çoktandır şiirsizdim: "leydi liyan"

Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Selam arkadaşlar. eski dostlardan hatırlayan vardır belki; arada bir birşeyler karalar ve paylaşırdım burada. son 1-2 gündür aklıma takıldı, neden yazmadığım veya yazdıklarımı neden paylaşmadığım.
5 ayrı bölümden oluşan "Leydi Liyan" isimli şiirimi paylaşmak istedim.
benim yazdıklarımın kategorisi yoktur aslında... bunu da zaten dert etmem. bakalım yüreğinizde yer edecek miyim
(her türlü eleştiriye açığım :wiinkk: )

LEYDİ LİYAN

üstümün başımın kusuruna bakmayınız
ben aşkı böyle mat siyah giyinirim
aristokrasisi reveransla başlayan cümleler
ve mayhoş şarap tadında bir busecik tadarım
ve küstahça bakarım adamın yüzüne Leydi Liyan

Ayran içer gibi anadoluda bir köyde
yığılıp kaldım kollarınızda, yorgun ve terli
ve koyun otlatmadım hiç ama
sevdim bir kuzu gibi kucağımda uzanmanızı

ben ilahlarca kutsal bir lanetle gömülüp kollarınıza
bekledim yüzyıllar boyu parmaklarınızla çıkmak için
ve parmaklarınızda parlamak için yeryüzünde
ve saçınıza basit taşlı bir saç tokası
tırnaklarınızda hırpalanması için derimin
evet Leydim,
tek parlayan yerdir bedenimde gözlerim

ormanlar sevdim senin gölgende Leydim
yıldızlar sevdim gözlerine baktıkça yüreğimde parıldayan
ırmaklar sevdim terinin damlası aktıkça gerdanınıza
ve şellaleler düştüm göğsünüzden kasıklarıma
inci ısırdı dudaklarımı,
ben çilek emdim sarmaşık ağacınızdan
kutsandım ilahlarca
bana aşk işlemezdi, periler ipeklerinden işlediler Leydim
bu yüzden ben aşkı ben böyle mat siyah giydim...

YÜREKÇE!!!

09/10/2008 – MERSİN









LEYDİ LİYAN - II

yoktunuz mu sanıyorsunuz
yanılıyorsunuz....
ve kollarım sizinle sıcak
yastığımda soluk izleri dudağınızın
ve rujunuz hala aynamda görünüyor leydim

bir anadolu aşkı yaşasaydık
kuşkusuz siz kırçiçekleri severdiniz
bir avrupa aşkı yaşasaydık
yine aynı çiçekleri isterdiniz
bir evren aşkı yaşıyoruz oysa
saçlarınız kır, gözleriniz çiçek
siz kırçiçeklerini
ben sizi severim Leydim

evreni sevmek kolay ve güzel
evreni bir insana indirgeyip,
dudaklarında aytozunu tatmak
evreni büyük tasvirlerle anlatmak
aşkı ilahi cümbüşte çalmak
-bir kuyrukluyıldızın sırtında

bakınız,
elim yüzüm üstüm başım alfabe
bir lisanım var sevdaca
konuşurum aşk aşk
susarım özlem özlem
sabrım kavuşmak sanrısıdır
beklenecekse o sabah öpücüğü beklerim
dudaklarım çöl, yağmur olunuz Leydim

YÜREKÇE!!!
20/10/2008 - PAZARTESİ
10:26 – MERSİN







LEYDİ LİYAN - III

bir güzel yağmur ki sorma,
gözlerin gibi berrak damlalarla
bakışın kadar durulandı evrenim
sitemsiz bulutlar sardığında dağlaşmış başımı
böğürtlen dudaklarınızın dikeni batar etime
tatlı bir acıyla irkilir bedenim
güneş yanığı gibi yanık bir kırmızısınız Leydim

merak ediyorlar sizi, neden-nasıl-kim siniz?
oysa bende gömülü, kadim bir lahitsiniz
eğer tasviri gerekirse fiziğinizin;
saçlarınız zonguldak kömürü
teniniz konya ovası
gözleriniz bir damla akdenizdir

asi misali,
gözyaşınız yanağınızdan akar gözpınarlarınıza
parmaklarınız trakya trakya uzanır uçlara
ayaklarınız erciyestir, ağrıdır
ve terinizin tadı benzer tuz gölümüze

sinirlendiniz mi; karadeniz olursunuz
bazen de keder içinde marmara olup sokulursunuz duldanıza
egede adacıklar gibidir gülümsemeleriniz
nemrutta gün batımıdır uykularınız
ve gümrük kapıları kadar kaçakçılıkla sevişirsiniz de
uyanışınızda ülkem olur toparlanırsız Leydim
sıcak ekmek kokulu bir fırın gibi yüklüsünüzdür artık
oğlanlar ve kızlar doğuracak umuttasınızdır
yanaklarınız bayrak bayraktır, avuçlarımda dalgalanan
ve siz artık yeni bir soyağacısınızdır Leydim
doğum doğum bir altun gök altında gebeliği sonlanan


YÜREKÇE!!!
15/11/2008 – 18:55
CUMARTESİ – MERSİN




LEYDİ LİYAN - IV-


inanmıyorum artık
tanrıların yalan söylemediğine
ve şaşırmıyorum
sunaklardaki kanın neden kurumadığına
kartalların kahramanca çok yüksek uçtuğuna
ve ölülerin çürüdüğüne inanmıyorum baktıkça aynaya

tenim değdiği zaman teninize saten örtünün altında
çiselediğiniz zaman etime damla damla
ilkbahar başlangıcı koktuğunuz zaman Leydim
ve patlayan tomurcuk gibi gözlerinizde renklenince dünya
papatyalar fallaştıkça
bulut maviye sarmalandıkça
yalan söylüyor tanrılar ve tanrıçalar

işte bu yüzden göllerde sazlıklar mutlu değiller artık
bu yüzden buğday eski renginde değil
sanki siyah bir okyanusun ortasında
batırmak gibi teknemi
yahut
yelkenlerini yırtıp kendi kotramın
veya kendimi torpillemek nükleer bir denizaltıdan
ya da mutsuzluğumu anlatabilmek adına
bir yunus olup vurmak kendimi siyahın kumsalına

seni yaşadığımda değil,
-hiçbir zaman da yaşamadım Leydim-
huzurdun seni yazdığımda yalnızca
tıpkı, derin bir kılıç yarası almış yılkı gibi
kılıcını sırtında taşıyan
ve vurulan kılıçlarla
savaşıp kılıçlar için
yaralanıp kılıçlardan
çeliği yine de sevip
ayaklarının altında
korda dövülmüş bir nal
ve onun mavi ışıltısında hayal



ve işte o hayalin ortasında Leydi Liyan
ben sizin hayalinizde bile
sımsıcak nefesinizde dalgalanan şarkıları
sessizce solumanızı sevdim...

ve dudaklarınızdan şunu hiç unutmadım

-sen güneş kadar uzak ve yalnızsın
oysa güneş de sönecek bir yıldızsa
sönmekten olduğu gibi
yanmaktan da korkmamalısın -


18/11/2008 – SALI
12:25 – MERSİN




LEYDİ LİYAN –V-

her adımımız sevdanın çıkmaz sokaklarına götürdü bizi
çok büyük yürek gümbürtüsüydü topuk seslerimiz
ve gök çok yüksekti
yıldızlar çok soluk
ve türkülerimiz baki bir kubbedeydi, daim çınlayan
divanı şiir, meskeni ol gani seddar'dı Leydi Liyan

liyakatındaydık aşkın demini altun taslarda içmenin
aşka tövbe edip, bir bakır çanakça satılmanın bit pazarlarında

sabır susmuşum, öfke sıkmışım dişlerimde Leydim
ben belki bu yüzden böyle sert bir rüzgar gibi sevişirim
fırtına vurup dudaklarınıza, al meyvalar düşürürüm gerdanınıza
teninizde lodoslarım dalgalandırır terinizi
ve siz sönmemiş bir yanardağda gezdirdiniz ellerinizi







aşkı silelim hadi?
yok başka!
ve unutalım?
yok başka!
biliyorum;
yok saymayı bildiğimden başka yok hiçbir şeyim
ve ben bildiğimden şaştığım için maalesef böyleyim

yağmur yağıyor ince ve ipil
türkülerdeki sohbet buharıdır şimdi soluğum
sımsıcak bir çay kementlendiğinde boğazıma
hicret ederim bir bulut üstünden bir başka yıldırıma

saklımda bir siluet kemiriyor görüş mesafelerimi
dağların ardında değil artık batması
ve yine dağların ardından doğması
sıcağı ve soğuğu yanılsatması umurumda değil güneşin;

el-pençem, mağdurluğum ve yarasamsın benim
karınca yuvamsın, harabelerinde fidelerin kök seyyahlığı
çekirge sıçrayışımsın üç defadan fazla
ve üç defadan fazla vurulup düştüğüm,
düştüğümde sarıldığımsın...

derin suların yüzünde ay pırıltısı gibi
romantik bir yanılgısın, uğrunda dize katledilen
şeytanlığımsın karanlıkta, kod adı : zina
oysa ki bulduğumuz siyah bir ziyan
ve sen terleyip titrerdin, ben damlardım senden Liyan

türkçeyi deşivermek karnından ve beyninden
söylenmemiş gibi yapmak
duymamış gibi dinlemek sevda sözcüklerini
uyur gibi yastık altında saklayıp
sanki bir mücevher saklarmış gibi başımızı
ve örtmek mücevher kutusuyla şaşırmamızı







ve sonra sabah olduğunda,
bir kuş ölür gibi
sessizce ve çırpınarak durduğunda yağmur
yani bulutların eli-ayağı çekildiğinde
biz bize kaldığımızda yani
bizim bizden başka sevişkenliği olmayan
yani duygularımızın geometrisinde
üçgen, beşgen, sevişgen parametrelerinde
yüreğimden beynime çakılan dik açının açtığı yarasamsın
ama nedense hiçbir yaramdan kan akıtamazsın

ve o kuş öldü çoktan Leydi Liyan
o kuş sanki hiç yaşamamış
ve sen kanat olmamışsın ona, ben gökyüzü olmamışım
tenimizde süzülmemiş o tüysel yumuşaklık
ve o ters
o sert rüzgar hiç vurmamış teknemize
alabora olan dalgakıranmış oysa
haberimiz yokmuş gibi yapıp
gömmüşüz yüreğimizi o kusursuz fırtınaya

evet Liyan,
kuş öldü
gökyüzü çöktü kendi ayakları dibine
serseri bir çağırış şaşırıp yolunu ulaşmadı menziline
su öldü
okyanus öldü
yağmur dindi de
ölümüm hala bitmedi...

ben uzun uzun ölürmüşüm, bilmezdim
oysa, birden bire oluverir sanırdım, öyle değilmiş!
dirilmem de imkansızmış artık, öğrendim
ölü tanrılar şehri bana imar edilmiş

can erimiş, gam donmuş, vuslata esmiş ömrüm soğuk yel gibi
desem ki geç kalmışak ne anlamı var artık, kekremiş ol dem gibi
candan geçmişem çünkü, dirim benle değildir, terkeden o yar gibi
cananın gamını paha biçip almışam, vermişem bila bedel nefsimi




her yan soğuk, ıslanmış çukurda, her yan zemheri gözlü zebani
derin bir karanlıkta korkular, kadim-i hamaset mefta bir serseri
ne dem vururum artık yanmaktan, ne de umurumda değil külüm
dalın kırdıran gülün soykasına minnet etmez bir bülbülüm

ben bülbül iken bir fani mekanda kalıram baharsız lalezarda
çarıkların ve gözyaşının bile eşi olur, beni niye tekçe sanarsın
bülbülden kalan bir avuç tüydür bir de sitemkâr zar-ı ahuzarda
kül olmuştur bilinmez gül kurusundan Yürekçe!!! anlayamazsın

tek sanırlar beni oysa ki çok kişiyem, Pirlerin dergahında
çokumuzu asarlar da tek boyun kırılırız, gül dikeni dârında
gül güzel değildir bize aslen, biz severiz gülün kanatışını
biz yari yaratıp varedeni buluruz kanayan yaralarda

Ganimeti bulduk buhur kokan toprakta yağmuru koklar gibi
sabrı dilemekte Yakup misali tanrı andı bir mikenk taşı gibi
ne doğmuşum, ne ölümüşüm saymışmışım ebediyyet gibi
mâhlâm parmak izimdir rabden, kında zülfikâr gibi

bulmuşam ve kaybetmişem hiç bilmemekten yeğdir bana
bilmek ve ve öğrenmekde dimağım tanrıdan lütuftur bana
Yürekçe!!! dedim, Yürekçe!!! yaptım, Yürekçe!!! yakışır bana
yiğit namıyla anılır, nam nişana meyil kusur olmuştur bana


YÜREKÇE!!!

01/12/2008 – PAZARTESİ
16:56 – MERSİN
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Biraz erken yazmissin bu siiri kardes.
Sen simdi git.
20 sene sonra tekrar gel.
Toplum henüz hazir degil.:bounce:
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Biraz erken yazmissin bu siiri kardes.
Sen simdi git.
20 sene sonra tekrar gel.
Toplum henüz hazir degil.:bounce:

2 kaset yüklesekde mi? :pr::pr::pr:

---------- Mesaj ekleme zamanı: 00:38 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 00:36 ----------

sen de sağol kardeşim :)
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Ohoooo!!
Kimler eridi gitti.
Sen iki kasete mi yaniyosun?:bounce:

BİZE YAZIKTIR
Size söylecek bir kaç sözüm var
Duyup tutmazsanız size yazıktır
Bu yola girmesin hey hey fesat fitnekar
Lekelenir adımız bize yazıktır

Hakikat Şehrine girmemiş isen
Ledüni ilmini çözmemiş isen
Canını canana sunmamış isen
Ona söylemeyin hey hey söze yazıktır

Her ağızdan çıkan söze kanarsan
Kerkez gibi her bir leşe konarsan
Ecel gelir murdar murdar kelbe dönersen
Ona kefen sarmayın beze yazıktır

Meluliyim yardan yaylaya bakma
Ahdu peymanını elden bırakma
Körlerin önünde hey hey çıranı yakma
Görmezler ışığı canım gaza yazıktır


"ledunî : gerçekçilik bilimi.

ahd-u peyman: söz, yemin."



MELULİ
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
keşke, acemiyim, hangi motoru almalıyım diye bri başlık açsaydım :)
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
29 Ocak 2011
Mesajlar
696
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Şiir okuma ve yazma özürlü biri olarak okulda sayısal derslerimden çok yüksek notlar alırken konu şiir olunca apışıp kalıyodum.Bir keresinde Türkçe öğretmenimiz bu ders şiir yazıcaksınız deyince bütün ders boyunca aval aval duvarlara bakıp hiçbişey yazamamıştım.Öğretmen yanıma oturup yardımcı olmuştu.Ancak öyle yazabilmiştim.Hayatım boyunca da şiir okumak en büyük işkence olmuştur benim için.Ama hep içimden bir şairi yakalayıp yakasına yapışıp "Ne diyosun sen kardeşim.Adam gibi yazsana ne demek istediğini.Ne öyle lafı dolandırıp duruyosun" diyebilmeyi çok istemişimdir.Hani bilim adamları zekayı 5'e falan ayırıyo ya.Sanat zekası , matematik zekası , duygusal zeka , cart curt....Ben sanat konusunda tam bir gerizekalıyım.Resim yap deseniz insan çizerken cin ali yaparım.Ama matematik , fizik problemlerini çözmek de benim için çok zevkli.Yapı meselesi işte.Sanatı , baleyi , resmi , şiiri sevmiyorum sevemiyorum.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
keşke, acemiyim, hangi motoru almalıyım diye bri başlık açsaydım :)

Sakalmi birakalim illa?:)
Dedik sana.
Daha bir 20 senesi var bu siirin.:cherry:

Bu arada dun aksam bir hatani yakaladim ama yazmayi unuttum.
Dur bakayim nerdeydi.
Yazarim az sonra.
 
Katılım
29 Tem 2006
Mesajlar
3,199
:rendeer: uzun süredir gördüğüm en anlamlı paylaşımlardan...


Biraz erken yazmissin bu siiri kardes.
Sen simdi git.
20 sene sonra tekrar gel.
Toplum henüz hazir degil.:bounce:

Hocam toplum hazır olmasına hazır da işte o hazır kesim bu forumda değil :)
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
:)

bu yüzden ben aşkı ben böyle mat siyah giydim...

yukaridaki misrada iki tane ben çok kötü siritmis.
Duzeltiver derim.
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
:)

bu yüzden ben aşkı ben böyle mat siyah giydim...

yukaridaki misrada iki tane ben çok kötü siritmis.
Duzeltiver derim.

hmmm harikasın ilkay abi.
orijinalinde de böyle olmuş. demek ki düzeltme yaparken harmanlamışım :cat::rendeer:

---------- Mesaj ekleme zamanı: 17:51 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 17:49 ----------

:rendeer: uzun süredir gördüğüm en anlamlı paylaşımlardan...




Hocam toplum hazır olmasına hazır da işte o hazır kesim bu forumda değil :)

aslında, başka bir-kaç motosiklet formlarındaedebiyat veya sanatsal çalışmalarla ilgili bölüm var. burada hobiler olarak geçmiş. belki o başlığın altında detaylandırılabilinir ( mi acaba? :cherry: )

bu arad iltifatın için teşekkür ederim :wiinkk:

---------- Mesaj ekleme zamanı: 17:57 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 17:51 ----------

... bir tane daha buldum siyahla ilgili olanlardan :), formun birinde yazmış bırakmışım :) kalmış öyle... siyaha denk geldik bu sefar ama tamamen tesaadüf :)

ANLAYANA...

öylece usul usuldu bence
ama sence; birden bire!...

ben gecelerin yıldız araması gibi sevdim seni
sen beni, özlemin yakını istemesi gibi...

ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karaladın içinde

ben gece nöbetinde silahı ağırlaşan bir sırtken
sen silahına sarılan taarruzda bir ersin cephede

ben seni kuşatmalarda kurtuluş hayali kurduğumda
ben seni her göçmen kuşların ardı sıra sıcak yerler hayalimde
yani
dostu düşmanı aynı şey veya kişi
yani
buzulda hiç olmayışı
çölde başka şey olmayışı
yani sevdada
ve kaygada
orantısız bir öfkenin kendi dudaklarını kanatması
ve üst dudağıyla yarasını kapatması gibisin bende...

yani silahım ve zincirimsin;
mektubum ve bulunmayan posta pulum
grevdeki postacımsın en beklendiğin günde...
dedim ya;
ben karanlıkta siyahı buldum oysa,
sen siyahları karalarken içinde...

YÜREKÇE!!!...
04:05 - PERŞEMBE
03/09/2009
BİR GECE NÖBETİMDE - MERSİN
 
Katılım
24 Tem 2008
Mesajlar
210
Bir el silah sesi
düşen bir beden
soğuk ve
hissiz
yalnızlığını bile
kaybetmiş

Bir el silah sesi
bir çığlık
acı ve
tiz
sözcüklerini bile
kaybetmiş

Bir el silah sesi
sessizlik
karanlık ve
kimsesiz
cesaretinden başka herşeyini
kaybetmiş...

---------- Mesaj ekleme zamanı: 20:58 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 20:53 ----------

Bir de son şiirinizi çok beğendim.

Yüreğinize ve kaleminize sağlık.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst