- Katılım
- 31 Ocak 2015
- Mesajlar
- 1,748
- Konu Yazar
- #1
Merhaba sevgili forum sakinleri. Biraz uzun ve kişisel bir konu olacağından sıkılıp okumayabilirsiniz, inanın hiç sorun değil. Bir üyemize olan minnetimin dışarıdan görülebilir olmasını istedim sadece.
Biraz farklı bir konu olacak. Beni az çok tanıdınız, pek konu açmasam da forumda özellikle neden sevilmediğini anlayamadığım bir tarz olan cruiser ile ilgili konuları takip edip bilgim dahilinde hem yeni başlayanlara hem de özel mesajla teknik konulara mümkün olduğunca ve yine bilgim dahilinde yardımcı olmaya gayret ediyorum. Yeri geliyor bazı arkadaşlarla anlaşamıyoruz, yeri geliyor bir konu üzerinde fazlasıyla istişare ederek çözüm bulmaya çalışıyoruz. Yapı itibarıyla insanlarla pek kaynaşabilen birisi değilimdir. 2007'den beri forumu takip edip geçen sene üye olarak da bunu desteklemişim adeta. Ama burada öyle mühim insanlar var ki, gerçekten tanışıp bilgi alışverişinde bulunmak, karşılıklı sohbet eder gibi yazışmak ve bunların sadece bir veritabanı içerisinde kalmayıp gerçek hayatta da sürdürülebilir olması dolayısıyla kıymetlerinin bilinmesi gerekmekte.
Böyle sıkıcı bir sempozyum konuşmacısı girişinden sonra konuya gelelim. Bildiğiniz gibi hepimizin çok beğendiği bir tarz var ve bunların içerisinde de Seattle'da bulunduğum süreç içerisinde de beni etkileyen tek bir tarz oldu: Cruiser. Ülkemizdeki sürücü profilini incelediğimizde ve çok severek sürdüğümüz Japon motosiklet üreticilerinin de ticari amaçları doğrultusunda bu profile uygun ithalatlar yapması dolayısıyla neredeyse kültürü, felsefesi, tarihine rağmen yeterli ilgi ve saygıyı görmediğinden ölmek üzere olan bir tarz.
Ben de çok fazla ilgilenmediğim diğer tarzlar dışında bu forumda bu tarza yönelmiş veya yönelmek isteyen arkadaşlara elimden geldiğince yardımcı olarak bu eksiği ve açığı kapatmaya çalışıyorum. Yaklaşık 10 yılı aşkın motosiklet yaşantımda nerede bir cruise motoru görsem inceler, sahibiyle tanışır, muhabbet eder ve şansım olduğunda deneme sürüşü yaparım. Sahip olduklarım dışında da çok fazla motosikleti sürerek, okuyarak, inceleyerek haklarında epey bir şey öğrendim ve bunları da yeri geldiğinde paylaşmaya gayret ediyorum. Bu bilgilerden faydalanıp da güzel geri dönüşler, teşekkür mesajları ve "Yeni konu açtım, sizin de fikrinizi almak isterim" gibi mesajlar görmek insanı gerçekten onore ediyor ve karşılık beklemeksizin büyük bir sevinçle elimden geldiği kadar yardımcı olmak adına apayrı bir şevk kazanıyorum.
Tam da bahsettiğim bu benzeri durumlardan birini de sey_47 nickli İbrahim kardeşimiz yaşattı bana. Kendisi de benim kullandığım motosikletten edindikten sonra takıldığı, merak ettiği konuları bana danıştı. Ama yanlış, ama doğru bilgim dahilinde kendisine elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Daha sonra kendisinden beklenmedik şekilde "Abi emeklerinden ötürü sana bir hediye göndermek istiyorum, adresini yazarsan memnun olurum." tarzında bir mesaj aldım. Önce ne desem bilemedim, sonra kabul etmek istemesem de kültürümüzde ikramın reddi görgü kuralları gereğince ayıp olduğundan zahmete girmemesini rica ederek adres bilgilerimi paylaştım.
Bu sabah ofisime geldiğimde masamda duran paketi görünce önce anlam veremedim ama sonra İbrahim'in böyle bir güzellik yapmış olduğunu hatırlayıp burada böyle güzel kalpli ve takdir ile minnet duygusunu kaybetmemiş insanların hala var olduğunu göstermek amacıyla bu konuyu açma gereği duydum.
İzninizle görgüsüzlük olarak algılanmaması dileğiyle İbrahim'in hediyesini de göstermek isterim:
Denizli'den İstanbul'a, üşenmeyip, masraf ve zahmet edip böyle şık bir hediye gönderdiği için huzurunuzda kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Beni çok mahçup etti, kendisine paylaştığım yazı ve bilgilere gösterdiği takdir dolayısıyla ayrıca minnettarım. Demek ki bir şeyleri doğru yapabilmişim ki içinden böyle gelmiş. En kısa zamanda ekip olarak Denizli'ye sürüp kendisiyle de yüz yüze tanışmak isterim.
Arkadaşlık ve yalnız olmadığını hissetmek gerçekten insanı insan yapan değerler. Bana bu değeri hissettirebilen tüm forum içi ve dışı arkadaşlarıma da yine bu konu aracılığıyla teşekkür ederim. İnanın hediyenin paha ve değerinin bir önemi yok. Düşünülmüş olması zaten başlı başına bir saygı ve sevgi ifadesidir.
