Benim Apache RTR 200 maceram, Honda CB 125F’im ile otoyola çıktığımda başladı. Tam da bir dostuma şehir içi kıvrak performansı ve düşük yakıt tüketimiyle “bunu satmam!” dedikten kısa bir süre sonra. Boşuna büyük lokma ye, büyük laf etme dememişler. Açıkçası CB 125F ile hem yediğim rüzgarda savrulmasından hem de süspansiyonlarının zayıflığından kendimi pek de güvende hissedemedim otoyolda. Hızı da yetersiz geldi üstelik. İşe gidiş gelişte hep otoyolu kullanmam gerekiyordu. Madem öyle değiştirelim bunu dedik ve satılığa koyduk. Birkaç gün içerisinde hemen satılıverdi CB 125F. Anaa ucuza mı verdik ne? Giden gitti, biraz daha ağır ve güçlü bir motor almam gerekiyor dedim kendi kendime. Önce Honda CBR 250R, sonra Yamaha MT 25 (ABS) ikinci el baktık. Favoriler motor ilanlarıyla doldu Sahibinden’de. İki kez motor bakmaya gittim ikinci el, ama anlaşmak kısmet olmadı. Bir ara pişman olmadım değil sattığıma CB 125F’i, ikinci el fiyatları almış başını gitmiş.
Neyse Motopixel Selçuk’un videosu denk geldi, izledim. O ızgara nedir arkadaş öyle? Motor ne kadar şıksa bu da o kadar çirkin. Neyse anlaştık KYL Motorla atladık, gittik Kağıthane’ye. Hem sıfır motor almış olacaktım uygun fiyata (ikinci eldekiler darılmasın), hem de beklentilerimi (kağıt üzerinde) karşılayan bir motor sahibi olacaktım. Şu ızgarayı sökün hele dedim, benim eşim Hindu değil. Motor çalıştıktan sonra arıza lambası yaktı, kızdı galiba. Haydi bakalım biraz da buradan yak. Allah’tan rodajdan sonraki bakımda çözdüler sağ olsunlar, oksijen sensörü kirliymiş. Neyse biz yine kaseti geri saralım, motora ilk bindim, eve doğru yola çıktım. Kendi kendime çok da öyle aman aman bir motor değilmiş dedim. Artık bende seviye ne kadar yükselmişse hakkındaki videoları izledikten sonra. Yahu bu depoda da çok titreşim var abi, ayağıma masaj yapıyor sanki. Bu arada KYL Motor Castrol yağ kullandı rodaj bakımında ister inanın, ister inanmayın. Rodaj bakımından sonra baya bir azaldı titreşim. Ah bir de bu pegler var ya yayları pek gevşek hemen kapanıyorlar, ayağım takılıyor vites değiştirirken, uyuz oluyorum. İşe gittim, geldim 3-4 hafta, çoğunlukla otobanda kullandım. Rodaj bakımından sonra bir keyifli oldu motor, bir keyifli. Basıyorum gidiyor, aradan sıyrılıyorum yine gidiyor. 6. vites hakkıymış bu motorun neden koymamışlar? Yahu bunun virajı da iyiymiş, süspansiyonlar sağolsun. Ön fren efsane, arka fren eh işte. Sadece arka ABS'yi devreye sokabildim şimdiye dek. Sele kazık gibi olmasa da çok da uzak değil, hele de CB 125F’ten sonra. Tip desen o biçim. Hasanpaşa’da başına toplanıp soruşturanlar oldu, telefon tutacağı almaya gittiğimde.
Tam şehir içi kullanımlık motor, az da yakıyor bu meret 2.5-3 lt. Kullanımı yumuşak, yağ gibi gidiyorsun yolda. O yüzden motora başlayanlar için de ideal, hem ağırlık hem de kullanım kolaylığı olarak. Yahu bu arada Pulsar’a da bakmıştım neden söylemeyi unuttum. Pulsar çok titriyor dediler, o yüzden bunu aldım. Sonradan Pulsar’ı da kullanınca iyi ki böyle yapmışım dedim. Gidon açısı pek hoşuma gitmedi onun. Neyse Pulsarcıları da kızdırmayalım, benzer motorlar zaten benimkisi kişisel tercih deyip geçelim. Vites geçişleri de yumuşak, ama 1’den 2’ye geçerken sert olabiliyor bazen. Tavsiye eder misin dersen, az yakacak, ne çok ağır ne de hafif olacak, kullanımı kolay olacak, bastı mı gidecek, şekil şemal yakışıklı olacak, e daha ne istersin derim.