Ne mutlu Türküm diyene sözünü Türkiye'de yasamanin birinci sartiymis gibi dayatmanin nasil bir mantigi oldugunu anlayabilmek için,80 li yillarda Bulgaristan'da yasayan Türk halkinin basina gelenlere bir bakmak lazim.
Ayni sekilde Yunanistan'da, Bosna'da ve hatta Rusya taraflarinda yasayan Türk asilli halklarin yasadiklarini, geçtikleri yollari bir irdelemek lazim.
O kadar uzaga gitmeye gerek yok.
Ben Fransa'da yasiyorum.
Yarin Sarkozy gelip bana ne mutlu fransizim diyene diye dayatacak olsa, has....ir der geçerim.
Üstelik öyle desem bile ben de Sarkozy'de bilirki ben Fransiz degilim.
Yani gerçekleri bir takim kliselerin arkasina saklamaya çalismak, odada biriken tozu halinin altina süpüren pasakli kadinin halleridir.
Fakat kürt kardeslerimizin çok yanildiklari bir nokta var.
Bizim devletimizin zulüm konusunda herhangi bir irka ayrimcilik yaptigini iddia etmek oldukça gülünçtür.
MEsele vatandasa baski oldumu, bizim kolluk kuvvetleri, Türk-Kürt ayirmadan basar jopu.
Bu konuda çok demokratik ve esitlikçi davrandiklarini kabul etmek zorundayiz.
Bir baska realitede kürt halkinin herseyi devletten bekledikleri gerçegidir.
Bunu da suçlamak için yazmiyorum.
Yillarca toprak agalarinin emri altinda köle gibi yasamis, ne elde ettiyse, aganin himmeti sayesinde olmus bir toplumun, beklentilerinin farkli olacagi gerçegini kabul etmek zorundayiz.
Burada agalari pohpohlayan onlari meclise tasiyan siyasi partilerin etkisini de unutmamak lazim.
Doguda yasayan halklari yillarca oy deposu olarak gôren ve ayni aliskanliklarini devam ettirmelerine izin veren yönetimler,bugünkü durumdan birinci derecede suçludur.
Bugünde orada yasananlar geçmisle ayni.
Devlete düsen en önemli görev öncelikle sosyal devlet olma yolunda hizli adimlar atmak ve her bir vatandasini kucaklayacak önlemler almak.
Kaybedecek bir seyi olmayan bir adamin daga çikmasi çok da anormal degil.
Kisacasi,devlet terörle sonuna kadar mücadele etmelidir.
Ama terör örgütüne katilimi önlemek yolunda da adimlar atmalidir.
Katilim deyince hepiniz insanlarin keyfi davranip hadi lan gidip daga çikayim, bir kaç asker öldüreyim mantigiyla hareket ettigi gibi bir yanilgiya düsüyorsunuz.
Halbuki daga çikanlarin büyük bir çogunlugu, tehdit-santaj kavramlari iletilerek elde edilmektedir.
Devletin vatandasini bu tehditlere boyun egmek zorunda birakmasi ise bir baska utanç kaynagidir.