Şiir Defteri

Katılım
19 Ocak 2008
Mesajlar
10,285
BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM (47840 Hit)

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam
Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş
Sanki devrilmiş bir heykel
Ellerim ne der sonra bana
Soğumuş kalbime ne cevap veririm
Utanmaz mıyım ayaklarımdan

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam
Ben ölecek adam değilim.

CAHİT SITKI TARANCI


 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
SEVMEYE BAŞLAYINCA BİRİNİ

sevmeye başlayınca birini
kendimi yıkıp yeniden kurarım
çünkü;
bu yeni bir aşktır
ve temeldeki yerini mutlaka alacaktır.
dikkat! ..
yabancıların inşaat alanına girmesi tehlikeli ve yasaktır...

M.A.
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
ZİLAN
Bu kara yazgıdır Zilan;
Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin
Sensiz de olmak kara yazgıdır kurban...
Bilisen
Kaç gece kaç gündüz adını sayıklamışam
İçimden atamamışam
Köçelerde yolunu gözlemişem
El etmişem, işmar etmişem
Sen gülmüş geçmişsen Zilan...
Ne zaman büyümüşsen farketmemişem
Ne zaman ellerin büyümüş
Ne zaman gözlerin büyümüş
Ne zaman bürünmüşsen kara çarşafa
Bir gözlerin görmüşem ceylan kimin vurulmuşam.
Sen gülmüş geçmişsen Zilan...
Daracık köçelere sığmamış sevdam
Seni Halilrahman'da sormuşam Anzılha'da
Urfa kalasında Nemrut köşküne adını kazımışam
Sen gülmüş geçmişsen Zilan...
Şimdi gelin olisen telli duvaklı
Yine gülü misen biye?
Kara Şar'dan gelen deli oğlan deyi misen?
Sevdanı içime gömdüm bilesen
Bu kentin hampara taşlarına sır sakladım.
Üç kuruşluk başlık parasına değer miydi Zilan...
Bilirem dahlin yoktur bu işde.
Töreler böyle demiş, yazgılar böyle çizmiş.
Kim karşı gelmiş ki sen de gelesen.
Atalar boynumuz kıldan incedir demiş...

Her şafak seninle sökerdi Zilan.
Sıcak yaz geceleri seninle eserdi.
Ben siye şiirler okurdum.
Sen biye Urfa türkülerini...
Yediveren gülleri kimin açılırdın baharla
Karakoyun deresinden çiçekler getirirdin.
Önceleri inanmamıştım sevdiğine.
Fakat anladım zamanla.
Seni yitirmek kor kimin yaktı yüreğimi;
Acımı anla...
Kar ender yağardı Urfa'ya
Sevdamız yağan kar kimin aktı.
Hatırlı misen bir de tutkumuz
Yağmurda "çömçe gelin" oynamaktı...
Şimdi sen mi gelin olisen Zilan?
Sevgin bir yanda Töreler diğer yanda
Duydum ki "KUMA" olmişsen
Akar suda saman çöpü gibi çaresiz
Ve de köle kimin itaatkar, sessiz gidisen
Oldu mu ya?...
Kaçıncı asrını yaşamakta Harran'da toprak?
Bu kenti terkediyem Zilan.
Anzılha'da kutsal balıklar şahidim olsun ki,
Bu kenti terkediyem...
Yasak mayın tarlalarını,
Kaçakda kol verenleri,
Can verenleri terkediyem...
Efsunlu akrepleri, çıyanları
Urfa kalasında kenetlenen efsane şahmaranı
Kümbetlerde barınan sahipsiz insanları, terkediyem.
Körpecik bedenine uzanan hoyrat elleri itmediğin için
Yıllardır söylenen ninniyi yazgı bellidiğin için
Bu kenti terkediyem...
Bu sana son satırlarım Zilan...
Biliyem unutacaksan beni.
"Unutmam" deme biye
Davullar uranda unutmalısan.
Yoksa nasıl yaşayabilir insan...

