Zaman ilerledi. Vakit geceyarısına yaklaştığında soğuk iyice ısırmaya başladı.
Kaşla göz arasında Fuat'ın çadırı kuruluyor.
Nazire'nin elleri kolları dolu. Emel'cik yardımcı oluyor.
Ahmet Usta sadece motosiklet tamirinde değil, mangalda da çok başarılı.
Çok keyifli çoook...
Karşı köyden gelmiş. O da kısmetini tahsil ediyor.
Hanım...(Hep yanımdadır.)
Ali'lerin gitme zamanı.
Güle güle Aksoy'lar. Sabah gecikmeyin.
Yolunuz açık olsun arkadaşlar. Kısa da olsa ziyaretinizden son derece memnuniyet duyduk.
Geceyi kampta geçirmeyecek arkadaşlar peşpeşe dönüşe geçiyor.
Anlaşılan Cansu Altuğ'u doyurmuş.
Hımmm, burada ne mi oldu ? Gece ısınmak için pet şişede kaynatılan suda hava kalınca şişe şişti. İbocan kapağını açma gafletinde bulundu. Fotografın çekilmesiyle birlikte kaynayan su adeta fışkırdı. Sonuç, az da olsa yanan eller ve bacaklar.
Demek ki bu yöntemle su ısıtılacaksa, şişede hava kalmamalıymış...
Bahadır'ım, iyi uyudun. Keyifli ama, değil mi ?
Bu kadar keyifin üzerine bi de nescafe keyifi iyi gitti doğrusu.
Saat 01.00...
Saat 02.00...
İbocan bu saatte biryerlere gitmekten bahsediyor. En iyisi çadır ve güzel bir uyku.
Sabah saat 05.30...
Gün ağarmak üzere. Nedense böylesine havası temiz ve irtifası yüksek yerlerde birkaç saat uyku yetiyor.
Kalktım ve bu güzel manzaranın objektifime yansımasını sağladım.
Mehmet te aynı düşünceyle kalkmaya çalıştı ama...
Hava daha da aydınlandı. Bir poz daha ve ikinci uyku için tekrar çadıra...
Birkaç saat daha kestirmişim.
Kalktığımda kampın hareketlenmeye başladığını gördüm.
Göl, ilginç manzaralar vermeye devam ediyor. Yarısı dalgalı, yarısı ayna.
Bu ?
Bahadır'mış.
Hanım, kahvem nerede ? (Bir an kampta olduğumuzu unuttum.)
Fotograf avcıları.
Fazlalıklar toplanıyor.
Kahvaltı mı ?
Dedim ya, küçücük araba market gibi. Gülşen çiftine alkış...
Kahve mi demiştik ?
Beş dakkada hazır...
Dünkü havaya inat bugün yazdan kalma bir hava var.
Arkadaşlar fotograf çekimlerini bitirmemişler.
Kamera arkası...
Ooo, kimleri görüyorum...Uğur geldi.
Ve genç Cross'çularımız Cumali, Hilmi ve arkadaşları geldi.
Uğur'cum, hoşgeldin.
Fırsat bu fırsat. Sezer güneşleniyor.
Yerim senin gülüşünü. (Emel ablasıyla iyi anlaşırlar.)
Kampa şööle yukarıdan bir göz atalım.
Ve hepbirlikte bir fotograf çekelim.
Ne hoş bir tablo...Daim olur inşallah...
Kampın gitaristi. (Sanırım Mete'ye seranat yapıyor.)
Helikopter mi ? Kobra mı ? Yok yok...Skorsky...
Zoom yapalım...
Hımmm. Alçak uçuş...
Tekrar havalandı.
Ve alana indi.
Sezer'in oyuncaklarından biri.
Hanımlar keşif turunda.
Cross'çularımız dağları keşfetmeye kaldıkları yerden devam etmek üzere müsaade istiyorlar.
Biz de fazlalıkları toplamaya devam ediyoruz.
Vay Hasan'ım, geldiniz mi ?
Filiz de toparlanmamıza yardımcı oluyor.
Bülent...
Gece yeterince uyuyamamış. Açığı kapatmakla meşgul.
Mıntıka temizliğine de başladık bu arada.
Bu sefer mıntıka temizliğini hanımlar üstlendi.
(Bizden iyi yaparlar diye yani. Yoksa kaçtığımızdan değil inanın. Di mi hanım ?)
Biraz yüzleri ekşimiş gibi. Kızdılar mı nedir ? Ama yaptıkları iş kutsal. Kızmazlar...
Ellerinize sağlık.
Eh, ben künefeme girişeyim yavaştan.
Önce halis tereyağımız.
Sonra erimiş yağda yoğrulan künefemiz...
Heyt bee...
Sıra geldi peynire.
Tam bu esnada İskenderun'dan sevgili Ahmet ve ekibi ziyaretimize geliyor.
Bizim Ümit'in Custom'ı. Henüz bitmemiş ama enfes olmuş.
Mete boş bırakmıyor tabii. Test edecek.
Bu geliş ve ziyaret bizi mutlu etti arkadaşlar.
Keşke zamanınız olsaydı da künefeye kalsaydınız.
İnşallah başka bir zamanda yaparız bunu.
Ümit'im, tam senlik olmuş motosikletin. Hayırlı olsun.
Künefeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Tepsiye bastık.
Şeker kaynayınca künefeyi ateşe atacağız.
Ateşimiz de hazır.
Haydi bismillah.
ateş ayarsız. Ayarlıyoruz.
Altı pişti.
Dün kıştı, bugün yaz.
Evet, atalım mı ?
Uyanın beyler, künefeyi atıyorum.
Derkan hooop...
Hadi buyurun.
Bırakın tabağı mabağı yahu.
Tüm şartlar yerine getirilmiş. Künefeyi bakır tepsiye basmışız. Açık havada odun ateşinde pişirmişiz,
Son şartı tepsiden yemektir bu mubareği.
(Mete'ye dikkat. Sanırım biri Mete'ye komplo kurmuş. Çocuğu vermişler kucağına...)
Davranın...
Afiyet Hısım...
Dakika tutmadım ama iki dakikayı geçmedi. Temiz...
Mete çocuğu birilerine verene kadar tepsi bitince kırıntılarla idare etmek zorunda kaldı.
Kafanı yorma Mete. Ben sana bir tepsi yaparım.)
Afiyet olsun arkadaşlar.
(Keşke hepiniz olabilseydiniz.)
Son hazırlıklar, son toparlanmalar...
Birinci ekip Antakya'ya köylerden dolaşarak dönecek.
Yolcu ediyoruz.
İkinci ekip olarak bizler dolaşmadan Antakya'ya döneceğiz.
Gidiyoruz. Gölümüzü veda niteliğinde son kez görüntülüyorum.
Ve iki motosiklet, iki otomobil keyifli yolculuğumuza başlıyoruz.
Ortam enfes,
Motosiklet üzerindeyiz, bu daha da enfes.
''Uzun ince bir...''
Enfes yollar..
Çiçek açmış ağaçlar...
Köyler ve
Ve virajlar...
Daha başka ne denir ki..!
Çok güzel bir kamp süreci geçirdik. Keyifimiz gıcırdı.
Herzamanki gibi bu güzellikleri herbiri birbirinden değerli grup arkadaşlarımıza borçluyuz.
Teşekkürler arkadaşlar...
Sevgiyle...:cat: