Bu başlıktan bilgi almak adına takip eden arkadaşlar için birkaç şey yazmak istiyorum. Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda 2011 model yenilenmiş kasasıyla bir Suzuki VZ800 Intruder M800 sahibi oldum. Aldığımda 632 km'deydi : ) Aradan biraz zaman geçti ve şu an 1200 km'de. Geçmişteki tecrübelerime dayanarak gözlemlediğim artı ve eksilerini paylaşmak istiyorum:
Önce artılar;
1. Şaft tahrikli bir aktarmaya sahip olması sebebiyle inanılmaz yumuşak bir sürüşe ve şıkır şıkır bir şanzımana sahip. Tamamen kullanıcı dostu olduğu söylenebilir yorucu olmaması sebebiyle.
2. Önde 130/90-16 arka 180/70-15 gibi ciddi lastik ebatları sayesinde viraj ve düz yoldaki tutunma müthiş.
3. 15,5 litrelik yakıt deposunu ilk tamamen doldurduğumda 13,2 litre benzin aldı. O süreçte yaptığım yol tamamen şehiriçi olmak üzere 274 kilometre idi. 100x13,2/274 hesabıyla 100 kilometrede yaklaşık 4,8 lt yakıt sarfiyatına ulaştım. 805 cm³'lük, 50 beygirlik bir blok için bana makul gözüktü. Tahmini olarak 1 tam depo ile 300 km civarı menzili olur. Enjeksiyonlu olmasının da bunda etkisi vardır diye düşünüyorum.
4. Şekli, şemali mükemmel. Bir bakan bir daha bakıyor. Sağında solunda marka yazmadığı için depoya odaklanıyorlar, benim baktığımı görünce de hemen kafayı çeviriyorlar. Yani kendine baktırıyor bu alet. Hele de krom parçaları parlatınca tam bir görsel şölen. Ayrıca bu kasa meşhur sport-cruiser VZR1800'ün, diğer adıyla M1800R'nin ufak kardeşi gibi ki o motosikletin tasarımı bence çok büyük bir başarıdır. Yakışıklı alet yani. Özellikle de ön far karenajı ile çok vahşi duruyor.
5. Viraja uygun sürat ve açı ile girdiğinizde ve gazı tatlı tatlı açarak virajı tamamladığınızda o müthiş dönüş hissiyatı sizi çok şaşırtacak. Kalın yanaklı lastikler ile virajda da apayrı bir güven veriyor.
6. Göstergeler ve bunların konumlandırılması mükemmel. Herşeyi fazlasıyla görebiliyorsunuz. Tripmetreler, yağ basıncı ikazı, hararet ikazı, boş, uzunlar, sinyaller, dörtlüler, uzun huzmeli far ve yakıt ikaz lambası. Gereksiz olan hiçbir şey yok ve seyir esnasında kolay gözlemlenebilir durumda.
7. Gaz tepkisi naif ama siz kolu çevirdikçe naz yapmıyor. Rodajda olduğu için çok zorlamadım ama 1-2 defaya mahsus ibreyi 170'in üzerine çıkarabildim. Yani gidiyor alet. Bayağı gidiyor öyle böyle değil. İvmelenmesi ve ilk kalkıştaki seriliği bir cruiser için çok başarılı.
8. Çok geniş artçı ve sürücü selesi. İri arkadaşlar için bence bu büyük bir artıdır. Zaten motosiklet genel olarak aynı segmentteki muadillerinden çok daha iri. Ayı gibi duruyor onların yanında.
9. Alet takımı çantası için "ulen giderken sarsılıp da tıngırdamasın" diye düşünülmüş lastikli sabitleme gibi, debriyaja basmadan çalıştıramama gibi güvenlik öncelikli ince detaylar Suzuki farkını biraz daha ortaya çıkartıyor.
10. İşçilik ve malzeme kalitesi. Japonlarda herhalde Suzuki ve Kawasaki'nin eline kimse bu alanda su dökemez. Zaten çok derli toplu açıkta bir yanı kalmayan bir motosiklet.
E bu güzelliğin hiç mi eksi yanı yok canım diye soracak olursanız var derim elbette:
1. Her Suzuki için geçerli olan "bana duran bir Suzuki gösterin, dişimi kırayım" ifadesi bu modelde de hükmünü koruyor. Frenaj kesinlikle katlanılabilir durumda değil. Yahu zaten bu arkadaşın eski kasalarında önde çift disk vardı ve ona rağmen duramıyordu. Niye bunu tek diske düşürüp bir de utanmadan arkaya kampana fren koyuyorsunuz anlamıyorum. O dandik çift pistonlu Tokico kaliperler 269 kg'lık bu yaratığı durduramıyor işte. Bu konu için mutlaka bir upgrade yoluna gideceğim. Brembo ve Nissin kaliperler için kafa patlatıyorum şu sıra bu alete nasıl uydururuz diye. Muhtemelen yaza doğru frenleme ile ilgili bir gelişme açıklarım.
2. Devir saati yok. Evet yok. Gerek var mı ? Bilemem. Ama ben şahsen devirdeki değişimi görmek isterim sürerken. Bununla ilgili bir upgrade yapmayacağım bu hali iyi.
3. Sert seleler. Şehiriçi hiç durmadan 100 km üzeri yol yaptım ve rahatsızlık duymadım. Ama üzerinde daha fazla oturulmayacağına kanaat getirdim. Uzun yola gidersem eğer 150 km'de bir mola vermek şart gibi. Onun yerine sürücü ve artçı selelerine jel takviye yaptırmayı düşünüyorum.
4. Orijinal Suzuki aksesuarlarını bulmak mümkün değil. Öyle ki koruma demiri, sissy barı ve portbagajı mecbur Highway Hawk'tan alıyorsun. Neyse ki Japon cruiser'lar için Highway Hawk, Küryakyn, Vance & Hines, Cobra gibi markalar inanılmaz aksesuar getiriyor. Hepsi de bire bir uyumlu. Ama neden orijinalliğini yitirsin isteyelim ?
5. Artçı peg'lerini bilemiyorum ama sürücü peg'leri oldukça rahatsız. Ayağınızın tabanını tam basmak için yer arıyorsunuz ister istemez. Bunun için de floorboard yani palet ayaklık takmak şart gibi.
6. Elde kalan yakıt deposu kapağı. Söktüğünüzde nereye koysanız olmuyor. Öyle elde kalıyor.
7. Ön far aydınlatması. Yetersiz ve açısının yanlış olduğu kanaatindeyim. Güvenlik açısından buna da bir ayar çekmek gerekiyor.
8. Sert süspansiyonlar. Özellikle de arka süspansiyon. Çok sert. Kitapçıkta ayarlanabileceği yazıyor ama nerden nasıl ulaşıp ayarlasam bilemedim.
9. Berbat traktörümsü ses. Evet stok egzostlarla bu ses çok yetersiz. Çözümü yine Cobra ve Vance & Hines'ta aramak gerekiyor.
10. Aynalar. Kör nokta çok ve görüş açıları yetersiz. Belki değiştiririm. Henüz karar vermedim.
11. Standart IRC lastiklerle geliyor. İlk masrafınız Michelin Commander II lastiklere olsun kesinlikle.
Sonuç olarak bu motosiklet alınır mı ? Güzel malzeme, ufak tefek ama kullanıcıyı mutlu edecek ince düşünülmüş detaylar, müthiş sürüş keyfi ile kesinlikle alınır. Hele ki sport-cruiser stilini beğeniyorsanız. Şahsen bizzat hepsini sürdüğümden Dragstar, Shadow ve Vulcan'ları sürüş kalitesi ve keyfi ile sağlam tokatlıyor diyebilirim. Hatta dedim bile. Bunu kabul etmek lazım.
Yok ben spor modelini beğenmedim derseniz de aynı bloğa ve özelliklere sahip klasik kasası olan C800'ü öneririm. Onun da gidonu tam turda elinizi depoyla gidon arasında sıkıştırıyor gerçi. Evet, illa ki bir şeyi beğenmemeliyim : )
Ben M800 aldım, çok memnunum. Ama bahsettiğim eksikleri giderebilirsem daha da memnun olacağım. Zaman içerisinde bilgilendirme yaparım tekrar.