Yerde tekme yerken, bir yandanda...
"Bu benim arabam. Yaşar, kahya Yaşar almış benim arabayı buraya gelmiş" diyorum.
Vurmayı bırakıyorlar.
Bu arada benim Sıdıkanın plakasını bilmiyorum
Ama bindiğim beyaz Skodanın 120GLS değil sadece 120L olduğunu farkediyorum.
Beni tutanlardan birisi : "Sen İnançın Skodasınımı satın almıştın" diye soruyor.
"Evet. Falan handa birinci katta çay ocağının yanındaki odada işyeri olan İnançtan aldım arabayı" diyorum.
Adam : "Yaşaramı verdin anahtarı" diyor.
"Evet" diyorum.
"Tamam kardeşim git arabanı bul. Çok arabayı haşat etti bu Yaşar. Bende yan handa gelinlikçiyim İnançıda tanıyorum" diyor.
Beni bırakıyorlar.
Ben haşat vaziyette koşa koşa gerisin geri, arkadaşımın handaki işyerine gidiyorum.
Elimi yüzümü yıkamadan önce benim bir fotoğrafımı daha çekmişler.
Hayatımda 2 saat arayla aynı yerde çekilmiş en enterasan iki fotoğrafır.
Ben çökmüş. Ben bitmiş. Saç baş darmadağın. Yüzüm mor....
Ama gözlük sağlam

Ona para vermeyeceğiz en azından

---------- Mesajlar birleştirildi - 23:24 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:20 ----------
Elimi yüzümü yıkayıp üstümü başımı düzelttikten sonra ben çıkıyorum gidiyorum kahya Yaşarın durduğu yere.
Bekliyorum Yaşar gelecek beni arabayı getirecek.
Birden,
Köşeden beyaz bir Skoda dönüyor sokağa.
Sıdıkam, Sıdıkam diye fısıldıyorum gülümseyerek
Ne yazıkki gelen, az önce benzincide yanlışlıkla bindiğim Skoda 120L.
Sahibi parkediyor. "Geçmiş olsun. Hakkını helal et. İnşallah Yaşar kazasız belasız getirir" diyor.
Epey bir süre bekliyorum Yaşarın Sıdıkamla birlikte gelmesini...
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:32 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:24 ----------
Derken sokağın başında kafasında şapka, kırmızı kolluklu kahya Yaşar görünüyor.
Yanındada bir adam.
Ama Sıdıkam yok...
Yaşar : "Abi ben senin arabayla bu abinin taksisine çarptım" diyor...
Ben : "O kadarcık mı" diyorum

Neden böyle bir soru sordum hala anlayabilmiş değilim
Ben, Yaşar ve taksici kazanın olduğu yere gidiyoruz.
Kaza Bakırköyde şimdiki caruselden sahil yoluna giderken Balçıkçıları geçer geçmez oluyor.
O zamanlar o yol gidiş geliş.
Taksici diyorki : "Abi bir baktım aşağıdan bir araba geliyor ama şoför yok"

"Sonra bir kafa çıktı tekrar kayboldu"
"O kadar kornayada bastım ama bu geldi bana çarptı"
Yaşar saf, Yaşar temiz, Yaşar yalan söylemez
Yaşar : "Evet abi teybe kaset takmaya çalışıyordum bir türlü sokamadım şu meret kasedi yerine"
Yaşar sahil yönünden Carusele, taksici carusel tarafından sahile giderken Sıdıkayı sol önden taksiye çarpıyor.
Takside bir şey yok gibi görünsede Sıdıka topal kalmış. Sol teker kopmuş ve yandaki binanın bahçesine uçmuş...
Hemen yandaki bir dükkana gidiyorum. Oradan duvarda Yenimahalle karakolu telefonunu bulup arıyorum çağırıyorum polisleri.
NOT: O dönem cep telefonu yok. Rica minnetle telefonla arıyoruz sabit telefonlardan biryerleri...
Yenimahalle karakolundan bir ekip geliyor...
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:37 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:32 ----------
Yenimahalle kaarakol ekibi bakıyor ve
"Kardeşim bu olay bizim bölgemize ait değil. Siz Ataköy karakolunu arayacaktınız" diyorlar.
Meğer yolun ortasındaki şeridin sağına Yenimahalle soluna Ataköy karakolu bakarmış


Yenimahalle ekibi anons yapıyor ve Ataköy karakolundan bir ekip otosu geliyor.
Ama onlarda diyorki
"Yok kaza Yenimahalle tarafında olmuş. O yüzden biz bakmayız. Yenimahalle siz bakın"
Bunlar başlıyor atışmaya.
Yok geçen sefer biz baktık, şimdi sen bak diye
Bu arada telsizden bir anons geçiyor ...
"Yenimahalle bilmemne sokakta falan falan plakalı beyaz bir Skoda bir çocuğa çarpıp kaçmıştır. Acilen yakalanması" gibisinden bir anons.
Polisler aralarında sen bakarsın ben bakarım derken anaonsu duymuyorlar.
Çaktırmadan Sıdıkamın plakasına bakıyorum ....
Aynı...
Plaka Sıdıkanın plakası...
Ben bir kez daha şok. Ben iptal...
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:39 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:37 ----------
Bu arada, bu hikayedeki tüm olaylar gerçek olup tarafımdan bizzatihi yaşanmıştır.
Sadece kişi isimleri değiştirilmiştir
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:42 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:39 ----------
Ben Yaşarı çaktırmadan kenara çekiyorum.
"Yaşar bak böyle bir anons geçildi. Sen kime çarptın" diyorum.
"Yok abi ben kimseye çarpmadım" diyor.
Dönüp durumu polislere söylüyorum. Hemen karakola anons yapılıyor.
Plaka Sıdıkanın plakası. Beyaz bir Skoda Yenimahallede bir çocuğa çarpıp kaçmış.
"Adam ben çarpmadım diyor" diye belirtiyor polisler.
İnanılmaz bir tesadüf olarak o saatlerde beyaz bir Skodanın bir çocuğa çarptığı
aynı anda benim karakolu aradığım, bu esnada anons yapılırken plakaların karıştığı ortaya çıkıyor.
Anonsu düzeltiyorlar.
Ama hala bizim kazaya hangi karakolun bakacağına karar verilmiş değil

---------- Mesajlar birleştirildi - 23:45 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:42 ----------
Polislere dönüyorum,
"Taksinin tamamı yolun Ataköy tarafında,
Benim arabanın bir kısmı Ataköy tarafında, bir kısmı Yenimahalle tarafında,
üstelik benim tekerleğim kopmuş Ataköy tarafındaki apartmanın bahçesine düşmüş.
Bun durumda Ataköy karakolunun karakolunun bakması gerekmez mi" diyorum.
Etrafımıza birikmiş olan esnaf ve seyircilerde
"Evet adam doğru söylüyor Ataköy karakolu bakar" deyince sorun çözülüyor ve ihale Ataköy karakolunda kalıyor

---------- Mesajlar birleştirildi - 23:48 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:45 ----------
Taksicinin araba yürüyor. O çekiyor arabayı.
Benim Sıdıka zaten tüy gibi
Millet el atıyor.
İteleye kakalaya atıyoruz yolun kenarına Sıdıkayı.
Hep beraber gidiyoruz Ataköy karakolunaaaaaaa...

---------- Mesajlar birleştirildi - 23:55 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:48 ----------
Ataköy Karakolu...
Kapıdan girince sağdaki oda...
Komiserin yanındayız...
Komiser Yaşar'ı görür görmez "Yinemi sen Yaşar" diyor...
Yaşar : "Teybe kaset takmaya çalışıyodum komserim. İsteyerek çarpmadım bu taksici abiye diyor"
O zaman alkolmetre yok. Dosdoğru hastaneye alkol muayenesine gidiliyor.
Komiser : "Bunları hastaneye alkol muayenesine götürün" diyor.
O "Bunların" içerisinde bende varım
Ben : "Komiserim bende alkol muayenesine gidecekmiyim" diyorum
Komiser : "Sen kimdin?" diye soruyor.
Ben : "Arabanın sahibiyim"
Komiser : "O zaman üçünüzde gideceksiniz"
Ben : "Ama ben arabanın içinde bile değildim"
Komiser : "O zaman sen gitme"
Ben : "ben ne yapayım"
Komiser : "Git şu yandaki odada bekle"
Taksici ve Yaşar alkol muayenesine giderken bende beklemek amacıyla yandaki odaya giderim...
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:01 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:55 ----------
Odaya girmemle birlikte bir bekçi "şılak" diye demir parmaklıklı kapıyı kapatır.
Kilid vurur kapıya.
Ben : "Abi dur bir dakika. Niye kitliyorsun?"
Bekçi : "Burası ön nezaret"
Ben : "Komiserim yan odada bekle dedi bende bu oda sandım girdim"
Bekçi : "Komiserim dediyse doğrudur vardır bir kabahatin. Bu oda nezaret. Yan oda bekleme odası."
Ben : "Yahu dalgınlık oldu bırakta çıkayım"
Bekçi : "Komiserime sormam lazım ama şimdi meşgul. Tuvalete çıktığı zaman görürsen söylersin"
Neyseki Komiserin çişi 20 dk sonra geldide ben nezaretten çıkabildim
Bu arada arabanın ruhsat hala arkadaşımın üzerine.
Evi Ataköy karakolunun hemen karşısında.
Niye bu adam gelip bana yardım etmiyor deyip dururken Nişanlısı çıkageldi durumu anlattı.
Meğer asker kaçağıymış.
Neyse, Sıdıkam doğru Sefaköydeki tamirhaneye

---------- Mesajlar birleştirildi - 00:09 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:01 ----------
.......
O arabayı toplamda 2 yıl kullandım.
Urgan hep bagajdaydı
Ama ne yalan söyleyeyim severdim çarpık bacaklı Sıdıkamı
Askere giderken aileme yük olmamak, birazda yedek akçe bırakmak için sattım Sıdıkayı.
Alan kişi tüm sorunlarını bilerek aldı.
Sattığım kişi şehir dışına çıkarmıştı arabayı...
Sonradan duyduğum, hız merakından mütevellit kaza yaptığından Sıdıkayı hurdaya çıkardığı yönünde...
Hiç hıza gelmezdi...
Fıtı fıtı gitmeyi severdi Sıdıka
Sağlıcakla kalın...
ufoz
.....
Not : Hikayenin tümü gerçek ve başıma gelmiş olaylar...
Eksiği vardır. Fazlası yoktur.
Tümünü okuduysanız muhtemelen yüreğiniz daralmıştır.
Şimdi camı açıp biraz temiz hava alma zamanı 