Hani ağaçları çiçek açardı ya
Hani Urfa divanı çalınırdı sıra gecelerinde.
İşte ben
Her çiçek açanda nar ağaçları
Ve söylenende Urfatürküleri
Seni ve gülüşünü hatırlayacağam...
Bundan böyle cigaramda dumansın
Kaçak tütünden sarılmış...
Her içime çekişde ağun yakacak beni.
Kendini düşünmedin, beni düşünmedin
Sevdanı düşünmedin, çocuklarını düşün.
Seni tutsak, beni esrik eden töreler;
Çocuklarını da yakacak bir gün...
Bu kara yazgı değildir ZİLAN...
Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin
Sensiz olmak da kara yazgı değildir kurban...
Bu çağlar boyu insanları kul eden
Bağnazlıktır ki, yıkılacak.
Bilisen ZİLAN.
Sen görmesen de
Ben görmesem de
Ceylan gözlü çocukların görecek ZİLAN...
 
Katılım
19 Ocak 2008
Mesajlar
10,285
TERKİB-İ BEND


Sâkî! Getir ol badeyi kim rûh-i revandır
Peygûle-nişînân-ı gama neş'e-resandır

Her katresi erbâb-ı kemâlin nazarında
Hurşîd-i hakikat gibi envâr-feşandır

Her müntesib-i sâgar-ı gül-reng-i müdâmın
Ayîne-i ikbâli müdâmü'l-lemeandır

Sâkî içelim aşkına yârân-ı kadîmin
Kim her biri bir kûşe-i firkatte nihandır

Saki içelim geçmez ele ahd-i cevâni
Hengâm-ı safa işte bu kıymetli zamandır

El çekme bu ser-germ-i şerâb-ı ezeliden
Bî-çâre felâket-zededir hâli yamandır

Nâ-mahrem olan âlem-i feyz-âver-i âba
Heyhat ne bilsin bu da bir başka cihandır

Rindân oturup işret ederler o miyanda
Mutrib dahi bülbül gibi feryâd-künandır

Güya ki o sâki-i kadeh-kâr-ı lâtifin
Peymâne-i lûtfunda füyûzât iyandır

Her kuşede bin nûr-i tecellâ mütecellî
Meyhane değil gülşen-i feyyâz-ı cinandır

Hem-dem olamaz âdeme peymâneye benzer
Yok cây-i selâmet hele meyhaneye benzer

Âlemde edânîye müdârâdan usandım
Nâ-hak yere takdir ile gavgâdan usandım

İkbâl etek öpmekle müyesser olacakmış
Ben öyle rezilâne temennadan usandım

Beyhude imiş etdiğim ümmid-i terakki
Bir şey diyemem zâten o sevdadan usandım

Allah bilir devlet-i dünyâda gözüm yok
Devlet değil â şimdi bu dünyâdan usandım

Nâ-merde değil merde değil ferde inanma
Ben herkesi hayretle temaşadan usandım

Şeh-râh-ı sadâkatde devam etmeli derdim
Heyhat bugün işte o da'vâdan usandım

Elbet gün olur anlamamakdan usanırsın
Bi'l-lâh sana şerh-i süveydâdan usandım

Dergâh-ı tahammülde sebat etmeyi kurdum
Allah'a bile derdimi şekvadan usandım

Geçdim feleğin bağ ü bahar ü çemeninden
Hem-râzım iken bülbül-i şeydâdan usandım
İster isen ey fecr-i emel hiç görünme
Rü'yâ gibi her dem seni hülyadan usandım

Lâ-kayd olayım fikri ile hayli çalışdım
El-minnetü-lillâh ki her şey'e alışdım

Câhil geziyor zevrak-ı ikbâl-i safâda
Âkil yüzüyor merkez-i girdâb-ı belâda

Ser-tâc olacak (yerde) kemâl ehli yazık kim
Makhûr oluyor dest-i habîs-i cühelada

Kimler sürüyor zevkini gülzâr-ı baharın
Kimler görüyor şiddeti hengâm-ı şitâda
-
Kimler çekiyor sineye mahbûb-i meramı -
Kimler geziyor ye's ile dünyâ-yı fenada