Konuyu okuyan, okumayan herkesi saygıyla selamlıyorum. Bu konunun açılmasına vesile olanlara da tekrar teşekkürlerimi iletiyor, başta İbrahim arkadaşımız olmak üzere Denizli'deki motosiklet sürücüsü tüm arkadaşlara selamlar gönderiyorum.
Biraz farklı bir konu olacak. Beni az çok tanıdınız, pek konu açmasam da forumda özellikle neden sevilmediğini anlayamadığım bir tarz olan cruiser ile ilgili konuları takip edip bilgim dahilinde hem yeni başlayanlara hem de özel mesajla teknik konulara mümkün olduğunca ve yine bilgim dahilinde yardımcı olmaya gayret ediyorum. Yeri geliyor bazı arkadaşlarla anlaşamıyoruz, yeri geliyor bir konu üzerinde fazlasıyla istişare ederek çözüm bulmaya çalışıyoruz. Yapı itibarıyla insanlarla pek kaynaşabilen birisi değilimdir. 2007'den beri forumu takip edip geçen sene üye olarak da bunu desteklemişim adeta. Ama burada öyle mühim insanlar var ki, gerçekten tanışıp bilgi alışverişinde bulunmak, karşılıklı sohbet eder gibi yazışmak ve bunların sadece bir veritabanı içerisinde kalmayıp gerçek hayatta da sürdürülebilir olması dolayısıyla kıymetlerinin bilinmesi gerekmekte.
Böyle sıkıcı bir sempozyum konuşmacısı girişinden sonra konuya gelelim. Bildiğiniz gibi hepimizin çok beğendiği bir tarz var ve bunların içerisinde de Seattle'da bulunduğum süreç içerisinde de beni etkileyen tek bir tarz oldu: Cruiser. Ülkemizdeki sürücü profilini incelediğimizde ve çok severek sürdüğümüz Japon motosiklet üreticilerinin de ticari amaçları doğrultusunda bu profile uygun ithalatlar yapması dolayısıyla neredeyse kültürü, felsefesi, tarihine rağmen yeterli ilgi ve saygıyı görmediğinden ölmek üzere olan bir tarz.
Ben de çok fazla ilgilenmediğim diğer tarzlar dışında bu forumda bu tarza yönelmiş veya yönelmek isteyen arkadaşlara elimden geldiğince yardımcı olarak bu eksiği ve açığı kapatmaya çalışıyorum. Yaklaşık 10 yılı aşkın motosiklet yaşantımda nerede bir cruise motoru görsem inceler, sahibiyle tanışır, muhabbet eder ve şansım olduğunda deneme sürüşü yaparım. Sahip olduklarım dışında da çok fazla motosikleti sürerek, okuyarak, inceleyerek haklarında epey bir şey öğrendim ve bunları da yeri geldiğinde paylaşmaya gayret ediyorum. Bu bilgilerden faydalanıp da güzel geri dönüşler, teşekkür mesajları ve "Yeni konu açtım, sizin de fikrinizi almak isterim" gibi mesajlar görmek insanı gerçekten onore ediyor ve karşılık beklemeksizin büyük bir sevinçle elimden geldiği kadar yardımcı olmak adına apayrı bir şevk kazanıyorum.
Tam da bahsettiğim bu benzeri durumlardan birini de sey_47 nickli İbrahim kardeşimiz yaşattı bana. Kendisi de benim kullandığım motosikletten edindikten sonra takıldığı, merak ettiği konuları bana danıştı. Ama yanlış, ama doğru bilgim dahilinde kendisine elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Daha sonra kendisinden beklenmedik şekilde "Abi emeklerinden ötürü sana bir hediye göndermek istiyorum, adresini yazarsan memnun olurum." tarzında bir mesaj aldım. Önce ne desem bilemedim, sonra kabul etmek istemesem de kültürümüzde ikramın reddi görgü kuralları gereğince ayıp olduğundan zahmete girmemesini rica ederek adres bilgilerimi paylaştım.
Bu sabah ofisime geldiğimde masamda duran paketi görünce önce anlam veremedim ama sonra İbrahim'in böyle bir güzellik yapmış olduğunu hatırlayıp burada böyle güzel kalpli ve takdir ile minnet duygusunu kaybetmemiş insanların hala var olduğunu göstermek amacıyla bu konuyu açma gereği duydum.
İzninizle görgüsüzlük olarak algılanmaması dileğiyle İbrahim'in hediyesini de göstermek isterim:
Denizli'den İstanbul'a, üşenmeyip, masraf ve zahmet edip böyle şık bir hediye gönderdiği için huzurunuzda kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Beni çok mahçup etti, kendisine paylaştığım yazı ve bilgilere gösterdiği takdir dolayısıyla ayrıca minnettarım. Demek ki bir şeyleri doğru yapabilmişim ki içinden böyle gelmiş. En kısa zamanda ekip olarak Denizli'ye sürüp kendisiyle de yüz yüze tanışmak isterim.
Arkadaşlık ve yalnız olmadığını hissetmek gerçekten insanı insan yapan değerler. Bana bu değeri hissettirebilen tüm forum içi ve dışı arkadaşlarıma da yine bu konu aracılığıyla teşekkür ederim. İnanın hediyenin paha ve değerinin bir önemi yok. Düşünülmüş olması zaten başlı başına bir saygı ve sevgi ifadesidir.
Konuyu okuyan, okumayan herkesi saygıyla selamlıyorum. Bu konunun açılmasına vesile olanlara da tekrar teşekkürlerimi iletiyor, başta İbrahim arkadaşımız olmak üzere Denizli'deki motosiklet sürücüsü tüm arkadaşlara selamlar gönderiyorum.
Son düzenleme: