Öncelikle İngilizce seviyeniz yeterli olacak. Olmazsa olmaz olan bu. Diğerleri çok kolay. Vize vb.gözünüzü korkutmasın. Onlarda halledilebilecek şeyler. Rotayı belirleyin, yeterli miktarda parayı ayarlayın. (Paranın hepsi üstünüzde olmayacak. Her yerde bankamatik var çekilebiliyor) Çadır, uyku tulumu vb.malzemeleri ayarlayın. İnce ince rota belirlemeye gerek yok. Zira rotanın dışına çıkıyorsunuz, daha eğlenceli oluyor. Yalnız en az iki motor, en çok 4 motor tavsiye ederim. Fazla oldu mu ortak karar almada zorluklar çıkıyor.
Keyfinize çok düşkünseniz, yani en ufak zorlukta pişman olan bir tipseniz buna kalkışmayın. Yeri gelecek çok üşüyeceksiniz, yeri gelecek ıslanacaksınız, yeri gelecek insanlar size çadır yeri verme konusunda bile zorluklar çıkartacak. Bunlardan yılmayacaksanız tura çıkın. Döndüğünüz de bir çok anı biriktirmiş, bir çok insan tanımış, bir çok yer görmüş olarak döneceksiniz.
Ben herkese tavsiye ediyorum.
Motor ile değil ancak benim en çok eğlendiğim, macera yaşadığım, hiç bir zaman unutamayacağım bir gezi Yunanistan olmuştu. Hiç bir plan, düşünce vb.yok iken evde oğlumla otururken birden gaza gelip yarım saatte sırt çantalarımız ile yola düştüğümüz, uçak, tren, gemi, otostop, otel, motel, hostel karışık konakladığımız 7 günlük bir geziydi. Hem ben hem oğlum acayip eğlenmiştik. Gezmediğimiz yer kalmadı neredeyse. Orada tanıştığımız yunanlı iki aileyi de İzmir'de biz ağırladık. Onlarda çok memnun oldular. Bu geziden sonra bir çok kez yurt dışı yaptık. Ama hepsinde bir plan vardı, sürprizler yoktu. Dolayısıyla güzel geziler ama sıkıcı geziler oldu.
Oğlumla ilk yaptığımız gezi sonrasında; her iki ayda bir benim oğlan bir rota belirledi ve tren, uçak, otobüs gezmeye başladı. Bu sayede Portekiz, Norveç ve Finlandiya haricinde avrupada gezmediği, görmediği yer kalmadı. Hep bana dua ediyor, önümü açtın, vizyonumu genişlettin diye.
Ben özellikle gençlere mutlaka tavsiye ediyorum. Motor olmasa da diğer ulaşım araçları ile mutlaka yurt dışına gidin, görün, gezin, tanıyın, hayata bakış açınız değişsin.