Kim yaslanıyor bister-i nâzende-i vasla
Kim paslanıyor kûşe-i sengîn-i cefâda

Âkil olan âdemde şetaret göremezsin
Câhilde ise istediğinden de ziyâde

Ey hikmeti fâzılları hayran eden Allah
Bir ni'met-i hayret mi bıraktın fuzalâda

Âlemde eğer mazhar-ı acz olmasa insan
Hâşâ ki hatâlar bulacak sun'-i Huda'da

İnsan ne yapsın ne ki pervâza mahal yok
Esrâr-ı Huda sidre-i ulyâ-yı hafâda




malatyalı yazdıgın şiir güzelmiş :cat:
 
Son düzenleme:
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
TERKİB-İ BEND


Sâkî! Getir ol badeyi kim rûh-i revandır
Peygûle-nişînân-ı gama neş'e-resandır

Her katresi erbâb-ı kemâlin nazarında
Hurşîd-i hakikat gibi envâr-feşandır

Her müntesib-i sâgar-ı gül-reng-i müdâmın
Ayîne-i ikbâli müdâmü'l-lemeandır

Sâkî içelim aşkına yârân-ı kadîmin
Kim her biri bir kûşe-i firkatte nihandır

Saki içelim geçmez ele ahd-i cevâni
Hengâm-ı safa işte bu kıymetli zamandır

El çekme bu ser-germ-i şerâb-ı ezeliden
Bî-çâre felâket-zededir hâli yamandır

Nâ-mahrem olan âlem-i feyz-âver-i âba
Heyhat ne bilsin bu da bir başka cihandır

..........................................


Bu ne ya yanında sözlük vermemişsiniz bişey anlayamadık.:queen:
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
tercümesini yapıyımmı araştırıp ögrenmeyimi tercih edersiniz :cherry:

ben müşkülpesent biriyim size zahmet olmayacaksa rica edeyim :cherry:

şaka şaka
........
Allah bilir devlet-i dünyâda gözüm yok
Devlet değil â şimdi bu dünyâdan usandım

Nâ-merde değil merde değil ferde inanma
Ben herkesi hayretle temaşadan usandım
.......
harika bi şiir ellerine sağlık
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
Hangi Ayrılık?

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...

Yusuf Hayaloğlu
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
BİR BİR (22809 Hit)

Seni bende, beni sende arıyorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarım'larımızı bütün sanıyorlar

ÖZDEMİR ASAF
 
Katılım
1 Eki 2007
Mesajlar
54
Prometheus'a açtığı konu sebepli teşekkürle,tarzını ve kelimelere hakimiyetini kimseye değişmeyeceğim Özdemir ASAF'ın en sevdiğim yazılarından birisi;bir aşk öyküsü bence ancak bu kadar anlatılabilir..

bir mum yanıyordu bir evin bir odasında
o evde bir de kedi vardı
geceler indiğinde kendi havasında
mum yanar,kedi de oynardı
mumun yandığı gecelerden birinde
kedi oyunlarına daldı
oyun arayan gözlerinde mumun alevi yandı,
baktı,
mumun titrek alevinde oyuna çağıran bir hava vardı
oyunlarını büyüten kedi büyüdü kendi türünde çocukçasına,
döndü dolaştı,yavaş yavaş yürüdü
geldi mumun yanına oyuncakçasına
bir baktı,
bir daha,
bir daha baktı mumun alevinin dalgalanmasına
uzandı bir el attı
bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
ilk kez gördüğü mumun yakmasına inanmayacaktı
kedi oyunlarında büyüyordu,
mum,üşüyordu yanmalarında
zaman ikili yürüyordu aralarında
bir ayrışım görünüyordu
birinin yanmalarında
öbürünün oynamalarında
kedi oyunlarıyla büyüyordu
yitirerek gitgide oyunlarını
mum küçülüyordu yanmalarında,
yitirerek git gide yakmalarını
oynarken büyüyen kedi yanacak
aydınlatırken küçülen mum yakacaktı
küçülen yaka yaka aydınlatacak
büyüyen yana yana anlayacaktı
bir mum yanmasından ve bir kedi oynundan
kaldı sonunda bir gecenin tam ortasında
bir evin bir odasında
göz-göze susan iki insan

mum yandı bitti
kedi büyüdü gitti
oyunlar karıştı gecelerde suskun uykusuzluklara
o iki insandan sonunda
birinin anılarında kedi
birinin dalmalarında mum kaldı gitti
nerede bir mum yansa şimdi,
nerede oynasa bir kedi,
birbirine yansıyor,karışıyor gölgeleri..
bugün dün gibi oluyor,
dün bugün gibi..
mum ellerimi tırmalıyor,
belleğimi yakıyor kedinin elleri..
 
Katılım
16 Nis 2006
Mesajlar
943
Hatıralarımda boş bir satırdır,
Adını verdiğim her simada eğridir,
Kendime göre hep benimledir,
Bu bulmaca içinde aşk hep içimdedir,

Sorularımın cevabı hep benimleydi,
Kısmet dediğin şey hangi elimdeydi,
Korkularımın içinde saklı bu hüzün,
Buruk bir duruş ama bu senin
 
Katılım
19 Eyl 2008
Mesajlar
202
Dizeye Düşen

Kovulmuşken hayatın bir yerinden
Yanlızken, umarsızken
Öfkeni dillendirecek bir eylem ararken kendine
Diyelim gecelerin o tekin olmayan serüveninde
Paranoya kıvamında ilişkiler yaşarken
İmtiyazsız karanlıkların suçlu zevklerine
Yasağın büyüsüne, hayatın ve gündüzün
Öte - yüzüne sığınırken
Ve intihar manifestosu gibiyken bütün duyarlıkların
Ansızın bir dize gelip takılır diline
Bir can simidi gibi en kurtarıcı keyfiyle

Bir zaman seninle kalır, yanıbaşında,
Zaman içersinde yer değiştiresin
Diye kendisiyle bir gönül erincini,
en düpedüz anlamıyla yaratmak eylemini
Yaşarsın bir dizenin dizlerinde
Sonra uzaklaşır senden,
Gözden kaybolur
Büyümüş, çoğalmış bir şiirin derinliklerinde
Ne senledir oysa, hep senledir oysa

Gecelerin ötesi dediğin şey
Kendin için yaşadığın sinema


Murathan Mungan
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
Baş'ım diye öğünme ey ağa
Ne gelirse, baş'a gelir.
Diz toprağa yaslanır da,
Baş düşerse, taşa gelir.

Bedirhan GÖKÇE'den...
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
8.10 Vapuru

Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İki de bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Söylemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var


Cemal Süreya
 
Katılım
25 Ağu 2008
Mesajlar
327
BEN DEĞİLDİM...

Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O gecen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya..
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..

Özdemir ASAF...

BEN SANA MECBURUM...

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..

Atilla İLHAN

KİMİ SEVSEM SENSİN

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
Atilla İLHAN
 
Son düzenleme:
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Aç Gözlerini

En sevdiğin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü okşadım
Sessizce saçlarından öptüm
Yazdığın mektupları okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarını çaldım ah!
En çok o şarkıda özledim seni.

Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum
gece yarısı
Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya
katran karası
Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana
aldım koynuma
Buseni hafızamdan koparıp
iliştirdim dudaklarıma
Üşüdüm karanlıkta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarına su verdim
İçerken benimle konuştular
Yastığını okşadım, kokladım
Anılar uçuştular
Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karıştı kokuma
Yakıştılar

Boğuldum karanlıkta
Yanı başımdasın benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attım kendimi caddelere
Yeşil ceketin sardı beni
Yürüdüm üstüne karanlığın korkusu z
Tuttum ellerini.


Can Dündar
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Açsam Rüzgara

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşl ar gibi serseri ömrün.


Orhan Veli Kanık

ADINA

Gece denize yanaştım
O, sulardan geliyordu
Duydum, ne iyi dedim...

Baktım,
O, bir gemide geçiyordu
Bağırdım;
Gel'siz, Gitme'siz.

Döndüm çakıllara sordum;
Siz kimdensiniz
Dediler durandan,
Bizi yakın edenden.

Denizi sorguya çektim...
Dedim;
Görüyor musun yaşadığımı
Yetinemedim.

Tuttum yakaladım kendimi
Getirdim gözlerinize serdim
Durdum, size soruyorum;
Yaşadığımı görüyor musunuz? !

Yaşadığımı görüyor musunuz? ?

ÖZDEMİR ASAF
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst