Trafikte kaza geçirmenize neden olabilecek dış etkenler her tarz motosiklet için geçerlidir.
Yani hıyarın biri sarhoş kafayla kırmızıda geçtiğinde, sizin altınızdaki motosikletin, tipi, modeli,yaşı,gibi konuların önemi yoktur.
Hangi motosikleti kullanıyor olursanız olun, sizi ezecektir.
Önemli olan, kırmızıda geçecek bir sazan sürücünün olabileceği varsayımını gözden kaçırmayarak motosiklet kullanmaktır.
Bunun dışında, dünyanın neresinde olursanız olun, yapabileceğiniz hız sınırı bellidir.
Altınızdaki motosikletin modeli ve tipi, bu hız sınırının belirlenmesinde ölçü olarak kabul edilmemiştir.
Kaldı ki hemen hemen tüm motosiklet sınıfına giren makinalar, belirlenen hız sınırının üstüne çıkabilecek şekilde üretiliyorlar.
Yani sınırda durmak, motosikletin değil, sizin insiyatifinizdedir.
Şu bir gerçektir ki kazaların oluşum sebeplerinin başında yüksek hız gelmektedir.
Yüksek hız algılama süresini kısaltmakta ve bir çok detayın gözden kaçmasına sebep olmaktadır.
Fakat sizin bu negatif olasıklıkları yaşamanızın sebebi motosiklet değil, kendi sürüş tarzınızdır.
Kurallara uygun bir sürüş gerçekleştirmeniz halinde kullandığınız motosikletin tipi ne olursa olsun, ölme şansızlığınız, diğer modellerle eşittir.
Suçu kullandığımız bir cihaza atmak ise kolaycılıktır.
Kendi kusurunu kabul etmemek, suçu dış etmenlerde aramak ise bizim milletimize has bir problemdir.
Bu nedenledir ki, yasakçı zihniyet hemen devreye girer.
Bu üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konudur.
Hayatın genelinde bu düşünce tarzının etkilerini görürüz.
Kendini terbiye edemeyen insan, çıkar yol bulamayınca başkalarını terbiye etmeye çalışır.
Buna da bilimsel bir kılıf mutlaka bulunur.
Fakat eylemlere bir de başka yönden bakmak lazım.
Örneğin bir arkadaşımız istatistikler vermiş.
Gerçi verdiği istatistikler dünyanın en ahmak insanlarının yaşadığı defalarca kanıtlanmış olan ve sürüş yetenekleri tüm dünyada tartışılan, bir çok eyaletinde kask takma zorunluluğu bile olmayan, viraj bulmak için insanların binlerce kilometre yol kat ettikleri düm düz yollara sahip amerikadan ama olsun.
Viraj bulabilmek için bu kadar çile çeken insanların, düm düz yollarda nasıl ölebildikleri ayrı bir sosyolojik tartışma konusu olsa da verilen değerlerin önemli bir sonucu var ki o da insan faktörü.
Yani insan isterse asla mümkün olmayan bir şekilde ölebiliyor.
Zaten benim ve bazı arkadaşların dikkat çektiği nokta da bu...
Burada bir çok arkadaşımızın düştüğü yanılgı ise genelleme.
Örneğin bir arkadaşımız, şöyle yazmış.
"Bu motorlara binipte gaza gelmeyecek insan tanımıyorum."
Tam olarak böyle yazmasa da düşünce şekli bu.
Nedir bu düşünce şeklinin açılımı?
Ben böyle düşünüyorum.
Yani arkadaş kendi düşünce şeklini milyarlarca insanla özdeşleştirmiş.
Kendi dünyasından başka bir dünya ve kendi düşünce tarzından başka bir düşünce tarzını bilmediği için konuyu özetleyivermiş.
Ben bu motora binersem gaza gelirim ve gaza da basarım arkadaş mantığını tüm motosiklet kullanıcılarına empoze ediyor.
Bu genelleme alışkanlığı olduğu sürece bu tür topiclerin açılması kaçınılmazdır tabii.
Halbuki sizin dışınızda gelişen ve bir çoğunuzun haberi bile olamdığı bir dünya var.
Bunu açıklamak için yine istatistiklerden bahsedeyim.
Bir arkadaşımız en çok kaza yapan sürücülerin SS kullanıcıları olduğunu ispatlayan! bir istatistik yayınladı.
Şu kadar milyon SS kulanıcısının şu kadarı kaza yapmış diye rakamlar yayınladı.
Yüzdeye vurduğunuzda üzerinde tartışılabilecek bir rakama sahip olmasına rağmen,olaya bir de farklı yönden bakmakta fayda var.
Verilen rakamlarda her 10bin SS kullanıcısından 22,5 tanesi ölüyor.!
Fakat geriye kalan 9bin 9yüz yetmişsekiz buçuk tanesi mutlu ve yaşıyor.
Yani rakam binde 2 civarında.
Geriye kalan binde 998 hayatından memnun ve yaşıyor.
Yüzdeye vurursak, SS le ölme ihtimali yüzde sıfır virgül iki gibi bir rakama eşit ki,
bu oran otomobilde daha fazla...
Sonuç olarak insan faktörünün kazalarda başrol oynadığını unutmadan ve kendi hatamızı düşünmekten aciz zavallı bir makinaya yüklemeden, alınması gereken derslerin alınıp,
Trafikte kendimize düşen görevleri bilinçle yapmaya çalışmak ve bizim dışımızda gelişen olayları asla kontrol edemeyeceğimizi bilerek, takdiri Allah'a bırakmaktan başka çare yok.
Elin gevuru araştırmış ve şu sonuca ulaşmış.
Şehir içinde 50 Km/h
meskun mahal dışında 70 Km/h
şehirler arası yolda 90 km/h
Otobanda 130 km/h
hız sınırı koymuş.
Senin kullandığın alet bu sınırın üstünde performans sergiliyor olabilir.
Ama bu alete sahip olman bu sınırları dilediğince aşabilirsin anlamına gelmez.
Nerde ne yapacağını bilmeyen bir insanın altındaki aletin önemi yoktur.
O kendi başını belaya sokacak bir şeyler mutlaka bulur.
(Yazdıkalrım, can benim canım istediğimi yaparım mantığının dışındadır. Her hangi bir kazaya karışmanız halinde başkalarının hayatını da tehlikeye atacağınızı unutmadan güvenli sürüşler dilerim.)