AEA'nın Trafikte Sürüşü

Katılım
11 Eyl 2013
Mesajlar
271
Bu başlığa daha önce de yazmıştım. AEA'nın camia için yaptığı iyi şeyleri teslim ederek hem bu sürüş tarzını hem de bunun AEA gibi camiada artık nüfuzu olan biri tarafından yüklenmiş olmasını eleştirmiştim. Buna itiraz eden arkadaşlar oldu, atar gider yapmadan, kırıp dökmeden hem fikir olmadığım noktaları paylaşmak istiyorum.

Birincisi, "adam binlik motor almış, kıyıdan kıyıdan da sürülmez ki" diyenler olmuş. Buna şu örneği vermek istiyorum. Birisi cama çıkıp havaya ateş etmeye başlasa, sonra da kendisini "o kadar para döktük, ruhsat aldık. silah çekmecede mi dursun tabi ki ateş edeceğim" diye savunsa herhalde bu arkadaşlar tarafından da kabul görmez. İfratla tefrit arasında bir aralık vardır. O aralık, hayatın her alanında iyidir, güzeldir. Kaldı ki kimse binlik motorlar kıyıdan gitsin demiyor. Motosikletler trafikten biraz daha hızlı olmalıdır. Bir şeritte, elalemin aynasının kör noktasında oyalanmamalıdır, trafik durduğunda ya da yavaş aktığında kuyrukta beklememeli, aralara girmelidir, amenna. Ama ateş etmek örneğinde olduğu gibi, kurşun sıkmanın yeri poligondur, nefsi müdafaa durumudur. Bu camdan kurşun sıkar gibi bir sürüş olmuş.

İkincisi, AEA'nın sürüşünün riskli olduğunu ama bir tek kendisini tehlikeye attığını söyleyenler olmuş. Laplace'ın şeytanı değilseniz, yapacağınız kazanın nasıl bir reaksiyona yol açacağını bilmeniz mümkün değil. 150 ile giderken, durmuş olan küçük bir sedana arkadan patlarsanız, arka koltuktaki ufaklığı öldürebilirsiniz ya da ağırlık merkezi yukarıda bir minibüsü devirebilirsiniz ya da kaza yapmasanız bile, aynasının tozunu aldığınız heyecanlı bir sürücünün yan şeritteki başka bir aracın üzerine çıkmasına sebep olabilirsiniz.

Üçüncüsü, AEA'nın zaten apaçiliği kabul ettiğini, kendisini örnek göstermediğini dolayısıyla çelişkili davranmadığını söyleyenler olmuş. Buna da şu örneği vereyim: Gelip suratınıza bir tokat atsam "abicim ben zaten dengesiz olduğumu kabul ediyorum, sen bana ne bakıyorsun. Napayım ben böyleyim. Tokat atıyorum işte, kabul edeceksin bunu" diyebilir miyim ?

Araba ya da motor sürmek, muhalif olmak, aynı takımı tutmak, aynı renk tişört giymek, aynı köyde doğmak bize bir aidiyet duygusu verir. Bizi bir grubun parçası yapar ama grubumuzun bir parçası bile olsa, hata yaptığını düşündüğümüz insanları sırf bu aidiyet duygusu ile korumamalıyız. Hatalı olmak, insanı kötü biri yapmaz ya da diğer yaptığı iyi şeyleri sıfırlamaz. Ne var ki iki yanlış da bir doğru etmez.
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
5 Ağu 2007
Mesajlar
577
Beğenmeyen sayısında benim katkım yok. Ben beğenmediğini açık açık söyleyen gruptayım.
Şuraya yazmayayım diyordum, sen konuya dahil olunca mecburen bir iki cümle kurma ihtiyacı duydum.

Abicim sen forumdaki bu tip diyaloglara girme, senin anlatmak istediğini, anlatmak istediğin şekilde anlayabilecek kişi sayısı çok az. Adamlarda yargılama yetisi yok.


Ne demek istediğimi anlamayanlar için bilal versiyon:
Ben arabamı alsam, manyak gibi sürsem (sanki çok zor bir iş) ve bunu açık bir şekilde yayınlasam, hava atmaya çalışsam, burada bana Ana, avrat sövülür, tüm mercilere (polis vs) şikayet edilir, büyük ceza yerim, maganda diye haberlere çıkar, utanç içinde aracımı satmak zorunda kalırım ( geçmiş örnekleri var ), Yaptığım hareket burnumdan fitil fitil getirilir, Söz konusu araç motosiket olunca değişen ne?



her ne kadar AEA ve ekibinden hoşlanmasam da( Fuat domaniç, motoru okşayan adam hariç ), AEA gibi bireylerin yaptıkları her harekete 2 kez dikkat etmesi gerekirken, şu yaptığına bak. Ne desem boş.



Yahu bari marifet olsa.

Kimbilir belkide baktı efendilik dikkat çekmiyor, bu yöntemi deneyeyim dedi.


Şimdi gelde 17 yaşındaki çocuğa Süpert sport öldürür diye anlatmaya çalış.
 
Son düzenleme:
Katılım
25 Nis 2016
Mesajlar
571
Sıkıntı orada ya sevgili kardeşim. Barkın isim zikretmeden durmadan bu tür ithamlarda bulunuyor.

Kimi kastettiğini bilen yok... Adam tüm eğitmenleri hedef almış yürüyor.

Eğitmenlik mesleğini (eğer Motto ya çalışmıyorsan) hemen her programında sistematik olarak ve isim zikretmeden karalıyor.

Asıl fısıltı gazetesi ve dedikodu budur...

Barkın merdiven altı dediği eğitmenleri olumsuz eleştiriyor. Bende ankarada ilk motosiklet kullanmayı öğrendiğimde böyle birisinden ders almıştım. Yol surus eğitimi diye saçma sapan, kafasına gore uygulamalar yapmıştı, o zamanlar herhalde bu motosiklet eğitim işi böyle oluyor diye dusunmusum. Sonradan adamın tam bir düzenbaz olduğunu başka eğitimlere katılınca anlamistim. Sizin geçmişimize bakınca böyle bir eğitimci olmadığınızi görüyorum dolayısıyla ustunuze alinmaniza gerek yok. Saygılar ve sevgiler.
 
Katılım
16 Ara 2012
Mesajlar
1,634
ankarada ilk motosiklet kullanmayı öğrendiğimde böyle birisinden ders almıştım. Yol surus eğitimi diye saçma sapan, kafasına gore uygulamalar yapmıştı, o zamanlar herhalde bu motosiklet eğitim işi böyle oluyor diye dusunmusum. Sonradan adamın tam bir düzenbaz olduğunu başka eğitimlere katılınca anlamistim.

Egitmenlerin isimlerini merak ettim. Ozel mesajla sordum. Oradan cevap verebilir misiniz?
 
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
4,149
Motosikleti
BMW K1200GT , BMW S1000XR M Sport
Barkın merdiven altı dediği eğitmenleri olumsuz eleştiriyor. Bende ankarada ilk motosiklet kullanmayı öğrendiğimde böyle birisinden ders almıştım. Yol surus eğitimi diye saçma sapan, kafasına gore uygulamalar yapmıştı, o zamanlar herhalde bu motosiklet eğitim işi böyle oluyor diye dusunmusum. Sonradan adamın tam bir düzenbaz olduğunu başka eğitimlere katılınca anlamistim. Sizin geçmişimize bakınca böyle bir eğitimci olmadığınızi görüyorum dolayısıyla ustunuze alinmaniza gerek yok. Saygılar ve sevgiler.

Sevgili kardeşim,

Barkın maalesef hepimizi merdiven altı olarak sınıflandırıp, kendisine ait eğitim alanı olmayan bütün eğitmenleri merdiven altı olarak görüyor. Burada kişiler değil bir meslek grubu tamamı ile sistematik olarak karalanmaya çalışılıyor.
Maalesef arkasındaki bilgiye aç kitle Barkının ağzından çıkan her cümleyi doğru zannediyor. Halbuki Barkın beğenmediği eğitmen dediği adamların çok altında kalitede motor bilgisi ve sürüş seviyesinde bir binici. Bu güne kadar programına çıkardığı gerçek anlamda eğitim veren tek eğitmen "Görkem Canverdi" hocamdır (CSS de halen aktif eğitim veren tek Türk eğitmen) ki kendisi benim de pist hocamdır.
Barkın maalesef ikarus sendromunun son safhasında ve bizim "red mist" olarak tanımladığımız sürüş psikolojinde. Son videosu bunun açık delili.

Sevgilerimle
 
Katılım
16 Haz 2016
Mesajlar
34
Bu başlığa daha önce de yazmıştım. AEA'nın camia için yaptığı iyi şeyleri teslim ederek hem bu sürüş tarzını hem de bunun AEA gibi camiada artık nüfuzu olan biri tarafından yüklenmiş olmasını eleştirmiştim. Buna itiraz eden arkadaşlar oldu, atar gider yapmadan, kırıp dökmeden hem fikir olmadığım noktaları paylaşmak istiyorum.

Birincisi, "adam binlik motor almış, kıyıdan kıyıdan da sürülmez ki" diyenler olmuş. Buna şu örneği vermek istiyorum. Birisi cama çıkıp havaya ateş etmeye başlasa, sonra da kendisini "o kadar para döktük, ruhsat aldık. silah çekmecede mi dursun tabi ki ateş edeceğim" diye savunsa herhalde bu arkadaşlar tarafından da kabul görmez. İfratla tefrit arasında bir aralık vardır. O aralık, hayatın her alanında iyidir, güzeldir. Kaldı ki kimse binlik motorlar kıyıdan gitsin demiyor. Motosikletler trafikten biraz daha hızlı olmalıdır. Bir şeritte, elalemin aynasının kör noktasında oyalanmamalıdır, trafik durduğunda ya da yavaş aktığında kuyrukta beklememeli, aralara girmelidir, amenna. Ama ateş etmek örneğinde olduğu gibi, kurşun sıkmanın yeri poligondur, nefsi müdafaa durumudur. Bu camdan kurşun sıkar gibi bir sürüş olmuş.

İkincisi, AEA'nın sürüşünün riskli olduğunu ama bir tek kendisini tehlikeye attığını söyleyenler olmuş. Laplace'ın şeytanı değilseniz, yapacağınız kazanın nasıl bir reaksiyona yol açacağını bilmeniz mümkün değil. 150 ile giderken, durmuş olan küçük bir sedana arkadan patlarsanız, arka koltuktaki ufaklığı öldürebilirsiniz ya da ağırlık merkezi yukarıda bir minibüsü devirebilirsiniz ya da kaza yapmasanız bile, aynasının tozunu aldığınız heyecanlı bir sürücünün yan şeritteki başka bir aracın üzerine çıkmasına sebep olabilirsiniz.

Üçüncüsü, AEA'nın zaten apaçiliği kabul ettiğini, kendisini örnek göstermediğini dolayısıyla çelişkili davranmadığını söyleyenler olmuş. Buna da şu örneği vereyim: Gelip suratınıza bir tokat atsam "abicim ben zaten dengesiz olduğumu kabul ediyorum, sen bana ne bakıyorsun. Napayım ben böyleyim. Tokat atıyorum işte, kabul edeceksin bunu" diyebilir miyim ?

Araba ya da motor sürmek, muhalif olmak, aynı takımı tutmak, aynı renk tişört giymek, aynı köyde doğmak bize bir aidiyet duygusu verir. Bizi bir grubun parçası yapar ama grubumuzun bir parçası bile olsa, hata yaptığını düşündüğümüz insanları sırf bu aidiyet duygusu ile korumamalıyız. Hatalı olmak, insanı kötü biri yapmaz ya da diğer yaptığı iyi şeyleri sıfırlamaz. Ne var ki iki yanlış da bir doğru etmez.

Açıkçası videoyu izledikten sonra büyük bir çelişkide kaldım çünkü herkes gibi birkaç senedir aktif olarak her videosunu takip ettiğim bir insanın daha doğrusu örnek olacak bir vatandaşın bu şekilde tehlikeli bir sürüş yapması gerçekten şaşırttı ve her ne kadar örnek gördüğüm bir insanın yanlışını görmeyi yediremesemde bu mantıklı mesajı görünce fikirlerim çok değişti. yani mantıklı düşününce en başta, belki kimse kimseye karışamaz bu konuda ama rahatsız olduğum için söylüyorum aşırı fazla küfür etmesi ve o sevimli adamın yerini bir trafik canavarına bırakması gerçekten şaşırtıcı. ayrıyetten yahu bu videoyu gençler izliyor, kadınlar, kızlar izliyor ve daha da izleyecek. sen bu ülkede belli bir potansiyele sahipsin yani motorcu cemiyetinde kime sorsan seni bilir fakat örnek olman gerekirken bu kadar ağzı bozuk, hızlı, dikkatsiz sürmenin ve hatta hadi bunları yaptın videosunu çekip koymanın ne anlamı vardı? Doğrusunu anlatıp bizleri gazlarken kendi yaptığı bu hareketle bizleri yanılgıya düşürmenin ne anlamı vardı? bir abonede olsa kaybetmenin ne anlamı vardı? açıkçası bundan gayrı bir adamı örnek almadan önce kendi trafikte ne yapıyor diye bakmam gerektiğini çok iyi anladım...
 
Katılım
28 Eyl 2006
Mesajlar
1,485
Bu başlığa daha önce de yazmıştım. AEA'nın camia için yaptığı iyi şeyleri teslim ederek hem bu sürüş tarzını hem de bunun AEA gibi camiada artık nüfuzu olan biri tarafından yüklenmiş olmasını eleştirmiştim. Buna itiraz eden arkadaşlar oldu, atar gider yapmadan, kırıp dökmeden hem fikir olmadığım noktaları paylaşmak istiyorum.

Birincisi, "adam binlik motor almış, kıyıdan kıyıdan da sürülmez ki" diyenler olmuş. Buna şu örneği vermek istiyorum. Birisi cama çıkıp havaya ateş etmeye başlasa, sonra da kendisini "o kadar para döktük, ruhsat aldık. silah çekmecede mi dursun tabi ki ateş edeceğim" diye savunsa herhalde bu arkadaşlar tarafından da kabul görmez. İfratla tefrit arasında bir aralık vardır. O aralık, hayatın her alanında iyidir, güzeldir. Kaldı ki kimse binlik motorlar kıyıdan gitsin demiyor. Motosikletler trafikten biraz daha hızlı olmalıdır. Bir şeritte, elalemin aynasının kör noktasında oyalanmamalıdır, trafik durduğunda ya da yavaş aktığında kuyrukta beklememeli, aralara girmelidir, amenna. Ama ateş etmek örneğinde olduğu gibi, kurşun sıkmanın yeri poligondur, nefsi müdafaa durumudur. Bu camdan kurşun sıkar gibi bir sürüş olmuş.

İkincisi, AEA'nın sürüşünün riskli olduğunu ama bir tek kendisini tehlikeye attığını söyleyenler olmuş. Laplace'ın şeytanı değilseniz, yapacağınız kazanın nasıl bir reaksiyona yol açacağını bilmeniz mümkün değil. 150 ile giderken, durmuş olan küçük bir sedana arkadan patlarsanız, arka koltuktaki ufaklığı öldürebilirsiniz ya da ağırlık merkezi yukarıda bir minibüsü devirebilirsiniz ya da kaza yapmasanız bile, aynasının tozunu aldığınız heyecanlı bir sürücünün yan şeritteki başka bir aracın üzerine çıkmasına sebep olabilirsiniz.

Üçüncüsü, AEA'nın zaten apaçiliği kabul ettiğini, kendisini örnek göstermediğini dolayısıyla çelişkili davranmadığını söyleyenler olmuş. Buna da şu örneği vereyim: Gelip suratınıza bir tokat atsam "abicim ben zaten dengesiz olduğumu kabul ediyorum, sen bana ne bakıyorsun. Napayım ben böyleyim. Tokat atıyorum işte, kabul edeceksin bunu" diyebilir miyim ?

Araba ya da motor sürmek, muhalif olmak, aynı takımı tutmak, aynı renk tişört giymek, aynı köyde doğmak bize bir aidiyet duygusu verir. Bizi bir grubun parçası yapar ama grubumuzun bir parçası bile olsa, hata yaptığını düşündüğümüz insanları sırf bu aidiyet duygusu ile korumamalıyız. Hatalı olmak, insanı kötü biri yapmaz ya da diğer yaptığı iyi şeyleri sıfırlamaz. Ne var ki iki yanlış da bir doğru etmez.

şu düşünce yapısı varya işte aradığım bu,kesinlikle katılıyorum yazdıklarınıza,bende Barkın abimize çok şey borçluyum pek çok şey kattı bana-bize bunu inkar edemem ama onu örnek alan bir sürü yeni başlayan kardeşlerimiz var biraz daha dikkatli olmalı,bir nevi halka mal olmuş birisi olduğu için kötü örnek olabilir.
 
Katılım
12 Mar 2016
Mesajlar
104
Açıkçası videoyu izledikten sonra büyük bir çelişkide kaldım çünkü herkes gibi birkaç senedir aktif olarak her videosunu takip ettiğim bir insanın daha doğrusu örnek olacak bir vatandaşın bu şekilde tehlikeli bir sürüş yapması gerçekten şaşırttı ve her ne kadar örnek gördüğüm bir insanın yanlışını görmeyi yediremesemde bu mantıklı mesajı görünce fikirlerim çok değişti. yani mantıklı düşününce en başta, belki kimse kimseye karışamaz bu konuda ama rahatsız olduğum için söylüyorum aşırı fazla küfür etmesi ve o sevimli adamın yerini bir trafik canavarına bırakması gerçekten şaşırtıcı. ayrıyetten yahu bu videoyu gençler izliyor, kadınlar, kızlar izliyor ve daha da izleyecek. sen bu ülkede belli bir potansiyele sahipsin yani motorcu cemiyetinde kime sorsan seni bilir fakat örnek olman gerekirken bu kadar ağzı bozuk, hızlı, dikkatsiz sürmenin ve hatta hadi bunları yaptın videosunu çekip koymanın ne anlamı vardı? Doğrusunu anlatıp bizleri gazlarken kendi yaptığı bu hareketle bizleri yanılgıya düşürmenin ne anlamı vardı? bir abonede olsa kaybetmenin ne anlamı vardı? açıkçası bundan gayrı bir adamı örnek almadan önce kendi trafikte ne yapıyor diye bakmam gerektiğini çok iyi anladım...

 
Katılım
16 Ara 2012
Mesajlar
1,634
Egitmenlerin isimlerini merak ettim. Ozel mesajla sordum. Oradan cevap verebilir misiniz?

Cevap geldi. Hangisinin memnun kalınan, hangisinin düzenbaz diye bahsi geçen olduğunu doğru tahmin etmişim. :) Birden çok eğitmenden eğitim alınınca hangisi iyi hangisi işe yaramaz kabak gibi ortaya çıkıyor. Genelde insanlar da hem fikir oluyor. Öyle olunca insanlar birbirlerine memnun kaldıklarını öneriyor. Bazı eğitmenden randevu almak bile zorken bazısı müşteri bulmakta zorlanıyor.
 
Katılım
4 Ağu 2015
Mesajlar
71
Carl Gustav bu yazılanları alttan alttan okuyodur hee

kesın bı sonrakı vıdeoda gıydırıcek sıze :cherry:

'' imamın dediğini yap, yaptığını yapma. '' diye atalarımız boşuna dememiş.

haa aynı atalar '' imam osurursa cemaat, .ıçar '' da demiş o ayrı mesele. :cherry:
 
Katılım
25 Haz 2016
Mesajlar
49
O zaman şu video olay çıkaracak gene :) Bunlar tehlikeli ise...


http://i65.tinypic.com/2h5tdo5.jpg
Sonucu merakla bekliyorum. Bikaç ay önce forum üyelerinden birinin çok daha masum videosu kaldırılmıştı. CBF150 ile sadece 140km hız yapan arkadaşın bile konusu silindi.

Mengü Kardeşim dediğin video şu sanırım. Bu üyeliğim yeni eski üyeliğimde problem oluştu mail attım bakalım. Bende PM olarak ProWrist adlı arkadaşa yazmıştım. Zaten adamın hayattan beklentisi yok gibi bir şeydi :) Özleyeceğiz...
 
Son düzenleme:
Katılım
17 May 2015
Mesajlar
261
Hız (adrenalin) uyuşturucu gibidir, bağımlılık yapar. Her zaman daha fazlasını istersin. Hangimiz sevmedik deliler gibi ? Cümleten kazasız belasız keyifli sürüşler.
 
Katılım
24 Ara 2003
Mesajlar
1,447
Sağa sola ders veren bir zat bu şekilde motosiklet kullanmamalı. En azından dur da şu aynayı bir düzelt ondan sonra devam et.
 
Katılım
2 Ağu 2013
Mesajlar
1,381
Her zamanki gibi yine efsane kullanmis. İzlerken gayet de eglendim. Tecrubenin gelebilecegi son noktalardan biri.
 
Katılım
8 Ağu 2015
Mesajlar
205
Carl Gustav bu yazılanları alttan alttan okuyodur hee

kesın bı sonrakı vıdeoda gıydırıcek sıze :cherry:

'' imamın dediğini yap, yaptığını yapma. '' diye atalarımız boşuna dememiş.

haa aynı atalar '' imam osurursa cemaat, .ıçar '' da demiş o ayrı mesele. :cherry:

Açıkcası videonun yayımlanmasının sebebini ben AEA 'nın 3. sezon altınlı gece finaline istinaden olduğunu düşünüyorum. Eğer altınlı gece'nin son bölümünde konuştuğu konu ve sözleri hatırladıysanız zaten bu video'nun yayım sebebi de aklınıza gelmiştir. (bkz: risk algısı, riskli/güvenli sürüş, diğer hocalara giydirmeler vb.)
 
Katılım
25 Nis 2016
Mesajlar
571
Sevgili kardeşim,

Barkın maalesef hepimizi merdiven altı olarak sınıflandırıp, kendisine ait eğitim alanı olmayan bütün eğitmenleri merdiven altı olarak görüyor. Burada kişiler değil bir meslek grubu tamamı ile sistematik olarak karalanmaya çalışılıyor.
Maalesef arkasındaki bilgiye aç kitle Barkının ağzından çıkan her cümleyi doğru zannediyor. Halbuki Barkın beğenmediği eğitmen dediği adamların çok altında kalitede motor bilgisi ve sürüş seviyesinde bir binici. Bu güne kadar programına çıkardığı gerçek anlamda eğitim veren tek eğitmen "Görkem Canverdi" hocamdır (CSS de halen aktif eğitim veren tek Türk eğitmen) ki kendisi benim de pist hocamdır.
Barkın maalesef ikarus sendromunun son safhasında ve bizim "red mist" olarak tanımladığımız sürüş psikolojinde. Son videosu bunun açık delili.

Sevgilerimle

Telefondan yazdığım için konuyu irdelemek mümkün olmuyor. Şimdi bilgisayar başına geçebildim şöyle uzunca yazayım :) Benim gibi, ecnebilerin "weekend warrior" dediği tarzda motor süren birisinin gözünden konuyu açıklayayım.

Motosiklet kullanmaya karar verdiğimde, ehliyet kurslarının çoğunun aslında eğitim falan vermediğinin ve iyi bir eğitim alınmazsa bu işin riskinin kabul edilemeyecek kadar fazla olacağının farkındaydım. Bu nedenle ehliyet kursuna yazılmadan önce eğitim almanın iyi bir fikir olacağına kanaat getirdim. Bu sayede hakikaten motosiklet sürmek istiyor muyum, o kadar riske ve paraya değer mi diye kendimi tartacaktım. Hemen google amcaya sordum, bir kaç sonuç çıktı ben de rastgele birisini seçtim, özel eğitmen her halükarda iyidir diye düşündüm. Hocayla tanıştığımda, eğitim yerinde pek çok öğrenci olduğunu görünce, buranın iyi olduğunu düşündüm ve el sıkıştık. Hani bilmediğiniz memlekette dolu olan restoranı seçersiniz ya tam o hesap. Bu arada motosiklet bilgim, uzun yıllar önce arkadaşımın cg tarzı bir motorda öğrettiğinden ibaretti, okul bahçesinde bir kaç tur atmıştım. Hoca, sürüş tekniğinin yanında motosikletimi alınca trafikte güvenli sürüş eğitimi verecekti.

3 gün toplam 6 saat çalıştık. Çalıştığımız yer trafiğe açık ancak araç trafiğinin az olduğu dar bir yoldu. Slalom yapıyoruz, u dönüşler yapıyoruz, ani frenler vs çalışıyoruz. Asfalt kaymak gibi pürüzsüz, ayna gibi yansıtıcıydı ve ileride u dönüş yaptığımız yer stabilize denecek kadar tozlu bir asfalta sahipti. Hem otomobil hem de bisiklet tecrübemden dolayı böyle bir asfaltta motorun, özellikle bir aceminin elinde kolayca kontrolden çıkabileceğini biliyordum dolayısıyla slalomları tedirgin yapıyordum. Hoca bana daha hızlı dönebilirsin dedi ve örnek olarak bir kadın sürücüyü gösterdi. Örnek gösterdiği kişi ertesi ders düştü ve ona da "yolu okuyamıyorsun, orası tozluydu, asfaltı oku" dedi. Motosiklet hakimiyeti ile ilgili önerileri ve ben motor sürerken geri bildirimleri tam ve eksiksiz olarak şunlardan ibaretti. Bacakları sık, sık bacakları (yüksek sesle, sensai tadında bir tonla), önüne bakma ileri bak, motoru vücudunla yönlendirme gidonu kullan (sonradan kontra tekniği diye bir şey olduğunu okuyarak öğrendim hocanın demek istediği sanırım buydu:). Çoğunlukla sürüşüme bakmıyordu, başka işlerle ilgileniyordu. Üçüncü gün yandaki sokağa git ileriden geri dön dedi, dediği gibi yaptım. Sonra bir kaç sokak daha ileriden döndüm, mahalleyi ezberleyene kadar sürdüm :) son ders 2 saat mahalle aralarında tek başıma takıldım ve kurs bitti.

Motosiklet sürmenin çok zevkli olduğu ile ilgili hocayla mutabakat sağladıktan sonra oradan ayrıldım. Motosiklet kiralasam herhalde ben de böyle öğrenirdim. Bu eğitim için verdiğim paranın boşa gittiğinin farkındaydım fakat motosiklet kullanmanın; özellikle ilk öğrenirken ortaya çıkardağı serotonin ve dopaminin etkisi öyle bir şey ki, teletubbies gibi oluyor insan, hiç bir şeye fevri yaklaşmıyor, uyuşuyor resmen. Hepimizin peşinden koştuğu şey belkide bu. Hocanın etrafında ona tapar gibi itaat eden grubun davranışları da bu etkiyle ortaya çıkmış bir sendrom olabilir.

Ardından motorumu (CBR500), her türlü korumamı aldım (ehliyet işine şimdilik girmiyorum siz de açmayın) ve çıktım yollara. Twist of the Wrist'te survival reaction denilen ne kadar tepki varsa hepsini yapıyordum. Hakikaten berbat kullanıyordum ve bunun farkındaydım. Virajda "ulan bu motor neden dönmüyor" dersiniz ve başınızdan kaynar sular dökülür ağzınız kurur betiniz benziniz atar ya işte o durumu sıklıkla yaşıyordum. Fakat yine de acayip zevkliydi motor sürmek. Durumun farkındalığı üzerine eğitim işine zaman ayırdım ve Honda'dan güvenli sürüş 2 eğitimi almak için bir kaç günlüğüne İstanbul'a gittim.

Şimdi Hondayı öveceğim, aklı başında kimse reklam demez herhalde :) Soichiro Honda'nın akrabası falan değilim :)

Honda'da Japonlar senelerce düşünmüşler, bu motosiklet eğitimi en iyi nasıl olur diye. Bir de düşünün yani Japon kafasıyla, titizliğiyle adamlar düşünmüşler. Hem de senelerce :) Sonunda ahan da bu deyip bir eğitim sistemi oluşturmuşlar. Eğitim yerinde, bir asfalt var allah sizi inandırsın bal dök yala. Tertemiz. İçerisinde kullanılan malzeme öyle yollarda kullanılan cinsten değil, pistlerde kullanılan asfalt. Yani ben limitlerimi zorlayacağım, asfalt beni patlatmasın, zımpara gibi tutsun diyen adamın rüya asfaltı. Eğitim boyunca, kukalardan oluşturdukları pist daha teknik bir hal almaya başladı. İlk günün ilk saatleri virajları son derece çömezce dönen ben, ikinci gün koruma demirini asfalta değdirip, paniksiz ve kendine güvenen bir şekilde dar manevralar yapıyordum. Ne anlattılar, nasıl eğitim verdiler anlatıp konuyu uzatmayacağım ama muhteşem bir eğitimdi. Eğitimin sonuna doğru, buradaki asfalt kalitesini yollarda genellikle bulamayacağımızı bunu trafikte göz önünde bulundurmamız gerektiğini söylediler. Bu eğitimde motosikletin virajda nasıl da iyi dönebildiğini ve güvenli olduğunu, limitlerimi düşmeden kalkmadan öğrenmiş oldum. Otomobil sürmeyi öğrendiğim yıllarda otomobilin limitlerini görmek için Ankara'da ralli yapılan bir yola gidiyorduk. Burada trafik ve kör viraj azdı, etrafı tarlaydı. Virajda gaz verince, fren yapınca ne oluyor, nasıl daha hızlı viraj alınıyor arkadaşlarla deneyip duruyorduk. En fazla tarlaya çıkıyorduk. Motosiklette aynı denemeleri yapmak için crash dummy olmak gerektiği için motorun virajlarda nelere muktedir olduğunu bilemiyordum. İşte Honda'da bunu düşmeden kalkmadan öğrendim.

Şimdi gelelim eğitimci vs AEA işine. Bir tarafta Honda bir tarafta benim hoca, bir tarafta ADAC'lı ROSPA'lı ve diğer akreditasyonlara sahip, hayatını motosiklet eğitimine adamış ve işin ciddiyetine uygun kendisini sürekli geliştiren eğitmenler bir tarafta benim hoca. Nasıl ki mali müşavir olup mali tabloları onaylamak için yetki belgesine sahip olmanız yasal olarak şart ise motosiklet eğitmenliği için de benzer uygulamanın şart olması gerektiği kanaatindeyim çünkü direkt insan hayatını ilgilendiren bir konu. Eğitimcinin "bu adam benim verdiğim bilgilerle yarın yola çıkacak, bu insan hayatını ilgilendiren ciddi bir iştir" demesi lazım. İşte AEA benim hoca tarzında eğitmenleri eleştiriyor çünkü durumun ciddiyetinin farkında ve muhtemelen benim geçtiğim yollardan geçti. Reklam aldığı kurumlar olabilir ve bunları tanıtabilir bunda bir sıkıntı görmüyorum fakat siz de takdir edersiniz ki benim hoca gibi çok sayıda kişi var ve AEA bu konuya dikkat çekmek ve uyarmak için bu kadar konuşuyor. O zamanlar forumu ya da AEA'yı takip ediyor olsaydım ya Honda, Yamaha gibi kurumlardan ya da uluslararası kabul gören eğitmen belgelerine sahip kişilerden ders alırdım.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst