- Katılım
- 21 Kas 2009
- Mesajlar
- 5,302
- Motosikleti
- 750x
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Biraz gecikmiş bi paylaşım olacak bu.
Bu sebeple simdiden özür dilerim a dostlar..
Madem ki bu bölgeye 3.Köprüyü çatir çatir dikecekler.
Madem ki Turizm bakanligi Garipçe Kalesi'ni 49 yilligina kiraya verecek.
Bütün bunlar olup gitmeden otantik haliyle son kez daha göreyim dedim şu kaleyi..
Otantik hali diyorum ama siz yinede bu yazdiklarima pek güvenmeyin.
Zira yurdum insani Kale'nin icine etmis
Sariyer ilçesinin 9 köyünden biri olan Garipçe bogaz sahil seridinde ve Rumelikavagi ile Rumelifeneri köyü arasinda bulunuyor.
Bu balikçi köyünde Cenevizlilerden kalan bir kale ve gözetleme kulesi var.
İşte gözetleme kulesi.
Burasi, Marmara ve Karadeniz’in birlesme noktasi ayni zamanda ve bugün hala degismeyen örf ve adetler aynen yasatiliyor.
Mitolojide lanetlenmis kral Phineus'in yasadigi bu köye antik çagda sahilinin taslik ve kayalik olmasi, yüksek ve sarp kayaliklarinda kartal ve akbabalarin yuva yapmalari nedeni ile Gyropolis yani "Akbabalar sehri" denildi.
İste buda taşlik sahilden bir görüntü.
İnek Hanım.
Sokaklarda basi bos gezen büyük baş hayvanlara rastlamak mümkün.
Her ne kadar Karadeniz ve marmarayi biribirine baglayan nadir noktalardan biri olsada, sonuç itibariyle burasi bir köy.
Bu hayvanlar yaşam döngüsünde kendilerine verilen rolü başarıyla oynamaya devam edecekler.
Fakat bunu yapan yaratıklar ne için yaşadıklarını asla bilmeyecekler.
(Garipçe kalesinin içi)
Resimleri cekerken Bir ingiliz komutanin sözleri aklima geldi ;
''Eğer bir bölgeyi yok etmek istiyorsaniz Orayı Türkler'e verin.. Onlar bunu layigi ile yapacaktir''..
Düşünüyorum da, haksızda sayılmaz!
Garipçe Kalesinin içine dogru girelim...
Kalenin enteresan bi giriş kapısı var.
Bir kaleden ziyade mahzene girdiginizi düşünüyorsunuz.
Çünkü merdivenlerle yerin 3 kat altına iniş var.
Fakat en alt katı sularla kaplı.
Kale kapısından bir görüntü.
Kaleden içeri girdik.
İlerliyorum..
Kale Padisah III. Mustafa (1557-1574) tarafindan Macar asilli Fransiz mimar Baron François de Tott'a yaptirilmis.
Fakat mimar'i yapisi cok ilginç.
Aşşagidaki resimde gördügünüz üzere sol tarafta ufak ufak odaciklar var.
Ve bu odaciklarin hepsi biribirine baglantili.
Bi ara tavandaki delikler dikkatimi çekiyor..
Him... Bunlar havalandirma delikleri olmali..
Burasi bir insanin geçebilecegi bir delik.
Fakat ben girip bakmaya gerek duymadim.
Türkçesi ''G.tüm yemedi..''
Bu oda Kalenin içindeki en dikkat çekici oda.
Merdivenleri olan tek oda, sebebini bilmiyorum odanın içi buz gibi!
Tarihimizle övünmeyi cok severiz.
İçine s*çmayida!
Örümcek agina takilmis bir çivi. Ağ'in rengine bakilirsa bir kaç haftadir orada.. Örümcek bey ne kadar saglam bir ağ örmüş siz düsünün artik.
3 katlı kalede 40 tan fazla oda var.
Bu gördükleriniz sadece en üst kattaki odalar.
Alt katlara inemiyorum.
Çünkü neyle karsilasacagimi bilmiyorum...
Kalenin arka yüzünden bi görüntü.
Tam burasi marmara ve karadenizi biribirine baglayan nokta.
Biraz oturayim..
Burasi alt kata inen merdivenler.
Normalde çok karanlik, merdivenleri bile görmek mümkün degil.
Fotograf makinesinin flahs'ini açip fotografi oyle cekiyorum.
Merdivenlerde karsilasacagim bi tehlike olmadigindan emin olduktan sonra assagi inmeye karar veriyorum.
Fakat alt kat, üst kattan daha büyük.
Üstelik ileriden su sesleri geliyor. dikkatli olmak ve fazla ileri gitmemek lazim.
5-10 metre ilerleyip suyun geldigi yere dogru gittim.
Resimde deniz suyunu görebiliyorsunuz. Bundan daha ilerisi beni aşar artik.
Geri dönmeliyim..
Geri dönmeliyim de nasil dönmeliyim :silent:
Fotograf makinesinin pili bitti
ale:
Alt kata makinenin flahs'indan cikan isik sayesinde inebilmistim.
Flahs'in pili zayiflattigini biliyordum ama bu kadar cabuk bitmemeliydi.
İsik yok bisey yok. Nasil cikicam ben burdan
r:
Eski fotograf makinalarinda pillerin yerini degistirince makina kisa sürede olsa calisiyordu. Denesem mi acaba derken o karanlikta zorda olsa pillerin yerini degistirebiliyorum.
Makine calisiyor :cherry:
Köyün icindeki bakkaldan pil alip makineye takiyorum..
Ama artik dönmem gerek..
Hoscakalin a dostlar...
Bu sebeple simdiden özür dilerim a dostlar..
Madem ki bu bölgeye 3.Köprüyü çatir çatir dikecekler.
Madem ki Turizm bakanligi Garipçe Kalesi'ni 49 yilligina kiraya verecek.
Bütün bunlar olup gitmeden otantik haliyle son kez daha göreyim dedim şu kaleyi..
Otantik hali diyorum ama siz yinede bu yazdiklarima pek güvenmeyin.
Zira yurdum insani Kale'nin icine etmis
Sariyer ilçesinin 9 köyünden biri olan Garipçe bogaz sahil seridinde ve Rumelikavagi ile Rumelifeneri köyü arasinda bulunuyor.
Bu balikçi köyünde Cenevizlilerden kalan bir kale ve gözetleme kulesi var.
İşte gözetleme kulesi.
Burasi, Marmara ve Karadeniz’in birlesme noktasi ayni zamanda ve bugün hala degismeyen örf ve adetler aynen yasatiliyor.
Mitolojide lanetlenmis kral Phineus'in yasadigi bu köye antik çagda sahilinin taslik ve kayalik olmasi, yüksek ve sarp kayaliklarinda kartal ve akbabalarin yuva yapmalari nedeni ile Gyropolis yani "Akbabalar sehri" denildi.
İste buda taşlik sahilden bir görüntü.
İnek Hanım.
Sokaklarda basi bos gezen büyük baş hayvanlara rastlamak mümkün.
Her ne kadar Karadeniz ve marmarayi biribirine baglayan nadir noktalardan biri olsada, sonuç itibariyle burasi bir köy.
Bu hayvanlar yaşam döngüsünde kendilerine verilen rolü başarıyla oynamaya devam edecekler.
Fakat bunu yapan yaratıklar ne için yaşadıklarını asla bilmeyecekler.
(Garipçe kalesinin içi)
Resimleri cekerken Bir ingiliz komutanin sözleri aklima geldi ;
''Eğer bir bölgeyi yok etmek istiyorsaniz Orayı Türkler'e verin.. Onlar bunu layigi ile yapacaktir''..
Düşünüyorum da, haksızda sayılmaz!
Garipçe Kalesinin içine dogru girelim...
Kalenin enteresan bi giriş kapısı var.
Bir kaleden ziyade mahzene girdiginizi düşünüyorsunuz.
Çünkü merdivenlerle yerin 3 kat altına iniş var.
Fakat en alt katı sularla kaplı.
Kale kapısından bir görüntü.
Kaleden içeri girdik.
İlerliyorum..
Kale Padisah III. Mustafa (1557-1574) tarafindan Macar asilli Fransiz mimar Baron François de Tott'a yaptirilmis.
Fakat mimar'i yapisi cok ilginç.
Aşşagidaki resimde gördügünüz üzere sol tarafta ufak ufak odaciklar var.
Ve bu odaciklarin hepsi biribirine baglantili.
Bi ara tavandaki delikler dikkatimi çekiyor..
Him... Bunlar havalandirma delikleri olmali..
Burasi bir insanin geçebilecegi bir delik.
Fakat ben girip bakmaya gerek duymadim.
Türkçesi ''G.tüm yemedi..''
Bu oda Kalenin içindeki en dikkat çekici oda.
Merdivenleri olan tek oda, sebebini bilmiyorum odanın içi buz gibi!
Tarihimizle övünmeyi cok severiz.
İçine s*çmayida!
Örümcek agina takilmis bir çivi. Ağ'in rengine bakilirsa bir kaç haftadir orada.. Örümcek bey ne kadar saglam bir ağ örmüş siz düsünün artik.
3 katlı kalede 40 tan fazla oda var.
Bu gördükleriniz sadece en üst kattaki odalar.
Alt katlara inemiyorum.
Çünkü neyle karsilasacagimi bilmiyorum...
Kalenin arka yüzünden bi görüntü.
Tam burasi marmara ve karadenizi biribirine baglayan nokta.
Biraz oturayim..
Burasi alt kata inen merdivenler.
Normalde çok karanlik, merdivenleri bile görmek mümkün degil.
Fotograf makinesinin flahs'ini açip fotografi oyle cekiyorum.
Merdivenlerde karsilasacagim bi tehlike olmadigindan emin olduktan sonra assagi inmeye karar veriyorum.
Fakat alt kat, üst kattan daha büyük.
Üstelik ileriden su sesleri geliyor. dikkatli olmak ve fazla ileri gitmemek lazim.
5-10 metre ilerleyip suyun geldigi yere dogru gittim.
Resimde deniz suyunu görebiliyorsunuz. Bundan daha ilerisi beni aşar artik.
Geri dönmeliyim..
Geri dönmeliyim de nasil dönmeliyim :silent:
Fotograf makinesinin pili bitti
Alt kata makinenin flahs'indan cikan isik sayesinde inebilmistim.
Flahs'in pili zayiflattigini biliyordum ama bu kadar cabuk bitmemeliydi.
İsik yok bisey yok. Nasil cikicam ben burdan
Eski fotograf makinalarinda pillerin yerini degistirince makina kisa sürede olsa calisiyordu. Denesem mi acaba derken o karanlikta zorda olsa pillerin yerini degistirebiliyorum.
Makine calisiyor :cherry:
Köyün icindeki bakkaldan pil alip makineye takiyorum..
Ama artik dönmem gerek..
Hoscakalin a dostlar...
Son düzenleme: