Ben fransa'da bile lanet gelsin italyandan demeye başlamışken siz oralarda ne yaparsınız bilemem.
Gerçek şu ki MV Agusta muhteşem bir tarihe sahip ve harika motosikletler üretiyor. Fakat fiyatları olmasa da kendileri çok spesyal modeller. Sürüden farklı olmak, değişik bir motosiklete binmek için tercih edilecek gerçekten güzel motosikletler üretiyor.
Ama!
Şu amayı anlatmak için daha geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım.
Arkadaşım Mv Agusta'nın buradaki bayii idi.
Aynı zamanda aynı galeride 2. el lüks otomobiller satıyor.(Ferrari, Mustang vs.)
Tabi 2. el motosikletlerde satıyor.
Servisi de olduğu için ve benim işlerime özen gösterdiklerinden motorumu oraya götürürüm.
Geçtiğimiz günlerde de hem yağ değişimi hem de ufak tefek bakım için oraya gittim.
Bir baktım tek bir motosiklet bile yok.
Naaptın sattın mı hepsini diye şaşkınlıkla sorarken beni eskiden servis olarak kullandığı bölüme götürdü.
14-15 motosikleti duvarın dibine dizmiş, üstlerine de birer bez örtmüş.
Benim içim acıdı.
Mv Agusta'nın naked modellerini ve diğer markaların farklı modellerini satabilmiş ama spor modeller elinde kalmış.
Şu aşağıda gördüğünüz motoru bana 9bin euroya teklif etti. Daha önce 14.750 euroya satmaya çalışıyordu.
https://scontent-cdt1-1.xx.fbcdn.ne...=9817fcd3d6fa27f42222b1468b39111a&oe=5D2C86A2
Biliyorsunuz zaman zaman avrupanın çeşitli yerlerinde motosikletçi dostlarla bir araya geliyoruz.
İnanın Mv Agusta tek tük görebiliyoruz. Yani sorun sadece Fransa'nın değil.
Neden böyle meselesine girmeyeceğim fakat bişey hatırlatayım.
Avrupa motosikletler, bizim sonradan taktırdığımız donanım üstlerinde hazır olarak geliyor ve dolayısıyla bir miktar daha pahalıya satılıyorlardı. Japonların ikibinli yılların ortalarında motosikletleri tek versiyon üretmelerinin avrupa motosikletlere çok getirisi oldu.
Örneğin Bir CBR 1000 RR alıp, fren ve egzoz sistemini daha iyi biriyle değiştirmeye kalktığınızda japon motosikletler avrupalılardan daha pahalıya patlıyordu. Hele janta filan girerseniz Allah muhafaza!
Bu da avrupa motosikletlere yönelimi arttırdı.
Fakat daha sonra Bmw kaliteli malzemeyi standart donanım olarak S1000RR'a takıp japonlarla aynı fiyata satınca, Japonlar'da modellere donanım eklemeye ya da 2 versiyon üretmeye başladılar. Örneğin bugün CBR 1000 RR, iyi donanımlı SP modelini, Yamaha M1 modelini standart versiyon yanında piyasaya sürdü. Ona keza Kawasaki de öyle.
Kısaca avrupa demeyelim de italyan motosikletlerin pek esprisi kalmadı.
Tabi Ducati bu yıl büyük sükse yapıp V4 motorlu bir Panigale piyasaya sürdü onu ayrı tutuyorum. Belki 2 yıl daha süksesi devam eder, ardından japonlardan V4 karşılığı gelir ve sükse sona erer.
Kısaca maddi gücünüz varsa gönül rahatlığı ile bir Mv Agusta alıp keyfini çıkarın.
Fakat 2-3bin lira gideri dert edecek kadar durum bozuksa uzak durun.
Benelli burada hiç görmedim ama fransızca bir web sitesi var.Sayin Coq; Oralarda (AB) Benelli markası nasıl bilinir? Çin mi İtalyan mı?...
Sonuc olarak alinirmi? Alinmazmi?
Sayın ÇELİKKAYA, konuşmalardan anlayacağınız üzere avrupa/italyan motorlarının kötü olduğu konular farazi konuşmalardan öteye gidemiyor. Yani elle tutulabilir bir şeyler pek yok, farklı açılardan görüşlerle konu dağılıyor. Zaten göreceğiniz üzere bakım maliyetleri ve parça pahalılığından dert yanılsa bile yine daha öncedende belirttiğim gibi elinde olsa yine avrupa/italyan alınacağı fikri devam etmekte.
Ben size elle tutulur bir durumu belirteyim, hem japon hem italyan motorlarımı bu ay içerisinde periyodik/sezonluk bakıma soktum. Japon servis masrafı 800 TL tuttu, İtalyan olan 890 lira tuttu. Aralarında pek yaş/km farkı yok ancak Japon olan fren balataları çoktan tüketmiş bile. İtalyan Brembo dayanmaya hala devam ediyor. Siz yinede bana inanmayın, yetkili servisleri arayıp her ikisi içinde servis fiyatı alın zaten göreceksiniz. Dediğim gibi durum sadece algıdan ibaret, gerisi size kalmış. Temiz bir MV Agusta bulduğunuz taktirde gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.
Sayın ÇELİKKAYA, konuşmalardan anlayacağınız üzere avrupa/italyan motorlarının kötü olduğu konular farazi konuşmalardan öteye gidemiyor. Yani elle tutulabilir bir şeyler pek yok, farklı açılardan görüşlerle konu dağılıyor. Zaten göreceğiniz üzere bakım maliyetleri ve parça pahalılığından dert yanılsa bile yine daha öncedende belirttiğim gibi elinde olsa yine avrupa/italyan alınacağı fikri devam etmekte.
Ben size elle tutulur bir durumu belirteyim, hem japon hem italyan motorlarımı bu ay içerisinde periyodik/sezonluk bakıma soktum. Japon servis masrafı 800 TL tuttu, İtalyan olan 890 lira tuttu. Aralarında pek yaş/km farkı yok ancak Japon olan fren balataları çoktan tüketmiş bile. İtalyan Brembo dayanmaya hala devam ediyor. Siz yinede bana inanmayın, yetkili servisleri arayıp her ikisi içinde servis fiyatı alın zaten göreceksiniz. Dediğim gibi durum sadece algıdan ibaret, gerisi size kalmış. Temiz bir MV Agusta bulduğunuz taktirde gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.
Sizin deneyiminiz pozitif olmus olabilir. Benimki olmadi. Otomatik Civic'ten yuksek fiyatli yepyeni Superduke'un, aldiktan 1 sene 5000km sonra piston ve silindirleri degisti, ve 4 ay serviste kaldi. Bence yeterince elle tutulur bir durum, oyle degil mi?
Tabii ki her Superduke'un motoru ilk senesinde inmiyor. Peki hangi deneyim daha cok yasaniyor?
Bu sorunun en guzel cevabi, dusunulen motosiklet modelinin kendi forumunda bulunur. Tum kronik problemler orada yazilidir.
Sadece bakimla ilgili onemli bir nokta koymak istiyorum:
Evet, her Avrupali motosikletin bakimi, muadili Japon'dan farkli olmayabilir. Ancak sahi tecrubem su yonde:
1. Japonlar motosikleti daha kolay servis edilebilir sekilde dizayn ediyorlar. Mesela: Bazi Ducati'lerde subap bakimi icin radyator ve depo sokulmesi gerekiyor. Ancak eski Hornetimde bir civatayi gevsetip menteseli deponun onunu kaldirdiginiz anda subaplara ulasabiliyorsunuz. Arada ciddi iscilik farki soz konusu, ki zaten iscilik fiyati arttiran faktor.
2. Bakim araliklari ayni olsa dahi, Japonlar bakima o kadar hassas degil. Mesela, Iki nesil onceki Fireblade motorlu Hornet'lerde zaten araliklari cok uzak olan subap bakimlarini yaptirmaniza bile gerek kalmiyor, cunku yaptiranlarin hemen hemen hepsinde toleranslar fabrika verileri icinde cikiyor. Ancak Avrupali bazi modellerin, benimki dahil, daha bakim vakti gelmeden motor sesi degismeye basliyor.
Yine bakım aralıkları konusunda da yanlış yönlendiriyorsunuz!
Ciddi problemler tabii ki istisna. Ancak kullanicilarin kaci bu istisnayi yasiyor? Baska ne tur istisnalar mevcut?
Parasini akillica kullanacak insanin yapmasi gereken, bastan beri verdigim tavsiye, almayi dusundugunuz motosikletin modelinin uluslararasi forumunu incelemeniz. Ben bunu CB900F Hornet, CB1000R, Superduke, Multistrada ve Zero SR icin yaptim. Durum cok net.
Bunun icin de Avrupa motosikletlere karşı önyargının yersiz oldugunu dusunmuyorum. Zaten ikinci el fiyatlari da durumu destekliyor.
Subap bakimina gelince, kullandiginiz modelin subaplarina ulasim zor degilse fiyatlar bir Japon'a yakin olabilir. Ancak her Avrupa model icin oyle degil. Cunku duz 4 silindir motora tek kafa acmak yerine V motora 2 kafa acmasi gerekecek, silindirler 90 derece aciliysa biri deponun arkasinda digeri radyatorun onunde oldugu icin kafalara ulasmak icin hem depo hem de radyatoru sokmek gerekecek, desmoysa subap basina 2 kat daha fazla şim kontrolu gerekecek, vs. Birinde sadece subap ayari 1.5 saat surerken digerinde 4 saat surecek, bu da Amerika icin $300 iscilik farki demektir.
Subap ayari kullandiginiz Japon motoru icin 26.000km'dir, İtalyan motor yeniyse o da yakindir, dogru. Simdi gidip forumlari okuyun. 12 sene once aldigim CB900F Hornet'e 16000mil'de kafayi acip ayar yapan hic cikmadi forumda. 32000 mil'de cok nadir. 48000 mil'e bir kisi ulasti, o da ayar yapmaya gerek kalmadan kapatti. 1. el tecrubeden konusuyorum. Durum boyle olunca ayar yaptirmadim. Cunku sifir modeli ile benimkinin motor sesi arasinda fark hic yoktu. Simdi de Ducati'nin bakim araliklarini uzattigi ilk modelin forumuna bakin. Daha subap bakimi gelmeden bir cok kullanicinin motor sesinin degistiginden, performansin dustugunden sikayetci oldugunu goreceksiniz. En yeni modeller nasildir bilmiyorum. Cunku 3-4 sene once bakmistim.
Bu arada CB900F Hornet zannettiginiz gibi "commuting ve ekonomi" amacli degildir200 kilo'dan hafif, 110 beygir, 0-100 hizlanmasi 3 saniye motosiklettir. Ayni sekilde Superduke "sarf performans canavari" da degildir. Gunluk kullanim icin uygun, suspansiyonu fazlasiyla yumusak ve rahat bir motosiklettir.
Son olarak, insanlari yanlış yönlendirdigimi iddia ediyorsunuz. Niye boyle bir sey yapayim? Ne gibi bir kazancim olabilir? Bilakis tam tersi. Su anki motosikletim Avrupa mali ve problemlerine ragmen severek kullaniyorum. Ancak almayi dusunen insanlara fikrimi durustce soylemeyi bir borc biliyorum. Halbuki zaten piyasasi dar olan sahip oldugum bir motosiklete ilgi olusturmak icin forumda pozitif seyler de yazabilirim. Ya da forumda kullanan az oldugu icin "muhtesem, dehset" yazip kendime pay cikarmaya calisabilirim. Ne gerek var? Pozitifini de yazarim, negatifini de. Bakin Levent yeni GS aldi, forumda milletin yere goge koyamadigi bir motosiklet. Cok net yazmis pozitiflerini de, negatiflerini de. Guvenilir olup oyle yapmak lazim.
Tek Japon ve tek Avrupa motosiklet yok. Modelden modele ciddi farklar mevcut. Olabildiğince net yazdım, anlamanız lazımdı. Tabii ki işçilik saate göredir. Hiç bir servis 1.5 saat sürecek iş ve 4 saat sürecek iş için aynı fiyatı kesmez, akıl var mantık var.Öncelikle biz burada, Türkiye'de saat başına işçilik ödemiyoruz, dolayısıyla sizin uzun uzun tekrardan yazdığınız şeylerin burada bir anlamı yok, tekrarlıyorum hem japon hemde italyana aynı servis ücretini ödedim. Mesela bu bile buradaki kullanıcı kitlesi için yanlış bir yönlendirme!
Pushrod'lu, hava soğutmalı, v twin bir cruiser motoru ve performans kelimeleri yan yana gelince bir garip oldum![]()
Ben şunu anlamadım; madem sesi daha bakımı gelmeden değişiyorMUŞ, neden Ducati Desmo'da bu kadar ısrarlı? Olay motor yeni bakımdan çıktığında mümkün olduğu kadar zorlanabilsin ve tasarımdan mümkün olan en yüksek performans alınabilsin midir? Yani bu durumda performans için longevity'den (dayanıklılıktan) ve/veya işletme maliyetinden ödün mü veriliyor?
Böyle ise hitabet farklı kitlelere Japon ve İtalyan'da; bu konuda anlaşmak zor olur...
Ben şunu anlamadım; madem sesi daha bakımı gelmeden değişiyorMUŞ, neden Ducati Desmo'da bu kadar ısrarlı? Olay motor yeni bakımdan çıktığında mümkün olduğu kadar zorlanabilsin ve tasarımdan mümkün olan en yüksek performans alınabilsin midir? Yani bu durumda performans için longevity'den (dayanıklılıktan) ve/veya işletme maliyetinden ödün mü veriliyor?
Böyle ise hitabet farklı kitlelere Japon ve İtalyan'da; bu konuda anlaşmak zor olur...
Sayın Cyan, öncelikle son cümlenizde bahsettiğiniz hitabet konusuna şiddetle katılıyorum, kesinlikle farklı kulvarlar çok farklı teknolojiler. Dolayısıyla bu motosikletlerin subap ayarlarını karşılaştırmadan önce barındırdığı teknolojiyi bilmek, anlamak gerekir. Zaten bunu yaptığınızda birisinin elma diğerinin armut olduğunu görürsünüz.
Sorunuza gelecek olursak, Ducati desmodromic subap denilen, başka herhangi bir motosiklet markasında olmayan bir teknoloji kullanır. Bu sebeple DESMO adını verdiğimiz bakımda da bu özel teknolojinin barındırdığı bir parça olan "cam belt" adında triger kayışı benzeri bir kayışında gerekirse değişimi yoksa ayarlaması yapılır. Bu Ducati'ye özel desmodromic subaplar ile simultane çalışan bir sistemdir. Dolayısıyla bu subap ayarını yapmak Ducati'de önemlidir. Buradaki durum bir ısrardan ziyade çalışan bir sistemin sürekliliği için yapılması gereken periyodik bir bakımdır. Ve bu subap/kayış kombinasyonu Ducati'nin bu kadar performanslı olmasının önemli bir sebebidir. Tıpkı klimalarınızın filtre temizliğini yapmak zorunda olduğunuz gibi. Hayır ben yapmıyorum, dayanıklı olmak zorunda gibi bir ısrar içerisinde olmanız, klimanın teknolojisini yok saymanız gibi bir şeydir. Dolayısıyla burada herhangi bir durumdan ödün verilmiyor. Bu durumu belkide en iyi özetleyen durum Porsche'nin Boxer motor teknolojisi, Mazda'nın Vankel motor teknolojisi gibi örneklendirebilir. Neticede bu motorların hepsinde de subap kullanılır ve subap ayarı gereklidir. Ama bu demek değildir ki Boxer motorları DOHC motorlardan daha dayanıksız veya ömürsüzdür.
Yine belirtmekte fayda var, bugün sahip olduğunuz herhangi bir Japon motosiklette de aynı km'lerde subap ayarı yapılması gerekiyor. Aslında ortada farklı bir durum yok. Hep söylediğim gibi, durum algıdan ibaret.
1. "cam belt" özel desmo teknolojisinin barındırdığı triger kayışına benzer bir parça falan değildir. Üstten egzantrikli her motorda bulunan triger kayışı ya da zincirinin ta kendisidir. "DESMO bakımı" da sübap ayarıdır.![]()
2. Ducati'lerin günümüzde "yüksek performanslı" olmasının sebebi desmo sübap kullanmaları değil. Ki zaten tipik sübap kullanan benzer hatta daha performanslı motosikletler de mevcut.
3. Desmo ilk çıktığında faydalıymış, çünkü o zamanlar tipik subaplar özellikle yüksek devirde sorunlu çalışıyormuş. Ancak gelişen malzeme teknolojisi ve bilgisayar simülasyonlu motor dizaynı sayesinde uzun süredir elle tutulur bir faydası kalmış değil. Ducati niye kullanıyor? Tarihinin bir parçası olduğu, ve ürünlerini "özel" kıldığı için. Yoksa desmo zaten Ducati'nin bulduğu bir şey de değil. Diğer markaların bugün desmo kullanmalari için hiç bir engel de yok. Kullanmıyorlar, çünkü gerek yok.
4. "Mazda'nın Vankel motor teknolojisi gibi örneklendirebilir. Neticede bu motorların hepsinde de subap kullanılır ve subap ayarı gereklidir." Değildir. Wankel motorda pistonlu motor gibi sübap olmaz.
Öncelikle biz burada, Türkiye'de saat başına işçilik ödemiyoruz, dolayısıyla sizin uzun uzun tekrardan yazdığınız şeylerin burada bir anlamı yok, tekrarlıyorum hem japon hemde italyana aynı servis ücretini ödedim. Mesela bu bile buradaki kullanıcı kitlesi için yanlış bir yönlendirme!
Sübap konusunda sahip olduğunuz meşhur CB900F motorunuza bir hayli üzüldüm çünkü manual'inde, yani Honda'nın kendi ürettiği ve motoruna özel hazırladığı kitapçığında subap ayarı 16.000mil yani 25.000km olarak söylüyor ki benim yeni Japon motorumla sizin söylediğinizin aksine aynı. Siz bu durumu "gerekiyorsa" sübap ayarı yapılmalı olarak da değerlendirebilirsiniz ama neticede o adam bunun 25000km olacağını belirtmiş. Dolayısıyla Honda'nın kendisine mi yoksa çok met ettiğiniz forumlara mı/size mi inanayım? Dolayısıyla bu da yanlış bir yönlendirme! Çünkü sizi dinleyen Hornet sahibi insanlar "aa bak subap ayarına gerek yokmuş, adam 77.000 km'ye kadar ayarsız gelmiş " diyecekler, bu mudur sizin güvenilirliğiniz?