- Katılım
- 24 Haz 2018
- Mesajlar
- 423
- Konu Yazar
- #1
Dürüst olmam gerekirse bu forumda benim gibi düşünen az sayıda üye olduğunu fark ettim. Bir kaç aydır üyeyim. Sanırım forum üyelerinin yaş ortalaması nedeniyle motosiklete bakış açıları benden biraz farklı. Ya da ben öyle hissediyorum.
Açılan konulara bakınca, motosiklet kullanmaktan daha çok, motosikletle veya karşısındakilerle boğuşan bir sürü motosiklet sahibi görüyorum. Sanki motosiklete binmek onlara keyiften çok stres yüklüyor, eziyet veriyor gibi. Çoğu açılan konuda hep karşılaştıkları tehlikelerden, diğer sürücülerin yaptığı hatalardan bahsediliyor.
Ben motosiklete başka türlü bakıyorum. Burada benim gibi düşünen çok kişi olduğunu biliyorum, ama günlük motosiklet dertlerinden keyifli kısımlarına erişmekte zorlanıyorlar sanki. Özellikle İstanbul'da motosiklet kullananlar sanki aracı biraz daha fazla ulaşım için tercih ediyor. O nedenle de keyfini sürmekten daha çok avantajını öne çıkaran tarafını seviyorlar. Ama kullanmanın verdiği keyfi de ıskalıyorlar bu arada.
Motosiklete binince görüş açım çok geniş, sınırlayan herhangi bir sütün, cam, kapı yok.
Yolda ilerlerken dışarıdan gelen her türlü kokuyu hemen alabiliyorum. Tabii buna kötü kokular da dahil. Ama koku duyun sürekli açık ve her şeyi algılayabiliyorsun bu sayede.
Hava durumu doğrudan sana etki ediyor. Sıcağı, nemi, rüzgarı hissediyorsun. Güneşten gölgeye geçince ısı düşüşünü hemen hissedebiliyorsun. Yaşadığınızın farkına varıyorsun.
Çoğu kişinin rahatsız olduğu o kask içine dolan rüzgar sesini ben çok seviyorum. Bastırmak için ne kulak tıpası ne de müzik kullanıyorum. Rüzgarın sesi kafamdaki tüm düşünceleri silip atıyor. Resmen terapi gibi.
Uzun yol yaptığımda yol su gibi akıp gidiyor. En çok şaşırdığım şey de bu. Otomobille aynı yolu yaptığımda yol bitmek bilmezken, motosiklet üzerinde sanki yol hemen bitiyormuş gibi geliyor. Arada dinlenmek için mola verdiğimde bile tekrar yola çıkmak için sabırsızlanıyorum.
Motosikletin sesi çok keyif veriyor. Bunu o sonradan takılan egzostlardan alamazsınız. Kendi orijinal sesi hiç bir şeye değişilmez.
Kıyafetleri giymek, hazırlanmak zaman alsa bile keyifli. Yanına gidene kadar gerginim hep. Kontağı açtığım anda sanki stres sona eriyor. Otomobil kullanırken bu duyguyu kesinlikle yaşayamıyorum mesela. Bazı motosikletçilerin kullanırken ne kadar stresli, sinirli olduğunu yoldaki tavrından bile görüp nedenini anlamakta zorluk çekiyorum.
Duyularım sürekli uyanık. Sürerken hep dinç hissediyorum. Vücut sürekli hareket halinde olduğu için gevşeme ya da uyuşukluk olmuyor. Hatta hep rahatsızlık veren ileri seviyedeki bel fıtığım bile motosiklete bindikçe azaldı. Sanki fizik tedavi.
Bana ne kadar iyi sürücü olduğunu ispatlamak için yanımdan değercesine geçen, ya da yanıma gelince gaz açan motosikletçilerin arkasından bakmayı da çok seviyorum. Onların mutlu olmasını görmek de hoşuma gidiyor. Ama komik de buluyorum.
Motosiklete binmek için bahane bulmayı seviyorum. Zaman kazanmak için, bir yere yetişmek için motosiklete binmek bana göre değil.
Açılan konulara bakınca, motosiklet kullanmaktan daha çok, motosikletle veya karşısındakilerle boğuşan bir sürü motosiklet sahibi görüyorum. Sanki motosiklete binmek onlara keyiften çok stres yüklüyor, eziyet veriyor gibi. Çoğu açılan konuda hep karşılaştıkları tehlikelerden, diğer sürücülerin yaptığı hatalardan bahsediliyor.
Ben motosiklete başka türlü bakıyorum. Burada benim gibi düşünen çok kişi olduğunu biliyorum, ama günlük motosiklet dertlerinden keyifli kısımlarına erişmekte zorlanıyorlar sanki. Özellikle İstanbul'da motosiklet kullananlar sanki aracı biraz daha fazla ulaşım için tercih ediyor. O nedenle de keyfini sürmekten daha çok avantajını öne çıkaran tarafını seviyorlar. Ama kullanmanın verdiği keyfi de ıskalıyorlar bu arada.
Motosiklete binince görüş açım çok geniş, sınırlayan herhangi bir sütün, cam, kapı yok.
Yolda ilerlerken dışarıdan gelen her türlü kokuyu hemen alabiliyorum. Tabii buna kötü kokular da dahil. Ama koku duyun sürekli açık ve her şeyi algılayabiliyorsun bu sayede.
Hava durumu doğrudan sana etki ediyor. Sıcağı, nemi, rüzgarı hissediyorsun. Güneşten gölgeye geçince ısı düşüşünü hemen hissedebiliyorsun. Yaşadığınızın farkına varıyorsun.
Çoğu kişinin rahatsız olduğu o kask içine dolan rüzgar sesini ben çok seviyorum. Bastırmak için ne kulak tıpası ne de müzik kullanıyorum. Rüzgarın sesi kafamdaki tüm düşünceleri silip atıyor. Resmen terapi gibi.
Uzun yol yaptığımda yol su gibi akıp gidiyor. En çok şaşırdığım şey de bu. Otomobille aynı yolu yaptığımda yol bitmek bilmezken, motosiklet üzerinde sanki yol hemen bitiyormuş gibi geliyor. Arada dinlenmek için mola verdiğimde bile tekrar yola çıkmak için sabırsızlanıyorum.
Motosikletin sesi çok keyif veriyor. Bunu o sonradan takılan egzostlardan alamazsınız. Kendi orijinal sesi hiç bir şeye değişilmez.
Kıyafetleri giymek, hazırlanmak zaman alsa bile keyifli. Yanına gidene kadar gerginim hep. Kontağı açtığım anda sanki stres sona eriyor. Otomobil kullanırken bu duyguyu kesinlikle yaşayamıyorum mesela. Bazı motosikletçilerin kullanırken ne kadar stresli, sinirli olduğunu yoldaki tavrından bile görüp nedenini anlamakta zorluk çekiyorum.
Duyularım sürekli uyanık. Sürerken hep dinç hissediyorum. Vücut sürekli hareket halinde olduğu için gevşeme ya da uyuşukluk olmuyor. Hatta hep rahatsızlık veren ileri seviyedeki bel fıtığım bile motosiklete bindikçe azaldı. Sanki fizik tedavi.
Bana ne kadar iyi sürücü olduğunu ispatlamak için yanımdan değercesine geçen, ya da yanıma gelince gaz açan motosikletçilerin arkasından bakmayı da çok seviyorum. Onların mutlu olmasını görmek de hoşuma gidiyor. Ama komik de buluyorum.
Motosiklete binmek için bahane bulmayı seviyorum. Zaman kazanmak için, bir yere yetişmek için motosiklete binmek bana göre değil.