şimdi size inanamayacağınız bir hikaye anlatacağım.
Aslında bu bir sır.
Doğrusu anlatıp anlatmamayı çok düşündüm ama Zafer hocanın bahsettiği anlaşılır yazı yazma kısmına değil de yazıyı okutma yani işin sanat kısmının da önemine dair ne demek istediğine iyi bir örnek olacağı kanaatindeyim.
Gerçi kurallara uygun yazı yazma kısmı bile itirazlarla karşılanıp, efendim cep telefonundan dolayı şöyle oluyor. laptopta türkçe karakter yok durumumuz yoktu okuyamadım gibi zeka dolu cümlelerle postlar yazılıyor ama olsun.
Hele bir de burası dilbilgisi forumu değilciler var ki akla zarar.
Zaman zaman ben bile uyup saçma sapan başlık açanlara
"olsun sen kelimeleri saç ortalığa biz anlarız"
şeklinde cevap veriyorum.
Neyse hikayemize dönelim.
Daha doğrusu ülkemizde sadece bir avuç insanın bildiği sırra.
Bunu burada açıkladığım zaman başıma gelecekleri az çok tahmin edebiliyorum.
En azından kontra tekniğini forumda ilk açıkladığımda aldığım tepkilere benzer tepkiler alacağımı biliyorum.
Çünkü dün gibi hatırlıyorum.
Motosikletler yatarak döner, bu yatma olayını kolaylaştırmak için döneceğimiz yöndeki elciğe hafifçe baskı uygularız. Böylece motosiklet dönüş yoluna kolayca yatar yazdığımda ve motosiklet üzerindeki hakimiyetimizi arttırmak için kontra tekniği öğrenmek ve uygulamak gerekir diye eklediğimde karacahil bir aptal yerine konmuştum.
Bizi düşürmek mi istiyorsun?
Ulem önüne geleni foruma üye yaparlarsa böyle olur.
vs.vs.
yorumların yanı sıra anama küfreden bile olmuştu.
Bu inanması güç hikayeyi ve taşıdığı büyük sırrı açıkladığımda da muhtemelen benzer tepkiler alacağım.
Bu tepkileri alacağından neden bu kadar eminsin diye sorabilirsiniz.
Eminim,
çünkü "arkadaşlar motosiklet kullanmak, bir yerden biryere düşmeden ulaşmak demek değildir."
yazdığımda bile inanılmaz tepkiler almıştım.
Her ne kadar
"bakın maymun bile motosiklet kullanıyor"
deyip motosiklet kullanan maymun videosu paylaşmış olsamda bir çok kullanıcı o ana kadar herhangi bir kazaya karışmamış olmalarını gerekçe göstererek bana itiraz etmişti.
Eğitimin önemini anlatmaya çalıştığımızda;
- benzin parasını zor buluyoruz ne eğitimi?
Hem ben 15 senedir motor kullanıyorum daha tek bir kazam yok
şeklinde itirazlarıyla karşılaştığımız bir çok arkadaşımız bugün aramızda değiller.
İşte bu gibi sebepler beni yazsam mı yoksa yazmasam mı kararsızlığına itiyor.
Herkesin önemini bildiği ve yasal olarak zorunlu olan kask takma konusunda bile uyarı ve önerilerimizin kulak arkası edildiği, kaskın kafadan ziyade dirseğe takılmasının moda olduğu bir ülkede biz kalktık kaskı kafana takmak yetmez kayışını bağla ki işe yarasın yoksa kask kafandan uçar gider dedik.
Vay efendim senmisin diyen!
Öyle saçma şey olurmuymuş,ufacık kazada kask kafadan uçarmıymış!
bla bla bla...
Neyse çok uzatmadan hikayemize döneyim.
Hikaye birazda yukarıda verdiğim örneklerle ilgili olduğundan detayları atlamak istemiyorum.
Belki içinizde bu sırrı bilenler vardır.
Anlattığım için beni kınayanlar olacaktır ama anlatmazsam çatlayacağım.
Tabi Zafer hocanın konusu olduğu için ve dilimize ve onu kullanmaya önem vermemiz gerektiğini anlatan bir içeriğe sahip olduğundan daha önce yazdığım bir düşüncemi buraya da aktarmak isterim.
Forum ortamları kendimizi yazarak ifade ettiğimiz yerler.
Yazdıklarımızla sadece bilgimizi paylaşmıyor,aynı zamanda diğer üyelere kendimizi tanıtıyor,kapasitemizi gösteriyoruz.
Gerçek şu ki bu ortamda değer verilen üyeler bildiğini langır lungur yazanlar değil, anlaşılır şekilde temiz bir dil kullanan üyeler olmuşlardır.
Yazamayışınız,
diğer üyeler tarafından sizin fazla bir kapasitesi olmayan basit bir insan olarak algılanmanıza yol açar.
Eğer kapasiteniz varsa fakat bunu yazarak anlatamıyorsanız çok yazık.
Hikayemi anlattığım zaman siz de anlayacaksınız ki insan bildiği kelime kadar düşünebilir.
Yani bizler akıllı zeki falanız ya.
Bunun sınırı kafanızdan geçirebildiğiniz kelime sayısı kadardır.
Eğer günlük hayatta 3-5 yüz kelime kullanıyor ve buna ek olarak en fazla bir o kadar kelime biliyorsanız, herkes sizin dilimizi konuşabildiğinizi düşünür ama o kadar.
Bildiğiniz kelimelerin sınırında takılıp kalır, aynı yerde döner durursunuz.
Bu sınırları aşmak ise okumakla mümkündür.
Eğitiminiz hangi seviyede olursa olsun okuduğunuz her kitap size en az 1 tane yeni kelime öğretir.
Tabi seviyenize uygun ve biraz üstünde olan kitaplardan bahsediyorum.
Örneğin ben en çok elime sözlük almak zorunda kaldığım kitapları okumaktan zevk alırım.
Biraz sinir bozucudur ama size çok şey katar.
Sinir bozucu deyince hikayeye bir türlü giremedik.

Geçtiğimiz yıllarda yakalandığım bir rahatsızlık yüzünden sürekli kullanmak zorunda kaldığım bazı ilaçlar var.
Bu ilaçlar iyi geliyor fakat kötü bir yan etkiye sahipler.
Unutkanlık.
Bazen bir hapı içtikten hemen sonra bile hapı içip içmediğimi unutuyorum ve tekrar içiyorum.
Yazıya başlarken de aklımda bir hikaye vardı ve size onu anlatacaktım ama şu an hatırlamıyorum.

ale:
Ben bir kahve molası vereyim.
Umarım hatırlarım.
Siz de bu arada uzun yazılara okuyucunun ilgisi nasıl çekilir, uzun yazılar nasıl okutulur konusunu kafanızda bir değerlendirin.
Görüşmek üzere...