- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,546
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Bolu Yedigöller Kampı 3...
Evet, Hamok, Kasım Kampı'nı icra etmek üzere 3. kez Yedigöller'deydi.
Yedigöller gibi muhteşem doğal güzelliğe sahip bir yerde kampımızın nasıl geçtiğini söylemeye gerek bile yok aslında. Tek kelime, harikaydı.
Aslında bir hafta öncesinde Yedigöller yolu kar yağışı sebebiyle kapanmış. Bu durum birçok arkadaşımızın kampımız için olumsuz düşünmesine sebep oldu.

09 Kasım sabah, 04.00 gibi akşamdan hazırladığım Yaren'in yanına indim. Malum, yol uzun. Vakitlice varmak istiyorum.

Ve atıverdim kendimi yolların karanlığına.

İlk molamı herzamanki gibi 150 km. sürdükten sonra Adana Mıstık Usta'da verdim.

Bol acılı bir sabah çorbası ve,

Soğük havaların olmazsa olmazı çayımı içtikten sonra,

Adana'dan arkadaşlarla buluşacağım Pozantı Damlama Tesisleri'ne doğru sürdüm.
Toroslar, gelinliğini giymişçesine sabah güneşine selam veriyor.

Damlama...
Arkadaşlarımı bekliyorum.

İlk gelen Adana'dan sevgili Bora ve eşi.

Ve sonrasında Bahri Ağabeylerle birlikte Çulcu'lar.

Ekip tamamlandı. İki araba ve bir motosiklet yola devam ettik.




Kısa bir ihtiyaç molası.

Niğde Otoyolu'ndan çıktıktan sonra (Aksaray'a doğru) fena bir sisin içine girdik. Buzdolabına girmiş gibi oldum. (Diğer arkadaşlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim tabii)

Isı yerlerde. (Bir ara sıfır bile oldu)

Yağmur bulutu içinde gidiyor gibiyiz.


Aksaray'a iyice yaklaştık. Yarım satlik sis sürüşü bitti.
Hasan Dağı'na selam olsun...

Aksaray'da simitçideyiz.

Enfes görünüyorlar.

Öğle yemeğimiz çay-simit ikilisi.

Devamla, başka bir mola noktası.

Otoyoldan çıkıp Bolu'ya doğru dalıyoruz. Buralarda da hava bulutlu. (Bir hafta öncesinde kar vardı Bolu'da)

İstanbul'dan, İzmir'den, bizimle eşzamanlı Bolu'ya gelen arkadaşlarla haberleşmek üzere girişte bir istasyonda duruyoruz.

Buluşma noktası. İlk gelen İzmir'den Evrim.

Ve yine İzmir'den Ateş, Tümer, Özlem ve Balıkesir'den Devrim buluşma noktasındalar.

Aynı zamanlarda İstanbul'dan Çetin ve Rıza Kaptan da geldiler.

Sarmaş dolaş, hasret giderme. Bir nevi sevgi yumağı durumları. Dostlar özlenir.




Tümer'den bir selfie.

Selfie de bu idi.

Zincircibaşı Devrim işbaşında. (Yakın geçmişte kendi F 700'ünde fena bir zincir sorunu yaşamıştı)

Karşılaştırma.

Konvoyumuz 4 araba (!) bir motosiklet oldu. Ve Yedigöller'e doğru yelken açtık. Önümüzde 40 km. yol kaldı.

Yol, önceki yıllara göre yarıya kadar bozulmuş.

Tepedeyiz.

Közde patatesler Çetin'den.

Bu arada güneş dağların arkasına saklanmaya hazırlanıyor.



Gitme zamanı

Yedigöller'e yine karanlıkta girdik.


Çadır yeri bakıyoruz.

Yer tesbitinden sonra çadırlarımızı kurduk.

İşlem tamam.

Bungalowcu arkadaşları ziyarete gidiyoruz. Zira ilk gün başka çadır yok.

Keyifli bir akşam olacak.






Bugün 10 Kasım Cuma. Ata'mızın ölüm yıldönümü. Akşamdan konuşmuştuk. Saygı duruşu için biraraya gelecektik.




Ve saatler 09.05'i gösterdiğinde...


Günaydın millet...


Göller ve ortam herzamanki gibi muhteşem.


Yaren yalınız...

Kahvaltı keyifi.

Sabaha karşı Hatay'dan Aslan Mehmet'ler de gelmiş.


Ömer ve Sertaç ta sabaha karşı gelenlerden.



Hoş beş faslı.

Bir kahvaltı masası da yan tarafta var.

Hadi siz de dökülün.


Soğuk ısırıyor.

Hadi biraz oyun oynayalım.


Bunlar da havadan görüntüler.




Öğleye doğru İstanbul'dan Berk geldi.



Devrim'e annesi izin vermemiş. (Hasta olsun istemiyor tabii ki)

Deevriim, pabucu yarııımmm...



Gezerek çadır alanına doğru hareketlendik.







Göllerin kenarında güzel bir sürpriz.
Bolu'dan arkadaşımız Levent, ziyaretimize gelmiş. Sağolsun Levent bize gelmeden önce hava durumuyla ilgili an be an gelişmeleri bildirdi.
Desteğin için çok teşekkürler Levent'im.

Neyse ki benim Yaren yalınızlıktan kurtuldu.

Enine boyuna inceleme faslı.



Keyifli sohbetlere akıyoruz sonrasında.










Yedigöller'de geçen yıl konulan ateş yakma yasağı, yerinde bir karar. Lakin tüp gibi yakacaklar da yasak. Öyle olunca çay-kahve için büfeye yönelmemiz gerekiyor.

Çay iyi geldi.

Deneme...




Mutluluklar...

Huzur...(Bir dostuma ithafen)

Gezerek bungalowlara dönüyoruz. (Sucuk ekmek var dediler)





Annesinden izin alamamış biri daha. (Eeevriiim, pabucu yarııım...)

Evet, Hamok, Kasım Kampı'nı icra etmek üzere 3. kez Yedigöller'deydi.
Yedigöller gibi muhteşem doğal güzelliğe sahip bir yerde kampımızın nasıl geçtiğini söylemeye gerek bile yok aslında. Tek kelime, harikaydı.
Aslında bir hafta öncesinde Yedigöller yolu kar yağışı sebebiyle kapanmış. Bu durum birçok arkadaşımızın kampımız için olumsuz düşünmesine sebep oldu.

09 Kasım sabah, 04.00 gibi akşamdan hazırladığım Yaren'in yanına indim. Malum, yol uzun. Vakitlice varmak istiyorum.

Ve atıverdim kendimi yolların karanlığına.

İlk molamı herzamanki gibi 150 km. sürdükten sonra Adana Mıstık Usta'da verdim.

Bol acılı bir sabah çorbası ve,

Soğük havaların olmazsa olmazı çayımı içtikten sonra,

Adana'dan arkadaşlarla buluşacağım Pozantı Damlama Tesisleri'ne doğru sürdüm.
Toroslar, gelinliğini giymişçesine sabah güneşine selam veriyor.

Damlama...
Arkadaşlarımı bekliyorum.

İlk gelen Adana'dan sevgili Bora ve eşi.

Ve sonrasında Bahri Ağabeylerle birlikte Çulcu'lar.

Ekip tamamlandı. İki araba ve bir motosiklet yola devam ettik.




Kısa bir ihtiyaç molası.

Niğde Otoyolu'ndan çıktıktan sonra (Aksaray'a doğru) fena bir sisin içine girdik. Buzdolabına girmiş gibi oldum. (Diğer arkadaşlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim tabii)

Isı yerlerde. (Bir ara sıfır bile oldu)

Yağmur bulutu içinde gidiyor gibiyiz.


Aksaray'a iyice yaklaştık. Yarım satlik sis sürüşü bitti.
Hasan Dağı'na selam olsun...

Aksaray'da simitçideyiz.

Enfes görünüyorlar.

Öğle yemeğimiz çay-simit ikilisi.

Devamla, başka bir mola noktası.

Otoyoldan çıkıp Bolu'ya doğru dalıyoruz. Buralarda da hava bulutlu. (Bir hafta öncesinde kar vardı Bolu'da)

İstanbul'dan, İzmir'den, bizimle eşzamanlı Bolu'ya gelen arkadaşlarla haberleşmek üzere girişte bir istasyonda duruyoruz.

Buluşma noktası. İlk gelen İzmir'den Evrim.

Ve yine İzmir'den Ateş, Tümer, Özlem ve Balıkesir'den Devrim buluşma noktasındalar.

Aynı zamanlarda İstanbul'dan Çetin ve Rıza Kaptan da geldiler.

Sarmaş dolaş, hasret giderme. Bir nevi sevgi yumağı durumları. Dostlar özlenir.




Tümer'den bir selfie.

Selfie de bu idi.

Zincircibaşı Devrim işbaşında. (Yakın geçmişte kendi F 700'ünde fena bir zincir sorunu yaşamıştı)

Karşılaştırma.

Konvoyumuz 4 araba (!) bir motosiklet oldu. Ve Yedigöller'e doğru yelken açtık. Önümüzde 40 km. yol kaldı.

Yol, önceki yıllara göre yarıya kadar bozulmuş.

Tepedeyiz.

Közde patatesler Çetin'den.

Bu arada güneş dağların arkasına saklanmaya hazırlanıyor.



Gitme zamanı

Yedigöller'e yine karanlıkta girdik.


Çadır yeri bakıyoruz.

Yer tesbitinden sonra çadırlarımızı kurduk.

İşlem tamam.

Bungalowcu arkadaşları ziyarete gidiyoruz. Zira ilk gün başka çadır yok.

Keyifli bir akşam olacak.






Bugün 10 Kasım Cuma. Ata'mızın ölüm yıldönümü. Akşamdan konuşmuştuk. Saygı duruşu için biraraya gelecektik.




Ve saatler 09.05'i gösterdiğinde...


Günaydın millet...


Göller ve ortam herzamanki gibi muhteşem.


Yaren yalınız...

Kahvaltı keyifi.

Sabaha karşı Hatay'dan Aslan Mehmet'ler de gelmiş.


Ömer ve Sertaç ta sabaha karşı gelenlerden.



Hoş beş faslı.

Bir kahvaltı masası da yan tarafta var.

Hadi siz de dökülün.


Soğuk ısırıyor.

Hadi biraz oyun oynayalım.


Bunlar da havadan görüntüler.




Öğleye doğru İstanbul'dan Berk geldi.



Devrim'e annesi izin vermemiş. (Hasta olsun istemiyor tabii ki)

Deevriim, pabucu yarııımmm...



Gezerek çadır alanına doğru hareketlendik.







Göllerin kenarında güzel bir sürpriz.
Bolu'dan arkadaşımız Levent, ziyaretimize gelmiş. Sağolsun Levent bize gelmeden önce hava durumuyla ilgili an be an gelişmeleri bildirdi.
Desteğin için çok teşekkürler Levent'im.

Neyse ki benim Yaren yalınızlıktan kurtuldu.

Enine boyuna inceleme faslı.



Keyifli sohbetlere akıyoruz sonrasında.










Yedigöller'de geçen yıl konulan ateş yakma yasağı, yerinde bir karar. Lakin tüp gibi yakacaklar da yasak. Öyle olunca çay-kahve için büfeye yönelmemiz gerekiyor.

Çay iyi geldi.

Deneme...




Mutluluklar...

Huzur...(Bir dostuma ithafen)

Gezerek bungalowlara dönüyoruz. (Sucuk ekmek var dediler)





Annesinden izin alamamış biri daha. (Eeevriiim, pabucu yarııım...)























































































































































































































