- Katılım
- 5 Nis 2007
- Mesajlar
- 1,440
- Konu Yazar
- #1
Merhaba Arkadaşlar,
Geçen sene motosiklet kiralama yöntemi ile yaptığım Alpler gezisinden sonra, hep aklımda kendi motorumla (Honda CBR1000RR)Alplere gitme düşüncesi vardı. Planlamaya Şubat ayında başladım, bu geziye yalnız mı gideceğim yoksa yanıma arkadaş bulurmuyum ilk soru işareti olan kısmıydı. Önce geziyi 2 kişi planlamaya başladık, rota üzerinde çalışıldı, otel bakıldı, tarihler ayarlandı fakat arkadaşım evlenme kararı aldığı için geziye gelemedi maalesef. Sonradan 2 arkadaşım geziye gelmek istediklerini söylediler ve ben gezi planını baştan yapmaya başladım. Otelleri aylar öncesinden aldım veya rezervasyon yaptırdım, aldığım oteller oldukça ucuza geldi örneğin Makedonya Ohrid'de kişi başı 10 Euro'ya kaldık apart otelde. Rezervasyon (www.booking.com) yaptırdığımız otelleri ise otele vardığımızda ödedik. Bunun dışında rotayı planlarken hangi şehirde-kasabada kalacağımıza karar verdim, günlük 400-450 km'yi (Adriyatik tarafı için), 300-350 km'yi (Alpler tarafı için) geçmemeye çalıştım.
Motosikleti yurtdışına çıkarmak için gereken belgeleri Temmuz ayında hallettik, bunun için Uluslararası Ehliyet (sadece Yunanistan istiyor 373 TL), Greencard (18 gün için 150 TL) aldık. Benim daha önceden schengen vizem vardı zaten, diğer arkadaşlarım Yunanistan vizesine başvurdular ve 2 haftada sonuçlandı.
Bu gezinin diğer Avrupa gezilerinden en büyük farkına gelince, SS tipi motosikletler ile yapılıyor olması aslında. Bende Honda 1000RR, diğer iki arkadaşımda Honda 600F var. Racing tarzı motosikletler ile uzun gezi yapılmaz diye bir düşünce var maalesef Türkiye'de ama Avrupa'da insanlar 1-2 haftalık uzun gezilere çıkıyorlar grup olarak. Bagaj problemi için racing motosikletler için üretilen SW-Motech RacePack çantayı tercih ettim, oldukçada memnun kaldım. Çanta 65 lt ve benim bütün eşyalarımı aldı. Çantayı motora sabitlemek için 4 tane kayışı bulunuyor, bunları doğru bir şekilde sıktığımız zaman motor üzerinde pek oynama yapmıyor. Ben hem yüksek hızda denedim çantayı (250+) hem de virajlarda, geziye çıkmadan nasıl sabitleyeceğimi iyice öğrendim.
Gezi ile ilgili facebook sayfası açmıştım ayrıca : https://www.facebook.com/SSileAvrupa
1. Gün Ankara-İstanbul 450 km:
Gezi hazırlıklarını tamamladıktan sonra 26 Temmuz sabahı saat 8 civarlarında Ankara'dan yola çıktık. Çantaları iyice sabitledikten sonra (RacePack'de sabitlemek çok önemli yoksa çanta arka selede oynuyor) İstanbul'a doğru yola çıktık. Çanta normalde 15 kg'a kadar yükleme yapılmasını önermesine rağmen benim çanta 25 kg civarlarındaydı, bu tabii ki kayışlara ekstra yük bindiriyordu. Aslında çantanın üzerine sosis tip çanta takabiliyorsunuz ama ben ekstra bir çanta ile uğraşmak istemediğimden bütün eşyalarımı bu çantaya doldurdum tabii. 15-20 adet t-shirt, 15-20 adet iç çamaşırı, 15-20 adet çorap, 3-4 adet uzun kollu giyecek, içlikler, yağmurluklar, 3-4 adet pantolon, 2-3 adet gömlek, 3-4 adet şort vs...
Bir kaç mola-benzin almak dışında pek durmadık ve Sakarya'da Murat'ın kız arkadaşının evine konuk olduk. Yemeklerimizi yedikten sonra ve bir kaç saat dinlendikten sonra İstanbul'a öğleden sonra 4 gibi vardık. Ben arkadaşımda kalacaktım, Murat ile Aytaç'da akrabalarında kaldılar, bir sonra ki sabah 7'de buluşmak üzere ayrıldık.
2. Gün İstanbul-Kavala 440 km:
Sabah 7 gibi Avrupa yakasında ki Merter Shell'de buluştuk. Benzinimizi alıp kahvaltılık bir şeyler yedikten sonra İpsala sınır kapısına doğru yola çıktık. Çok geç olmadan sınır kapısına varıp bir an evvel Yunanistan'a giriş yapmak istiyorduk çünkü, hava çok güzeldi ve amacımız Kavala'da bir an evvel denize girmekti
Kavalayı tercih etme sebeplerim arasında; İpsala'ya yakın oluşu (190 km), güzel plajlarının oluşu, km sınırlarım içerisinde kalan bir şehir oluşu, çok pahalı olmaması gibi nedenler vardı.
Sınır kapısına ulaştığımızda Aytaç'ın motoru ile ilgili ufak bir sıkıntı çıktı, motor babasının üzerineydi ve vekalet yoktu yanında. Memur arkadaş sağolsun bize yardımcı oldu ve telefondan vekaleti fotoğraf ile görmeyi kabul etti. Yunanistan tarafından da sorunsuz bir şekilde geçtikten sonra otobana girdik hemen. Uluslararası ehliyeti sadece Yunanistan sorduğu için almıştık, 1 kere gösterdik ve bir daha ihtiyacımız olmadı
r: Bu ehliyeti yakın zamanda Yunanistan'da istemeyecek sanırım biz de bu dertden kurtulacağız umarım.
Yunanistan sınır kapısı...
Yunanistan'da otoban çok sıkıcı gerçekten, Kavala'ya kadar dümdüz ve hiç benzin istasyonu yok yol üstünde. Yan yola girip herhangibir benzinliğe girmeniz gerekiyor. Yunanistanda pompacılar var diğer Avrupa Birliği ülkelerin aksine sanırım istihdamı arttırmak için. Sıkıcı bir yolculuğun ardından öğleden sonra 3 gibi Kavala'ya vardık ve otelimize yerleştik. Kavala hayalet bir şehir gibiydi, herkes plajda ve denizdeydi sanırım şehir merkezi çok boştu. Hava çok sıcaktı ve hemen motorlara atlayıp en yakın plaja gittik (itiraf ediyorum 1 km yol için koruyucu ekipman giymedik, hiç giyeni de göremedik maalesef...)
Ve akşama kadar plajda kaldık, oldukça yorulmuşuz açıkçası bu gezi nasıl bitecek bakalım sesleri yükselmeye başladı bile
Ama durmak yok yola devam
plaj sonrası otele gittik ve dışarıda biraz gezdikten sonra uyuduk. Aslında Kavala'da çok güzel sahil konserleri vardı akşamları fakat bizim uyumamız şarttı, yarın yine 400+ km'lik bir yolumuz vardı ve dinlenmek gerekiyordu.
