- Katılım
- 5 May 2009
- Mesajlar
- 1,123
Rutkay Aziz'in konuşmasında katılınmayacak hiçbir şey yok, ilk bakışta. Açıkçası irkilmeme sebep olan, "adaletsiz bir kalkınma gidişi"nden (ki kimi işaret ettiğini tartışmak dahi abes kaçar) elde edilen ana yemeğin üzerine Goethe'nin "Dünya'nın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir" sosu ile sunulması. Bazı damaklarca son derece leziz bulunan bu yemek, benim biraz karnımı ağrıtıyor açıkçası. Çünkü, benim gözlüklerimin ardından bakınca, klasik bir Kemalist refleks olan "memleketin yarısı cahil koyunlardan oluşmakta" aymazlığına çıkıyor bu yol.
Ben iyi niyetle, Rutkay Aziz'in, Goethe'nin bu güzel saptamasını, bağlamından bu derece saptırarak kullanmayacağını ümit ediyorum.
Gelelim Rutkay Aziz'in diğer tespitlerine...
- Bu ülkede sırf bir pankart açtığı için genç insanlar 16 da değil koskoca 18 ay hapiste yattılar mı? Evet...
- 12 yaşında çocuğa 13 kurşun sıkanlar (9 tanesi sırtından) nefsi müdafa gerekçesiyle beraat ettiler mi? Evet...
- 12 yaşında çocuğa tecavüz eden onlarca insan müsveddesi, mahkemedeki iyi halleri ve kızın iffetsiz olması gerekçesi ile asgari sınırdan cezalandırıldılar mı? Evet...
- Saymakla biter mi? Hayır...
Böyle adalet düşman başına be dostlar. Böyle hukuk mu olur? Buna isyan etmeyen insan mı olur? Peki biz yüzümüzü kime döneceğiz? Kime "bu vahşi düzeni biraz olsun düzelt" diyeceğiz? Düzelmediğinde kimi eleştireceğiz? İktidarı elbette... Bunda ne gariplik var?
Bu memleketin %50'sinden oy almış bir iktidar var karşımızda... Ama genel tavrı en hafif tabiri ile nobran ve otoriter. Belki bu sebeple, belki kendilerince başka bazı sebepler ile siyasi anlamda aynı kampta olmadıkları diğer yarısına memleketin, uzak kalıyorlar.
Uzun lafın kısası, iktidarı ona gönül vermiş olduğu bilinen insanların da eleştirebilmesini isterdim ben. Ayan beyan ortada olan sorunları hatırlatmalılar bence, itiraz etmeliler. Çünkü aşikardır ki, iktidar siyasi rakiplerinin eleştirilerini, tabiri caizse, sallamıyor. Ama ona gönül vermiş olanlardan duyarsa bu eleştirileri, o zaman dinlemek zorundadır...
Sevgiler.
Ben iyi niyetle, Rutkay Aziz'in, Goethe'nin bu güzel saptamasını, bağlamından bu derece saptırarak kullanmayacağını ümit ediyorum.
Gelelim Rutkay Aziz'in diğer tespitlerine...
- Bu ülkede sırf bir pankart açtığı için genç insanlar 16 da değil koskoca 18 ay hapiste yattılar mı? Evet...
- 12 yaşında çocuğa 13 kurşun sıkanlar (9 tanesi sırtından) nefsi müdafa gerekçesiyle beraat ettiler mi? Evet...
- 12 yaşında çocuğa tecavüz eden onlarca insan müsveddesi, mahkemedeki iyi halleri ve kızın iffetsiz olması gerekçesi ile asgari sınırdan cezalandırıldılar mı? Evet...
- Saymakla biter mi? Hayır...
Böyle adalet düşman başına be dostlar. Böyle hukuk mu olur? Buna isyan etmeyen insan mı olur? Peki biz yüzümüzü kime döneceğiz? Kime "bu vahşi düzeni biraz olsun düzelt" diyeceğiz? Düzelmediğinde kimi eleştireceğiz? İktidarı elbette... Bunda ne gariplik var?
Bu memleketin %50'sinden oy almış bir iktidar var karşımızda... Ama genel tavrı en hafif tabiri ile nobran ve otoriter. Belki bu sebeple, belki kendilerince başka bazı sebepler ile siyasi anlamda aynı kampta olmadıkları diğer yarısına memleketin, uzak kalıyorlar.
Uzun lafın kısası, iktidarı ona gönül vermiş olduğu bilinen insanların da eleştirebilmesini isterdim ben. Ayan beyan ortada olan sorunları hatırlatmalılar bence, itiraz etmeliler. Çünkü aşikardır ki, iktidar siyasi rakiplerinin eleştirilerini, tabiri caizse, sallamıyor. Ama ona gönül vermiş olanlardan duyarsa bu eleştirileri, o zaman dinlemek zorundadır...
Sevgiler.