Abi bu işler hikaye.
Neden diyecek olursan, test imkanımız yok. O yüzden güvendiğin bir marka al devam et. Castrol, Shell kolay bulunur. Elf epey ucuz ama nasıldır? Motul, ipone vs pahalı zor bulunur ama iyi diyorlar.
Castrol'ü beğenmeyen de çok. Bizim yerli firma gidip amerikalı Speedol firmasını satı almış, Türkiye'de fabrika açmış o da iyi diyorlar.
Bor katkısı vb olaylara girmeyin, çünkü "trust me i am an engineer"
@arda4 şu konuyu bilen ender biriyle karşılaşınca heyecanlanıyorum. Başlangıçta kullandığın ibare çok doğru, "Bu işler bu şekilde yapılırsa
HİKAYE den öteye geçemez! " :cat::cat::cat:
Konuyla ilgili bildiklerimi paylaşmak isterim. Bolca markadan bahsedeceğim ama bu reklam amaçlı değil, daha ziyade konuyu markalardan bahsetmeden anlaşılır kılmak mümkün olmadığındadır.
Fisrt of all "Trust me "Engee" I'm physicist and chemist, and important than all of I'm a really careful rider." :

ulp::
Bir de şöyle bir gerçek var ki, araştırmaların sonucu Dünya üzerinde ulaşılabilecek en kaliteli motosiklet yağı hangisidir temalı spesifikasyon araştırmamda ulaştığım Putoline markası maalesef ki ülkemizde yok. Arkadaşlar işin suyunu çıkarmışlar motosiklet yağı konusunda. (Fiyatların da öyle :queen: :bounce: )
Kimya ve fizikle iç içe olan, aynı zamanda teknisyen olan biri olarak konuyla ilgili (yağ seçimi, kullanımı ve araştırması) 12 senelik tecrübemi ( laboratuvar dahil) paylaşmak isterim. Şu anda işte olduğum için eski
Castrol(2009), Mobil1 - Super2000,3000 (2010-2014), Ipone(2015), Lukoil (2015), Shell (2013), Elf(2013), Valvoline (2010), Gulf (2013), Speedol (2016), Motul (2015), Eni (2015) karşılaştırmalarının ayrıntılı raporlarını ekleyemiyorum, müsait bir zamanda eklemeye çalışırım.
Öncelikle yağ karşılaştırma kriterlerini belirtmek lazım. Neye göre iyi veya kötü diyeceğiz? Esas mesele bu. :silent:
Oyunun kuralları şöyle efendim; :wiinkk:
Öncelikle yağlarımız 10W-40 (veya yakın) vizikozite değerlerine sahipler
1- Motor sesine etki (Bu noktada, olağan çalışma sesi ile aşınmaya dayalı seslerin ayrımının hassas olarak tespit edilmesi önemli bir kısastır. Söz konusu etkiden beklenen, olağan çalışma sesindeki mekanik sesin azalmasıdır)
2- Vites geçişlerine etki (Motorun standart vites akışının kolaylaşması yahut zorlaşması. Beklenen etki; vites geçişlerindeki akışkanlık ve sesin azalması, kıtırtılı geçişlerin olmaması)
3- Makinanın çalışmasındaki rahatlama (Devir, hararet seviyeleri, aşınma seviyeleri (uzun süreli etki) ve sürüşe etkisi)
4- Yağın kullanım ömrü ( verim düşüşündeki peak noktanın ortalama kaç km kullanıma tekabül ettiği)
5- Yağın beklenen stabil koruma seviyesi ( Bu noktada API ve JASO değerleri ilk baz olarak alındıktan sonra, son noktadaki laboratuvar verileri dikkate alınmıştır. Aslında bir de her seferinde bloğu açıp aşınma testi yapabilseydik uluslararası seviyede bir araştırma olurdu ama maalesef ki öyle bir bütçem yok
r: )
İşleyiş açısından da,
Öncelikle, testi yapacak olan kişinin laboratuvar verilerinden önce tecrübelerini not etmesi gerekmekte.
(Psikolojik etkilenmeyi minimalize etmek adına. Keşke imkan olsa da km bilgisini de bilmese, ama maalesef böyle bir imkanımız yoktu)
Bu kriterler tabii ki dünya genelinde ISO, API, JASO gibi kurumların belirlediği kriterler değildir. Tamamen kendi akademik çalışmam için belirlediğim kriterlerdir. Ayrıca belirtmek gerek ki bu kriterler, yılların vermiş olduğu kullanıcılık tecrübeleri (200.000 km üzeri) ve motosiklet camiası içindeki beklentilerin kıyasıyla elde edilmiştir. Yağ üreticilerinin veya dünya literatürünün baz aldıkları kriterler farklı olabilir. (
Ama benim ve bizim için mühim olan kendi kullanım şartlarımızdaki kıyastır. Örneğin, Japonyada yol motosikleti kullanan biri için belki amortisör kalitesi kısası yalnızca yol tutuşu iken, yeri geldiğinde patates tarlalarında sürmek zorunda kalan bizler için yol tutuşu kadar dayanıklılığı da önemlidir. Yahut bir yarışçı için yalnızca performans ön planda iken, dünyanın en pahalı benzinini, parçasını kullanan standart kullanıcı için için ekonomi ve ömür daha önemlidir.)
Kişisel tercihim neydi ve ne oldu?
Öncelikle ilk motosikletimden bu yana (Tek silindir 150 cc Cross, şu anda 1000 cc 4 silindir) hem tedarik kolaylığı hem de kullanıcı sayısının fazlalığı ve reklamların etkisi ile
Castrol kullanıcısı idim. Ancak basit kişisel gözlemlerim sonucu Power1 serisinin uçuculuk oranının fazla olduğunu ve aslında etraftan edindiğim bilgiler doğrultusundaki kadar yüksek bir koruyuculuktan söz edemeyeceğimizi tespit ettim ve bu benim kullanım şeklime pek hitap etmiyordu. ( Bu tespit ER6 (2006) ile yapılmıştır.
(
ER6 genel mekanik işleyiş dolayısı ile yağ buharlaşma eğilimi fazla olan bir makina sayılabilir. (Bu tarza örnek olarak Ducati ve KTMin çalışma şartları ayyuka çıkmış performans serileri verilebilir. Bu tarz eğilimi fazla olan makinalardır. Bu buharlaşma yüksek basınç, sıcaklık ve devir sayısı ve sıkıştırma oranları ile alakalıdır ve karmaşık bir formülasyonla tespit edilebilir.)
Bu nokta Olumlu yahut olumsuz bir değerlendirme değildir.) Bir çok kullanıcının bu noktayı, yağ yakma ile karıştırması da genel bir durumdur. Yaptığım araştırmalar sonucu bu oranın Mobil1'de daha düşük olduğu bilgisine ulaşarak, Mobil1 kullanmaya yönelimim başladı. Ancak buradaki sıkıntı; Mobil1 e ulaşım zorluğuydu. (Bu paragrafta, Super2000,3000 serilerinden bahsetmiyorum, hepsi farklı hammaddeler. Bu iki kafadar otomobil için üretilen seriler
)
Akabinde gelişen Mobil1 tedarik problemim ile daha kolay ulaşılabilir yakın değerlere sahip Super3000'e geçmeye yöneldim. Bu noktada aralarında ömür farkı dışında pek bir fark gördüğümü söyleyemem.
(NOT: Super 2000, 3000 serileri aslında otomobil için üretilen ve katkılarında şanzımana ve ıslak debriyaja yönelik bileşenler bulunmayan ancak kaliteli sayılabilecek otomobil yağlarıdır. Bu konuya özellikle değiniyorum. Çünkü motosikletlerde (ıslak debriyaj) bu yağların kullanılması hiçbir üretici tarafından önerilmez. Sebebi ise baskı sistemi ve şanzımanda oluşturabileceği hasarın yanı sıra, bazı durumlarda içindeki katkıların motosilet bloklarında sıkıntı yaratabilme (kalıntı, değer kaybı vs) ihtimalidir. Kısaca bu deneyim için bir miktar risk göze alınmıştır)
Sonrasındaki Super2000 deneyimim tamamen merakla alakalı olarak performansını değerlendirme amaçlıydı, ki performans olarak ciddi farka sahipler. Super2000 i bu üçlünün diğer 2 örneğinin epey gerisinde gördüm. ( En büyük fark ömür yarılanmasındaydı, kısaca halk arasındaki tabirle çabuk bozuluyor) (Aslında burada bozulma doğru terim değil ama camiada genel olarak kullanılan terim budur)
Tamamen bir arkadaşımın ısrarlı önerisi ve talebiyle yaptığım Lukoil testinden bahsedecek olursak, kesinlikle yüksek hacimli ve devirli motosikletimde kullanmayı düşünmeyeceğim ancak zaten ömrü belli çan çin çon bir scooter ım falan olursa maliyet dolayısıyla düşünebileceğim bir ürün.
Shellden bahsedecek olursak, ilk kullanımdaki performansı iyi sayılabilecek ancak yağ koruması konusunda kafamda ciddi soru işaretleri bırakmış bir ürün. Yağın vizikozite toleransının nispeten fazla olduğunu düşünürsek bu zaten beklenen bir etki. İyidir kötüdür diyemem ancak bir defaya mahsus test ettiğim ve ilk tercihim olmayacak bir ürün.
Elf testi ise enteresan bir sonuçla karşılaştım. Kısa vadeli performansta, iyi sayılabilecek (Fiyat uygunluğu ile düşündüğümüzde)(Shelle yakın) sonuçlar verirken kullanım süresi uzayınca bu koruyuculuktan eser kalmadığını gördüm. ( Burada yine bozulma tabirini kullanabiliriz. Su gibi oluyor yağ, kapkara olmuş
vs
tabirleri gibi :sunny: )
Bundan daha da şaşırtıcı bir sonuçla Valvolinede karşılaştık. İlk 1000 km çok çok iyi sayılabilecek bir değer elde edilirken, 2000 km sonuçları enteresan şekilde düşüktü. Eğer 1000 - 1500 km aralıklarla yağ değişimi yapmak size koymayacaksa iyi bir performans elde etmeniz şaşırtıcı olmasın. Tabii maliyet ne olur bilemem. :santa: )
Gulf, şans eseri satışına denk geldiğim ve sırf sentetik yağı icat eden firma olduğu için denemeyi isteyip edindiğim bir üründü. Tedarik zaten başlıca sorun, ki sonu da zaten fiyasko ile bitti. Koruma vs. testlerini yapmadım ancak kişisel tespitim ile vites kutusu ciddi sertleştiğinden ve üst kapaktaki mekanik ses arttığından kısa sürede değiştirdim. (300 km civarı) Demek ki ilk icad eden en iyisini yapan demek değilmiş, onu öğrendim. Boynuz büyüyüp kulağı geçebilirmiş. 
Geçtiğimiz sene ise Motul ve Eni kardeşleri deneme fırsatım oldu. Biri Fransız (Motul) öteki (Eni) İtalyan. Hatta geyiğinizi de çok yaptık, İdalyanık bea
::dalga::
Motulun performansı üst seri ürünlerde kaygısızca iyi diyebileceğimiz performanslar sergilerken, toplamdaki maaliyeti ciddi anlamda yüksek kalıyordu. Alt serilerde ise yine iyi denebilecek performansını piyasanın fiyat ortalaması ile karşılaştırdığımızda kabul edilebilir bir performansa karşı ortalamanın üzerinde bir maliyetten bahsetmemiz gerekiyor. Ancak kendisi maliyet dolayısı ile büyük bir eksi alsa da genel anlamda testimizin Zirvedekiler kategorisinde.
Ipone hakkında yorum yapmak istemiyorum, çok sert olacağından tarafsız olmadığım düşünülebilir. Benim için Gulften hiçbir farkı yoktu.. Hem yüksek maliyet hem de düşük performans. Ha kullanıp beğenenler de var, bunu neye göre yaptıklarına dair hiçbir fikrim yok. Belki imaj hoşlarına gidiyordur. Bilemiyorum.
Eni denen arkadaş ise aslında bildiğimiz eski dergilerde, yarışlarda, pc oyunlarında göz aşinalığı edindiğimiz Agip.(Hani şu sarı siyah ejderha gibi bir şey var otasında. Artık adı Eni olmuş, ya da öyle bir şeyler olmuş, tam bilmiyorum. (Bunun hakkında bilgisi olan aydınlatırsa sevinirim.) Bir de kutunun üzerinde Ducati, Aprilia, Moto Guzzi gibi firmaların fabrika yağı olarak kullanıldığı ibaresini görünce bunlar kendisinden olan beklentimi açıkçası bir tık yukarı çekti.
Performans değerlendirmesi ortalamanın üzerinde (test ettiğim yağların arasındaki sıralamadaki ortalamayı baz alarak). Yine bu arkadaş da Zirvedekiler tayfasından. Ancak yine fiyattan aldığı bir eksi ile (Motul kadar pahalı olmasa da) piyasanın üzerinde bir fiyat politikası izliyor. Ancak Motulde olduğu gibi çeşit politikası da gelişmiş. Motul mü Eni mi derseniz
. :silent:
Dur, birazdan bahsederiz heyecan olsun
::dalga::::deliir::::haapppy:
Bir de listede bahsetmediğim Speedol var. arda4 arkadaş bahsedince ben de bilgi vereyim dedim. Bu yağ için henüz bir şey söyleyemeyeceğim (en azından tam kapsamlı bilgi veremem) çünkü henüz sadece 1000 km civarında kullandım. Ancak ilk izlenimler doğrultusunda, şanzıman, mekanik ses vs
konusunda ilk performans olarak çok başarılı. Benim bildiğim Speedol ( Amerikada eski muscle car tayfasının bildiği bir markadır. - Evet bir ara ben de Amerikan kovaladım :cat: - Galiba adı da Speedoilmiş eskiden ) Türk Malı değildi. Ben de yeni öğrendim Türk olduğunu. Arda4 arkadaş bahsedince araştırdım tekrardan. Harbiden de Türkmüş. 1921de kurulmuş bir Amerikan Firmasıyken, -hatta API onayını direktif aldığımız Amerikan Petrol Birliğinin kurucularındanmış- şu anda bir Türk firma bu markayı satın almış. Ben Elf, Castrol, Mobil vs gibi Türkiyede fason ürettiriyordur diye düşünmüştüm.
Deneyip göreceğiz. Bu arkadaşın maliyeti epey düşük diğerlerine göre. Açıkçası kafamda bir soru işareti bırakmadı değil fiyat uygunluğu. Ama şu anda daha mantıklı geldi fiyat politikası. Yerli üretim, yerli marka ise maliyet azalacaktır. Neyse, dedim ya deneyip göreceğiz
Şimdi gelelim peki şu anda neye karar verdin kısmına;
Kişisel tecrübem ile onca karşılaştırma arasında, an itibarı ile en makul kalan Eni ve Mobil1.
Speedol de şu ana kadar iyi olsa da net bir şey söyleyemiyorum. Hele bir 4000 daha geçip teste girsin anlarız. Eğer son değerler de beklediğim gibi gelirse maliyet fiyat ortalamasında en üstte kalır.
Tekeriniz düz bassın. Yıllar sonra ilk kez foruma bir şeyler yazmak güzelmiş...
Özlemişim buraları... Buralar eskiden dutluktu... 