Her ne kadar konuya açıklık getirirken olay mecburen siyasetede kaysada şunuda belirtmek isterim..
Burada yazılan her türlü olmusuz gelişme iktidar partisinin eseridir gibisinden bir iddiam yok. Çünkü siyaset o kadar omurgasız bir hale geldi ki, Özaldan sonra gelen her iktidar ve koalisyon bir şekilde Amerikanın ve bölge gücü olan isralin talepleriyle şekillenmek zorunda kaldı.
Hukukta gerçekler ayrıdır , ispat edebildiğin ayrıdır. Gerçekleşen bir olayı delil veya bekgeyle ispatlayabilmek çok ayrıdır. Anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim.
Ben diyelimki Alp Tunay'a gıcığım. ( Sevgili Alp örnek verirken affına ve hoşgörüne sığınarak ismini kullanıyorum) Ve kuytu bir köşede Alp'i sıkıştırarak sağlam bir kafa atıp burnunu kırmış olayım.Bu durumda haksız olan benim , mağdur olup ,zarar gören Alp. Ve diyelimki bana dava açtı. Mahkemede Alp "bani darp etti" dese , bende "iftira ,etmedim desem" , hukuken ispat yükümlüğü iddia edene aittir. Alp kendisini benim darp ettiğimi gösteren , video, resim ,belge veya şahit sunamadığı takdirde sadece ifadesi ile suçlayacaktır, bende ceza almamak için aksini iddia edeceğim. Onun sözüne karşı, benim sözüm.Hakimlerin işi hakikaten zor, Allah yardımcıları olsun. Sağdan soldan "ben zaten deliye gıcıktım , başına bir bela saracağım diyordu" diye ifade verecek bir ikide yalancı şahit bulursam , haksız olduğum halde davayı ben kazanırım ve hukuken aklanırım. Bununla yetinmeyip gidip bir kafa daha atarsam ve yine davalık olursam , elimdeki önceki mahkeme kararını görterip "intikam almak için iftira ediyor " deyip asla yadsınamaz delilim olan önceki mahkeme kararıyla yine davayı kazanırım.
Bu durumda haksız olan benim ama hukuken mahkeme kararıyla haklı olan yine benim. Mağdur olan , zarar gören Alp ama hukuken haksız olan yine Alp. burnu 2 kez kırıldığı için gerek hastane ve gerek işgücü kaybından maddi kaybı olduğu gibi , davaları kaybettiği için avukat ve dava masraflarımıda ödemek yükümlülüğü yine Alp'e ait .( kozmik odalar, didik didik arandığı halde , aleyte belge bulunamayınca 2006 tarihinde çıkan yazılmla , 2003 tarihli belge uydurmanın maksadınız bu örnekle belki anlamışsınızdır. Maksat yapılan iftirayı belgeye bağlayıp, zaten ceza vermesi için atanmış mahkeme heyetinin vereceği kararı meşru kılacak, hukuki zemin hazırlayabilmek.) Alp sağda solda bu olayı anlattıkça ben elimdeki iki mahkeme kararını gösterip bu seferde Alp'ı yalancılıkla , iftira atmakla suçlayacağım. Diyelim Alp bu konuyu şiikayet etmek için bu forumda bir başlık açtı. Bende Bu başlığa iki mahkeme kararınıda koyup , Alp'in yalancı olduğu iddia etsem, O başlığı okuyan sizler neye inanırsınız. ? Alp'in sözüne mi. ? Mahkemenin lehime verdiği Mahkemenin resmi beraat kararlarına mı. ? Dahada yetinmeyip Alp' in her söylediği yalandır desem , Bundan sonra Alp'in açtığı konulara veya konuya yazdığı cevaplara inanabilirmisniz. ? ( Basınında yaptığı budur. uyduruk belgeler yauınlayıp, bunların mahkemede delil olmasını sağlamak, ve yine alakasız mahkeme kararlarıyla belgelendirilmiş kendi fikirleriyle , toplumun genelinde kişiler üzerinde olumssuz, kamuoyu ve kanaat oluşmasını sağlamak )
Artık bu ülkede haklı olan kazanmıyor.Haklı gözükebilmek için her türlü hile ,yalan ve desieyi en iyi yapabilen kazanabiliyor.Hukuktan , ticarete, terfiden , güncel yaşama kadar o kadar içimize işledi ki bu unsurlar, Artık kimsede yadırgamıyor.
Hiç bir siyasi partinin artık Türkiyenin refahı için uğraştığına inanmıyorum.Özal'dan itibaren Amerikanın ve israilin çıkarlarına ters düşen hiç bir icraat veya gelişme yapılmamış , Yaptırılmamıştır. Chp'ninde Mhp'ninde hukuken belgeleyemeceğim ancak gerçek olduğuna inandığım ciddi çıkar ilişkisi içinde olduğuna inanıyorum. Mecliste oylamaya katılan milletvekillerinin hangi kanun tasarısına neden oy verdiğini bildiğinden bile şüpheliyim.
4. Muratın efsane bir sözü vardır " Yardım ( para) almaya alışan , emir almayada alışır". Size bugün yardım yapan , yarın kendi çıkarları doğrultusunda emirde verir, Ya o emri yaparsınız ya da o makama sizi oturtan , sizi o makam getirdiği gibi götürmeyi de bilir.
Bu yüzden o parti veya bu parti ile değil derdim. Tüm siyaset ve toplum kirlendi.siyasiler gider , bürokratlar kalır. Önceki verdiğim bir örnektede belirtmiştim. Basit bir dürbün itihalatı izni bile müsteşar onayı gerektirir.Bürokratın işi bu mu. ? evet bu.
Bürokratik işlem bu kadar çokken , siyasetciler kapı kulu askeri gibi verilen emirler doğrultusunda hareket edip aksi beyanat bile veremezken, Bu ülkede ne gelişme beklenebilirki ? Dünya markası yapacakmışız , hemde 10 tane, buna değil kargalar , marslılar bile güler. Kıçı kırık haritada bile yerini bulamayacağınız afrika ülkeleri Türk vatandaşına vize uyguluyor. Bizler halen umutla bir şey olacak ve herşey düzelecek gibisinden bekliyoruz. Neyi bekliyorsak artık. ? Daha ne diyeyim.
6. filoyu taşlayan jenerasyondan , Amerikan aşığı jenerasyona, ince çalışmayla, kademe kademe evriltildik.Vatana, memlekete ve Beyaz saraydaki beyzbol sopalı Obamaya ye hayırlı olsun.