Şiir Defteri

Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
17 Mar 2008
Mesajlar
1,647
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
SİTEM

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var...

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU


Bu şiiri Trt'de yayınlanan bir ramazan programında şu an ismini hatırlayamadığım sunucu okumuştu. Çok hoşuma gitmişti :)
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Akdeniz Yaraşıyor Sana

Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım

Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine

Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
G özlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi

Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer

Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru

Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize


Can Yücel |

Akıl Gözü

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.


Özdemir Asaf

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.


Orhan Veli
 
Son düzenleme:
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
ÖZLEDİM SENİ..

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....



Formun Üstü
Can YÜCEL
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
Otuz Beş Yaş



Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı Tarancı
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
Rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım, rüya zindan
Nasılda yılları buldu bir mısra dolu maceram


Ahmed ARİF (suskun'dan bir kaç dize)
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
ASANSÖR

Telefon santralleri
Beni sana bağlar sevgilim

Nükleer santraller ölüme
Gökyüzünün nerede olduğunu soran
Bir vapur dumanına
Yanıt veremiyor hiç kimse

Çocuğunu asma köprüde sallayan
Bir annedir istanbul
Ki onun
İçi süt dolu
Biberonudur kız kulesi
Soğusun diye suya tutulan

Ne kalem kılıçtan
Ne kılıç kalemden üstün olsun
Öğrensinler birlikte yaşamayı
Örneğin kalem
Aşk şiirleri yazsın
Ve köreldikçe kılıç yontsun

Yalnız kaldığımız an da bile
Alırız insan kokusunu
Issız adasında
Üstünden atamamıştır robinson
Yakalanma korkusunu

Kendi boşluğuna asılı
Birer asansörüz aslında
Ve ben elimde
Taze bir karanfil
Sıkışıp kaldım
İki kadın arasında

Sunay akın
 
Katılım
19 Ocak 2008
Mesajlar
10,285

BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN


BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükce büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle ısıtıyorum

agaclar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yagmur kokusu
BEN SANA MECBURUM SEN YOKSUN

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura agzinda yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlıgın hınzır ugultusu

Fatih`te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
BEN SANA MECBURUM SEN YOKSUN....

belki Haziran`da mavi benekli Çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy`de uçaga biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düsünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Dostluk Üzerine

Fotoğrafı tuttu Peyotenin beyaz
elleri... Ayın aksi düşmüz
bir karaağaç üstüne... Baktı, baktı,
söyledi Peyote:
Dostluğunu bir ağaç gölgesinde, tüm
kötülüklerden,
tüm gözlerden ve soğuk gece
karanlıklarından korur. Gündüz neyse
gece o dur, beyaz ışıklar saçar. Her
şeyden öte
hiç gerisi yoktur Peyotenin...
Dostlarına söyler en tatlı şarkıları,
şöyle söyler Peyote:
Ruhumda karamsarlık rüzgarları
estiğinde bile
senin için canlı bir yürek
taşıyorum... simsiyah
üzüntülerim bedenimi sardığında bile
kollarım
senin dostluğuna uçmak için
kanatlanıyor...
Uzaklardayım evet uzaklarda,
ama bu küçük yüreğim hep
başucunda
Onu göremez gözlerin, hissedersin
yalnızca...
A.A.
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
Ya ben gecikiyorum zamana,
ya da geç kaldıklarım erken çıkıyor karşıma...


Alıştım sanırken acılara..
An olur bazen tutamam kendimi,
Delirir isyanım...

Bu sensizliğim mi,
yoksa yalnızlığım mı bilmiyorum..
Bir bilsen..
Seni her özlediğimde bir nokta bıraktım duvarlarıma..
Eğer bir gün gerçekten tutarsam ellerini,
bakıp ta görürsem gözlerindeki o sevdalı hali,
o noktaları birleştirip sevdanın kalemiyle,
mutluluğun resmini çizeceğim dünyaya..

İşte o gün yine masmavi,
berrak bir güne uyanacak deniz..
Bulanıklığını benden uzağa atacak..
Bütün gecelerim sabaha varacak..
Ve bir daha hiç gece olmayacak...

Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan soracağım..
Sevinçlere boğulacak içimdeki çocuk..
Yeniden seveceğim yağmurları..
Hiç söylenmemiş, hiç dillenmemiş kelimeler fısıldayacak rüzgar.
Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak, anlamayacak..


Bunlar olacak değil mi?
 