3. Gün Kavala-Ohrid 430 km:
Erken yola çıkmak bu tip gezilerde bence çok önemli, hem sıcaktan kaçıyorsunuz hem de akşam gideceğiniz yere daha erken varıp dinlenme ve oranın tadını çıkarma şansını yakalayabiliyorsunuz. Sabah 6 gibi kalkıp çantaları hazırlamaya başladık ve 7 gibi kahvaltı yaptıktan sonra yola çıktık. Çantaları her seferinde boşaltıp tekrar doldurmak gerekiyor bir şekilde, çünkü eşyaları torbalamamıza rağmen ihtiyacınız olan giyecekler hep ayrı yerlerde oluyor bu yüzden sabahları yarım saat çanta toplama merasimimiz vardı
Hava nemli ve sıcaktı Kavala'da, yine otobana girdik mecburen çünkü sahil tarafından giden yol bozuk ve bizim motorlara pek uygun değil. Ayrıca bu yol çok da kalabalık oluyor, sıcakta çekilmiyor pek. Selanik'i pas geçtik, aslında zamanımız olsa Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret etmek çok isterdik ama bir daha ki sefere dedik ve devam ettik. Yunanistan'dan öğle vakitleri gibi çıktık sonunda, otoban sıkıcıydı yine, neyse ki Makedonya sınır kapısına ulaştık ve hemen işlemlerimizi tamamladık. Motosiklet olduğumuz için kimse bize neden öne geçiyorsunuz diye söylenmiyordu, çünkü hava 35 dereceydi ve motosiklet kıyafetleri içerisinde sauna etkisi altındaydık.
Sınırdan geçtikten sonra doğa hemen değişti, yeşil ormanlar ve daha serin bir hava karşıladı bizi. Hedefimiz akşam olmadan Ohrid kasabasına varmaktı, Ohrid küçük bir kasaba olmasına rağmen oldukça turistik bir yer. Makedonya oldukça şaşırttı beni, hem doğası güzel, hem yolları çok kötü değil, hem de insanları kibar ve saygılı ben sevdim bu ülkeyi. Ohrid'i neden seçtim derseniz; km sınırları içerisinde (günlük 400 km), göl kenarı, bir sonra ki lokasyona yakın, turistik ve eğlenceli.
Bitola-Ohrid arasında ki yol oldukça virajlı ve güzel, yeşil bir vadinin içerisinden Ohrid'e doğru iniyorsunuz. Ohrid'e gerçekten bayıldım herkese tavsiye ederim burayı, ayrıca çok ucuz daha önceden dediğim gibi burada kişi başı 10 EURO'ya kaldık ve odamız gerçekten güzeldi. Bunun dışında yemek ve içkide uygun fiyatlarda.
Yolda çektiğim video'yu youtube'a yükledim bu arada.
Devamı gelecek... :cat:
Geçen sene motosiklet kiralama yöntemi ile yaptığım Alpler gezisinden sonra, hep aklımda kendi motorumla (Honda CBR1000RR)Alplere gitme düşüncesi vardı. Planlamaya Şubat ayında başladım, bu geziye yalnız mı gideceğim yoksa yanıma arkadaş bulurmuyum ilk soru işareti olan kısmıydı. Önce geziyi 2 kişi planlamaya başladık, rota üzerinde çalışıldı, otel bakıldı, tarihler ayarlandı fakat arkadaşım evlenme kararı aldığı için geziye gelemedi maalesef. Sonradan 2 arkadaşım geziye gelmek istediklerini söylediler ve ben gezi planını baştan yapmaya başladım. Otelleri aylar öncesinden aldım veya rezervasyon yaptırdım, aldığım oteller oldukça ucuza geldi örneğin Makedonya Ohrid'de kişi başı 10 Euro'ya kaldık apart otelde. Rezervasyon (www.booking.com) yaptırdığımız otelleri ise otele vardığımızda ödedik. Bunun dışında rotayı planlarken hangi şehirde-kasabada kalacağımıza karar verdim, günlük 400-450 km'yi (Adriyatik tarafı için), 300-350 km'yi (Alpler tarafı için) geçmemeye çalıştım.
Motosikleti yurtdışına çıkarmak için gereken belgeleri Temmuz ayında hallettik, bunun için Uluslararası Ehliyet (sadece Yunanistan istiyor 373 TL), Greencard (18 gün için 150 TL) aldık. Benim daha önceden schengen vizem vardı zaten, diğer arkadaşlarım Yunanistan vizesine başvurdular ve 2 haftada sonuçlandı.
Bu gezinin diğer Avrupa gezilerinden en büyük farkına gelince, SS tipi motosikletler ile yapılıyor olması aslında. Bende Honda 1000RR, diğer iki arkadaşımda Honda 600F var. Racing tarzı motosikletler ile uzun gezi yapılmaz diye bir düşünce var maalesef Türkiye'de ama Avrupa'da insanlar 1-2 haftalık uzun gezilere çıkıyorlar grup olarak. Bagaj problemi için racing motosikletler için üretilen SW-Motech RacePack çantayı tercih ettim, oldukçada memnun kaldım. Çanta 65 lt ve benim bütün eşyalarımı aldı. Çantayı motora sabitlemek için 4 tane kayışı bulunuyor, bunları doğru bir şekilde sıktığımız zaman motor üzerinde pek oynama yapmıyor. Ben hem yüksek hızda denedim çantayı (250+) hem de virajlarda, geziye çıkmadan nasıl sabitleyeceğimi iyice öğrendim.
Gezi ile ilgili facebook sayfası açmıştım ayrıca : https://www.facebook.com/SSileAvrupa
1. Gün Ankara-İstanbul 450 km:
Gezi hazırlıklarını tamamladıktan sonra 26 Temmuz sabahı saat 8 civarlarında Ankara'dan yola çıktık. Çantaları iyice sabitledikten sonra (RacePack'de sabitlemek çok önemli yoksa çanta arka selede oynuyor) İstanbul'a doğru yola çıktık. Çanta normalde 15 kg'a kadar yükleme yapılmasını önermesine rağmen benim çanta 25 kg civarlarındaydı, bu tabii ki kayışlara ekstra yük bindiriyordu. Aslında çantanın üzerine sosis tip çanta takabiliyorsunuz ama ben ekstra bir çanta ile uğraşmak istemediğimden bütün eşyalarımı bu çantaya doldurdum tabii. 15-20 adet t-shirt, 15-20 adet iç çamaşırı, 15-20 adet çorap, 3-4 adet uzun kollu giyecek, içlikler, yağmurluklar, 3-4 adet pantolon, 2-3 adet gömlek, 3-4 adet şort vs...
Bir kaç mola-benzin almak dışında pek durmadık ve Sakarya'da Murat'ın kız arkadaşının evine konuk olduk. Yemeklerimizi yedikten sonra ve bir kaç saat dinlendikten sonra İstanbul'a öğleden sonra 4 gibi vardık. Ben arkadaşımda kalacaktım, Murat ile Aytaç'da akrabalarında kaldılar, bir sonra ki sabah 7'de buluşmak üzere ayrıldık.
2. Gün İstanbul-Kavala 440 km:
Sabah 7 gibi Avrupa yakasında ki Merter Shell'de buluştuk. Benzinimizi alıp kahvaltılık bir şeyler yedikten sonra İpsala sınır kapısına doğru yola çıktık. Çok geç olmadan sınır kapısına varıp bir an evvel Yunanistan'a giriş yapmak istiyorduk çünkü, hava çok güzeldi ve amacımız Kavala'da bir an evvel denize girmekti
Kavalayı tercih etme sebeplerim arasında; İpsala'ya yakın oluşu (190 km), güzel plajlarının oluşu, km sınırlarım içerisinde kalan bir şehir oluşu, çok pahalı olmaması gibi nedenler vardı.
Sınır kapısına ulaştığımızda Aytaç'ın motoru ile ilgili ufak bir sıkıntı çıktı, motor babasının üzerineydi ve vekalet yoktu yanında. Memur arkadaş sağolsun bize yardımcı oldu ve telefondan vekaleti fotoğraf ile görmeyi kabul etti. Yunanistan tarafından da sorunsuz bir şekilde geçtikten sonra otobana girdik hemen. Uluslararası ehliyeti sadece Yunanistan sorduğu için almıştık, 1 kere gösterdik ve bir daha ihtiyacımız olmadı
Yunanistan sınır kapısı...
Yunanistan'da otoban çok sıkıcı gerçekten, Kavala'ya kadar dümdüz ve hiç benzin istasyonu yok yol üstünde. Yan yola girip herhangibir benzinliğe girmeniz gerekiyor. Yunanistanda pompacılar var diğer Avrupa Birliği ülkelerin aksine sanırım istihdamı arttırmak için. Sıkıcı bir yolculuğun ardından öğleden sonra 3 gibi Kavala'ya vardık ve otelimize yerleştik. Kavala hayalet bir şehir gibiydi, herkes plajda ve denizdeydi sanırım şehir merkezi çok boştu. Hava çok sıcaktı ve hemen motorlara atlayıp en yakın plaja gittik (itiraf ediyorum 1 km yol için koruyucu ekipman giymedik, hiç giyeni de göremedik maalesef...)
Ve akşama kadar plajda kaldık, oldukça yorulmuşuz açıkçası bu gezi nasıl bitecek bakalım sesleri yükselmeye başladı bile
3. Gün Kavala-Ohrid 430 km:
Erken yola çıkmak bu tip gezilerde bence çok önemli, hem sıcaktan kaçıyorsunuz hem de akşam gideceğiniz yere daha erken varıp dinlenme ve oranın tadını çıkarma şansını yakalayabiliyorsunuz. Sabah 6 gibi kalkıp çantaları hazırlamaya başladık ve 7 gibi kahvaltı yaptıktan sonra yola çıktık. Çantaları her seferinde boşaltıp tekrar doldurmak gerekiyor bir şekilde, çünkü eşyaları torbalamamıza rağmen ihtiyacınız olan giyecekler hep ayrı yerlerde oluyor bu yüzden sabahları yarım saat çanta toplama merasimimiz vardı
Hava nemli ve sıcaktı Kavala'da, yine otobana girdik mecburen çünkü sahil tarafından giden yol bozuk ve bizim motorlara pek uygun değil. Ayrıca bu yol çok da kalabalık oluyor, sıcakta çekilmiyor pek. Selanik'i pas geçtik, aslında zamanımız olsa Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret etmek çok isterdik ama bir daha ki sefere dedik ve devam ettik. Yunanistan'dan öğle vakitleri gibi çıktık sonunda, otoban sıkıcıydı yine, neyse ki Makedonya sınır kapısına ulaştık ve hemen işlemlerimizi tamamladık. Motosiklet olduğumuz için kimse bize neden öne geçiyorsunuz diye söylenmiyordu, çünkü hava 35 dereceydi ve motosiklet kıyafetleri içerisinde sauna etkisi altındaydık.
Sınırdan geçtikten sonra doğa hemen değişti, yeşil ormanlar ve daha serin bir hava karşıladı bizi. Hedefimiz akşam olmadan Ohrid kasabasına varmaktı, Ohrid küçük bir kasaba olmasına rağmen oldukça turistik bir yer. Makedonya oldukça şaşırttı beni, hem doğası güzel, hem yolları çok kötü değil, hem de insanları kibar ve saygılı ben sevdim bu ülkeyi. Ohrid'i neden seçtim derseniz; km sınırları içerisinde (günlük 400 km), göl kenarı, bir sonra ki lokasyona yakın, turistik ve eğlenceli.
Bitola-Ohrid arasında ki yol oldukça virajlı ve güzel, yeşil bir vadinin içerisinden Ohrid'e doğru iniyorsunuz. Ohrid'e gerçekten bayıldım herkese tavsiye ederim burayı, ayrıca çok ucuz daha önceden dediğim gibi burada kişi başı 10 EURO'ya kaldık ve odamız gerçekten güzeldi. Bunun dışında yemek ve içkide uygun fiyatlarda.
Yolda çektiğim video'yu youtube'a yükledim bu arada.
Devamı gelecek... :cat: