Forumdan Uzaklaştırıldı
- Katılım
- 5 Kas 2015
- Mesajlar
- 11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
FETÖ konusu biraz netameli. Yani ülkenin belirli kurumlarının Fethullahçılarla doldurulmasının da hata olduğunu görmek lazım. MEB bursluları doktora sonrası ülkeye hizmet için döndüklerinde kıytırık üniversiteler kendi adamlarını almak için bu burslu öğrencileri almazken Fethullaçı olanlar ise döner dönmez TÜBİTAK'ta daire başkanı olarak atanıyordu. Fethullahçı olmadığı için ELazığ'daki Malatya'daki bilmem nerdeki liseden bozma kütüphanesi boş camisi dolu üniversitenin almadığı, MEB Ankara il müdürlüğünde aylarca fotokopi çeken doktoralı adam o daire başkanlarından daha mı az rafineydi? FETÖ'nün içinde okumuş, zeki, başarılı bir kitlesi vardı evet. Ama sınav sorularını (muhtemelen o dönemin yetkilileriyle kolkola) çalan bir kısmı da vardı. O çalınan sınav sorularıyla askeriyeye alındıktan sonra tetikçilik yapanları da oldu anlaşılan.
Organize bir topluluk adına ister yumuşatmak için cemaat deyin, ister sertleştirmek için terör örgütü deyin, isterseniz din eksenli kurulduklarını vurgulamak için tarikat deyin. Bunların çıkar amaçlı kurulmuş birlikler olduğu anlaşılıyor. Hayatta tek başına mücadele eden psikoloji öğrencisi 1416 sayılı MEB bursuna başvurduğunda tarafsız bir gözle inceleniyor mu? Hayır. Sorular kişinin ne kadar dindar olduğunu veya hangi tarikata bağlı olduğunu anlamaya yönelik sorular oluyor. Fethullah'ın arası yönetim ile iyiyken de sorular o yönde oluyordu. Çıkar örgütünün sevimlisi olmaz. Hayatta tek başına mücadele veren, bir yerlere gelmeye çalışan yalnız insanlar ile bir gruba aidiyetin tadını çıkaran faydalarını kullanan insan bir olmuyor.
Başarılı bir insan başka konu, din ekseninde organize olmuş adamların yönettiği kurumların ve ülkenin boka batması başka konu. Fethullah etkin iken kurumlara liyakatla adam alınıyor muydu? Hayır.
Ülkenin tarikatçılığı, hemşehriciliği, adam kayırmacılığı bırakıp objektif kriterlerle, liyakata dayalı olarak insan seçmesi lazım.
Sonuna kadar katildigim nokta yukaridaki cumleniz.
Acikcasi eski baskanla bizzat konusmuslugum yok. Ama kimin ne oldugu az cok bellidir. Ben cemaatle bir iliskisi oldugunu zannetmiyorum, en azindan Amerika'dayken oyle gozukuyordu. Ama Turkiye'de kaldigi sure icinde ne olmustur cok bir bilgim yok acikcasi. Eger adam kayirdiysa, haksizlik yaptiysa, cezasi neyse ceksin tabii ki. Ama "silahli teror orgutu yoneticiligi" nedir Allah askina? Dalga mi geciyorsunuz? Akli olan kim inanir buna?
Bizzat tanidigim, hak yiyecegine ihtimal vermeyecegim, kendimden cok guvendigim bir kac hocanin iceri atildigini ogrendim. Daha dun bir tane daha ogrendim. Ki kendimi bildim bileli adam cemaati sevmez, surekli elestirirdi. Taniyorum adami 15 senedir. Lami cimi yok bu olayin. Suclu olan neyse hesabini odemeli. Ama, mason olmak suc olmadigi gibi, cemaat uyesi olmak ta suc olamaz. Oyle bir suc yok cunku. Sinav sorularini calmak suctur, hak yemek suctur, yalanci sahitlik suctur. Bulur, tespit eder, surundurursunuz. Ama "silahli teror orgutu yoneticiligi" gibi yalanlar uydurmazsiniz.