Katılım
19 Ocak 2008
Mesajlar
10,285
Dostluk Üzerine

Fotoğrafı tuttu Peyotenin beyaz
elleri... Ayın aksi düşmüz
bir karaağaç üstüne... Baktı, baktı,
söyledi Peyote:
Dostluğunu bir ağaç gölgesinde, tüm
kötülüklerden,
tüm gözlerden ve soğuk gece
karanlıklarından korur. Gündüz neyse
gece o dur, beyaz ışıklar saçar. Her
şeyden öte
hiç gerisi yoktur Peyotenin...
Dostlarına söyler en tatlı şarkıları,
şöyle söyler Peyote:
Ruhumda karamsarlık rüzgarları
estiğinde bile
senin için canlı bir yürek
taşıyorum... simsiyah
üzüntülerim bedenimi sardığında bile
kollarım
senin dostluğuna uçmak için
kanatlanıyor...
Uzaklardayım evet uzaklarda,
ama bu küçük yüreğim hep
başucunda
Onu göremez gözlerin, hissedersin
yalnızca...
A.A.

halis abi daha önce duymamıştım bu şiiri çok begendim eline yüreğine saglık :rendeer:
 
Katılım
15 Ağu 2008
Mesajlar
3,121
Şiir yazmak ayrı bir yetenektir. Bende olmayan :p
Can Yücel'in sevdiğim bir şiirini paylaşayım bende.

"O oLmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
ÖyLe beyLik Laflar etmeye gerek yok ki.
ÇOK SEVMEYECEKSİN MESELA.
O daha az severse kırıLırsın.
Ve zaten geneLLikLe O daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahipLenmeyince, çok ait de oLmazsın hem.
ÇaLıştığın binayı, masanı, teLefonunu, kartvizitini...
Hatta eLini ayağını biLe çok sahipLenmeyeceksin.
Senin değiLLermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin oLmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
OnLarsız da yaşayabiLirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan oLmayacak meseLa evinde.
PaLdır küLdür yürüyebiLeceksin.
İLLe de bir şeyLeri sahipLeneceksen,
ÇatıLarın gökyüzüyLe birLeştiği yerLeri sahipLeneceksin.
Gökyüzünü sahipLeneceksin,
Güneşi, ayı, yıLdızLarı...
MeseLa kuzey yıLdızı, senin yıLdızın oLacak.
"O benim." diyeceksin.
MutLaka sana ait oLmasını istiyorsan bir ŞeyLerin...
MeseLa gökkuşağı senin oLacak.
İLLe de bir şeye ait oLacaksan, renkLere ait oLacaksın.
MeseLa turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait oLacaksın.
Çok sahipLenmeden,
Çok ait oLmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçLarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kaLacakmış gibi hayat.
İLişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,893
Aşk,Senden Yana Ateşten İbaret. .

Aşk,Senden Yana Ateşten İbaret. .



Aşk
Sigaramın ucunda dumandan külden senden yani ateşten ibaret


1308922181275yc4.jpg



Çekiyorum içime işliyorum yüreğime
Seni sevgini


ourbestbyrussianrunneryxb7.jpg



Her çekişte iç çekişlerimde ortak oluyor bana
Sevdan bir sigara kadar yakın
Sigaramın dumanı kadar uzak bana


izdirap.jpg



Külüyüm sevdanın
Ateşinle yanarken dumanınla kayboluyorum


dalgasg9.jpg



Bitmeden sigaram bir yenisini sarıyorum sararan parmak uçlarımda
Tıpkı tıpkı sararttığın yüreğime sevdanı sararcasına
Defalarca bıkmadan sarıyorum sevdanı yüreğime



bu3wt4.gif



Aşkım sevdan bir sigara kadar yakın dumanı kadar uzak bana
Ateşinle yanarken küllerim bile sızlıyor külüyüm sevdanın
Ayağının altında eziyorsun her defasında


cigarettestubsstx6.jpg




Aşk sigaramın ucunda dumandan külden senden yani ateşten ibaret
Yakıyorsun her defasında...
 
Katılım
15 Ağu 2008
Mesajlar
3,121
(ne güzel anlatmış benim sana olan sevgimi)

Seni seviyorum,
çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.

Seni seviyorum,
çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen. Herşey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.


Seni seviyorum,
çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.


Seni seviyorum,
çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hakettiğin yere çıkardım seni.


Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.


Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.

Seni seviyorum,
çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken , dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım.

