YBR 125'le İzmir-Bursa-Ayvalık-İzmir (Bir Kış Gezisi)

Katılım
1 Kas 2008
Mesajlar
106
Bayram tatilini fırsat bilip uzunca bir geziye çıkmayı kafaya koymuştum. Tek başıma gezmeyi de severim ama arkadaşlarla daha zevkli olabilir diye son iki üç güne kadar Aynux ve Şahap üzerindeki lobi faaliyetlerime devam ettim. Şahap'ın motoru vardı ama A2'si henüz olmadığı için Aynux'un artçısı olarak geziye katılacaktı. Bu durumda ikna etmem gereken kişi Aynux'du ama o da çok sıkı motorcu olmasına rağmen (YBR 125'le 55bin km'yi dağ taş demeden devirdi, şimdi de YBR 250'yle keşiflerini sürdürüyor) tatlısu alışkanlıklarını bir türlü bırakamıyordu."Yağmur yağcak ben gelmem be abi". Kendisini esefle kınıyor ve yarın ki Didim gezimizden de hava durumuna bakıp son anda caymaz diye umuyorum.:silent:

Cuma akşamı iş çıkışı Çankaya'ya uğrayıp o saatte tek açık dükkan olan Motorcu Göçmen'den mecburen-başka kaskları yoktu- Çin işi çeneden açılır bir kask (Wiwi-55 YTL)) ve alt üst yağmurluk (25 YTL) aldıktan sonra Cumartesi saat 11.30 civarları tek tüfek olarak Manisa yoluna çıktım. İlk gün için meteorolojinin tahmini çok bulutluydu ve son anda bunu parçalı bulutlu olarak düzeltmişlerdi. Yani sorunsuz bir yolculuk olacak gibi görünüyordu. Pazar günü için şiddetli sağanak tahminleriyse beni çok fazla bağlamıyordu. Yola birkez çıkınca hava koşullarına aldırmayacağımı biliyordum. Tahmin ettiğim gibi Bursa'ya kadar çok keyifli bir yolculuk oldu. Şimdilik bu kadar anlatım yeter sanırım. Biraz da fotoğraflar anlatsın (Fotolardaki kalite sorunu için kusura bakmayın. Yanımda makine olmadığı için mecburen 3MP'lik Samsung cebimi kullandım).

Manisa'ya geldiğinizin habercisi olan dev heykel. (Aslında bu fotoğraf dönüşte sırılsıklam olduğum geçen haftaki Manisa gezimden ama çaktırmayın)
Fotoraf-0019manisa.jpg



Köprü üzerinden Manisa. İstasyon civarları.
Manisa.jpg



Ah puslar içindeki görkemli Spil! Benim için her zaman çok özel bir yerin var.
ManSpil.jpg



Akhisar meydanından bir görünüm
Fotoraf-0057.jpg



Akhisar Çarşısı (bir çay molası)
Fotoraf-0059.jpg



Akhisar çıkışında Kırkağaç kavuncuları. Evliya Çelebi kadar abartmış olmayayım ama bana yüzlerce kavuncu var gibi geldi.
Fotoraf-0060.jpg
ü


Yol kenarında keçiler. Dijital makinenin azizliğinden melek gibi parlak beyaz çıkmışlar.:mrgreen:
Fotoraf-0074.jpg


Yoldaki ilginç bir bitki ve üzerini mesken tutmuş salyangozlar (Yanımda kaliteli bir makine olacaktı ki!)
Fotoraf-0067.jpg



Vaktim olsa sırf üzerinde bulunma zevki için sapacağım güzellikte bir yol.
Fotoraf-0061.jpg



İkizcetepeler Baraj Gölü
kizcetepelerbargl.jpg



Öyle acıkmışım ki tabelayı yiyeceğim.:mrgreen:
Fotoraf-0079.jpg



Nihayet yemek molası; devasa bir tesisin ufak bir parçası. Yoldaki rüzgarın sade melodisinin sessizliğndien sonra buradaki uğultu çok acayip geliyor.
Fotoraf-0081.jpg



Bursa il sınırları içinde bir yerlerdeyim. Soğancı Ali'nin konu mankeni.:p
Fotoraf-0088.jpg



Bu da Soğancı Ali ve bir arkadaşı. 8 yıldır burada hizmet veriyor.
Fotoraf-0089.jpg




Burası nere ola ki? Mustafakemalpaşa?
Fotoraf-0083.jpg



Nihayet Bursa'dayım. Sözde hava kararmadan varacaktım, ama yollardaki güzelliklere duyarsız kalamadım. Fotoğraf Öğretmenevi'nin girişi (öğretmen değilim). Korku filmlerini andırıyor ama aslında içerisi sıcacık ve çok rahat.
Fotoraf-0133.jpg



Gece Bursa bir başka güzel oluyormuş (Ertesi gün Bursa'da olmayacağıma göre bu varsayıma inatla sarılabilirim.):cherry:
Bursa Tahtakale. Geceleyin açık ve ortalık insan kaynıyor!
Fotoraf-0096.jpg



Bursa'da gece
Fotoraf-0099.jpg



Kent Meydanı. Belediye gerçekleştirdikleri hizmetlerin en önemlilerinden biri olarak yoğun reklamını yapıyor.
Fotoraf-0104.jpg


Bu da gündüz görünümü. Belediye afişinin fotoğrafını çektim.:wiinkk:
Fotoraf-0108.jpg



Saltanat Kapısı. "Bey Sarayı’na çıkan yolun başında bulunduğu için ‘Saltanat Kapısı’ denilmiştir.
Bursa şehir kalesine ait 5 kapıdan biri olup,Osmanlı Devleti kuruluş döneminde sınırda kalması ve askeri bir işlev üslenmesi sebebiyle en önemli kapılarından biridir. "
Saltanatkap.jpg



Bursa Kale surlarından.
Fotoraf-0117.jpg



Balibey Han, 15. yy'da yapılmış. Büyükşehir belediyesince restore edilmiş ve ışıklandırmadaki ustalık sayesinde geceleyin çok etkileyici bir görüntüsü var.
Fotoraf-0113.jpg


Fotoraf-0115.jpg


Ulu Cami. Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış ve üç yıllık çalışma sonrası 1399'da tamamlanmış. Tam 609 yıldır ayakta! Rivayete göre Y. Beyazıt Allah'a Niğbolu savaşını kazanmak için yalvarmış ve eğer kazanırsa 20 cami yaptıracağı sözünü vermiş. Bildiğimiz gibi savaşı kazandı. Ama 20 cami yerine damadının önerisiyle 20 kubbeli tek bir cami yaptırmaya karar vermiş. Bana sözünde durmamış gibi geldi. Bir de üç yıl sonraki Ankara Savaşı'nda Timur karşısındaki intiharla sonuçlanan hezimetini düşününce... Timur'sa ne kadar uygar olduğunu gösterip güzelim camiyi ahır olarak kullanmış!
Ulucami.jpg


609yldrayakta.jpg


Fotoraf-0123.jpg



Kapalı Çarşıdan görünüm
Kapalar.jpg



İlk kez bir kapalı çarşı içinde Kapalı Alt Çarşı görmüş oldum!
Fotoraf-0126.jpg



İzmir'deki Hisarönü benzeri tarihi bir mekanın içinde çay bahçeleri. Ne yazık ki adını hatırlamıyorum.
Fotoraf-0111.jpg



Tavla oynayan iki başörtülü kadın. Çok hoşuma giden bir görüntü olduğu için fotoğrafladım. Bursa'da ençok dikkatimi çeken şeylerden biri başörtülü kadın oranının İzmir ve hatta İstanbul'un kat kat üzerinde olmasıydı. Benim için bir sorun yok.
Fotoraf-0110.jpg



Öğretmenevine dönerken yolda rastladığım bir petshopta atçılık oynamak için ilginç bir partner bulmuş olan ufaklık. :)
Fotoraf-0132.jpg



Vee bendeniz. Aynadaki yansımı çekiyorum.
Fotoraf-0136.jpg



Onca yolun üzerine bir de birkaç saat yürüyerek Bursa'yı dolaşınca yoruldum galiba. :pale:
Fotoraf-0094.jpg



Pazar sabahı. İşte burada geceledim.
Bursar.jpg



YBR'm bana küsmeden onu da bir fotoğraflayayım. Tüm yolu sorunsuzca alan oydu. (Bursa Öğretmenevi bahçesi)
Bursaretm.jpg



Sabah sabah Bursa otogarında ne işim mi var? Karayolları haritası bulabileceğim tek yer orası da ondan.
BursaGaraj.jpg



Yoruma gerek yok.
Fotoraf-0102.jpg



Aslında niyetim Bursa'dan Ayvalık'a geçmekti. Ama bu tabelayı görünce Marmara'yı görmeden olmaz deyip bir de Gemlik ve Mudurnu yapmaya karar verdim.
Bursak.jpg



"Gemlik'e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma"
Gemlik.jpg



Gemlik sahilinde güneşlenip dinlenen karabataklar. Eee, balıkçılık kolay iş değil.
Gemlik2.jpg



Gemlik'ten Mudanya'ya geçmek isterken önce yanlışlıkla yarı açık cezaevi yoluna saptım. Tahtayı mı vursak? Doğru yerden döndükten sonraysa beni Kurşunlu'ya kadar bahçe ve zeytinlikler arasından geçen çok hoş bir yol, Kurşunlu'dan Zeytinbağı'na (Mudanya sonrası bir belde) kadarsa çam ormanları, zeytinlikler ve ille de denizin içiçe geçtiği mükemmel bir güzergah bekliyordu. O bölgeden geçen herkese o yolu tatmalarını ısrarla öneririm.

Gemlik-Mudanya (Kurşunlu) yolundan
Gemlikmudanyayolu.jpg



Kurşunlu Sahil
Kurunlu.jpg



Mudanya-Güzelyalı. Çok hoş bir görünümü var.
Mudanya.jpg



Mudanyalı Onur. O bir gezgin (bisikleti var). :cherry:
Onur.jpg



Mudanya iskelesinde yıbır denizi seyrederken. Mudanya'yı çok betonlaşmış bulduğum için onun yerine yıbırı fotoğraflamayı tercih ettim.
Mudanya2.jpg


Mudanya Mütarekesi'nin yapıldığı ev. 19. yy sonlarında o dönemin mimarisini yansıtacak şekilde yapılmış. Önceleri bir Rusa aitken daha sonra yerli tüccarlardan birine geçmiş ve en sonunda da müze olmuş.
MudanyaMtareke.jpg



İsmet Paşa'yla itilaf devletleri temsilcilerinin modellemesi. Bu masada ısrarla Trakya'yı boşaltmayı muğlak bir halde bırakmak isteyen İngiliz temsilcisi daha sonra yan odada İsmet Paşa'yla birebir görüştükten sonra inadından vazgeçmiş ve Trakya kayıtsız şartsız bize teslim edilmiş. İsmet Paşa'nın "Öyleyse biz de ordumuzla Trakya'ya geliyoruz" sözünün çok etkili olduğu söyleniyor. Gerçeğine çok yakın yapılmış bu modelleri görmek mütarekeyi eski bir tarihsel olay olmaktan çıkarıp gözünüzde canlandırmanızı sağlıyor.
Aslında evin içinde fotoğraf çekmek yasak. Ama taa 1981'den beri orada görevli olan Hüseyin Abi biraz sohbetten sonra sağolsun bir fotoğraf çekmeme izin verdi. Mudanya'ya giderseniz evi ziyaret etmenizi öneririm. Hüseyin Abi'nin giyimi de çok ilginizi çekecek.
MudanyaMtareke2.jpg



Sen misin yolu uzatıp masrafı attıran. Simit ye de biraz tasarruf et bari (Aslında İzmir'dekilerden çok daha lezzetliydi ya neyse).:cherry:
Fotoraf-0158.jpg



Mudanya-Zeytinbağı yolundan. Yeşil ve mavi başka nerede bu kadar iyi anlaşır?
Mudzeytinbayolu.jpg



Mudanya-Zeytinbağı yolundan. Karşıdaki evlerde oturan şanslı kişileri merak ettim doğrusu.
MudanyaneYolu2.jpg



Zeytinbağı. Çok şirin bir belde.
Fotoraf-0167.jpg



Esence Köyü.Zeytinbağından Ulubat Gölü'ne inerken. Yer yer hafif virajları, neredeyse sıfır trafiği ve yemyeşil çevresiyle sportif motor kullanımı için çok uygun bir güzergah. (Yol toprak değil, fotoğraf aldatmasın)
EsenceKy.jpg



Nilüfer Çayı. Şu güzelliğe bakar mısınız
Nilferay.jpg



Nihayet Ulubat(Apolyond) Gölü. Yağmur bir atıştırıp bir duruyor.
Ulubat.jpg



Gölkıyı köyüne sapan yolu görünce Ulubat'ı yakından görmek için hemen girdim. Bu arkadaşlar da köyde beni karşılayan heyet.:mrgreen:
GlkyKy.jpg



Gölkıyı Köyü gölün kıyısında değilmiş. Göle doğru uzanan çamurdan inşa edilmiş bu yolu bulunca hevesle atılıyorum. Başıma gelecek şeyden habersizim.
UlubatKyky3.jpg



Çamur yol en sonunda gölün kıyısındaki sazlıklara ulaşıyor. Sazlık-bataklıktan geçmek mümkün olmadığı için Ulubat'ın tam kıyısına ulaşma isteğim gerçekleşemiyor. Ben gölü izlerken beş on dakika kadar hafif bir yağmur çiseleyip kesiliyor. Bu çisentinin sonucu olarak dönüş yolunda beni tam bir sürpriz bekliyor. Göle giderken çamur yolun gelipgeçen traktör vb.nin ezip sertleştirdiği kısmını kullanmam bana büyük kolaylık sağlamıştı. Dönüşte aynı yolu kullanmak için gaz veriyorum ve bir anda motorun arka teker acayip kayarak neredeyse ön tekerin hizasına ulaşıyor. O azıcık yağmur yolu tam bir paten pistine çevirmiş, botlarım dahi kayıyor. Her denemem aynı sonucu verince ben de böyle sıradışı duruma sıradışı bir çözüm deniyorum. Şöyle ki, ayaklarım yerde ellerim gidonu iyice kavramış olarak biraz gaz verip kesiyorum. O arada arka teker öne yanaşırken bir iki metre yol almış oluyorum. Otuz küsürüncü gaz verişimde motor artık yeter deyip ellerimle durduramadığım bir şiddetle kendini yatırmaya çalışıyor. Tüm gücümle asılıp yıbırı yerden otuz santim kadar yukarıda tutmayı başarıp kendi ellerimle nazikçe yere bırakıyorum. Şans bu ya o kuş uçmaz kervan geçmez yerde o anda oranın yerlisi birisi arabasıyla arkamda belirip bana yardım ediyor. Onun taktiği daha farklı. Yolun dışına çık oradan yol al diyor. Motor iyice çamura gömülebilir diye kaygılanıyorum ama başka alternatif olmadığından arkadaşın önerisini uyguluyoruz. Benim gaz vermem onun da arkadan itmesiyle motoru yoldan dikenli araziye çıkarmayı başarıyoruz. (herkes aracını yola sokmaya çalışır biz çıkarmaya uğraşıyoruz iyi mi :mrgreen: ) Arazideki toprak beklediğimden sert çıkıyor ve böylece köye kadar rahatça gidiyorum. Kendisinin bu topiği okuma olasılığı olmasa da buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Daha önceden 20-30 santim derinlikteki çamurlara dalmış ama hiç böyle bir sorunla karşılaşmamıştım. Böylece yeni bir çamurlu yolla başetme taktiği öğrenmiş oldum.:p

Tekrar Balıkesir yoluna çıktıktan birkaç dakika sonra gün boyu ne zaman yağacak diye beklediğim kesintisiz yağmur başlıyor. Topcase'de hazır tuttuğum alt üst yağmurluğumu hemen üstüme geçirip kaskın vizörünün sadece alt kısmını açık bırakınca yağmur çok da büyük bir sorun olmuyor ve onbeş yirmi dakika sonra sağanağa sonra da şiddetli sağanağa dönmesine rağmen keyfimi bozmadan 60-70 km hıza düşerek Balıkesir'e doğru yola devam ediyorum.
UlubatBalkesir.jpg



Ancak hava kararıp bir de yol inişli çıkışlı olmaya başlayıp karanlıkta altımdan akan suların motorun yola tutunuşunu çok olumsuz etkilediğini hissedince bu keyfimden eser kalmayacak. Şiddetli sağanak, inişli çıkışlı yol, yolda oluşan dereler... Hepsi tamam ama bir de üstüne karanlık ve YBR'nin zayıf farları binince yol oldukça zorlayıcı oluyor. Gene de bu koşullar bende ters etki yaratıyor ve hiç mola vermeden Balıkesir'e gitmeye karar veriyorum. Sonra;

Gece sağanak yağmur altında Balıkesir'de çiçekler. Kente ulaşınca keyfim yerine geldi ve biraz moladan sonra Ayvalık'a devam etme kararı aldım.
Balkesir.jpg



Yarım saatlik bir moladan sonra motoruma binmek üzere dışarı çıktığımda beni güzel bir sürpriz bekliyordu. Yağmur tamamen durmuştu ! Gene de ıslak yol, karşıdan gelen arabaların farlarının gözümü alması ve YBR'nin düşük wattlı ampüllerinin bir sonucu olarak Ayvalık!a kadarki gece sürüşümün çok kolay geçmediğini söyleyebilirim. Aşırı beslenmiş halojen uzun farlarını tüm ikazlarıma rağmen kapatmayan bir "sürücü" nedeniyle kaza yapmamı sadece motoru çok tedbirli kullanıyor olmam (karşıdan gelen arabanın farları gözümü aldığı oranda hızımı giderek düşürmem) engelledi. Yanımdan geçerken bu şahsa ne şekilde bağırdığımı tahmin edebilirsiniz. Önemli bir sorun da havanın çok soğuk olmasıydı. Her şeye rağmen gece 10.30 civarı Ayvalık'a ulaştım ve hemen Öğretmenevi'ne geçtim. Şansıma görevli arkadaş tek kaloriferli odayı bana verdi. Yani tam da ihtiyacım olan şeyi.

Ertesi gün akşam 4'e kadar Ayvalık'ta gezindim;

Ayvalık Öğretmenevi. Tek kişilik oda+kahvaltı 30 YTL (Öğretmenlere daha da ucuz). İyi fiyat
Ayvalk.jpg



Ayvalık'ta güzel havaları bekleyen mahzun bir sandal.
Ayv7.jpg


Şeytan Sofrası yolunda manzaranın güzelliğine dayanamayıp oracığa inivermiş bir uçak.
Ayvalk3.jpg



Kokpite biraz yakından bakalım. Yağmalanmış mı ne.
Ayvalk4.jpg



Pilot kask takmış, pilotluğuna güvenmiyor galiba.:mrgreen:
Ayvalk5.jpg



Şeytan Sofrası'ndan Ayvalık Yarımadası ve onlarca insanın dilekleri.
AyvManz.jpg



Şeytan Sofrası'ndan gökyüzü. Güneş batıyor gibi görünüyor aslında bulutun arkasında.
Ayvalk6.jpg



Issız bir kumsaldan deniz ve Ayvalık.
Fotoraf-0211.jpg



Parelia(?) Manastırı peşinde gene çamura daldım.
Fotoraf-0210.jpg



Olay şöyle. Şeytan Sofrası yolu üzerinde Parelia(?) manastırına sapan bir yol var. Sorun şu ki bu yol daha sonra birkaç kere ikiye ayrılıyor ve hiçbir ayrımda yol gösterici bir tabela yok. Ortada yol soracak hiç kimse olmayınca ben de tek tek tüm yolları denedim. İşin ilginçliği tüm yollar sonunda bir çıkmazda sonlandı ve manastıra dair hiçbir iz yoktu.

Manastır yerine denize çıktım.
Fotoraf-0214.jpg



Bu da bir başka çıkmaz. Buraya motor bile sığmaz manastır nasıl sığsın.:mrgreen:
Fotoraf-0215.jpg



Sonunda manastır yerine bir deniz feneri buldum. Daha iyi. Fenere ulaşmaya kararlıyım yalnız yol belli belirsiz bir patikadan oluşuyor ve o da nereye kadar ulaşacak belli değil.

Teknolojinin bittiği yer. Bundan sonrası doğayla insan arasında bir mücadele.
Fotoraf-0225.jpg



Ah bir önümü tam görebilsem
Fotoraf-0216.jpg



Biraz patikayı kullanıp biraz da kendim yol açıp (yöntem: bedeninizi önünüzdeki çalılığa boylu boyunca bırakınca çalılar ezilip yol açılıyor) sonunda fenere ulaştım. Fazla mı yüksek ne, merdiveni de yok. Yine de çıkacağım, çıkacağım da çıkacağım.
Fotoraf-0223.jpg



El nihayet! Uzaktaki şu nokta benim motor mu acep?
Fotoraf-0222.jpg



Deniz deniz fenerinden izlenir.
Fotoraf-0220.jpg



Yolda bir arı şehrine rastladım. Nöbetçiler bir süre çevremde vızıldayarak uçtuktan sonra geçmeme izin verdiler. Yıbırın sesini arıya benzettiler galiba.
O bir YBR, o bir YaBanaRısı.
Fotoraf-0230.jpg



Ufak bir sorunum var. Lastikler çamur olmuş.
Fotoraf-0233.jpg



Sorunum biraz büyükmüş. Çamurluğa dolan çamur yüzünden ön teker tam dört kez kilitlendi. Dördünde de sabırla temizledim. YBR bir enduro mu, hayır. Peki YBR'de enduro ruhu var mı, kesinlikle. Yalnız ön çamurluğu hariç!
Fotoraf-0235.jpg



İki üç saat çamurculuk oynadıktan sonra Cunda yolundayım.
Fotoraf-0238.jpg



Aylardan Aralık mı? Emin misiniz?
Cunda.jpg



O kadar debelenmeden sonra bir midye tavayı hakettim.
Cunda2.jpg



Cunda sakinleri yağlı bir turist bulmuşlar.
CundaKediler.jpg



Bu ikisi çok fena bakışıyorlar. Birisi gözleriyle öbürünü yiyor. Diğeri akıllı, kedinin denize atlamayamayağını bildiğinden hiç havasını bozmuyor. Sonunda ikisi bir olup benim midye tavadan hatırı sayılır bir miktarı götürdüler.
CundaKediler2.jpg



Cunda'dan ayrıldıktan sonra birkez olsun hava kararmadan hedefime ulaşayım diye İzmir'e doğru tam yol gazladım. Ama akşam dörtte yola çıktığım için bu gene mümkün olmadı.

Dönüş yolunda tek mola. Menemen'in meşhur ayranının köpüğü kalmış geriye . Yanında da yollardaki iki vazgeçilmezim: Kaskım (Oldukça sağlam bir Çinli çıktı. Dört kere motordan düştüğü halde-kafam içinde değildi :mrgreen:- çatlamadı bile. En azından saatte 20'yle giderken beni koruyacak gibi!) ve sigaram.
Son.jpg



Toplam yol; 923 km+ (Sayacı biraz geç sıfırladım)
Ortalama benzin tüketimi; 100km'de 3 litre civarı (Çoğunlukla yüksek devirde kullandığım için)
Uzun yolda YBR 125; 10 üzerinden 8. Tek sorunu son hız limiti sollamalarda bazen sorun yaratıyor. 125 ve 150'likler arasındaki uzun yol puanı; 10 üzerinden 10


Biten her yolculuk yeni bir yolculuğa kadar uzayan bir moladır sadece. Herkese iyi bayramlar.

Enson.jpg
 
Katılım
6 Eki 2008
Mesajlar
1,218
çok güzel gezi olmuş ya çok imrendim:cat:

de bişey sorcam kask yokmuydu niye o dandik kaskı aldın üstüne bi 40 daha koyar daha kaliteli bişey alırdın?
 
Katılım
26 Kas 2008
Mesajlar
1,468
Çok güç koşullardaki gezin ve anlatımın mükemmel olmuş :) Ama keşke digital bir fotoğraf makinası yanında olsaydı..:pale:.. Paylaşımın için teşekkürler nice yolculukları kazasız belasız atlatman dileğiyle..
 
Katılım
3 May 2008
Mesajlar
1,330
harika bir qezi , dijital makine daha iyi olabilirmiş , fakat bu hali ile bile resimler herşeyi fazlasıyla anlatıyor....
 
Katılım
31 Eki 2005
Mesajlar
1,618
Hocam, gezinizi paylaştığınız için teşekkürler. Güzel Türkçe'mizi akıcı üslubunuzla birleştirip, tadına doyulmayacak bir anlatım ortaya çıkarmışsınız; umarım diğer forum üyelerine örnek olur bu anlatımınız.

Bu tip solo geziler çok zevkli oluyor değil mi? Meditasyon gibi... Özendim vallahi..

Spil'in neden kalbinizde özel bir yeri var? Malum sebepler mi yoksa? :) Benim için de aynı durum geçerli de.. :bounce:

Yağmur + gece = tehlike. Bu kısmı olmamış gezinin. Yaptığınız iş çok tehlikeli olmuş. :farao:

Umarım bir gün birlikte bir proje gerçekleştirme şansımız da olur. Bir sonraki gezinizi merakla bekliyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Katılım
5 Eki 2006
Mesajlar
15,037
çok güzel bir gezi olmuş.... böyle aktiviteler çok güzel.... yanında iki tanede arkadaşın olsaymış daha da güzel olurmuş.........
 
Katılım
8 Eki 2006
Mesajlar
312
Çok güzel bir gezi ve harika bir anlatım.Bursa mızı beğendiğinize de ayrıca sevindim.Tekerinize sağlık .....
 
Katılım
7 Eyl 2007
Mesajlar
2,130
20 senedır aralıksız gıderım ayvalıga dogdugumdan berı...oraları sımdı bana gostedınya bı garıp oldum...forolar ıcın sagol gusel gezı olmus
 
Katılım
26 Şub 2006
Mesajlar
3,292
ben ayvalıgı özledim :( çok güzel gezi olmuş tekerinize saglık kazasız belasız dönmüşsünüz resimlerde çok güzel .. hatta acıktım :D
 
Katılım
1 Kas 2008
Mesajlar
106
çok güzel gezi olmuş ya çok imrendim:cat:

de bişey sorcam kask yokmuydu niye o dandik kaskı aldın üstüne bi 40 daha koyar daha kaliteli bişey alırdın?
Teşekkürler. Evde yalnız yazlık kaskım kaldığı için acilen kapalı bir kask almam gerekiyordu. Çankaya'da tek bir dükkan açıktı ve oradaki en kaliteli kask buydu. Yani mecbur kaldım ama yolda beni üzmedi. Diğer Çinlilerin motordan düşünce dahi çatladığını duydukça benimki en azından kaliteli Çinliymiş diye avunuyorum.:mrgreen:


Hocam, gezinizi paylaştığınız için teşekkürler. Güzel Türkçe'mizi akıcı üslubunuzla birleştirip, tadına doyulmayacak bir anlatım ortaya çıkarmışsınız; umarım diğer forum üyelerine örnek olur bu anlatımınız.

Bu tip solo geziler çok zevkli oluyor değil mi? Meditasyon gibi... Özendim vallahi..

Spil'in neden kalbinizde özel bir yeri var? Malum sebepler mi yoksa? :) Benim için de aynı durum geçerli de.. :bounce:

Yağmur + gece = tehlike. Bu kısmı olmamış gezinin. Yaptığınız iş çok tehlikeli olmuş. :farao:

Umarım bir gün birlikte bir proje gerçekleştirme şansımız da olur. Bir sonraki gezinizi merakla bekliyorum. Tekrar teşekkürler.

Övgünüz için teşekkürler. Akıcı gezi yazılarını okumaktan daha çok zevk aldığım için ben de o şekilde yazmaya çalıştım.

Solo gezilerin gerçekten de farklı bir tadı oluyor, bence de biraz meditasyonvari bir havası var. Saatlerce siz, rüzgar, bir de akıp giden yol.

Spil'e ilişkin malum sebeplerim de vardı. Zamanla bunları sildim ama Spil halen özel kalmayı hakedecek nitelikte.:)

Bazı zorluklar bende ters etki oluşturup onları aşma isteğimi bilediği ve -oralı arkadaşlar alınmasın ama- Balıkesir'e pek ısınamadığım için orada gecelemek yerine Ayvalık'a devam etmeye karar verdim. O koşularda kimseye önerilmez.

Haftasonları bir iki arkadaşla İzmir çevresinde alternatif güzergahlarda geziler yapmayı planlıyoruz. Sizi de bekleriz. Daha dün Mr Cool'la Homeros yaptıktan sonra -kendisi çok güzel fotoğraflarla o gezimizi yansıtmış- Aynux'la hızımızı alamayıp oradan pek bilinmeyen toprak yollardan TRT Televizyon Kulesine, kuleden Karagöl'e ve Karagöl'den de Emiralem'e geçtik. Önce kayalıklar arasında, sonraysa muhteşem çam ormanlarının içinde çok güzel bir gezi oldu. Keşke haberiniz olsaydı, birlikte giderdik.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
23 Tem 2007
Mesajlar
5,610
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Cok guzel.
Tek başına ve uzun gezilere bayılıyorum.Yeter ki gece sürüşü olmasın.
Toplam kac km oldu?.
 
Katılım
13 May 2007
Mesajlar
470
Emektar YBR nin yapamayacağı yol yok beeee. Resimler için çok teşekkürler. Paylaşım için de
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst