Güzel soru.
Cevap muhtemelen bir çogumuzun kapasitesini asiyor.
Ama bu isi iyi bilen birinin bir önerisi var.
Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ bu isin nasil olmasi gerektigini nasil bir hukuksal yol izlenmesi gerektigini yazmis.
Bakin eski büyükelçimizin maddeler halinde önerileri:
1- Türkiye, Sarkozy yönetimine okkalı bir hukuksal şamar atma imkânına sahiptir. Kısa bir girizgâhtan sonra bunun izahını yapacağım.
2- Ermeni iddiaları Fransada yıllardan beri seçim malzemesi yapılıyor, dış politikada da ülkemize karşı baskı ve şantaj amacıyla kullanılıyor.
3- Geçmiş deneyimler Türkiyenin kendine zarar vermeyecek nitelikte ekonomik önlemlerle Fransayı bu saplantıdan ve tutumundan vazgeçiremeyeceğini gösterdi.
4- Türk hükümetlerinin önce esip gürleyip sonra hiçbir şey yapamamaları maalesef alay mevzuu oldu.
5- Hatta, UMP Milletvekili Deveciyan Ulusal Mecliste misillemeden korkmayın Türkler kurusıkı atar ama onlarda tehditlerini uygulayacak irade ve cesaret yoktur dedi.
6- Fransayı tutumundan vazgeçirecek 2 yol ve yöntem var. Birincisi hukuki. İkincisi ise, Türkiye nin yumuşak gücü ile Ermenistanı etkilemesi.
7- Biz bu tweetlerde hukuksal yöntemi ele alacağız. Önce, bir suçun soykırım diye tanımlanması ve nitelenmesi için neler gerekiyor ona odaklanalım.
8- Soykırım gelişigüzel kullanılacak bir sözcük olmayıp uluslararası bir suçtur ve uluslararası bir hukuk enstrümanıyla kodifiye edilmiştir.
9- Bu enstrüman, 1948de BM Genel Kurulunda kabul edilen Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi dir.
10- BM Soykırım Sözleşmesinin 2. maddesi suçu tanımlamış ve suçun mevcut olması için kanıtlanması gerekli olan maddi ve manevi unsurları belirlemiştir.
11- Bir zanlının soykırım suçu ile suçlanabilmesi için, yetkili ceza organınca suçun maddi ve manevi unsurlarının mevcudiyetinin kanıtlanması gerekir.
12- Soykırım suçunu diğer kitlesel öldürme fiillerinden ayıran husus, eylemin hedef alınan belirli bir grubu yok etmek özel kastıyla işlenmesidir.
13- Özel kasıt soykırım eyleminin saptanmasında kilit nitelik taşır. Hedef alınacak grup, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir gruptur.
14- Soykırım suçunun mevcut olabilmesi için BM Soykırım Sözleşmesinde belirtilen yetkili mahkemeler tarafından saptanması ve hükme bağlanması gerekir.
15- Yetkili mahkemeler, suçun işlendiği ülkenin ceza mahkemesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanıdır.
16- Uluslararası tatbikatta, adlarını saydığımız son iki uluslararası mahkeme yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir.
17- Bugüne kadar yetkili bir uluslararası mahkeme kararı olmadan hiçbir zanlı soykırımla veya insanlığa karşı suçla suçlanmamıştır.
18- Esasen hukukun temel ilkesi olan masumiyet karinesi, BM Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin 11. Maddesinde yer almıştır.
19- Bildirgeye göre bir suçla itham edilen bir kimse açık yargılama ile kanunen suçlu olduğu saptanmadıkça masum sayılır.
20- Fransız Parlamentosunun 2001de Fransa Ermeni soykırımını alenen tanır şeklinde bir maddelik bir yasa geçirdiği anımsanacaktır.
21- Bu yasa, BM Soykırım Sözleşmesini şu iki açıdan ihlâl etmektedir:
22- a) Yetkili hukuki merciler tarafından cezai sorumluluk tahkikatı yapılarak soykırım suçunun kurucu unsurları saptanmamış ise soykırım isnadının hiçbir geçerliliği yoktur.
23- b) Soykırım eyleminin mevcudiyeti ancak, BM Soykırım Sözleşmesinde öngörülen yetkili mahkemelerin kararıyla saptanabilir.
24- Bu durumda Türkiye, BM Soykırım Sözleşmesinin 9.maddesi uyarınca Uluslararası Adalet Divanına başvurarak şu 2 sorunun yanıtlamasını isteyebilir:
25- a) BM Soykırım Sözleşmesi hükümleri ışığında Fransız Parlamentosunun 1915 olaylarının soykırım olduğuna karar verme yetkisi var mıdır?
26- b) BM Sözleşmesinin soykırımı tanımlayan 2. maddesi ışığında 1915 olayları soykırım olarak nitelenebilir mi?
27- Fransaya dava açarken Türkiyenin almayı beklediği sonuçlar şunlardır:
28- Birincisi, Fransız parlamentosunun soykırım kararı almaya yetkili olmadığının ve aldığı kararın geçersiz olduğunun hükme bağlanması.
29- İkincisi, Uluslararası Adalet Divanının kanunilik ilkesi ışığında 1915 olaylarına bakamayacağını açıklaması. Kanunilik ilkesini kısaca izah edelim.
30- Kanunilik ilkesinin 2 boyutu vardır: Kanunsuz suç olmaz (nullum crimen sine lege) ve kanunsuz ceza olmaz (nulla poena sine lege).
31- Yani eylem vuku bulduğunda kanunda suç olarak tarif edilmemiş eylem cezai sorumluluk doğurmaz.
32- Bu söylediklerimiz, Türkiyenin UADden her 2 sorusuna da beklediği yanıtları alacağını göstermektedir.
33- Bu şekildeki bir karar Sarkozy yönetiminin suratına bir şamar gibi patlayacak, Türkiye açısından şu olumlu sonuçları doğuracaktır:
34- 1) Fransanın Türkiyeyi soykırımla suçladığı 2001 tarihli yasasının hukuken geçersizliği ilan edilmiş olacaktır.
35- 2) Bu şekilde Fransanın halen geçirmeye çalıştığı inkâr yasasının temeli çürüyecek, bu yasa uygulanamaz duruma gelecektir.
36- 3) Fransanın içine düştüğü absürd durum diğer Avrupa ülkeleri parlamentoları için caydırıcı bir ders olacaktır.
37- 4) Türkiye-Fransa ilişkilerindeki ciddi bir gerginlik ve baskı ve unsurunun elimine edilmesine yol açacaktır.
38- 5) Ermeni soykırımı iddiasına ciddi bir darbe vuracak ve bu gelişme Erivanda Türkiye ile ilişkilere makulâne yaklaşma eğilimdeki siyasetçilerin elini kuvvetlendirecektir.
39- Sarkozyye yaptığı işin saçmalığını anlatacak ağır bir hukuksal şamar atmanın yolu budur.