Seni seviyorum,
çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı.


Çiçek dedim ya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açışıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya. İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.

Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye.

Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım.
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak.
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana...


Mehmet Coşkundeniz
 
Katılım
8 Ağu 2008
Mesajlar
1,890
Benim sermayem çift el (+) çift göz, karamsardan varan harbi doğru söz, acılarımsa köz
Ah benim bu sisli yollarım, vay benim körpe ellerim, kara saçlı başım, dara düştü yarım.
Bazen bıktım, aslen yıkıldım ve daldım derinlere sığdan yıldım, beni toplasan 30 şirin yıldım
Sabreden dervişin muradına vardım. Bitmez kaderin uzun yolu, gidilemez tek binekle,
İçine sinmiş korkak çocuğu ileri doğru itekle, burada beklemekle sanma kalıcısın ya pekte,
Bak kaç milyar insanın yaşam bayrağı direkte!… Bu ses benim dinle!…dinle!…dinle!
Uygunsuzca gidişlerin yolunu kesen haydut benim, bildiklerimden eminim, yaptıklarıma kefilim,
Gidenlerime vedayım, gelenlerime mihirim.



Denedim olmadı, çabalarımın sonu nihayete varamadı ben hüsrana komşuyum, yolları gözler meczubum. Uykum kaçtı, iflasın eşiğine battı, bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır, vardır şerrim de velakin kalanım hayırdır.



Bilmelisin yolunu bulman çok basit ve bedava, yapmamalısın bunu dava, sana dostum diyenler var ya alayı hava, en sert tekerlekler bile bir gün kaçırır hava, gel yanaş!… yaşım kaç? Hmmm yolun azını gitmişsin.
Tecrübe demek kalpte kalan izdir yanılma, çok bildimlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın, yok derdimlik yaparsan dert görünce saparsın, elindeki ölümlüara, ev, mülk, ta ki vücut. Rabb cömertliğinde asla koymamıştır hudut, can yakmak pahasına mı icadoldu barut ?
Ben gülüp selam ederken simaları nemrut. Ben bu uğurda çok yoruldum olsa zor da içim rahat, ruhum buruk, yüzüm sanık. Görsen hor da durum ortamızda, herşey açık meydanda, kaç kişi felci tattı iyi ve kötü arası ceyeyanında ?



Denedim olmadı, çabalarımın sonu nihayete varamadı ben hüsrana komşuyum, yolları gözler meczubum. Uykum kaçtı, iflasın eşiğine battı, bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır, vardır şerrim de velakin kalanım hayırdır.

SaGo KaF KeF...
 
Katılım
22 Ara 2007
Mesajlar
47
ben içtiğimle değil içerken düsündüklerimle sarhos olurum

beni hiç benimle bırakmadın ki
içtim ben de şerefine
bir aşk idi sakladığım
sona bıraktığım nefesime
oynadım da oynadım sabaha kadar
bir kadının hayal bahçesinde izinsizce
ve hiç düşünme, endişlenme
hala sakladığım aşkım vardı kimsenin bilmediği
bakmadığı bir köşesinde
içelim umursamadan kederleri
kifayetsiz acıların gölgesinde açalım sofraları
içelim hey hayat içelim
sen bir okyanus olsan ben bir balık
ne sen beni bilsen ne ben seni
sadece ve sadece içsek
ve bir serçenin ölümü ile ağlaması kaderin
haykırması belkide kendince
tüm bildiklerine karşı
ve sen bir köşesinde sofranın
bir de ağlayan kader
ve ben
içelim de içelim
millet ne derse der...


sınavdan cıkmışsındır,içersin.
sevgilinden ayrılmışsındır,içersin.
yeni biriyle berabersindir
daha iyi tanımak icin az da olsa içersin.
niye hep böyle oluyor der, içersin.
hiç böyle olmamıştım der, içersin.
dişin ağrır, içersin.
çok üşürsün, içersin.
kış gelir içersin, yaz gelir içersin.
güz, bahar ay çok romantik der, içersin.
yılda bir kez bütün ailen bir araya gelir,
mutluluktan içersin.
özlemekten kalbin kasılır,
rahatlamak için içersin.
bugün çok yoruldum der içersin.
yarın hiç iş yok der, yine içersin.
yalnızlığına üzülür, içersin.
çok kalabalıktan sıkılır,
köşene çekilir içersin.
bu yemek çok güzel olmuş der içersin.
yemeği beğenmezsin, "bari" den içersin.
kavga eder, içersin. barışır,
kutlamak için içersin.
sanırım her sebepten içersin. şerefe.
kimi dertten icer,kimi tasadan,
kimi aşk'tan,ben şişeden
icerim şişeden demiş şair bizi almış
başka diyarlara götürmüş
biz içtiklerimizle değil
içerken düşündüklerimizle
sarhoş oluruz
 
Son düzenleme:
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Aşk...
Gülü Dikenleri Ile Avuçlamaya Benzer
Ellerin Kan Içinde Kalır Ama...
Dikenlerin Hesabını
Gülden Soramazsın

Aşk nedir bilir misin?
Hayatımı güzelleştiren mahfeden o dur.
Aşığım bir güzele, güzel ama bir o kadar üzer.
Elinde olmaz insanları kendine aşık etmek,
Ve fırtınada yelken açan gemiye döndermek, elinde değil.
Hani insanların ihtiyaçları olurya...
Benim için sen havadan da sudan da daha önemlisin.
Belki beni sevmiyorsun, belki de nefret ediyorsun ama;
Benim de elimde değil, unutamıyorum seni.
Sana aşık olmak bataklık gibidir.
Girişi var, çıkışı yok, yalnız sen elini verirsen kurtulur.
Benim hayatım senden başka birşey değil.
Seni gördükten sonra;
Yağmurum, güneşim, ayım her şeyim sen oldun.
Hani insanlar hain olur ya;
Seni bir yere kadar yaşatırlar,
Hemen sonra hançeri göğsüne saplayıverirler.
Sudan çıkmış balığa dönersin.
Benim korktuğum şey senin öyle hain olman.
Ama bu düşünce bana imkansız gibi gelir,
Çünkü senin melek kadar temiz bir kalbin var.
Eğer insanları aldatabiliyorsan bil ki;
Sol kaburganın altındaki kalp ölmüştür, yaşamıyordur.
Kim aşka karşı çıkabilir ki?
Ben de senin tatlı ve zehirli aşkının kurbanıyım.
Her tarafta seni görür oldum.
Bana yapılabilecek en büyük işkence nedir bilir misin?
Senden bir saniye dahi uzak kalmak bana dünyanın en büyük
işkencesidir.
Dua et de senden önce ben öleyim;
Sensiz günleri göremiyeyim diye.
Hani bir söz vardır:
"Demiri pas çürütür, yiğidi gam öldürür."
Seni görene kadar yaşamıyormuşum meğer.
"Beni Yaşatanda Öldüren de Sen Oldun."

Aşk Ve Kuyrukluyıldız

gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
söz birliği etmişcesine
"aşk hastalığıdır bunun adı
ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra"


oysa ne yalan söyliyeyim,
ben yalnızca
bir kuyrukluyıldıza
çarptığımı sanmıştım
yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
yüreğim bir patlamayla aydınlanınca


Akgün Akova

aşkımız
Aşkımız birgün uçup giderse
Aramızdan sevgilim
Sırtçantalı bir duman gibi
Bir melekle çarpışan kelebegin kanadından
dokülen toz
bir caglayanda sürüklenen bir dal parcası gibi
istemedigimiz yerlere giderse aşkımız
sevgilim yalnızca kanatlarına güven

UZAK KADERLER İÇİN

Birgün, bir yağmurla garip garip
-Çoluğu çocuğu terk edeceğim.-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.

Asır yirminci asırdır, amenna
Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım
Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
Uzaklar daha uzaklaşır
Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri
Sımsıcak sevgilere muhtacım.

Bir gün alıp başımı gideceğim
-Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...-
Belimi bir ılık şal sarsın, mavi
Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız
Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.

Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde
Diyarı gurbette kanlı bir aşk
Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
En uzak beyazlar,
En yakın ikindilerde, duygulu
Ve bir sah il meyhanesinde bir akşam
İçip içip ağlasam...

Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?
Herkesin derdinden pay isterken.
Uzak kaderlerin suları çağlar simdi
Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.

Birgün, bir parkta otururken, biliyorum
Bir el yağmurla dokunacak omuzuma
Bir çift göz, bir davet, bir kalp
Çoluğu çocuğu terk edeceğim.
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak

Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
Toprak ve insan kokularıyla,
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
Başımı alıp gideceğim.

Edip Cansever
 
Son düzenleme:
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Ateşten Renkli
Kelebekler Gibiydi
Sonunda O Da
Karanlıkta Dans Eden Alevlere Doğru
Sessizce Uçmayı Seçti...
Tıpkı Her Insan Gibi
Her Insan Birşeyi Seçer
Sen Beni Ben Seni
Yani şu Ateşi
Ateşse Suyu Seçmiş Misali
 
Katılım
15 Ağu 2008
Mesajlar
3,121
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum

Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!

Seni sevdim ben.

Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....



(alıntıdır)

Aşk benim hiç Senim olmamış

Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya �Konuş konuş konuş� derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa �?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi�
 
Son düzenleme:
Katılım
8 Ağu 2008
Mesajlar
1,890
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucuda kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç değersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömrün yarım Gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca
Bendeki aşk Altın misali ağırlığınca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Başım sarkıt bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş
Dudakların (?) halden çakır keyif dertdaş
Gören der ki Sel ağzına bina yapmak aptal işi
Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi
Saniyeler dakikalarla yapar alışverişi
Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi
Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir
Afitap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir
Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın
Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım
Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım
En güzel şiirlerimle Kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

Kafamı duvara yasladım omuzların yanımda yok
Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliğinle gelir hüznüm yokluğunda gömülü ölüyüm
Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim
Yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştekilim
İlelebette dönmez olsan bil ki yalnız nöbetteyim
Hatalarıma savaş açtım her Gün farklı kefendeyim
Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürürür
Yüzüne baktığım her an cennetten bahçe görülür
Gülüşle şen değil gönül bucaklarında harabeler
Bu hilekar tavırla geçer fena Saatler
Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

Akar sular dönmez geri tıpkı gençliğim gibi, bebekti ceninin ergeni, bir erdi büyümüş meyvesi.
Sakal-bıyıkla geride kaldı Yunus’un hamlık evresi, sivilce-akne katledildi soldu yüzümün güneşi.
Ve çivisi düşmüş tablolarda bir resimdi kendisi, kükreyen şu gökyüzünde kuşun kilitli kafesi.
Tersi döndü güvenin ansızın belirdi dostun hilesi, fincan kahve içtim kursağımda kaldı telvesi.
Kırıştır yalan kahpesi, baştan akıl alır ya cilvesi.
Yıkar geçer bir dostun düşmancasına hamlesi.
İki boy aşmış ihanetin ki kat’i yok bahanesi, hayrından umutsuzum getirme bari şerrini.
Ve hepsi aynı yolda yolcu onca bedenin kellesi, meydan önüne dizilecek ve alınacak ifadesi.
Dualar olmasaydı kim kovardı kalleş iblisi? kalbim ak da pak da desen yüzünden yansır pisliğin.


Altın harflerle yaz mahlasımı. halvetim kasvet, kem gözlere şiş!…
Cadü ya herru!…ya merru!…kafkef, gölge harâmilerine bir selam çak!…
Abile ğatladı, demlenir simam, nüşinrevan’dan handan ummam ben.
Ahu-yi felek mum, ben şamdan. düşmez kalkmaz bir Allah’tır uyan!…


Sago sus!…husus derin çukurda içince sin, pusu kuran huşû içinde gözlerinde kin belirgin.
Vay senin şu kindar halin. hin planların var hin. cenin büyüdü savaşa girdi silahlarımı bana verin.
Yardan sarkıttığın dostlarından kaçının ipini tuttun? onlar güldü, sen somurttun. kalbinde kaç gül kuruttun?
Hatıralarından yüzde kaçını unuttun? senin adını anmamak şartıdır dostluğumun.
Rapten olma gökyüzünün güneşi sago bu benim yüzüm. gölgeme sığınır manâ özüm, hicran çölüne düştüm.
Yüz pınar yaş akıtsın gözüm. kendi başıma öğrendim, kendim büyüdüm. dudaklarımla gömdüm.
Sanma şahım herkesi sen sadıkâne yâr olur. herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur.
Sadıkâne belki ol âlemde serdâr olur, yâr olur ağyâr olur serdâr olur didâr olur.

Şu baş belası dilimi kesin zilimi çalsın serzeniş içime dolsun üzüntü
Süreklilik ne zor bir iş perişanlık pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş
Sabır tüm sıkıntıların anahtarıdır doğrudur düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur
Ağaçlarımdan pişmanlık meyveleri sarkıyor haydi topla
Gözlerimden uyku çalına ara ve bul patakla
Gönlümün dipte kalan kısmında arşivlenmiş onca yara


Yılan ve akreplerle dolu içinde bulunduğum yuva
Birileri haddini bildirmeli ölüm okuna kafa tutan kalkanlara
Yaptıklarımdan sebep yapacaklarına hazırlıklı
Sago yüzüm sadık köpek yüzün kedice pazarlıklı
Lan bir sen mi kaldın akıllı bu tarla mayınlı
Ummadığın yer tuzaklı vesselam

Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
Üzgünüm bir hayli vesselam
Vuslatım gelmez mihman
Bekleyim gurbetteyim ne deyim



Sen gözümde dikensin bana hoş bir gül gerek
Düşüncelerin yüzüne vurmalı buna adam gerek
Lakayıtın hedefi uğruna sadece yanan bir yığın emek
İçinde şeytan himayede o sen değilsin o an demek
Kum saati döner akan zaman saçlarımı söker
Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer gülüver
Taş yerinde ağır -ağır ağır gazla diyarımdan
ey iştahı maymun nefis çekil gıyabımdan
el emeği mahsulünden geçin yunus
dalaletin delaleti olmak neyime desturum
sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun
silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun
elbiselerin kibir kokulu kalbin içi fesat dolu
fikir zikir aynı anda bitir okulu fark edilmez sandığın komik iblis oyunu
ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu



Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
Üzgünüm bir hayli vesselam
Vuslatım gelmez mihman
Bekleyim gurbetteyim ne deyim….

İki tanık var biri dilimdir biri de dürüst kalemim. İhanet etmez sözüm kağıda ve hâlim rabba teslim.
Ölümün sessizliğine eşsiz bir sedâyla girdim. Boğulmaktan korktuğum denizim, tahmininden derinim.
Benim kalbim ısrarla cennet kuşatmasında hâlâ, ruhum bedeni terke mâruz sevap artı günahlarla.
Öncelerimi dışar sonralarım, aklım firarda, Güller yâre sevgi kanıtı, benim elimde papatya.
İçimden kaba bir ses beni azarlıyor, yıpratmakta. Yağmur betonla sevişirken güneş altın saçmakta.
Kollarım o nankörlerle çetin güreş tutmakta, sago gidenlerin gölgelerin koleksiyonuna katmakta
Sevdirmeye gayret etme kendini sevilmeye terk et. Uzadıkça kısalan ömre huzur aşısı zerk et.
Her adım için 10 çuvallık külfet, rabbım hayra lütfet, zararı belli sonlarından iki gözünü ırak et.
Keşfi bekleyen cümleler içindir bütün çabam. Kelimelerden kalpler yaptım kimini deştim acımadan.
Dilini kestiklerim sükût nöbetinde gık çıkarmadan. suratsızları kapıdan kovsam girmek ister bacadan.



Söz ehline itaat et, benim sözüm cevher. Kalemim olgunluk tahsilinde, yalanına var reddim!...
İki tanık var biri dilim biri kalemim, olanı biteni sindirdim yeter bana kendi derdim!...



Bilirim bensiz dostum iblis dostu hannas komşusu, batırdıkça batırır derindir vesvas kuyusu
en tatlı yerinde uykumu basar karabasan kâbusu, güzel cevapların vardır elbet hâin sorusu.
Kanadı olsa hâin kedinin soyu kururdu serçelerin, susuz çölde inci bulsa damla arar gözlerin
Rüzgar esmez her zamanki gemiye lâyık, bir üfürse yol bulurdu bizim orta direk kayık. Bu şarkı bayık!...
Çin ipeği giysen dahi senin değerin eşşek kılı. Gelecek hayranlarındansan aç önüne bir kahve falı.
Hızlı koşan arap atının dört yana savruldu nalı. Umulmadık zamanda kesti birisi bindiği dalı.
Günah ki en güzel kaıdındır, sizler güzele kanan. Tabiatın şeytan olacaksa yılan doğursun anan.
Say geriye doğru onu, ileri geri yolcu zaman. Başkasının ızdırabıyla huzur bulandır mutsuz insan.
 
Son düzenleme:
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
avuçlarını bir yokluğa benzetirdim
ve ne zaman avuçlarına sığınsam
aşka ve hiçliğe dair kederler gelirdi aklıma
aklıma gelen başıma gelirdi
sen giderdin
sen gidince bende giderdim,biterdim
gün ortalarında ateş böcekleri kadar
yalnız ve sahipsizim
artık gitme yokluğuna uzamasın ellerim
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst