Senelerdir Japon'dan sonra Avrupaliya gecen bir surucu olarak katilamiyorum malesef. Avrupali ust seviye motosikletler kaliteli ve performansli, ancak Japonlar kadar dayanikli ve guvenilir degil. Forumlarina bakinca da acikca gorunuyor zaten.Yurt dışı, yurt içi olsun piyasada hala 30 yaşında diri Harley, Ducati, Triumph, BMW görebilirken 10 yaşın üzerinde diri Japon görmeniz pek mümkün değildir. Ülkemizde kullanıcının Japon motorlara tapmasının sebebide sık servis periyodundan ve maliyetinden kaçmak istemesidir.
Avrupa motorlarının servis periyodları daha sıktır. Kısa vadede daha maliyetli gözüksede uzun vadede parça kalitesi yüzünden daha az üzülürsünüz. Bu yüzden gözünüz kapalı bir şekilde MV Agusta alabilirsiniz.
Senelerdir Japon'dan sonra Avrupaliya gecen bir surucu olarak katilamiyorum malesef. Avrupali ust seviye motosikletler kaliteli ve performansli, ancak Japonlar kadar dayanikli ve guvenilir degil. Forumlarina bakinca da acikca gorunuyor zaten.
Bu arada yurt dışı piyasasinda 30 yaşında diri Japon gormenin cok mumkun olmadigi yanlis. Amerika'da ornekleri cok, duzenli olarak ta gormekteyim. 4 silindirli ilk Goldwing'ler, 6 silindirli CBX, ilk power naked olan V65 Magna, CB400 Hawk, CB750 gibi bir cok ornek verebilirim. Her yerdeler. O kadar populerler ki CB1100 gibi hava sogutmali retro modelleri yapildi. Hatta zamaninda Japonlar Harley'i iflasa surukleyecegi icin Amerikan hukumeti yurt disindan 750cc ve ustu motosiklet ithalatini yasaklamis, o derece.
Avrupalı motosikletlerin kalite, performans, dayanıklılık ve güvenilirlik konusunda hala daha iyi olduğunu düşünerek size katılamıyorum. Belirttiğiniz istisnalar elbette ki burada da mevcut ancak sizin söylediğiniz doğru olabilseydi bugün Amerikan yollarında Harley Road Glide'lar yerine Honda Goldwing'ler görüp kaideyi bozabilirdiniz. Hatta biraz daha ileri gidiyorum, Harley kulüpleri değilde Honda Goldwing kulüpleri, çeteleri görürdünüz. Yanlış anlaşılmasın, burada herhangi birine fanatiklik anlamında bir övgü yok. Yıllardır hem avrupa hemde japon motosikletlerini simultane bir şekilde kullanımın verdiği tecrübelerime dayanarak ifade ediyorum. Yani Sezar'ın hakkı Sezar'a.
Avrupa markalarının Brembo, Ohlins vs gibi ekipmanları stok bir şekilde sunmasını bir kenara bırakın, çelik fren hortumlarından tutunda kullanılan elektrik tesisatı kablolarının materyallerinin kalitesine kadar bir hatta iki gömlek üstünün kullanıldığı motosikletlerde dayanıklılığın daha uzun olduğunun savunulması zaten bir çelişki. Daha uygun maliyetli parça kullanılan bir motosiklet nasıl olur da daha dayanıklı ve güvenilir olabilir, mantığım maalesef almıyor.
Aynı dönemde alınmış aynı yaşta hem japon hem avrupa motosikletlerimde, japon olanda elektrik tesisatı yenilenmesi, elektronik kontrollerin, enjeksiyon problemleri, boya atması, parça solması vb sayacağım bir sürü problem yaşarken aynı yaşta avrupa periyodik bakımlar dışında en fazla ömrünü tüketmiş keçeleri değişmiştir. Bununda bariz sebebi birisinin elektrik tesisatı daha uzun ömürlü olsun diye altın alaşım kablolama kullanılması diğerininde bakır kullanılması gibi örneklendirilebilir. Peki malzeme kalitesi daha düşük olan bir motosiklet nasıl olur da daha dayanıklı olabiliyor, yine mantığım alamıyor maalesef.
Yıllardır söylerim, yine söylüyorum, Japon motosikletlerin daha dayanıklı olduğu sadece bir algıdan ibaret. İnsanların tercih etmesinin tek sebebide tümüyle daha erişilebilir olması fiyat ve bakım maliyetleri bakımından. Her zaman iddia ediyorum ve yine edeceğim, siz BMW'leri, Ducati'leri veya Triumph'ları Japonlarla aynı fiyat yapın bakalım Japon'a binen kalıyor mu.
Avrupalı motosikletlerin kalite, performans, dayanıklılık ve güvenilirlik konusunda hala daha iyi olduğunu düşünerek size katılamıyorum. Belirttiğiniz istisnalar elbette ki burada da mevcut ancak sizin söylediğiniz doğru olabilseydi bugün Amerikan yollarında Harley Road Glide'lar yerine Honda Goldwing'ler görüp kaideyi bozabilirdiniz. Hatta biraz daha ileri gidiyorum, Harley kulüpleri değilde Honda Goldwing kulüpleri, çeteleri görürdünüz. Yanlış anlaşılmasın, burada herhangi birine fanatiklik anlamında bir övgü yok. Yıllardır hem avrupa hemde japon motosikletlerini simultane bir şekilde kullanımın verdiği tecrübelerime dayanarak ifade ediyorum. Yani Sezar'ın hakkı Sezar'a.
Avrupa markalarının Brembo, Ohlins vs gibi ekipmanları stok bir şekilde sunmasını bir kenara bırakın, çelik fren hortumlarından tutunda kullanılan elektrik tesisatı kablolarının materyallerinin kalitesine kadar bir hatta iki gömlek üstünün kullanıldığı motosikletlerde dayanıklılığın daha uzun olduğunun savunulması zaten bir çelişki. Daha uygun maliyetli parça kullanılan bir motosiklet nasıl olur da daha dayanıklı ve güvenilir olabilir, mantığım maalesef almıyor.
Aynı dönemde alınmış aynı yaşta hem japon hem avrupa motosikletlerimde, japon olanda elektrik tesisatı yenilenmesi, elektronik kontrollerin, enjeksiyon problemleri, boya atması, parça solması vb sayacağım bir sürü problem yaşarken aynı yaşta avrupa periyodik bakımlar dışında en fazla ömrünü tüketmiş keçeleri değişmiştir. Bununda bariz sebebi birisinin elektrik tesisatı daha uzun ömürlü olsun diye altın alaşım kablolama kullanılması diğerininde bakır kullanılması gibi örneklendirilebilir. Peki malzeme kalitesi daha düşük olan bir motosiklet nasıl olur da daha dayanıklı olabiliyor, yine mantığım alamıyor maalesef.
Yıllardır söylerim, yine söylüyorum, Japon motosikletlerin daha dayanıklı olduğu sadece bir algıdan ibaret. İnsanların tercih etmesinin tek sebebide tümüyle daha erişilebilir olması fiyat ve bakım maliyetleri bakımından. Her zaman iddia ediyorum ve yine edeceğim, siz BMW'leri, Ducati'leri veya Triumph'ları Japonlarla aynı fiyat yapın bakalım Japon'a binen kalıyor mu.
Ben fransa'da bile lanet gelsin italyandan demeye başlamışken siz oralarda ne yaparsınız bilemem.
Gerçek şu ki MV Agusta muhteşem bir tarihe sahip ve harika motosikletler üretiyor. Fakat fiyatları olmasa da kendileri çok spesyal modeller. Sürüden farklı olmak, değişik bir motosiklete binmek için tercih edilecek gerçekten güzel motosikletler üretiyor.
Ama!
Şu amayı anlatmak için daha geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım.
Arkadaşım Mv Agusta'nın buradaki bayii idi.
Aynı zamanda aynı galeride 2. el lüks otomobiller satıyor.(Ferrari, Mustang vs.)
Tabi 2. el motosikletlerde satıyor.
Servisi de olduğu için ve benim işlerime özen gösterdiklerinden motorumu oraya götürürüm.
Geçtiğimiz günlerde de hem yağ değişimi hem de ufak tefek bakım için oraya gittim.
Bir baktım tek bir motosiklet bile yok.
Naaptın sattın mı hepsini diye şaşkınlıkla sorarken beni eskiden servis olarak kullandığı bölüme götürdü.
14-15 motosikleti duvarın dibine dizmiş, üstlerine de birer bez örtmüş.
Benim içim acıdı.
Mv Agusta'nın naked modellerini ve diğer markaların farklı modellerini satabilmiş ama spor modeller elinde kalmış.
Şu aşağıda gördüğünüz motoru bana 9bin euroya teklif etti. Daha önce 14.750 euroya satmaya çalışıyordu.
https://scontent-cdt1-1.xx.fbcdn.ne...=9817fcd3d6fa27f42222b1468b39111a&oe=5D2C86A2
Biliyorsunuz zaman zaman avrupanın çeşitli yerlerinde motosikletçi dostlarla bir araya geliyoruz.
İnanın Mv Agusta tek tük görebiliyoruz. Yani sorun sadece Fransa'nın değil.
Neden böyle meselesine girmeyeceğim fakat bişey hatırlatayım.
Avrupa motosikletler, bizim sonradan taktırdığımız donanım üstlerinde hazır olarak geliyor ve dolayısıyla bir miktar daha pahalıya satılıyorlardı. Japonların ikibinli yılların ortalarında motosikletleri tek versiyon üretmelerinin avrupa motosikletlere çok getirisi oldu.
Örneğin Bir CBR 1000 RR alıp, fren ve egzoz sistemini daha iyi biriyle değiştirmeye kalktığınızda japon motosikletler avrupalılardan daha pahalıya patlıyordu. Hele janta filan girerseniz Allah muhafaza!
Bu da avrupa motosikletlere yönelimi arttırdı.
Fakat daha sonra Bmw kaliteli malzemeyi standart donanım olarak S1000RR'a takıp japonlarla aynı fiyata satınca, Japonlar'da modellere donanım eklemeye ya da 2 versiyon üretmeye başladılar. Örneğin bugün CBR 1000 RR, iyi donanımlı SP modelini, Yamaha M1 modelini standart versiyon yanında piyasaya sürdü. Ona keza Kawasaki de öyle.
Kısaca avrupa demeyelim de italyan motosikletlerin pek esprisi kalmadı.
Tabi Ducati bu yıl büyük sükse yapıp V4 motorlu bir Panigale piyasaya sürdü onu ayrı tutuyorum. Belki 2 yıl daha süksesi devam eder, ardından japonlardan V4 karşılığı gelir ve sükse sona erer.
Kısaca maddi gücünüz varsa gönül rahatlığı ile bir Mv Agusta alıp keyfini çıkarın.
Fakat 2-3bin lira gideri dert edecek kadar durum bozuksa uzak durun.