Türkiye'de yaşayan insanlarda özel hayat kavramının olmaması

Katılım
21 Mar 2015
Mesajlar
2,520
Valla birisi öyle dese özür dilerim başını ağrıttım der susarım.

Bana köylü örneği verme çünkü eski şehirli yarı köy yarı kasaba insanıyım. Köy insanının kılcal damarlarına kadar bilirim. Yardim ederler, hoş davranirlar ama menfaatçidirler. On cm. toprak için birbirlerini vururlar. Siz onlara benzeyene kadar yardım ederler. Onlara benzemezseniz dışlarlar. Kimse benimle köy hayatı ve köylü hakkında iddiaya girmesin, tokat manyağı yaparım.

Yahu köylü örneği gelenek göreneklerimizin güzelliğini anlatmak içindi. Ufak noktaya takılıp ana fikri kaçırıyorsun hocam. Şimdi büyükleri önünde bacak bacak üstüne atmayan saygılı genç örneği versem "yeni nesilin alayı tiktokcu zibidi mi" diyelim? :) Bende köylerin harikalar diyarı olmadığının farkındayım. Ama yine de içlerindeki insanlık, geçmişten gelen örf ve adetler sayesinde zorda kalmış bir yabancıya el uzatıyorlar. Ayrıca köylünün cahil bırakılması, köyden şehre göçün desteklenmesi de ülkecek yaptığımız en büyük hatalardan.

Bak zamanında köy enstitüleri denenmiş, fakat çok kısa sürede kapatılmış. Aslında köylüyü eğitsek, cahilliklerini kırsak, devlet eliyle doğru teşviklerle modern tarıma yönlendirsek, 10 cm toprak için birbirini vuran kalır mıydı?
Gelmişiz 2021'e hala köy diyosun tarım diyosun be hey cahil süleyman! diyor olabilirsiniz, ama çok afedersiniz kıç kadar yüz ölçümüne sahip hollanda tarımda bizi solladıysa şapkayı önümüze koyup bir düşünmenin vakti gelmiştir bence.

Bence gelenek göreneklerimizde bir sorun yok, asıl sorun cahillik ve adalet yoksunluğu. Cahillik yenilse zaten birçok sorun çözülür. Eğitimli fakat kötü niyetli kişilerin önünü de düzgün çalışan adalet sistemi ile kesersiniz.

Bir de bakmışız, bir gün bizde batıdan çok daha medeni ve gelişmiş bir ülke olmuşuk...

Her şey hayal etmeyle başlar.
 
Son düzenleme:
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
Yahu köylü örneği gelenek göreneklerimizin güzelliğini anlatmak içindi. Ufak noktaya takılıp ana fikri kaçırıyorsun hocam. Şimdi büyükleri önünde bacak bacak üstüne atmayan saygılı genç örneği versem "yeni nesilin alayı tiktokcu zibidi mi" diyelim? :) Bende köylerin harikalar diyarı olmadığının farkındayım. Ama yine de içlerindeki insanlık, geçmişten gelen örf ve adetler sayesinde zorda kalmış bir yabancıya el uzatıyorlar. Ayrıca köylünün cahil bırakılması, köyden şehre göçün desteklenmesi de ülkecek yaptığımız en büyük hatalardan.

Bak zamanında köy enstitüleri denenmiş, fakat çok kısa sürede kapatılmış. Aslında köylüyü eğitsek, cahilliklerini kırsak, devlet eliyle doğru teşviklerle modern tarıma yönlendirsek, 10 cm toprak için birbirini vuran kalır mıydı?
Gelmişiz 2021'e hala köy diyosun tarım diyosun be hey cahil süleyman! diyor olabilirsiniz, ama çok afedersiniz kıç kadar yüz ölçümüne sahip hollanda tarımda bizi solladıysa şapkayı önümüze koyup bir düşünmenin vakti gelmiştir bence.

Bence gelenek göreneklerimizde bir sorun yok, asıl sorun cahillik ve adalet yoksunluğu. Cahillik yenilse zaten birçok sorun çözülür. Eğitimli fakat kötü niyetli kişilerin önünü de düzgün çalışan adalet sistemi ile kesersiniz.

Bir de bakmışız, bir gün bizde batıdan çok daha medeni ve gelişmiş bir ülke olmuşuk...

Her şey hayal etmeyle başlar.

Doğrudur, eğitim köyden başlamalıydı. Köy enstitüleri harika bir fikirdi ama engellediler maalesef. Bunları engelleyenler ülkeye çok büyük kötülük yapmışlardır. Bazı insanlar diğerlerinin hep cahil kalmasını isterler ki kendi çarkları dönsün.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "yaban" isimli romanı her şeyi açık seçik ortaya koyan şahane bir eserdir.

İleride tarım çok önemli hale gelecek zira şehirlere yığılmış milyonlarca insanı jelibon ile beslemek mümkün değil :)

Eğer şehirlere yiyecek temin eden tedarik zinciri kırılır, bir aksama olursa olacakları düşünmek bile istemiyorum.

---------- Mesajlar birleştirildi - 00:33 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:30 ----------

cemaat toplanın tespitim var. Yazdıklarımı okuduktan sonra ufak çaplı bir aydınlanma vaat ediyorum. Hayde bismillah

Şimdi arkadaşlar daha öncede biyerlerde belirtmiş olabilirim, ben Türk erkeğinin problemini "karaktersizlik", Türk kadının problemini ise "istilacı karakter" olarak değerlendiriyorum. Karaktersizlik derken hakaret olan değil tabi, karakter yoksunlugu.

Şimdi argümanımızı destekleyelim.

1-Ebeveyn dogumdan itibaren çocuguna hiçbir şekilde özgürlük alanı vermez. Bebekken yanında yatırır, yürürken "yavrım çocum düşme etme eyleme" deyip dogru duzgun yurumesıne musade etmez, 18 yaşına gelmiş çocugun sırtına havlu koyar, 25 yaşındaki cocuguna meyve soyar getirir, 35 yaşında işssiz cocuguna cep harçlıgı verir.

2-Ancak karakter oluşumu için kişisel alan olması gerekir. insan özgürlük alanında yalnız kalmalı, etrafına açıldıkça sınırlarını kendisi keşfetmelidir. Canı yanınca durması gerektiğini, başarılı oldugunda ilerlemesi gerektiğini, neyi sevip neyi sevmediğini ancak ve ancak kendi konfor alanının etrafına açılıp, dış dünyayı keşfederek öğrenmesi gerekir.

Bireyin Sınırlarını keşfetmesine imkan saglamayan ebeveynler, üniversite hayatıyla cocugunu terk edince, o birey sudan çıkmış balık gibi mal gibi kalır.

Kendi sınırlarını bilmez, güvensizdir. Hacıyla hacı, hocayla hoca, rockçıyla rockçı, şakirtle makrube olur. Bu cepte kalsın.

Türk kadını için durum biraz daha farklı.

Türk erkeği için özgürlük alanı yoktur ama, en azından stabil bir koruyucu kafes vardır. Ancak Türk kadını için durum daha da vahim. Kadın için de özgürlük alanı yoktur. Dahası dışardaki her bir yaşayan canlının uyguladıgı baskı sebebiyle, kadın vakumlu bir ambalajın içinde hapsolmuş yiyecek misali, o baskıyı iliklerine kadar hisseder. Bu durumun sonucunda;

1- kadın çocukluktan itibaren savaşmayı, dış baskının daralttıgı özgürlük alanını genişletmek için mücadele vermeyi ve yalan söylemeyi öğrenir.

2- bu mücadelenin sonunda özgürlük alanını söke söke alır. Ancak, kendine yarattıgı bu alan, hep bir mücadele ve savaş sayesinde oldugu için, kadının oluşturdugu kişisel alan, doğal keşif sonucu oluşan karakter sınırının içindeki alan değildir.

3- Kadın için bu baskının hafiflemesi, ancak ve ancak evlendiği zaman olur. işte burda işler ilginçleşiyor.

4- Sürekli etraftan gelen yogun bir baskı ile mücadele etmek zorunda kalan kadın, o baskı ortadan kalkınca afallar. Boşluga düşer. Hayatı boyunca bildiği, öğrendiği tek şeyi yapar: sınırları arar, kendi benliğinin etrafındaki alandan olabildğince uzaklaşır.

Karakter, kişisel alanı çevreleyen sınırdır demiştik.

Erkeğin sınırı yok kadının ise istilacı bir karakteri var. Sonra ne olur? Ne oldugunu hepimiz biliyoruz. Kadın erğin ümüğünü sıkana kadar bunaltır. Kişisel alan bırakmaz. erkek ne yapacagını bilemez, çünkü onu çevreleyen karakter duvarı yoktur. savunmasızdır.

Sonra kadın erkeğin cep telefonundaki msjlardan, donundaki sidik damlasına kadar herşeyini didik didik eşeler. Erkek bunalır, sonra neler oldugunu zaten hepimiz 3. sayfa haberlerinden okuyoruz.

Bu yazdıklarımda kişisel birşeyler bulamadıysanız, şanslısınız. Çünkü Bizim çocuk yetiştirme kültürümüz bu.

Hepinize saygılar.

Güzel tespit hocam eline sağlık.

---------- Mesajlar birleştirildi - 00:35 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:33 ----------

Bugün covid aşısı oldum. 15 dakika malüm bekletiyorlar herkesi, bi dayı geldi yanıma oturdu.
-Ne iş yapıyorsun?
-Nerede oturuyorsun?
-Ne kadar kazanıyorsun?
-Araçla mı geldin?
-Evli misin falan yardırıyor dedim herhalde bana yürüyor dayı en sonunda dediki hadi kalkalım artık benide şu ileriye bırakırsın dedi :D Yalnız ben motorla geldim diyince kalktı gitti yanımdan :D :D

Adamın menfaat beklentisi varmış demek ki. Gerçekten tanımadığım bir insanın böyle sorular sorması çok garibime gidiyor. Aşırı derecede terbiyesizlik.
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Ara 2015
Mesajlar
1,589
Ali abi, "ya meraktan ya da şimşir taraktan" deyimini tuttum. Bundan sonra iznin olursa kullanmak isterim.

Ya biz sıcak akdeniz ülkesi insaniyiz ya galiba ondan dolayı fazla cıvık hareket ediyoruz. Resmi olamıyoruz. Resmi ortamlarda sıkılıyoruz. Genlerimize işlemiş.
Mustafa bu ya meraktan ya da şimşir taraktan lafzıñı dilediğin kadarkullanabilirsin. Hatta hatta üçüncü
sahıslara bile pazarlayabilirsin. Valla da billa da telif ücreti dahi beklemiyorum.
Keşke MOTO TERAPİ deyiminin de 3 - 5 alıcısı çıksa.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
-Evli misin falan yardırıyor dedim herhalde bana yürüyor dayı en sonunda dediki hadi kalkalım artık benide şu ileriye bırakırsın dedi :D Yalnız ben motorla geldim diyince kalktı gitti yanımdan :D :D
Amca köylü müydü? :queen:

Acaip bilgiler var bu başlıkta. :)
 
Katılım
10 Eki 2014
Mesajlar
1,521
Bu başlık beni daha derin düşünmeye teşvik etti, genel olarak insan sevmediğim için kendi türümü çok ciddiye alıp, hareketlerinden sonuç çıkarmaya çalışmıyorum ama düşündüm ki bu " laçka " tavırların temeli nedir ? TEMEL,TEMEL,TEMEL,KÖK,KÖK,KÖK dedim ve " her şey başladığı yerde son bulur " felsefesi ile bir söz aklıma geldi, o söz de " bir insanın seni ufacık değiştirmesine imkan verirsen, zamanla seni başka bir kişiye dönüştürdüğünü canlı canlı izlersin ve izin verdiğin için ses çıkaramazsın " .. sanırım buldum .. kendi hayatımdan çok çok çok ufak ve basit örnekler ..

Bir arkadaşa gidiyorsun ya da bir misafirliğe neyse önünde çay var, şeker ve yağ dolu yiyecekler var .. diyorsun ki " benim yemediğim şeyler ya da şu an bir beslenme dengem var onu bozmak istemiyorum " neyse .. karşıdaki kişi onu sana zorla yediriyor, o sineye çekse yanındaki kişi " ikram bu geri çevrilmez " diyor .. kimse de demiyor " tamam, tercihine saygım var " .. e ne oluyor ? .. zaten kendi düzenine ve hayatına müdahale edilmesine istemsizce izin veriyorsun .. düzenini bozuyorsun ..

Ya da iş yerinde doğum günü oluyor pasta geliyor " ben yemiyorum " diyorsun, biri çıkıp " yaaa bırak onu, o bunları yemeyince daha çok yaşayacağını zannediyor " falan diyebiliyor .. ne alaka AMK ..

Din ya da siyaset ile alakalı bir konu açılıyor, bir süre sonra biri çıkıp " neyse bırak ya bu deist ya da bırak bu zaten solcu " diyebiliyor ...

Bu örnekler çok basit gelebilir ama bence bu büyük sorunların oluşmasını sağlayan, bütün sistemi çökerten en baştaki domino taşları bu gibi durumlar .. daha doğrusu bu durumlara ses çıkartmamak ya da bu kişiler ile irtibat kopartmamak ..

Örnek ; Bir kadın bir erkeği burnunu karıştırdı diye terk ederse ya da onun yanında gaz çıkardı diye tekmeyi basarsa, bu o erkekte şok etkisi yaratabilir ve diğer ilişkilerinde bu hareketleri tekrar etmeyebilir .. ama bizim suratımıza sıçıyorlar ses etmiyoruz ( toplumsal ilişkiler / birbirine pandik atıp şakalaşan insanlar var yahu ) .. sorun burada ..

Sonuç ne ? eğitim ve empati aslında ..

Acayip hazırladım kendimi, bir sonraki en basit " alanıma girme " durumunda kalp kıracağım .. şok etkisi olsun ..
 
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
Bu sürekli soru soran insanların karakter yapısını incelerseniz kendilerine soru sorulmasından acayip zevk alan insanlar olduklarını görürsünüz. Siz inadına sordukça şevke gelir orgazm olur saatlerce anlatırlar. Sınırları yok yemin ederim. Hadi kalk gidiyoruz desen nereye bile demezler yola çıkarlar.
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Eki 2015
Mesajlar
3,261
Motosikleti
Çükü Olanın Dükü Olur.
"Sana ne" ve "Bana ne" demenin aslında iyi bir şey olduğunu, gayet de saygılı yanıtlar olduğunu öğrenmeden düzelmez bunlar

Nasreddin_%2817th-century_miniature%29.jpg


Nasrettin Hoca akşamleyin evine doğru yürürken komşusu ile karşılaşır.
- Hocam biraz önce bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu.
- Bana ne!
- Fakat hocam, adam tepsiyi sizin eve götürüyordu.
- O zaman sana ne!

Sekiz yüz sene öncesinde birisi öğretmeye çalışmış ama boşuna.

---------- Mesajlar birleştirildi - 23:22 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:05 ----------

Kimse benimle köy hayatı ve köylü hakkında iddiaya girmesin, tokat manyağı yaparım.

Yalnız bu Şükrü Erbaş isimli şair abi dişli birine benziyor. Tikkatli olunuz.:queen:


Bu arada kendimi de takdim edeyim.:sunny:


---------- Mesajlar birleştirildi - 23:58 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:22 ----------

Doğrudur, eğitim köyden başlamalıydı. Köy enstitüleri harika bir fikirdi ama engellediler maalesef. Bunları engelleyenler ülkeye çok büyük kötülük yapmışlardır. Bazı insanlar diğerlerinin hep cahil kalmasını isterler ki kendi çarkları dönsün.

Peki, köylülerimiz Köy Enstitülerine ne kadar sahip çıktı? Köy Enstitülerinden kendine ne aldı?

Gölköy Köy Enstitüsünden yolunarak leyleğe benzetilmiş Öğretmen Lisesi mezunuyum. Enstitü 1938'de açılmış. Ben tam kırk yıl sonra 1978-1984 arasında öğrencisi oldum. Orada görebildiğim aradan geçen "kırk yıla" rağmen köylünün yaşantısına "kırk sokumluk" etkisinin olmadığını, köylünün okuldan rahatsız olduğunu gözlemledim.
Daha sonra aynı okul müştemilatıyla birlikte çevre köylülerinin de büyük istek ve desteğiyle askeriyeye devredilerek jandarma eğiğim alayı yapıldı. Köylülerimizin beklentisi acemi eğitimi için oraya gelen askeri ve ziyaretçilerini tırtıklamak suretiyle köşeyi dönmekti. Ama bir süre sonra durumu fark eden bir komutan askerin sadece yemin töreni ve dağıtım haricinde dışarı çıkmasını yasaklayınca askerin kasaturasını avuçladılar.

Uzun lafın kısası halen millet olarak yerleşik düzene geçip medenileşemedik maalesef.

TDK Güncel Türkçe Sözlük
Medeni: Arapça medenī
1. sıfat Kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar:
"Orada medeni bir insan gibi yaşamak, hasılı oraya yerleşmek istiyordu." - Yahya Kemal Beyatlı
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
O zaman köylü milletin efendisi değil galiba yani öyle mi?
 
Katılım
3 Kas 2016
Mesajlar
5,548
O zaman köylü milletin efendisi değil galiba yani öyle mi?

Atatürk bu lafı bence köylüyü gaza getirmek için söylemiş. Şöyle bir gerçek var ki köylü olmasa açlıktan gebeririz. Bizzat kendim tarlada güneşin altında çalışıyorum, çekilecektir çile değil.

Özetle köylü milletin efendisi değildir ama köylüye de köpek gibi muhtacız.

Klimanın altında latteni yudumlayip kekinden bir parça ağzına atabiliyorsan bunu köylünün emeğine borçlusun.
 
Katılım
11 Eyl 2012
Mesajlar
3,105
Atatürk zamanı ne varmış memlekette ? Hepsi köylü , az biraz asker işte. Hepi topu bu. Okumuş adam Binde 5 bile değil. Ne desin? "Atom mühendisleri baş tacımız" ?
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst