bir şey yok..
Turizm ve para için yapılan her yer gibi yapmacık. Bol bol hotel ve restoran var.. Dün akşam
kaldığım dağın başı daha iyiydi..
Fakat kaldığım hotelin tasarımını çok beğendim. Usta bir mimarın elinden çıktığı belli.
Kasabada dolaşırken ilginç bir şey oldu. Bir kafede televizyonda Türk dizisi oynuyor, alt
yazılı. Konuşmalar Türkçe orijinal dilinde..
Dizileri seyretmediğim için hangisi olduğunu bilmiyorum.. Ama hoşuma gitti..
................................................
Sabah hotelde kahvaltıya indim.
Resepsiyondaki müslüman kadın Türkçe Günaydın. Nasılsınız? dedi. Telaffuzu o kadar iyi ki, dün
konuşmamış olsaydık Türk zannederdim..
Kahvaltıdan sonra yol hazırlıklarım başladı.. Motosikleti yüklemek tam bir iş. Öyle Givi
marka arka ve yan çantalarım yok. Arkadaki büyük çantayı şerit kayışla bağlıyorum..
Kasabadan çıkmadan bir markete uğradım. Aklımda bir kaç şey var onları almak istiyorum.
Marketin önü tam bir curcuna.. Markette gençler var. Alış veriş yapıyorlar.. Fakat bakışları
ve beden dilleri çok kötü... haince.. İnsana güven vermiyor..
Aklıma motosiklete bir şey olur mu? endişesi geldi. Alış verişi bırakıp dışarı çıktım.
Boş ver alış verişi. Yürü oğlum yoluna. Dedim.
Dönüş yine dağ yolları ve yine viraj.. Bir de önümüze bir kamyon düşmez mi, arkasında biz
kuyruk.. Sollama ihtimali eksi -10.
Ana yola gelinceye kadar öğlen oldu..
Bir an evvel Tiran'a kadar gidip, Tiran yakınlarında bir kamp yeri bulmalıyım.. Ertesi gün de
Karadağ'a (Montenegro) geçmeliyim.
Bu kadar Arnavutluk yeter!
---------- Mesajlar birleştirildi - 09:41 ---------- bir önceki mesaj zamanı 19:19 ----------
.....................................................................................................................
GEBERİYORUM;
Ana yol diye gittiğim yol, bizim köy yollarından beter.
Arnavutlu günümüzden 50 sene geride yaşıyor.. Yolları, altyapısı, kasabaları
çok kötü durumda.
Yol kenarında büyük bir dinlenme tesisine girdim. Kahve istedim, Yapamayız. Sular yok Dediler. Birkaç
gündür sular akmıyormuş. Hayret ! Koca tesis, su yok..! Aklım almıyor doğrusu..
Parayı bulan Arnavutların çoğun eski kasa Mercedes almış. Şu manda kasalardan.. Yollarda terör estiriyorlar. Virajlarda
sollamalar, hız sınırını açık ara aşmalar..
Buraları görünce Yunanlıların gözünü seveyim dedim... Aramızda ufak tefek kırgınlıklar
olsa da, iyi ki komşumuz onlar ..
Neyse; Konu gündeminden saptı.. Boş verin..
Bu gün yol yine çok uzadı.. İlk iki saatten sonra motosiklet sürüş performansım düşüyor.. Bir dinlenme
molası veriyorum fakat sonrasında yarım saate bir yoruluyorum..
Haritadan bulduğum iki kamp yeri de fake çıktı. Çevredekiler Buralarda böyle bir şey yok dediler..
Üçüncüyü aramaya başladım.. Otuz kilometre ileride görünüyor. Eğer o da boş çıkarsa
bir yerde çadırı kurup yatacağım..
Yine ana yoldan çıktım. Navigasyon beni tozlu topraklı yollara soktu. Gidiyorum.. Tam umudu kesecekken
küçük bir tabela gördüm.. Camping 7 km.
Bu yollarda 7 km. daha gitmeye razıyım, yeter ki kamping olsun.
Evet.. Bu ıssız yerde, bir ailenin işlettiği kamp yeri varmış... ve geldim..
Ama, ben yine yorgunluktan GEBERİYORUM.